EKONOMİ - 04 Şubat 2025 Salı 09:25

Gramı dolar üzerinden işlem gören kehribarı 20 metrekare atölyesinde özenle işliyor

A
A
A

Bayburt’un tek değerli taş işlemecisi olan Bayram İpek isimli vatandaş, 20 metrekare atölyesinde doğada zor bulunan, çıkarılması güç olan, gramı dolar üzerinden işlem gören Bayburt kehribarını özenle işliyor. Binbir emekle kehribarı işleyen zanaatkar İpek, kehribardan tespih, takı ve süs eşyaları yapıyor.

Fosilleşmiş ağaç reçinesi olan kehribar, uzun yıllarca Bayburt’ta köy halkı tarafından çıra olarak yakılmış, yakıt olarak kullanılmıştı. Gramı dolar üzerinden satılan, değeri altınla yarışan kehribar, kentin tek değerli taş işlemecisi Bayram İpek’in ellerinde şekillenerek kolye, yüzük, tespih ve farklı süs eşyalarına dönüştürülüyor. 20 metrekare alana sahip atölyesinde ince işçilik gerektiren kehribarı birçok işlemden geçiren İpek, ortaya koyduğu ürünlerle göz dolduruyor.

Yurt içinden ve yurt dışından gelen siparişlere yetişemiyor

Bayburt’a özgü kehribarı işleyerek tüm dünyaya tanıtmak istediğini belirten zanaatkar İpek, hem Türkiye, hem de Bayburt ekonomisine de katkı sağlamayı hedeflediğini söyledi. Yurt içinden, yurt dışından gelen siparişlere yetişemediğini ifade eden, birçok ile ve ülkeye kehribar taşından yaptığı ürünlerden gönderdi. Kehribar taşının sakinleştirici ve stresten arındırıcı doğal bir etkisi olduğunu kaydeden İpek, insanların kehribardan yapılma ürünlere yoğun ilgi gösterdiğini vurguladı.

Ailenin 3’üncü kuşak taş işlemecisi

Dedesinin, babasının farklı alanlarda taş işiyle ilgilendiğini ve taş ustası olduğunu söyleyen Bayram, kendisinin de değerli taş işlemecisi olduğunu vurguladı. Babasının camilere minare, kendisinin de kadınlara, erkeklere, çocuklara kehribar taşından aksesuar yaptığını aktaran zanaatkar İpek, "Biz Bayburt’ta 3 kuşaktır taş işiyle uğraşıyoruz. Babam camilere minare yapardı, ben de değerli taş işliyorum. Bu gördüğünüz kehribarı, yüzüğe çevirdim, yüzük kaşı yaptık. Kadınlara kolye, küpe, yüzük yapmak için kehribarı da işlediğimiz oluyor" dedi.

Gramı dolar üzerinden işlem gören kehribarı 20 metrekare atölyesinde özenle işliyor

Bayram’dan sonra işi yapacak kimse yok

Kentteki tek değerli taş işlemecisi olduğunu dile getiren İpek, bu işi kendisinden sonra belki oğlunun yapacağını o da yapmazsa, kimsenin yapmayacağını söyledi. Bu işin zahmetli olduğunu, sabır gerektiğini vurgulayan İpek, 12 yaşındaki oğlunun taş işlemeciliğine merak saldığını belirterek, "Atölyemiz Bayburt’ta, 20 metrekare bir alan. Bayburt’ta bu işi yapan, kehribarı işleyen tek kişi benim. 12 yaşındaki oğlum da merak saldı, gelip taşları inceliyor, soruyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor. Zannediyorum ondan başka kimse bu işi yapmayacak. Bayburt taşı zor bir taş işlemesi de, işçiliği de zor ama işlendikten sonra güzel takılara dönüştürülebiliyor. Evvelden köylüler bunu çıra olarak yakıyordu, şimdi biz takıya çevirdik" diyerek konuştu.

"Hedefim Bayburt kehribarını tüm dünyaya duyurmak

Kendi atölyesini kurarken kimseden maddi ve manevi destek göremediğini, bir tek Erzurum’daki Alpaslan Şimşek isimli dostunun her türlü destekte bulunduğunun altını çizen Bayram, hedefinin Bayburt kehribarını tüm dünyaya duyurmak olduğunu vurguladı. Bayburt kehribarını bir marka haline getirerek, Türkiye ekonomisine katkıda bulunmak istediğini söyleyen İpek, "Hedefim Bayburt kehribarını Türkiye’ye, dünyaya duyurmak. İl dışı olsun, yurt dışı olsun buralara gönderdiğimiz siparişlerimiz oluyor. Bu yola çıkarken bir tek bana destek çıkan, Erzurum’daki Alpaslan Şimşek hocam oldu, ona çok teşekkür ediyorum. Bana hem maddi, hem de manevi destekte çok bulundu. Benim amacım kehribarı Türkiye ekonomisine kazandırmak, Bayburt kehribarını da bir marka haline getirip, Türkiye ve dünyaya duyurmak. Bu doğrultuda da çalışmalarım devam ediyor" şeklinde konuştu.

Öznur Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Bafra’da minik eller 3 bin fidanı toprakla buluşturdu Samsun’un Bafra ilçesinde Orman Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte, minik eller doğaya umut oldu. 21-26 Mart Orman Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen ağaç dikme etkinliği, "Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi" çerçevesinde Kuşçular Mahallesi’ndeki Tıbbi Aromatik Bitkiler Üretim Sahası’nda yapıldı. Etkinlikte öğrenciler, doğaya katkı sunmanın heyecanını yaşarken toplam 3 bin fidan toprakla buluşturuldu. Doğa bilincinin küçük yaşta kazandırılmasının hedeflendiği etkinlikte, öğrenciler hem eğlendi hem de çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı. Dikilen fidanlarla birlikte bölgenin yeşil dokusunun güçlenmesi amaçlanırken, etkinlik katılımcılardan da yoğun ilgi gördü. Programın açılışında konuşan Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, bu yılki etkinliğin diğerlerinden farklı olduğunu belirterek, ÇEDES projesi kapsamında tüm okulların katılımıyla ortak bir organizasyon planladıklarını ve bu etkinliği hep birlikte hayata geçirdiklerini ifade etti. Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ise etkinliğe ilişkin yaptığı konuşmada, katıldığı en güzel Orman Haftası programlarından biri olduğunu vurguladı. Öğrencilere hitaben, dikilen ağaçlarla birlikte büyümelerini temenni eden Altınpınar, "Sizleri çok parlak bir gelecek bekliyor. Hayatınız boyunca başarı ve sağlık diliyorum. Bu güzel programa kattığınız renk için hepinize teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından Kaymakam Altınpınar, protokol üyeleri ve öğrenciler birlikte fidan dikerek etkinliği tamamladı.
İstanbul Çolakoğlu Metalurji’nin yıldız eskrimcileri Türkiye’yi İspanya’da temsil edecek 80. yılını geride bırakan Çolakoğlu Metalurji, spora ve genç yeteneklere verdiği destek doğrultusunda, İspanya’da düzenlenecek eskrim müsabakalarında Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü bünyesinde yetişen üç başarılı genç sporcu; Fatma Eslem Ergül, Zeynep Özkırım ve Buğlemşah Özdemir, 28-29 Mart 2026 tarihlerinde İspanya’nın Ciudad Real kentinde gerçekleştirilecek Uluslararası U14 Yıldızlar Kılıç Circuit Turnuvası’nda Türkiye adına piste çıkacak. Söz konusu organizasyon, Türkiye Eskrim Federasyonu’nun 2025-2026 faaliyet takviminde önemli bir yere sahip bulunuyor. Turnuvada hem kulüplerini temsil edecek hem de Türk bayrağını taşıyacak sporcular, disiplinli ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından uluslararası arenada Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor. Toplumsal katkı ve sporun yaygınlaştırılması Şirket, sürdürülebilir sosyal sorumluluk anlayışı çerçevesinde genç sporcuların yanında yer almayı ve onların ulusal ile uluslararası başarı yolculuklarına katkı sunmayı sürdürmeye devam ediyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü ise yalnızca kendi sporcularına değil, bölgedeki gençlerin sporla buluşmasına da destek vererek önemli bir misyona katkı sağlıyor. Faaliyet bölgesi olan Dilovası ve Kocaeli’nde sporun yaygınlaştırılması, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve genç yeteneklerin desteklenmesi adına çalışmalarını sürdüren kulüp, geleceğin başarılı sporcularının yetişmesine katkı sunmaya devam ediyor. Kulüp, İspanya’da mücadele edecek genç sporcularına başarılar dilediğini duyurdu.
Van Allı turnalar bu yıl Van’a erken geldi Van Gölü havzasının zarif misafirleri olarak bilinen flamingolar (Allı turnalar), bu yıl erken gelerek bölgeyi renklendirdi. Genellikle bahar aylarının ortasında görülmeye başlanan flamingoların Mart ayında Van Gölü havzasını şenlendirdi. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Van Gölü havzası, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Sürüler halinde göl çevresine inen allı turnalar, özellikle gün doğumu ve gün batımında oluşturdukları manzarayla adeta görsel şölen sundu. Van Gölü kıyılarında yoğunlaşan kuş hareketliliği, baharın erken habercisi olarak yorumlandı. Son yıllarda göç takvimlerinde yaşanan bu kayma, bölgedeki ekolojik dengede de dikkat çekici bir değişim olduğuna işaret ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Van’a ayrı bir güzellik katan allı turnalar, göç yolculukları boyunca uğradıkları bu eşsiz coğrafyada bir süre konakladıktan sonra yollarına devam edecek. "Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin" Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Rehabilitasyon merkezimiz Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgileniyor. Ekolojik dengenin bozulmaması için doğal hayatın normal sirkülasyonunda devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak yaban hayatın devamlılığını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürütüyor. Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin olması dolayısıyla sucul habitat yönü önünden çok zengin. Göçmen kuşlar olsun, yerleşik kuşlar olsun bu bölgedeki sulak alanlarda yerleşmekte. Ama bayrak tür olarak her sene bahar sezonunun başlangıcında selam getiren Allı turnalar bu sene de selam getirdiler. Allı turnalar aslında Van Gölü havzasında birkaç yıldır göç etmeyen kafilelerle burada temsilcileri kalıyor. Bir grup flamingo, Van Gölü havzasındaki sulak alanlarında yaşayıp tekrar buradan kış sezonunda havalar soğumaya başlayınca göç ediyor. Bahar sezonunda da havalar ısınınca buraya geliyor. Ama geliş tarihlerinde mevsime bağlı olarak çeşitli tarihlerde buralara geliyor" dedi. "Allı turnaları artık iskele sahilinde de görebiliyoruz" Prof. Dr. Aslan, "En son Nisan’da gelen Allı turnalar, bu sene Mart’ın başında Erçek Gölü ile Gevaş ilçesindeki Göründü Sulak alanında konaklıyorlar. Allı turnalar artık park alanlarında, Edremit ve Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi sahiline artık selam getiriyor. Geçen senede göçerken bir kısım kafile selam götürürken yine onlarda piknik yapmaya gelen vatandaşlarımız Allı turnaları görebilmekteydi. Allı turnalar baharın gelmesi ile birlikte yine aynı yere İskele sahiline geldiler. Bu bize artık Van Gölü havzasının her tarafında, Van Gölü kıyısında bulunan sulak alanlarda Allı turnaları görmek mümkün olacak. Bu senede son yılların en çok Şubat’ta yağış alan bir sezonunu geçirdik. Sulak alanların bereketiyle bu ekolojik dengede de artık yaban hayatta da canlanmaya başladı. Bundan sonra canlılıkla Allı turnaların şahsında bütün sucul kuşları, ördekleri, kazları görebilmek mümkün olacak" diye konuştu.