EĞİTİM - 03 Kasım 2025 Pazartesi 18:44

BARÜ’de Ukrayna Lviv Ivan Franko Ulusal Üniversitesi iş birliğinde uluslararası panel düzenlendi

A
A
A
BARÜ’de Ukrayna Lviv Ivan Franko Ulusal Üniversitesi iş birliğinde uluslararası panel düzenlendi

Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Ukrayna Lviv Ivan Franko Ulusal Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen panelde kimlik, bellek ve toplumsal dönüşüm kavramları disiplinler arası bakış açısıyla değerlendirildi.


Bartın Üniversitesi (BARÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ile Ukrayna Lviv Ivan Franko Ulusal Üniversitesi (Ivan Franko National University of Lviv) iş birliğinde "Exploring the Dynamics of Freedom and Identity in Today’s World" (Günümüz Dünyasında Özgürlük ve Kimlik Dinamiklerini Keşfetmek) başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünden Prof. Dr. Sedat Yazıcı’nın yaptığı panelde iki üniversiteden akademisyenler özgürlük, kimlik, bellek ve toplumsal dönüşüm konularını farklı bakış açılarıyla ele aldı.



Lviv Ivan Franko Ulusal Üniversitesi Felsefe Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Nadiya Levus, "Transformation of Ethnic Identity in Contemporary Conditions" (Günümüz Şartlarında Etnik Kimliğin Dönüşümü) başlıklı sunumunda etnik kimliğin dönüşümünü anlattı. Psikoloji bölümünden Doç. Dr. Natalia Hrebin, "Identity in Conflict: How Shame and Guilt Determine the Behavioral Strategies of a Modern Personality" (Çatışma Halindeki Kimlik: Utanç ve Suçluluk Duygusu Modern Kişiliğin Davranış Stratejilerini Nasıl Belirliyor?) başlığında çatışma dönemlerinde bireylerin utanç ve suçluluk duygularıyla olan ilişkisini inceledi. Siyaset Bilimi Bölümü’nden Doç. Dr. Yulia Slipetska, Ukrayna’daki siyasal kurumların savaş sürecindeki dönüşümünü "The Transformation of Ukraine’s Political Institutions in Wartime" (Savaş Zamanında Ukrayna’nın Siyasi Kurumlarının Dönüşümü) sunumuyla değerlendirdi. Felsefe Bölümü’nden Doç. Dr. Zlatyslav Dubnyak ise "Freedom and Education: Threats in Occupation Times" (Özgürlük ve Eğitim: İşgal Dönemlerinde Tehditler) konusunda işgal dönemlerinde özgürlük ve eğitimin karşı karşıya kaldığı tehditleri aktardı.



BARÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hicran Karataş, diaspora meyanında melez kimliklerin oluşum ve müzakere süreçlerini "Between Roots and Routes: Negotiating Hybrid Identities in Diaspora" (Kökler ve Yollar Arasında: Diasporada Melez Kimliklerin Müzakeresi) başlığında ele aldı. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden Doç. Dr. Lale Özdemir Şahin ise "The Impact of War on the Collective Memory: Silencing of Archival Identity" (Savaşın Kolektif Belleğe Etkisi: Arşiv Kimliğinin Susturulması) başlıklı konuşmasında savaşın kolektif bellek üzerindeki etkilerinden ve arşiv kimliğinin sessizleştirilme süreçlerinden bahsetti.



İki üniversite arasındaki akademik iş birliğini güçlendiren panel, günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.




BARÜ’de Ukrayna Lviv Ivan Franko Ulusal Üniversitesi iş birliğinde uluslararası panel düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hakkari Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde görev yapan ebeler, zorlu coğrafi şartlara rağmen gebeler için yolları aşıyor. Sağlık Bakanlığı’nca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Yüksekova Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan koordinatör ebeler, köy köy gezerek anne adaylarını yalnız bırakmıyor. Karlı dağların eteklerinde ve yeşillik içinde yer alan köylere ziyaret gerçekleştiren ekipler, hem yüksek riskli gebelerin takibini yapıyor hem de anne adaylarını normal doğum süreci hakkında bilgilendiriyor. Ebeler, saha çalışmalarında Sağlık Bakanlığı’nın "Annelik Yolculuğu" mobil uygulamasından da yararlanarak gebelerin her an bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Ziyaretler sırasında düzenli takibi yapılan anne adaylarına, Yüksekova Sağlık Müdürlüğü’nce hazırlanan bebek setleri hediye edildi. Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü Gebe Bilgilendirme Birimi’nde görevli Koordinatör Ebe Fidan Aktaş, "Bakanlığımızın yürüttüğü ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması kapsamında tüm gebelerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle doğuma son 3 ayı kalan gebelerimizle gerek telefonla gerekse yüz yüze mutlaka iletişim kuruyoruz. Yüksek riskli gebelerimizi evlerinde ziyaret ederek durumlarını kendi ortamlarında gözlemliyoruz. Köy köy gezerek bilgilendirme faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bugün de Yoncalık köyünde riskli bir gebemizi ziyaret ettik" dedi. Ebe Zekiye Geylani ise saha çalışmalarının önemine değinerek, "Gebelerimiz, Bakanlığımızın ‘Annelik Yolculuğum’ uygulaması üzerinden her türlü soruya yanıt bulabiliyor. Biz de ev ziyaretlerimizde tansiyon ve şeker ölçümlerini yaparak genel sağlık durumlarını kontrol ediyoruz. Zaten gözetimimiz altında olan gebelerimizi, köylerinde ziyaret ederek bu süreçte yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz" ifadelerini kullandı. Yüksekova’nın zorlu arazi şartlarına rağmen ebelerin gerçekleştirdiği bu ziyaretler, bölgedeki anne ve bebek sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor.
Ağrı Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi Ağrı’da düşme sonrası oluşan küçük yara, 72 yaşındaki Muhlis Budak’ta saatler içinde ölümcül enfeksiyona dönüştü. Aynı zamanda organ yetmezliği geliştiğini öğrenen hasta, yapılan ameliyat ve tedaviyle hayata tutundu. Ağrı’da yaşayan 72 yaşındaki Muhlis Budak, cuma namazına giderken yolda düşerek dizinden yaralandı. Gün içinde herhangi bir sorun yaşamayan Budak’ın bacağında akşam saatlerinde hızla şişlik, kızarıklık ve renk değişikliği oluştu. Durumun kötüleşmesi üzerine ailesi tarafından Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen Budak, acil serviste yapılan tetkiklerin ardından kritik bir değerlendirmeye alındı. Yapılan incelemede Budak’ta enfeksiyonla birlikte organ yetmezliği olduğu da belirlendi. Hastanede görevli Plastik Cerrahi Doktoru Op. Dr. Abdullah Dinçgözoğlu, gece saatlerinde yaptığı muayene sonucunda hastaya halk arasında "et yiyen bakteri" olarak bilinen nekrotizan fasiit tanısı koydu. Hastalığın çok hızlı ilerlediğini ve saatlerin hayati önem taşıdığını belirten Dinçgözoğlu, vakit kaybetmeden ameliyat kararı aldı. Gece saat 02.00 sıralarında ameliyata alınan Budak’ın enfeksiyon nedeniyle zarar gören dokuları temizlendi. "Gecikseydi ölüm riski çok yüksekti" Halk arasında "et yiyen bakteri" olarak bilinen hastalığın çok nadir görüldüğünü ve ölümcül olduğunu vurgulayan Plastik Cerrahi Doktoru Op. Dr. Abdullah Dinçgözoğlu, "72 yaşındaki hastamız, düşme sonrası oluşan bir yara ile başvurdu. Kısa sürede genel durumu bozuldu. Bacakta şişlik, kızarıklık ve renk değişikliği gelişti. Yaptığımız değerlendirme sonucunda et yiyen bakteri olarak bilinen nekrotizan fasiit tanısını koyduk. Bu hastalık çok hızlı ilerlediği için zaman son derece kritiktir. Hastamızı gece saatlerinde acil ameliyata alarak, enfeksiyondan etkilenen ölü dokuları temizledik. Cerrahi müdahale ve antibiyotik tedavisi sonrası enfeksiyon ve organ yetmezliği emarelerinde gerileme gözlemliyoruz. Nadir görülmesine rağmen oldukça ölümcül bir hastalıktır. İlk belirtiler arasında şiddetli ağrı, kızarıklık ve renk değişikliği yer alır. Bu tür durumlarda evde müdahale edilmemeli, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Oldukça nadir görülen bu hastalığın literatürde 100 bin kişide yaklaşık 4-5 vakada ortaya çıktığını belirten Dinçgözoğlu, ağır vakalarda ölüm oranının yüzde 25 ile 75 arasında değişebildiğine dikkat çekti. Özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğunu vurgulayan Dinçgözoğlu, küçük yaraların dahi ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. "Küçük yara sandık, akşamına kötüleşti" Basit bir düşme vakasının ardından babasının hem ölümcül enfeksiyon taşıdığını hem de organ yetmezliği yaşadığını öğrenen Muhlis Budak’ın oğlu Hakan Budak ise, "Babam cuma namazına giderken düştü. Dizinin altında küçük bir yara oluştu. İlk başta basit sandık, Taşlıçay’daki hastaneye götürdük, krem verdiler. Ancak akşam saatlerinde bacağının durumu hızla kötüleşti. Bunun üzerine hemen Ağrı’daki hastaneye getirdik. Acilde tüm tetkikler yapıldı. Durumunun ciddi olduğu anlaşılınca gece saatlerinde ameliyata alındı. Doktorlar bize dokuda çürüme olduğunu söyledi. Babamın tansiyon ve kalp rahatsızlığı vardı ancak daha önce organ yetmezliği yoktu. Bu süreçte geliştiğini öğrendik. Doktorlarımız ve sağlık çalışanları bizimle çok iyi ilgilendi. Sürekli bilgi alıyoruz. Şu an durumu iyiye gidiyor. Zor bir süreç ama atlatmayı umut ediyoruz" diye konuştu.
Hatay Beton mikseri sürücüsü, metrelerce sürüklediği otomobili fark etmedi: O anlar kamerada Hatay’da beton mikserinin çarpıştığı otomobili metrelerce sürüklediği anlar kameraya yansıdı. Çevredeki vatandaşların uyarısıyla durabilen beton mikserinin sürüklediği otomobil sürücüsü yaralandı. Kaza, Antakya ilçesi Zülüflühan Mahallesi Antakya - İskenderun çevre yolunda yaşandı. Seyir halinde ilerleyen beton mikseri, aynı şeritte olan otomobille çarpıştı. Mikser, çarpıştığı otomobili önüne alarak metrelerce sürükledi. Beton mikserinin otomobili önüne alarak metrelerce sürüklediği anlar kameraya yansıdı. Görüntülerde; otomobili fark etmeyip önüne alan beton mikserinin metrelerce gittiği esnada vatandaşın uyarmasıyla durduğu anlar görüldü. Kazayı gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine polis, ambulans ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye intikal eden itfaiye ekipleri, yaralı sürücüyü kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralı hastaneye kaldırıldı. Beton mikserinin otomobili önüne alarak metrelerce sürüklediğini ifade eden Arda Kurtoğlu "Motosikletimle yolda seyir halindeyken korkunç bir kazaya tanık oldum. Bir beton mikseri, önündeki otomobili altına almış ve durmak yerine üzerine sürmeye devam ediyordu. Sürücü frene basacağı yerde adeta gaza yüklenmişti. Durmaya hiç niyeti yok gibiydi. Bu bölgede sürekli kazalar meydana geliyor" ifadelerini kullandı.