GENEL - 05 Eylül 2019 Perşembe 16:23

Bayburt organik bakliyat yetiştiriciliğinde marka olma yolunda

A
A
A
Bayburt organik bakliyat yetiştiriciliğinde marka olma yolunda

Bayburt ilinde 2017 yılından beri alternatif gelir getirici ürün yetiştiriciliği kapsamında uygulanan Organik Bakliyat Yetiştiriciliği Projesi kapsamında üretiminin yaygınlaştırılmasında hedeflenen organik bakliyat ekim alanı 8 bin dekara ulaştı.

Bayburt ilinde 2017 yılından beri alternatif gelir getirici ürün yetiştiriciliği kapsamında uygulanan Organik Bakliyat Yetiştiriciliği Projesi kapsamında üretiminin yaygınlaştırılmasında hedeflenen organik bakliyat ekim alanı 8 bin dekara ulaştı.


Bayburt’tun ekonomisine katkı sağlamak amacı ile uygulanan Organik Bakliyat Yetiştiriciliği Projesi kapsamında üretimin yaygınlaştırılmasında hedeflenen kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi organik bakliyat ekim alanı 8 bin dekarı buldu. Bayburt Tarım ve Orman Müdürü Selami Ersen konu ile ilgili yaptığı açıklamada; "Organik tarım, 18 Ekim 2010 tarihli 27 bin 676 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan organik tarımın esasları ve uygulanmasına İlişkin yönetmelik ile düzenlenmiş olan mevzuata göre yürütülmektedir. Tarımsal üretimin geleceği organik üretime bağlıdır. Tüketici bilinci arttıkça, tükettiği üründe kimyevi materyallerin bulunmamasını istemektedir. Üretici ise ürün desenini, arzı kolay ve en çok para kazanacağı ürüne yöneltmektedir. İlimizde alternatif ürün seçenekleri çok azdır. Bu bağlamda stratejik öneme sahip bakliyatın, karlılığı da göz önüne alındığında büyük alanlara yayılması önem arz etmektedir” dedi.


Osmanlı sarayının kuru fasulye ihtiyacı Bayburt’tan sağlanıyordu”


Organik kuru fasulyenin Bayburt’u marka yapma yolunda önemli olduğunu ifade eden Ersen, “İlimizde hali hazırda yaklaşık 8 bin dekar alanda organik bakliyat tarımı yapılmaktadır. Kuru fasulye yemeklik baklagillerden en çok tüketilen bakliyat olup, ülkemiz yöresel sofralarının aranan tadıdır. İlimizde yetiştirilen kuru fasulyenin aroması, kabuk atmaması gibi pişirme özellikleri açısından aranan özellikleri ihtiva etmesi, piyasa fiyatları üzerinde alıcı bulması organik kuru fasulye tarımında ilimizi marka yapma yolunda önemli bir konuma getirmiştir. Tarihi kayıtlara bakıldığında Osmanlı sarayının kuru fasulye ihtiyacının bir dönem Bayburt’tan sağlandığı görülecektir. 2019 yılı verilerine göre ilimiz kuru fasulye ekim alanı 2 bin dekar olup, 300 ton kuru fasulye üretimi yapılmaktadır. İlimiz, gerek coğrafi özellikleri gerekse fasulye tarımına elverişli iklim yapısı sebebiyle organik kuru fasulye tarımına elverişli bir potansiyele sahiptir” diye konuştu.


“Nohut üreticinin gelir seviyesini arttıracak”


Nohut’un tüketiciye organik bakliyat arzını sağlayacak olan ürünlerden birisi olduğunu söyleyen Tarım Müdürü Selami Ersen, “İlimiz genelinde yaklaşık 3 bin 500 dekar alanda nohut tarımı yapılmakta olup 350 ton nohut üretimi yapılmaktadır. Nohut olumsuz şartlara mukavemetinin yüksekliği, kullanım alanları ve piyasa değeri incelendiğinde ilimizde alternatif ürün olarak üreticinin gelir seviyesini artırıcı ve tüketiciye organik bakliyat arzını sağlayacak önemli ve değerlendirilmesi gereken bitkisel ürünlerden biridir. Nohut verimsiz ve taşlık tarlarının değerlendirilmesi, nadasa bırakılan kıraç tarım arazilerinin üretime kazandırılması açısından ilimiz için önemli bir münavebe bitkisidir” şeklinde konuştu.


“Yeşil mercimek ekim alanı yoğunluk kazandı”


Mercimeğin adaptasyonu göz önüne alındığında üreticilere ekonomik olarak katkı sağlayacağının altını çizen İl Tarım Müdürü Selami Ersen, “Bununla birlikte ilimizde kadimden beri yetiştiriciliği yapılan mercimek hiç bakım gerektirmeden extrem şartlara adaptasyonu göz önüne alındığında ilimiz ekonomisine katma değer sağlayacak bitkisel ürünlerin başında gelmektedir. İlimize yetiştirilen mercimeğin aroma, lezzet ve şekil özellikleri bakımından piyasa standartlarının üzerinde premium sınıfta değerlendirildiği görülmüştür. 2019 yılı verilerine göre ilimizde yaklaşık 2 bin 500 dekar ekim alanına sahip mercimeğin üretim miktarı 250 tondur. Merkeze bağlı üç köy ve ilçelere bağlı 4 köyde yeşil mercimek ekilişi yoğunluk kazanmıştır. Tarımsal mekanizasyonun gelişimi ile paralel ekim alanlarını artacağı öngörülmektedir” ifadelerini kullandı.


“Üretim yapan çiftçimize desteğimiz artarak devam ediyor”


Müdürlüğün makine parkında bulunan her türlü tarım aletini çiftçinin hizmetine sunduklarını belirten Ersen, “Bayburt tarımsal üretimde ülke genelinde kimyasal girdi kullanımın oranının en düşük olduğu ildir. Mevcut durumda bu oran organik tarıma geçişi de kolaylaştırmaktadır. Organik Bakliyat Yetiştiriciliği gibi projelerle üretim yapan çiftçilerimize müdürlüğümüzün desteği ve katkısı artarak devam edecektir. Bu kapsamda müdürlüğümüz makine parkında bulunan bakliyat ekim mibzeri, bakliyat hasat makinesi ve çapa makinesi üreticilerimizin hizmetine sunulmuştur. Mekanizasyon bakliyat üretiminin en önemli üretim girdisidir ve üretime yönelik yeni makine temini yapılarak üretim teşvik edilecektir. Pazarlamanın en önemli ayağı markalaşmaktır. Organik bakliyat üretiminde Bayburt marka olma yolunda ilerlemektedir" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Öğrencilerle buluşan iş insanları değerli tavsiyeler verdi Eskişehir’de çeşitli etkinliklerin gerçekleştirildiği bir programda öğrencilerle buluşan gelen iş insanları, meslek hayatlarındaki tecrübelerini paylaşarak önemli tavsiyelerde bulundu. ’Eskişehir’de ticarete yön veren önemli iş insanları öğrencilerimizle buluşuyor’ isimli program Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği Başkanı Ekrem Birsen’in destek ve katkılarıyla hazırlanan programda öğrencilere hitap eden iş insanları, meslek hayatlarındaki tecrübelerini paylaştılar. Öğrencilere zorluklar karşısında yılmamaları ve geleceğe umutla bakmaları gerektiği mesajını kendi yaşamış oldukları tecrübelerle birlikte aktaran konuşmacılar, iş dünyasında başarının kimseye altın tepside sunulmadığı gerçeğinin altını çizdi. Öğrencilere devamlı değişim ve gelişim halinde olmanın, günceli ve dünyayı iyi takip etmenin gerekliliklerinin anlatıldığı programda konuşmaların ardından öğrenciler ve iş insanları okul bahçesinde mehter gösterisi izleyip samimi bir ortamda sohbet imkanı buldu. Ahilik konulu resim sergisinin de gezildiği program, öğrenci, öğretmen ve konukların beğenisini kazanan ’Anadolu Bacıları’ isimli tiyatro gösterisinin ardından sona erdi. Düzenlenen programa Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Ersin Karakoç, Eskişehir Ticaret İl Müdürü Cemil Kürkçü, okul mezunlarından Ali Eldem ve Aydın Bandırma ile eğitim camiasından desteğini esirgemeyen Hasan Küpeli katılım gösterdi.
Adana Annesi maganda kurşunuyla ölen hukuk fakültesi öğrencisi Burak: "Annem cübbe giydiğimi göremeyecek" Adana’da annesi maganda kurşunuyla hayatını kaybeden hukuk fakültesi öğrencisi Burak, "Annem, benim hep savcı olmamı isterdi. Cübbeyi giymemi annem göremeyecek ve bu gerçekten çok büyük bir boşluk. Adalete güveniyorum umarım yerini bulur" dedi. Olay, geçen Cumartesi saat 09.00 sıralarında merkez Seyhan ilçesi Mücahitler Caddesi’nde meydana geldi. 43 yaşındaki Hayriye Derin, otomobiliyle 12 yaşındaki oğlu Talha’yı yabancı dil kursuna bıraktıktan sonra yanındaki diğer oğlu 7 yaşındaki Kayra ile evine dönmek için yola çıktı. Maganda kurşunu ensesine isabet etti Derin, caddeden geçtiği sırada motosikletli 2 şüpheli, husumetli oldukları kişinin oto lastik tamiri yapılan iş yerine tabancalı saldırı düzenledi. Tabancadan çıkan kurşunlardan biri 01 ANK 092 plakalı otomobiliyle yolda giden Hayriye Derin’in ensesine isabet etti. Oğlu Kayra’nın gözleri önünde vurulan Derin, bilinci kapanınca karşı şeritten gelen yolcu minibüsüne çarptı. Saldırganlar ise motosikletle kaçtı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi yapılan Derin, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Sağlık durumu ağır olan Derin, doktorların tüm müdahalesine rağmen Cumartesi akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Derin’in cenazesi Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Aile taziyeleri kabul etti Eşini kaybeden Ali Derin (47), evlatlarıyla birlikte taziyeleri Mücahitler Caddesi’nde bulunan evlerinde kabul ederken faillerin de hak ettiği cezayı almasını istedi. Hayriye Derin’in Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. sınıf öğrencisi oğlu Burak ise gazetecilere açıklamalarda bulundu. "Bu organize bir olay, çete savaşı" Annesinin maganda kurşunu sonucu hayatını kaybettiğini anlatan ve hukuk fakültesini bitirmeden önce mağdur olduğunu söyleyen Derin, "Olay evimize çok yakın bir noktada oluyor. İlk duyumlarımıza göre iki grup arasında husumet olduğu söyleniyor. Fakat ben bu olayı basitleştirmiyorum. Daha organize bir olay. Yani çete savaşları gibi olduğunu düşünüyorum. Hukuk dünyasına giriş amacım mağdurların yanında olabilmekti. Maalesef bu olay sonrası mağdur olan taraf biz olduk. Her türlü hakkımızı arayacağız, bu olayın peşini bırakmayacağız" ifadelerini kullandı. "Katillerin bulunmasını istiyorum" Adalete güvendiğini ve annesinin katillerinin bir an önce bulunmasını istediğini aktaran Derin, "Maalesef giden geri gelmiyor. Türkiye Cumhuriyetinin adaletine, savcısına, hakimine, avukatına ve polisine güvenim sonsuz. Umarım adalet yerini bulacaktır. Failler belli ancak annemin katilleri hala bulunamadı. Annemin katillerinin bulunması için buradan herkese sesleniyorum. Her şeyin fazlasıyla yapılmasını istiyorum" diye konuştu. "Annem savcı olmamı isterdi" Hukuk fakültesini bitirdikten sonra giyeceği cübbeyi annesinin göremeyeceğini anlatan Burak Derin, "Annem, benim hep savcı olmamı isterdi ama ben de avukat olmak istediğimi söylerdim. Türkiye Cumhuriyeti adaletine ben güveniyorum. İnşallah bana gerek kalmadan bu olay çözülür. Cübbeyi giymemi annem göremeyecek ve bu gerçekten çok büyük bir boşluk. Olaydan sonra kardeşimin yanına gittiğimde buz kesmiş gibiydi. Acımız çok büyük, failler belli ve gerekenin yapılmasını istiyoruz" dedi.
İstanbul “Diş çürükleri kalp hastalıklarını tetikleyebilir” Diş çürüklerinin kalp hastalıklarını tetiklediğine dikkat çeken Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadriye Merve Altıkat, “Özellikle doğumsal kalp rahatsızlığı olan çocuklar, yetişkinler, kalp kapağı protezi taşıyan hastalar, kalp ameliyatı geçirmiş veya kalp yetmezliği bulunan erişkinlerde diş çürükleri ciddi risk oluşturur. Hastalık baş göstermeden uygulanacak ağız ve diş sağlığı bakımı ile birlikte düzenli diş hekimi kontrolleri ile kalp hastalıkları yüzde 70 (önemli ölçüde) azaltabilir” dedi. Yaşamımızın her alanında dikkat etmemiz gereken ağız ve diş sağlığının önemi giderek artıyor. Ağız ve diş sağlığı, yaşamımızın her alanında daha fazla önem kazanıyor. Özellikle özen gösterilmeyen ağız hijyeni, bakterilerin kolay üremesine ve çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor. İstinye Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi İSÜ Dent’ten Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadriye Merve Altıkat, özen gösterilmeyen ağız ve diş sağlığının sadece diş kayıplarına sebep olmadığını, bununla birlikte kalp sağlığımızı da olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekerken, periodontal hastalıklar denilen diş ve diş eti iltihabi hastalıklarının, kalp hastalıkları ile arasında doğrudan bir ilişkinin bilimsel olarak kanıtlandığını söyledi. “Doğumsal kalp rahatsızlığı olan çocuklar ve yetişkinler risk altında” Diş eti iltihabı ile kalp hastalıkları arasında bir ilişki olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Genel sağlık durumunda hiçbir sorun yaşamayan insanlar için de risk oluşturan bu ilişki, özellikle doğumsal kalp rahatsızlığı olan çocuklar, yetişkinler, kalp kapağı protezi taşıyan hastalar, kalp ameliyatı geçirmiş veya kalp yetmezliği bulunan erişkinlerde ciddi risk oluşturur. Sadece çürük ve enfeksiyonlu dişlerin çekimi veya tedavisi sırasında değil, bazen sadece diş fırçalama esnasında gelişen kanamalarda dahi buradaki enfeksiyon etkenlerinin kan dolaşımına karışarak, kalpteki sorunlu bölgeye ulaşıp burada çoğalarak ciddi bir kalp enfeksiyonuna sebep olabilir” diye konuştu. “Kalp hastalığı olanlara diş tedavisi öncesi enfeksiyondan koruyucu antibiyotik verilir” Koruyucu önlemlerin önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Enfektif endokardit olarak adlandırılan bu tehlikeli klinik vakayı önleyici korunma yolu olarak, riskli sınıfta bulunan ve kalp hastalığı olan hastalara diş tedavileri öncesinde enfeksiyondan koruyucu antibiyotik verilir. Ağız ve diş sağlığını ilgilendiren en ideal tedavi yöntemi koruyucu önlemlerdir. Hastalık baş göstermeden uygulanacak ağız ve diş sağlığı bakımıyla birlikte düzenli diş hekimi kontrolleri ile kalp hastalıkları yüzde 70 (önemli ölçüde) azaltabilir” dedi. “Her 2 ayda bir kullanılan diş fırçası yenilenmelidir” Ağız ve diş sağlığının, genel sağlığımızı doğrudan etkileyen önemli bir unsur olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Ağız ve diş sağlığımızda oluşabilecek olumsuzlukların, hayati önem taşıyan organlarımızdan biri olan kalbimiz ve onu çevreleyen damar sistemi üzerindeki etkisini unutmamamız gerekir. Her 2 ayda bir kullandığımız diş fırçasını yenilememizin, diş aralarını her gün 1 defa diş ipi veya arayüz fırçası ile temizlememiz bu noktada önemlidir” ifadelerini kullandı. “Düzenli diş hekim kontrolü yapılmalıdır” Düzenli diş hekimi kontrolüne küçük yaşlardan itibaren başlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Ağız ve diş sağlığı konusunda, bebeklik döneminden başlayıp düzenli olarak diş hekimi kontrolünü aksatmamak ve yılda en az 2 defa olmak üzere düzenli diş hekimi ziyaretleri önem taşımaktadır. Ancak bu sayede ciddi diş ve diş eti hastalıklarına erken teşhis uygulayabiliriz. Rutin kontrollerin yanı sıra, bireylerin tüm hayatları boyunca sağlıklı bir ağız ve diş sağlığına sahip olabilmesi ve hayata sağlıkla gülümsemesi için doktoru ile iş birliği yapması önemlidir. Ağız bakımını öğretildiği şekilde doğru ve sürekli uygulaması gerekmektedir” şeklinde konuştu. Son olarak ağız ve diş sağlığına gereken önemi göstermenin, kalbimizi korumada önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Rutin kontroller ve doğru ağız bakım alışkanlıkları sayesinde sağlıklı bir gülümseme ve sağlıklı bir kalp için adımlar atabiliriz” dedi.