KÜLTÜR SANAT - 21 Eylül 2025 Pazar 10:59

Gercüş’te yüzyıllardır devam eden bulgur kaynatma geleneği devam ediyor

A
A
A
Gercüş’te yüzyıllardır devam eden bulgur kaynatma geleneği devam ediyor

Batman’ın Gercüş ilçesinde yüzyıllardır süregelen bulgur kaynatma geleneği, bugün de ilçe merkezinde coşkuyla devam ettirildi. Asırlardır dumanı tüten kazanlarda kaynayan bulgur, ilçenin ortak hafızasında sıcaklığını korumaya devam ediyor.


Gercüş’te bulgur kaynatma geleneğinin sürmesi çok değerli bir kültürel miras. Bu tür gelenekler hem toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor hem de yöresel mutfak kültürünü gelecek nesillere aktarıyor. Tarladan hasadın toplanması ve kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte dev buğday kazanları kaynamaya başladı. Gercüş merkez ve köylerinde vatandaşlar dev kazanlarda buğday kaynatarak kışa hazırlık yapıyor. Tarladan hasadın toplanması ve kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte dev buğday kazanları kaynamaya başladı. Bin bir güçlükle kaynatılan buğdaylar daha sonra damların üzerine serilerek kurutulmaya bırakılıyor. Değirmenlerde öğütüp kabuklarından ayırdıktan sonra bulgurları rüzgarda savurduktan sonra da eski değirmen taşıyla öğüterek ve sonra eleyerek kışlık erzaklarını hazırlıyorlar.


Bulgur kaynatmayla ilgili konuşan Süleyman Öner, "Öncellikle suyumuzu dev kazanlara boşaltıp tabii bunun bir ölçeği vardır, kazana göre ayarlıyoruz ne fazla ne de az olmaması lazım. Kazanı suyla doldurduktan sonra kazanın altına ateşi veriyoruz. Ortalama 3 ila 4 saat kaynattıktan sonra süzülmesi için buğdayımızı diğer kazana boşaltıyoruz. Süzüldükten sora bizim doğal damlarda kurutup kuruduktan sonra da belirli bir aşamaya geldikten sonra 2, 3 gün kuruduktan sonra da torbalara koyup değirmene götürüyoruz. Değirmene götürdükten sonra bunu hem bulgur, kısırlık olsun, köftelik olsun bunların hammaddesi olsun bu buğdaydan çıkıyor. Yani tek olarak bulgur olmuyor. Üç dört çeşide ayırıyoruz bunu. Bize fabrikaya nazaran bu bulgurun tadı daha güzel ve daha lezzetlidir. Kaynattığımız bulguru dayılarımıza amcalarımıza hatta batı taraflarına bile gönderiyoruz. Dedelerimizden kalan geleneği sürdürüyoruz" dedi.


Bulgur kaynatan kadınlar ise, "Çok zahmetli bir iştir ama lezzeti de güzeldir. Ondan sonra değirmene götürüp öğütüyoruz. Öğütülen bulgurluk buğdaydan 3 ila 4 çeşit yemeklik ürün alıyoruz. En küçük tanelere ’çiğ köftelik’ ve en iri olanına da ’Savar-bulgur’ diyoruz. Piyasada satılan hazır bulgurdan da alabiliriz fakat bu zahmete katlanmamızın nedeni köy usulü yapılan bulgurun lezzeti ve damakta bıraktığı tat hazır bulgurdan kat kat daha güzel olması" diye konuştu.



Gercüş’te yüzyıllardır devam eden bulgur kaynatma geleneği devam ediyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "Deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kayıttır" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "Bu millet, hangi iradenin taş üstüne taş koyduğunu, hangisinin yalnızca gürültü ürettiğini ayırt edecek ferasete fazlasıyla sahiptir. Bugün deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kalıcı bir kayıttır" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Ala sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Milletimizin feraseti, hakikat ile nümayişi, fedakârlık ile istismarı, emek ile turistik ziyareti birbirinden ayırt etmektedir. Deprem bölgesinde alın teri dökeni de, yaşanan büyük acıyı kişisel veya siyasal vitrinine malzeme kılmaya çalışanı da bu millet çok iyi tanımaktadır. Devletimizin tüm kurumları, Türkiye tarihinin en ağır afetlerinden biri karşısında, zamanla yarışan ilk müdahale ve yeniden inşa sürecini kararlılıkla yürüttü. Kısa bir zaman diliminde 455 bin yapı hak sahiplerine teslim edildi. Ne var ki bu eşsiz başarı tablosu karşısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ideolojik pozisyonunu terk edemiyor. Ortada yükselen konutları, yeniden kurulan şehirleri ve yuvasına kavuşan yüz binlerce insanı görmezden gelmek, artık eleştiri sınırlarının ötesinde bir inkâr pratiğine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Deprem bölgesinden yapılan ger yapının eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran bir kanıt olduğuna dikkati çeken Ala, "Başarıyı teslim etmek yerine, felaketin yaralarını kaşıyarak siyaset üretmeye çalışmak, siyasal acziyetin göstergesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği üzere, bu mücadelenin merkezinde tek bir amaç vardır: Yuvasız, sahipsiz tek bir vatandaş bırakmamak. Bu hedef, soyut bir vaat değil; bütçeye, projeye, şantiyeye ve teslim edilen anahtarlara yansımış bir devlet sözüdür. Bugün duyulan haklı gurur, hamasi söylemlerden değil; verilen sözlerin tutulmuş olmasından kaynaklanmaktadır. Son kertede mesele siyasetin dili değil, siyasetin mahiyetidir. Bu millet, hangi iradenin taş üstüne taş koyduğunu, hangisinin yalnızca gürültü ürettiğini ayırt edecek ferasete fazlasıyla sahiptir. Bugün deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kalıcı bir kayıttır" dedi.
Kayseri ’Asrın felaketi’nin 3. yılında Kayseri’de sessiz yürüyüş Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümü nedeniyle Kayseri’de sessiz yürüyüş düzenlendi. Yürüyüş sonrası 12 bin vatandaşın bulunduğu 45 binada mahalle tahliye tatbikatı yapıldı. Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan 6 Şubat 2023’de meydana gelen 11 ilin etkilendiği ve asrın felaketi olarak adlandırılan depremler 3’üncü yıl dönümünde Kayseri’de sessiz yürüyüşle anıldı. Kayseri Valiliği ve Kayseri İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından düzenlenen ve birçok sivil toplum kuruluşunun katıldığı yürüyüş, Talas ilçesine bağlı Mevlana Mahallesi’nde yapıldı. Yürüyüşe, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, AFAD Kayseri İl Müdürü Rifat Genç, AFAD mensupları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Yürüyüş Mevlana Mahallesi’nde bulunan acil durum toplanma alanına gelinmesiyle son buldu. Yürüyüşün ardından 45 binanın bulunduğu ve yaklaşık 12 bin vatandaşın yaşadığı alanda mahalle tahliye tatbikatı yapıldı. Sirenler çalınarak, deprem uyarısı verilen mahallede vatandaşlar toplanma alanına tahliye edildi. Burada bir konuşma yapan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, "Üç yıl önce bugün adeta kıyameti yaşadık. Kar, kış, yağmur, çamur olduğu bir gün Türkiye’de hepimizin içi yandı. Yollara düştük. 550 kilometrelik alanda canlarımız gitti. 53 bin canımızı kaybettik. O gün millet olarak birbirimize kenetlendik. Dünyada hiçbir ülkenin tek başına başa çıkamayacağı bir felaketi birbirimize sığınarak, Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla devletimizin bütün imkanları seferber edilerek milletçe el ele vererek acıyı ortadan kaldırmaya çalıştık. Yalnız büyük bir acıydı. 1 il, 1 mahalle, 1 sokak değildi. 11 ili etkisi altına almıştı. Ben o gün Kayseri’den yola çıkarken uçaklar erzaklarla, alet edevatlarla doluydu. Ancak buz, don, kar nedeniyle uçaklar uçamıyordu. Yollar, kar dolayısıyla kapanmıştı. Biz tam kendimizi toplamışken 2’nci deprem oldu. Sadece Kahramanmaraş değil, Kayseri inanılmaz bir sallantı içindeydi. Kayseri yağmur oldu, deprem bölgesine yağdı. Her birimiz komşumuzu, akrabamızı yarı yolda bırakmamak adına seferber olmuştuk. Bugün o acının üzerinden 3 yıl geçti. Biz o acıdan sonra bir kere daha aynı acıyı yaşamamak için dirençli şehirler oluşturmak adına hep beraber mücadele içerisindeyiz" dedi. Mahalle tahliye tatbikatına da değinen Çiçek, "Talas’ın Mevlana Mahallesi’nde önce sirenlerle deprem alarmı verdik. Arkasından hemşehrilerimizden alana gelmelerini istedik. Duyarlı bütün ablalarımıza, annelerimize, kardeşlerimize alana geldikleri için teşekkür ediyorum. Biz hem ilk ne yapmamız gerektiğini öğrenip yaşayıp aynı zamanda farkındalık oluşturacağız. Biz birlikle, beraberlikle birbirimize kenetlenerek bu acıları atlattık. Tabii ki canlarımız gitti ama yenileri olmasın diye de mücadeleye devam edeceğiz. Cenabı Allah’tan orada vefat eden bütün canlarımıza rahmet diliyorum" ifadelerini kullandı. Program tahliyesi sağlanan vatandaşlara çay ve çorba ikram edilmesiyle son buldu.