POLİTİKA - 25 Mart 2025 Salı 21:01

Bakan Tunç’tan Özel’e: "(Otel yangını) Bilir kişi rapor geldi, rapor karşısında susuyorsanız o zaman ikiyüzlüsünüz"

A
A
A

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bolu’daki otel yangınına ilişkin İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunun tamamlandığını açıkladı. Tunç, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştirerek, "Şimdi bakıyorlar ki raporda itiraz edilecek sadece kendi arkadaşları var. Belediyede, itfaiyede sorumlu olmuş. Ama onlar zannettiler ki birileri sorumluluk dışına çıkarılacak. Şimdi sesleri çıkıyor mu? O zaman çıkın. Evet biz yanlış yapmışız. Biz size bu yönde haksızlık yapmışız. Rapor karşısında susuyorsanız o zaman ikiyüzlüsünüz" dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın’da AK Parti İl Başkanlığı’nın geleneksel iftar yemeğinde konuştu. Tunç, Türkiye’nin fiziki ve demokratik kalkınmasına yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Tunç, ülkenin dört bir yanının büyük projelerle donatıldığını belirterek, yapılan yatırımların yanı sıra demokratik reformlara da büyük önem verildiğini vurguladı. Bakan Tunç, sadece altyapı ve üst yapı çalışmalarına odaklanmadıklarını belirterek, "Türkiye’nin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması için çalıştık. Reformlar yaptık, kanunlarımızı yeniledik. Anayasamızı vesayetçi ruhtan arındırmak ve darbecilere geçit vermemek adına milletimizin onayıyla önemli anayasa değişiklikleri gerçekleştirdik" dedi.

"Türkiye’nin kalkınmasını istemeyenler hep engellemek istedi"

Bakan Tunç, Türkiye’nin ilerlemesini istemeyenlerin çeşitli yollarla iktidarı devirmeye çalıştığını ifade ederek, "Ülkemizin her bir yanı eserlerle donatıldı. Büyük eserlerle, hayal dahi edemeyeceğimiz dünyanın en büyük havalimanları, dünyanın en büyük köprüleri, enerji projeleri. Organize sanayi bölgelerini dolduran fabrikalar, üniversiteler, okullar, barajlar, sanayi tesisleri, limanlar, her yeri eserle donattık. Türkiye’nin fiziki kalkınmasını sağlarken sadece altyapı, üst yapı çalışmalarıyla, fiziki kalkınmayla yetinmedik. Türkiye’nin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması için çalıştık. Reformlar yaptık. Kanunlarımızı yeniledik. Anayasamızı vesayetçi ruhtan arındırmak darbecilere bir daha geçit vermemek için milletimizin onayıyla önemli anayasa değişiklikleri, reformlar gerçekleştirdik. Yargı birliğinin sağlanmasından tutun da temel hak özgürlüklerinin daha da kuvvetlendirilmesine varıncaya kadar her alanda büyük reformlara milletimiz sayesinde imza attık. Ve anayasamızı darbeci anlayıştan, vesayetçi anlayıştan arındırmanın gayreti içerisinde olduk. Ülkemizi yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşturma mücadelesi yaparken bunu hazmedemeyenler oldu. Türkiye’nin gelişmesini, kalkınmasını istemeyenler hiç boş durmadılar. Partimize kapatma davası açtılar. Hem de iki kere, üç kere dava başladı. Kurucu üyelerimiz var burada. AK Parti’nin kurucu üyeleri arasında başörtülü var diye bu partiye kapatma davası açtı o günkü vesayetçi yargı anlayışı. Biz bunları unutmadık. 367 krizleri. E-Muhtıralar. MİT krizi, Gezi olayları, ekonomide en parlak olduğumuz dönemde faizlerin yüzde 5’e düştüğü, enflasyonun yüzde 5’e düştüğü, dünya projelerinin temellerinden atıldığı bir parlak dönemde sokak olaylarıyla iktidara devirebileceklerini zannettiler. Başarabildiler mi? Başaramadılar. Sonrasında masa başında acaba yaşarabilir miyiz? 17-25. Emniyet yargı darbesiyle acaba Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü kesebilir miyiz diye çabaladılar. Onu da başaramadılar. Sonrasında terörü azdırdılar ve sonrasında da 15 Temmuz hain kalkışmasıyla bu ülkenin istiklaline ket vurmak istediler. Bu ülkenin yönetimini yabancılara peşkeş çekmek istediler. Orta Doğu’daki planlarını bozmak isteyen bir yönetimi artık burada sona erdirmek istediler. Adeta güneyimizde bir terör devletinin kurulması için Türkiye’yi engel olarak görenler Türkiye’deki taşeronlarını kullanarak 15 Temmuz ayı kalkışmasını sağladılar. Başardılar mı? Milletimizin o kahramanlığıyla o gece karartılmak istenen Türkiye’miz milletimiz sayesinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle aydınlığa kavuştu" dedi.

"Terör belasını ülkemizden köküyle sökeceğiz"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yola devam ettiklerini belirterek, Cumhur İttifakı’nın Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme sürecine girdiğini vurguladı. Bakan Tunç, bu süreçte milletin birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini ifade etti. Bakan Tunç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçen ekim ayında yaptığı grup konuşmasının ardından "Terörsüz Türkiye" sürecinin başladığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu sürece kararlılıkla destek verdiğini söyleyen Tunç, milletin etnik köken gözetmeksizin birlik içinde olması gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yolumuza devam ediyoruz. İnşallah Cumhur İttifakı’yla Türkiye yüzyılının temellerini attık, şimdi inşa süreci başladı. Ve bu inşa sürecinde millet birlik ve beraberlik içerisinde olacağız. İç cephemizi güçlendireceğiz. Sayın Bahçeli’nin Ekim ayında yaptığı grup konuşmasından sonra başlayan bir süreç var. Terörsüz Türkiye süreci. Sayın Cumhurbaşkanımızın da koyduğu iradeyle inşallah 40 yıldan bu yana bu ülkenin başına musallat olan gelişmemizin kalkınmasının önünde en büyük engel olan binlerce insanımızın, binlerce askerimizin, polisimizin, sağlık memurumuzun, öğretmenimizin, hakimimizin, savcımızın şehit olmasına neden olan o terör belasından da milletimizi kurtaracağız inşallah. Ülkemizi o beladan kurtaracağız. Onun eşiğindeyiz ve inşallah milletçe etnik kökeni ne olursa olsun hiçbir ayrım gayrım yapmadan birliğimizi kuvvetlendireceğiz. Terörü ülkemizden milletimizin arasından o fitne yuvasını çıkarıp atacağız. Ülkemizi huzurlu bir geleceğe kavuşturacağız. Çocuklarımızın, gençlerimizin daha huzurlu ve daha güvenli bir Türkiye’de, Türkiye Yüzyılını inşa etmelerinin yolunu açacağız inşallah. Bunu hep beraber yapacağız. Bu yöndeki kararlılığımız hız kesmeden devam ediyor."

"Dünya soykırıma sessiz kalıyor"

Adalet Bakanı Tunç, Ramazan ayında Filistin’de yaşanan trajediye dikkat çekerek, uluslararası sistemin adaletsizliğini vurguladı. Tunç, Gazze’de yaşananların uluslararası sözleşmelere aykırı bir soykırım olduğunu belirtti. Gazze’de 500 günü aşkın süredir devam eden saldırılarda binlerce masum insanın hayatını kaybettiğini hatırlatan Bakan Tunç, şunları söyledi:

"Mübarek Ramazan ayındayız. Yaklaşık 500 gün geçti. Gazze’de, Filistin’de maalesef bir dram yaşanmaya devam ediyor. Dünyanın gözü önünde bir soykırım işlemeye devam ediyor. Soykırım sözleşmesi, uluslararası sözleşmedeki bütün unsurları ihlal eden bir terör devleti var karşımızda. Mübarek Ramazan’a girdiğimizde bir gecede 400 Filistinli kadın demeden, çocuk demeden, şehit eden katiller var maalesef. İşte dünyanın maalesef sesi çıkmıyor. Uluslararası hukuku tanıyan yok. Uluslararası Adalet Divanı tedbir kararları verdi. Uygulanan yok. Uluslararası Ceza Mahkemesi o katillerle ilgili, o soykırımcılarla ilgili yakalama kararları çıkardı. Uygulama kabiliyeti yok. İşte Sayın Cumhurbaşkanımız her defasında her kürsüde, Birleşmiş Milletler Kürsüsü’nde dahil olmak üzere uluslararası sistem adil değil. Uluslararası sistem mutlaka revizyona tabi olmalıdır, tutulmalıdır. Daha adil bir dünya mümkündür derken işte bunu kastediyorum. Bunu başarabilmek için de Türkiye’nin daha güçlü olması lazım. Daha çok çalışmamız lazım. 23 yılda çok mesafeler aldık. Darbeci, vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Her alanda tarihe gömdük. Bugün Türkiye’nin önü her zamankinden daha parlak ve aydınlık. Geleceğimize güveniyoruz. Gençlerimize güveniyoruz ve Türkiye’yi inşallah rahmet ve Özal’ın dediği gibi. Çağ atlayan bir Türkiye. Türkiye yüzyılının inşa edildiği Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu bu iradeyle Türkiye Yüzyılını hep beraber inşa edeceğiz inşallah. Bundan hiç şüpheniz olmasın. 2028’e kadar çok çalışacağız. Seçimsiz geçecek önümüzde bir üç yıllık bir süre var. Milletimiz için eser üreteceğiz. Geçmiş sıkıntılardan kaynaklanan, çevremizdeki savaşlardan kaynaklanan, pandemiden kaynaklanan, 6 Şubat depremleriyle 11 vilayetimizin yerle bir olmasından kaynaklanan ekonomideki azalmayı, halkımızın alım gücündeki azalmayı artıracağız. Enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara nasıl indirmişsek yine indireceğiz ve işçimizin, memurumuzun, emeklimizin alım gücünü artırarak yolumuza devam edeceğiz inşallah. Ve 2028’e geldiğimizde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhur İttifakı ile birlikte Türkiye’nin lideri, dünya lideri olarak devam etmesini sağlayacağız."

"Bartın, kalkınma hamlesinden payını almaya devam edecek"

Bakan Tunç, Bartın’ın AK Parti döneminde büyük yatırımlar aldığını belirterek, şehrin her köşesinde önemli eserler bulunduğunu söyledi. Tunç, eğitimden ulaşıma, sanayiden altyapıya kadar birçok alanda Bartın’a yatırım yapıldığını vurguladı. Bartın’ın AK Parti’nin eser siyasetinden nasibini almaya devam edeceğini belirten Bakan Tunç, "Bu gelişme ve kalkınma hamlesinden Bartın’ımız nasibini almaya devam edecek. Çok eserler ürettik. Bartın’ın her bir köşesine, neresine baksanız AK Parti’nin eserleri vardır. Okullar var, üniversiteler var, tüneller var, barajlar var, limanlar var. Organize Saray Bölgesi’nde fabrikalar var, köprüler var, yollar var, köyde çalışmalar var, belde çalışmalar var. Saymakla bitmez. AK Parti siyaseti eser siyaseti" dedi.

"Amasra kazası için yargı süreci işliyor"

Amasra’da 43 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin yargı sürecinin devam ettiğini hatırlatan Tunç, şehit madencilerin aileleriyle yakından ilgilenmeye devam edeceklerini belirtti. Tunç, "Bazıları her olay üzerinden siyaset yapıyor. Amasra’da bunu yaptılar, şimdi Kartalkaya’daki otel yangınında da aynısını yapıyorlar. Ancak biz hizmet üretmeye ve halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz." Birileri şunu demiş. Birileri bunu karalamış. Hiç bizim umurumuzda değil. Yerel siyasette bir takım laflar atılıyormuş. Yargı kararları üzerinden işte Amasra’daki kazayla ilgili verilen kararla ilgili olarak; yargının verdiği kararla ilgili olarak ne yapabilirsiniz? Tarafsız da bağımsız yargı. Deliller ortada. Ve ona göre bir karar veriyor. 43 madencimizi şehit verdik. Amasra kazasında. Rabbim mekanlarını cennet eylesin. Yakınlarına, ailelerine bir kez daha baş sağlığı diliyoruz. Her birini evlerinde ziyaret ettik. Her zaman onlar bizim başımızın tacı. Yakından ilgilenmeye hep devam edeceğiz. Bir daha böyle elim kazalar ülkemizin başına gelmesin. Bütün temennimiz, duamız bu. Çok dikkatli katli olunması gereken bir çalışma. Yargı süreci devam ederken, henüz yerel mahkeme karar vermiş. Bu kararın denetimi bir üst mahkemede, istinaf mahkemesinde. 3 yıldan 17 yıla kadar hapis cezaları alan sorumlular var. Sayın Cumhurbaşkanımız kaza gününün hemen sabahında Bartın’a geldiğinde, Amasra’ya geldiğinde sorumlulardan hesap sorulacak demişti. Evet sorumlulardan kim hesap soracak? Yargı hesap soracak. Ve yargı bir sonuca vardı. Şimdi bu sonucu denetleyecek olan bir üst mahkeme. Onun da bir üstü Yargıtay. Dolayısıyla bu süreçleri bağımsız ve tarafsızca sürdüren bir yargı ortadayken gelip burada milletvekillerimize, siyasete, AK Parti’ye çamur atmak onlara hiçbir şey kazandırmaz. Biz şehit madencilerimizin hakkını, hukukunu sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz inşallah. Hiç şüpheli olmasın. Biz onlar bizim kardeşlerimiz. O şehitlerimizin mesajlarını ben silmiyorum. Öncesinde görüştüğümüz kardeşlerimiz cep telefonumda duruyor hala. Görüştüğümüz, birebir irtibatlı olduğumuz Allah rahmet eylesin. Kim onların hakkını savunamaz? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Ama birileri işte bunun üzerinden siyaset yapıyor. Sadece Amasra ile ilgili değil" ifadelerini kullandı.

"Bu ülkenin ana muhalefetinin genel başkanı alçakça bir tutum içerisine girdi"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kartalkaya’daki otel yangınında hayatını kaybeden 78 kişi üzerinden siyasi polemik yapılmasını sert bir dille eleştirdi. Tunç, ana muhalefet partisi liderinin, yargıya müdahale edilmek istendiği yönündeki açıklamalarını "alçakça bir tutum" olarak nitelendirdi. Kartalkaya’daki facianın ardından İstanbul Teknik Üniversitesi bilirkişi raporunun hazırlandığını ve sorumluların tespit edildiğini belirten Tunç, şu ifadeleri kullandı:

"Aynı siyaseti Kartalkaya’daki otel yangınında da yaptılar. Hala değil mi? Kazadan bu yana hep onun üzerinden, 78 canımız üzerinden polemik yapmaya utanmadan, sıkılmadan bu ülkenin ana muhalefetini genel başkanı grup kürsülerinden birilerinin yargıdan kaçırılmak istendiğini ima ederek alçakça bir tutum içerisine girdi. 78 canımız, 36’sı çocuk. Ucu nereye dokunursa dokunsun diyoruz. Ama o hayır diyor. Ucu şuraya dokunmasın. Oraya dokunursa ben bu raporu kabul etmem diyor. Sen mi karar vereceksin ona. Ona yargı karar verecek. Ona mahkeme karar verecek. Bilirkişi raporu geldi. Bilirkişi raporu. Kimlerin, hangi kurumların sorumlu olduğunu belirledi. Neredeyse bir hafta oluyor. Neden hiç sesiniz çıkmıyor? Ucu nereye dokunursa dokunsun dedik. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin bilirkişileri raporu ortaya çıkardı ve şimdi bakıyorlar ki raporda itiraz edilecek sadece kendi arkadaşları var. O da dahil olmuş. Belediyede, itfaiyede sorumlu olmuş. Ama onlar zannettiler ki birileri sorumluluk dışına çıkarılacak. Şimdiki sesleri çıkıyor mu? O zaman çıkın. Evet biz yanlış yapmışız. Biz size bu yönde haksızlık yapmışız. Rapor geldi. Evet detaylı bir şekilde incelenmiş. 200’den fazla sayfa var, bütün mevzuat incelenmiş ve buna göre bir rapor oluşmuş ve mahkemede bunu takdir edecek. İtirazlar olabilecek. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan rapor karşısında susuyorsanız o zaman ikiyüzlüsünüz. İşte bunlar böyle. İşlerine geldikleri zaman yargı iyi, işlerine gelmedikleri zaman kötü."

"Adli soruşturmalar üzerinden, propaganda yaparak, sokakları terörize ederek marjinal grupları polisimizle karşı karşıya getirerek bir yere varılamaz"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul’daki soruşturmalar üzerinden siyasi algı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, bu sürecin tamamen hukuki çerçevede ilerlediğini vurguladı. Bakan Tunç, İstanbul’da yürütülen soruşturmaların siyasi bir operasyon değil, hukuki bir süreç olduğunu belirtti. Tunç, soruşturmaların adil bir şekilde yürütüldüğünü ve delillere dayanarak karar verileceğini ifade ederek, bazı grupların soruşturmaları bahane ederek kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını belirtti ve ülkenin huzurunu bozma girişimlerine karşı devletin kararlı duruş sergileyeceğini söyledi. Tunç, "Aynı şekilde İstanbul’daki soruşturmalarla ilgili de öyle. Adli soruşturmaların üzerinden sanki böyle bir siyasi soruşturmaymış gibi bir algı oluşturma çabası içerisindeler. Bu tamamen adi bir olay. Terör soruşturması var, bir de yolsuzluk soruşturması var. Bu ülkenin insanlarının hakkını, hukukunu, İstanbul’unun 16 milyon, İstanbul’lunun hakkını, hukukunu kim savunacak? Eğer onun parası çalınıyorsa onun imkanları bir yerlere peşkeş çekiliyorsa ve bu konudaki kuvvetli şüphe, ihbarlar yargıya intikal ediyorsa ve yargı savcılar, cumhuriyet savcıları onlara hasır altı edecek? İnceleyecek, soruşturacak ve bir karara varacak. Dolayısıyla biz burada kim suçlu, kim suçsuz diyebiliyor muyuz? Buna yargı karar verecek. Sen daha dosyanın içerisindeki delillere vakıf olmadan, dosyayı görmeden kişilerin savunması alınmadan, iddiaları görmeden direkt hüküm vererek peşin bir yargıyla, yargıyı suçluyorsun, tehdit ediyorsun ve Sayın Cumhurbaşkanımızla bu soruşturmaları ilişkilendiriyoruz. Bekleyeceksin, sabırla bu ülkenin hakim ve savcıları dosyaya göre karar verir. Delillere göre karar verir. Varsa bir suç davayı açar. Yoksa da gereğini yapar. Dolayısıyla burada adli soruşturmalar üzerinden, propaganda yaparak, sokakları terörize ederek marjinal grupları polisimizle karşı karşıya getirerek bir yere varılamaz. Bu ülkenin huzurunu ve güvenliğini bu millet size bozdurmaz ve bozdurmayacak" ifadelerini kullandı.

Rıdvan Bostancı - Onur Altındağ

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Körfezi’in temizliği için takviye güç İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi’ndeki temizlik çalışmalarını güçlendirmek için beş amfibi aracı hizmete alıyor. Sığ ve erişilmesi zor kıyı alanlarında da çalışabilen araçlarla deniz marulu yoğunlaşmalarına hızlı müdahale edilerek ekolojik dengenin korunması hedefleniyor. İzmir Körfezi’nde temizlik çalışmalarını yoğunlaştıran İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda filosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Belediyenin iştiraki İZDENİZ, körfezde yürütülen temizlik çalışmalarını desteklemek ve deniz marulu yoğunlaşmalarına daha hızlı müdahale edebilmek amacıyla beş adet amfibi temizlik aracını bünyesine kattı. Gediz Nehri’nin taşıdığı kirleticiler ve havza kaynaklı besin yükü nedeniyle son yıllarda körfezde deniz marulu (makroalg) yoğunlaşmaları daha sık görülürken, yeni araçlarla bu yoğunlaşmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. Alg patlamalarına neden oluyor Gediz Nehri’nin su kalitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü verilerine göre 3. sınıf, yani kirli su seviyesinde bulunuyor. Özellikle azot ve fosfor gibi besin maddelerindeki artış, deniz marulu gelişimini hızlandırarak kıyı alanlarında geniş yayılımlara yol açıyor. Yapılan saha çalışmalarında, sığlaşmanın belirgin olduğu Mavişehir ile Foça arasında yaklaşık 4 milyon metrekareyi aşan alanın köksüz deniz marullarıyla kaplandığı tespit edildi. Deniz marulları parçalanıp ayrıştığında suya önemli miktarda besin yükü bırakıyor; bu durum da mikroalg patlamaları (alg bloom) olarak adlandırılan çevresel olayları tetikleyebiliyor. Alg patlamaları ise su kalitesinin bozulmasına, kötü koku oluşumuna ve balık ölümlerine neden oluyor. Yeni alınan amfibi temizlik araçlarıyla deniz marulu yoğunlaşmalarına erken müdahale edilmesi ve kıyı bölgelerinde oluşabilecek çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Denizde ve karada hareket edebiliyor Denizde ve karada hareket edebilme özelliğine sahip olan bu araçlar, paletli yapıları sayesinde özellikle sığ kıyı alanlarında ve erişilmesi zor bölgelerde yüksek manevra kabiliyetiyle çalışabiliyor. Araçların ön kısmında bulunan süzgeç tipi kepçe sistemi, su yüzeyinde biriken deniz marulu ve benzeri organik materyallerin etkin biçimde toplanmasını sağlıyor. Toplanan materyaller daha sonra uygun yöntemlerle bertaraf edilerek çevreye yeniden karışmasının önüne geçiliyor. Bu araçların en önemli avantajlarından biri de, kıyıya yakın sığ alanlarda ve lagün benzeri bölgelerde karadan denize kesintisiz şekilde çalışabilmeleri ve temizlik faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamaları. Ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlayacak Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren 2 amfibi araca ilave olacak 5 amfibi temizleme aracı kısa bir süre sonra Körfez’de hizmet vermeye başlayacak. Deniz suyu seviyesinin hızlı değiştiği dönemlerde yüzeye çıkan deniz marullarının hızlı bir şekilde toplanması, tekrar deniz su seviyesi yükselmeden müdahale edilmesi önem taşıyor. Su seviyesi yükseldiğinde deniz marulları parçalanıp mikro alg patlamasını tetikliyor. Bu nedenle deniz suyu seviyesinin düştüğü dönemde hızlı bir şekilde daha çok araç ile müdahale edilmesi önem arz ediyor. Deniz maruluna hızlı müdahale İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, "Körfezde ciddi miktarda deniz marulu oluşuyor. Bunun başlıca nedeni Gediz Nehri ve eski yatağı olan Ağıl Deresi. Ağıl Deresi’nden Gediz Nehri’nin ana yatağına kadar uzanan hatta yıllardır sediment birikiyor. Bu birikim; sığlaşma ve su kalitesi sorunlarıyla birlikte deniz marullarının oluşması için elverişli bir ortam yaratıyor. Deniz marulları çürüdüğünde balık ölümlerine ve kötü kokuya yol açan mikroalg patlamalarını tetikliyor. Bu nedenle yüzeye çıkan marulların hızla toplanması gerekiyor. Sürenin kısıtlı olması nedeniyle araç kapasitemizi artırdık ve bu kapsamda amfibi araçları filomuza dahil ettik. Bu araçlarla birlikte toplam amfibi sayımız 7’ye ulaştı. Önümüzdeki yaz, balık ölümleri ve koku sorunlarının önüne geçmek için deniz marullarını düzenli olarak toplayacağız. Deniz marulları genellikle bahar aylarında oluşup kasım ayında dağılıyor; yaz boyunca ise sık sık yüzeye çıkıyor ve suyun rengini olumsuz etkiliyor. Deniz marulu oluştuğu anda müdahaleye hazırız" dedi.
Kütahya Kütahya’da "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" sahnelendi Kütahya Gençlik Merkezi ev sahipliğinde düzenlenen "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" programı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. "Geleneksel Dilde, Fikirde, İşte Birlik" temasıyla hazırlanan etkinlikte, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş Türk coğrafyasının kültürel mirası sahneye taşındı. Açılış konuşmalarında Türk kültürünün köklü geçmişine ve milletleri birbirine bağlayan güçlü bağlara vurgu yapıldı. Etkinlik, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarından ilham alınarak hazırlandı. Anadolu’dan Kazakistan’a, Özbekistan’dan Kırım’a uzanan geniş bir coğrafyanın gelenekleri tek sahnede buluşturuldu. Konuşmalarda, kültürel değerlerin korunmasının bir sorumluluk olduğuna dikkat çekilerek "Türk’ün töresi yaşarsa, cihan nefes alır" mesajı verildi. Program kapsamında, Türk tarihinin ritüellerinden biri olan demir dövme geleneği canlandırıldı. Protokol üyeleri örs üzerinde demir döverek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Bu anlar katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinlikte ayrıca "Anadolu Bereket Sofrası" kuruldu. Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırım Tatarları, Uygur ve Kırgız kültürlerine ait bahar ritüelleri; semeni, boyalı yumurta, kırmızı elma ve bereket suyu gibi sembollerle tanıtıldı. Geleneksel niyet manileriyle kadim kültür yaşatıldı. Program boyunca sahnelenen gösteriler izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Mistik Şaman dansları, Kazak ezgisi "Akkuşum" ve Azerbaycan’a özgü müzikler büyük beğeni topladı. Ayrıca Azerbaycan’ın "Naz Eyleme" dansı ile Anadolu’nun simgesi zeybek oyunu sahnelendi. Şiir konserinde ise Abdurrahim Karakoç’un "Anadolu’da Bahar" şiiri ile Ziya Gökalp’in "Ergenekon" eseri izleyicilerle buluştu. Programın finalinde sahne alan Azerbaycan Halk Tiyatrosu; Bahar Kızı, Köse ve Keçel gibi karakterlerle izleyicilere hem eğlenceli hem düşündürücü anlar yaşattı. Etkinlik, Türk dünyasının birlik ve beraberliğini belgeleyen eserlerin seslendirildiği konserle sona erdi.
Diyarbakır Zerzevan Kalesi yağışlı havaya rağmen bayramda 13 bin kişi ağırladı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi, 3 günlük bayram tatilinde yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırlarken, 35 kadın ise toprak altındaki tarihi yapıyı gün yüzüne çıkartıyor. Zerzevan Kalesi, Çınar ilçesi Diyarbakır-Mardin kara yolu üzerinde yer alıyor. Kazı - restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Aytaç Coşkun’un başkanlığında 2014 yılında başladı. Roma’nın sınır garnizonu olan Zerzevan Kalesi’nin tarihi 3 bin yıl öncesine Asur Dönemine (MÖ 882-611) kadar gidiyor. Pers Döneminde de (MÖ 550-331) Kral Yolu üzerinde bulunan yerleşim alanı yol güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılmış. Buluntular, alanın Parth (MÖ 140-85), Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemlerinde MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar kullanıldığına işaret ediyor. Roma Döneminde MS 3. yüzyılda Severuslar Döneminde (MS 198-235) asıl büyük askeri yerleşim inşa edildi. Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios I (MS 491-518) ve Justinianos I (MS 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazı yapılar ise yeniden inşa edilerek mevcut son haline getirildi. 639 yılında İslam ordularının fethine kadar yerleşim kesintisiz kullanılmış. Yeni başlayan çalışmalar ulusal ve uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış, şu anda yerli ve yabancı turistlerin yoğun ziyaret ettiği bir ören yeri haline geldi. Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşimde dünyanın en iyi korunmuş Mithras Kutsal Alanı ortaya çıkarıldı. Bu yapılar kompleksi Roma’nın doğu sınırındaki ilk kutsal alanı olarak biliniyor. Bin 200 metre uzunluğunda, 15-18 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 24 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, Arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer alıyor. Kuzeyinde ise cadde-sokaklar ve konutlar takip ediyor. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yeraltı kilisesi, yeraltı kutsal yapısı, dünyada bulunmuş son, Roma’nın doğu sınırındaki ilk Mithras kutsal alanı tespit edildi. Surların dışında ise yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları, nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekiyor. Zerzevan Kalesinde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunuyor. Zerzevan Kalesi ve Mithras Kutsal Alanı 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girdi. Asıl liste için de çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından yürütülüyor. Yapının bu yıl Dünya Mirası olması planlanıyor. Tarihi yapı, yılda 400 bin yerli ve yabancı turist ağırlarken kale, 3 günlük bayram tatilinde ise yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırladı. Yapıya her geçen gün ziyaretçiler gelirken, kazı alanında ise 35 kadın, proje kapsamında tarihi yapıdaki eserleri gün yüzüne çıkartıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, bu yıl ilk defa İŞKUR’un "İş Gücü Uyum Projesi" kapsamında 35 kadının Zerzevan Kalesinde çalıştığını söyledi. Bu kadınların yanı baştaki köylerden geldiğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, hem ilk olması hem de kadın istihdamı açısından projenin oldukça önemli olduğunu ifade etti. Coşkun, İŞKUR ve Çınar Kaymakamlığının ortaklaşa projesi olduğunu belirterek, "35 kadın, tarihe ışık tutuyor. Kadın istihdamı ülkemizde ve bölgemizde oldukça önemli. Hem iş gücü uyum programı, hem aldıkları eğitimler, bunula birlikte tabii ki tarihe ışık tutmaları, bununla birlikte yine ekonomik açıdan evlerine katkı sunmaları oldukça önemliydi. Zerzevan Kalesinin en hassas noktasında çalışıyorlar. Burası askerlerin ve sivillerin kaldığı konutlar. Aslında en çok arkeolojik bulgunun ortaya çıkarıldığı yerler. Oldukça hassas çalışılması gereken yerler. Şu an buraya kadın eli değdi" dedi. "Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz" Zerzevan Kalesinin yılda ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği bir yer olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Coşkun, "Bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını bekliyoruz. Bayramda bölgemiz yağışlıydı. Ama buna rağmen çok sayıda tur Zerzevan Kalesindeydi. Çünkü Zerzevan Kalesi birçok tur programında. Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından turlar Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz. Bu sayı giderek artacak en az 1 milyona ulaşacağını düşünüyoruz. 3 günlük bayram sürecinde yaklaşık 13 bin kişi Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Bu yoğun yağışa rağmen" diye konuştu. "Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız" Kazı ekibindeki kadınlardan Eylem Atan, Demirölçek köyünde oturduğunu, mahallede böyle bir işin sunulmasının kendileri için çok iyi olduğunu söyledi. Ailelerine katkıda bulunduklarını kaydeden Atan, "Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Bu, bize mutluluk veriyor. Buranın tarihi yer açısından önemli bir yere sahip olduğunu biliyorduk. Ama bu kadarını bilmiyorduk. Kazı işleri başladıktan sonra daha çok ünlendi. Eserler bulundu, bu eserlerin bize de mutluluk heyecan veriyor. Ayrıca o döneme ait eserler bulabileceğimiz için biz de mutluyuz, heyecanlıyız. Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız. Çalışabilir miyiz dedik. Şimdi görüyoruz, hepimiz çalışıyoruz, yapabiliyoruz. Bazılarımız kazma ile kazıyor, kürek, mala ile kovalarımıza dolduruyoruz. O işlemeleri yaparken çok yavaş, çok detaylı bir şekilde yapıyoruz" şeklinde konuştu.