SPOR - 10 Mart 2026 Salı 10:11

Söğütspor deplasmanda kaybetti

A
A
A
Söğütspor deplasmanda kaybetti

Bölgesel Amatör Lig’de (BAL) Bilecik’i temsil eden Söğütspor, İznikspor deplasmanından puansız döndü.


BAL 5. Grup’ta mücadele eden Söğütspor, ligin 18’inci haftasında Bursa temsilcisi İznikspor ile İznik Atatürk Stadı’ndan karşı karşıya geldi. Maça dengeli bir futbolla başlayan iki takım ilk yarıda karşılıklı bulduğu atakları sonuçsuz bıraktı. İlk yarı 0-0’lık skorla biterken, maçın ikinci yarısına iyi başlayan ev sahibi İznikspor 53’üncü dakikada Hakan Öztürk’ün golüyle 1-0 öne geçti. Bu gol sonrasında Söğütspor beraberliği yakalamak için bulduğu atakları değerlendiremezken, maçın 88’inci dakikasında İzniksporlu Fatih Özçelik direk kırmızı kart görerek, takımı 10 kişi bıraktı. Bu kart sonrası karşılıklı bulunan pozisyonlar sonuçsuz kalınca İznikspor zorlu maçı 1-0 kazandı. İznikspor bu galibiyetle puanını 30’a çıkararak, lider Kahraman Kazan Belediyespor’un 4 puan gerisinde 4’üncü sıraya yükseldi. Söğütspor ise, 13 takımlı grupta düşme hattının bir sıra üzerinde 22 puanla 9’uncu sırada haftayı bitirdi.


Söğütspor ligin 19’uncu haftasında grubun lideri Kahraman Kazan Belediyespor’u kendi evinde konuk edecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda İran’a yapılan saldırılar ile ilgili olarak kapalı oturum gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’da kapalı oturum dolayısıyla Genel Kurul bitişiğindeki basın ofisleri de kapatıldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş kapalı oturum öncesinde, son günlerde yaşanan hadiselerin uluslararası sistemin mahiyetine ilişkin çok derin sarsıntıları açığa çıkardığını belirterek, "İran’a yönelik son saldırılar bölgemizde zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirmiştir. Bu saldırılarla oluşan güvenlik kriziyle birlikte uluslararası hukuk, meşruiyet, egemenlik, diplomasi ve caydırıcılık gibi kavramların mevcudu aşındırıldığında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tabloyu sadece askeri bir gelişme olarak değerlendirmek meselenin esasını kavramakta yetersiz kalınmasını sağlayacaktır. Uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bulundu. Daha açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanıdığı bir şey değildir. Bir başka ifadeyle dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevede bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir. Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat çözüme karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler hiç normal adam olarak asla değerlendirilemez" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Açıkça ifade etmek gerekir ki uluslararası sistem niteliği ve işleyişi bakımında ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Hukukun yerine kuvveti, ilkenin yerine keyfiliği, müşterek vicdanın yerini stratejik hesapların aldığı ortam oluşmaktadır. Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Gazze’de devam eden katliamların, açlığın, kuşatmanın ve sistematik yıkımını yozlaştığı insani felaket tüm ağırlığıyla sürerken şimdi İran’da hayatını kaybeden sivillerin acısı ile Lübnan’da derinleşen kayıplar, büyük trajedinin yeni halkaları olarak önümüzde durmaktadır. Gazze’de toprağa düşen masumların acısı ile İran’da ve Lübnan’da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığı, pervasızlığı ve hukuk tanımaz ehliyetin birbirine eklenen neticelerdir. Gazze’de çocukların acısına, İran’da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir. Mevcut tablonun parçalar halinde değil, bükülüp bütünlük içerisinde ele alınması gerekir. Gazze’de yaşananları Suriye’den, Suriye’de yaşananları İran’dan bağımsız, İran’da yaşananları Lübnan’dan kopuk, Lübnan’daki sarsıntıyı da Yemen’den, Somali’den ve hatta bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Bizim milletçe sahip olduğumuz ahlaki ve siyasi duruş açıktır. Bizim medeniyet birikimimiz, tarih şuurumuz ve millet vasfımız, zulüm karşısında söze yıkılmayı değil, hakkı açık biçimle ifade etmeyi gerekli kılar. Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz, Gazi Meclisimiz böyle zamanlarda susamaz." Kurtulmuş, bugün İsrail yönetiminin izlediği saldırgan çizginin, bölgesel gerilimin en belirleyici unsuru olduğunu ifade ederek, "Gazze’de yaşanan insanlık dışı tablo, sıradan bir askerî operasyon yahut güvenlik tedbiri olarak izah edilemeyecek seviyeye çoktan ulaşmıştır. Sivil hayatı doğrudan hedef alan, açlığı bir baskı aracına dönüştüren, insani yardımı engelleyen ve tüm bunları güvenlik gerekçeleriyle perdelemeye çalışan anlayış, insanlığın müşterek hukuk ve vicdan zeminini tahrip etmiştir. Bu bakımdan Gazze’de gördüğümüz tablo, soykırım siyasetinin son derece ağır ve vahim bir safhaya ulaştığını göstermektedir. Şimdi de bu tehlikeli siyasetin, Amerika Birleşik Devletleri’ni de doğrudan savaşın içine çeken yeni bir boyut kazanmış olması, bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabilecek mahiyettedir. Böyle bir sürüklenmenin doğuracağı neticeler, bölgedeki ülkelerin sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır. Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir. Nitekim savaşın ABD’de dahil ciddi maliyet kaygıları, toplumsal tereddütler ve siyasi tartışmaları çoktan başlamıştır. Ateşin büyümesi, onu uzaktan izleyenleri de bir gün gelir içine çeker. Bu sebeple saldırıların derhal durdurulması ve çatışmanın daha geniş bir felakete dönüşmesinin engellenmesi, bugün herkes için bir zorunluluktur. Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin vakarına ve milletimizin vicdanına yakışan tutum; hukuku savunan, diplomasiyi önceleyen ve zulüm karşısında sözünü sakınmayan bir tutumdur. Biz ne savaşın diliyle teslim alınırız ne de suskunluğun konforuna çekiliriz. Biz adaletten vazgeçmeden barışı savunuruz; diplomasiyi savunuruz. Biz zulmü görmezden gelmeden bölgesel istikrarı savunuruz. Temennimiz, saldırıların bir an önce sona ermesi, hukuk dışı müdahalelerin durdurulması, diplomasi masasının sahici biçimde yeniden kurulması ve bölgemizin daha büyük felaketlere sürüklenmeden sükûnet zeminine kavuşmasıdır. Bölgedeki saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; çatışmaların gölgesinde endişe ve belirsizlik içinde yaşayan tüm halklara geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyorum. Bundan sonra da hem ilkeli dış politika çizgisini hem de bölgesel barış yönündeki samimi gayretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
İstanbul Gezer Ayakkabı’nın 25’inci geleneksel iftar buluşması gerçekleştirildi Türk ayakkabı sektörünün köklü markalarından Gezer Ayakkabı’nın Ramazan aylarında geleneksel olarak düzenlediği iftar programının 25’incisi İstanbul’da gerçekleştirildi. İş, siyaset ve sektör temsilcilerinin bir araya geldiği programda birlik, dayanışma, toplumsal sorumluluk ve sürdürülebilir üretim mesajları verildi. Gezer Ayakkabı’nın her yıl Ramazan ayında düzenlediği geleneksel iftar buluşmasının 25’incisi, 4 Mart’ta İstanbul Avcılar’daki İBB Avcılar Deniz Köşk Davet Salonu’nda gerçekleştirildi. Gezer Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Özalp ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde düzenlenen programa yaklaşık 700 davetli katıldı. Programda iş dünyası, siyaset ve sektör temsilcileri Ramazan ayının manevi atmosferinde aynı sofrada buluştu. İftar programına TBMM eski üyesi Metin Külünk, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, sektör temsilcileri, iş insanları ve Gezer Ayakkabı çalışanları katıldı. Programda konuşan Gezer Ayakkabı Genel Müdürü Osman Özalp, konuşmasına Bakara Suresi’nin 185’inci ayetini okuyarak başladı ve davetlileri "Esselamu aleykum" diyerek selamladı. Geleneksel iftar buluşmalarının 25 yıldır kesintisiz şekilde devam ettiğini belirten Özalp, bu buluşmaların Gezer Ayakkabı’nın kurumsal kültürünün önemli bir parçası haline geldiğini ifade etti. 25 yıldır aynı geleneğin sürdürülmesinin güçlü bir güven ve aidiyet duygusunun göstergesi olduğunu belirten Özalp, markanın 1968 yılından bu yana büyüyen bir aile olduğunu söyledi. İstanbul ve Bolu’daki üretim tesislerinde yaklaşık 1.500 kişinin istihdam edildiğini kaydeden Özalp, çalışanlar, iş ortakları ve paydaşlarla birlikte büyük bir aile olduklarını dile getirdi. Konuşmasında Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) "Mü’minin mü’mine karşı durumu, parçaları birbirini destekleyen bir bina gibidir" hadis-i şerifini hatırlatan Özalp, birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Dünya gündemindeki gelişmelere de değinen Özalp, Gazze ve Doğu Türkistan’da yaşanan gelişmelerin yakından takip edildiğini ifade ederek, mazlum coğrafyalarda yaşanan acıların unutulmadığını söyledi. Özalp, adaletin ve vicdanın olmadığı bir dünyada gerçek başarının mümkün olmayacağını belirterek, şirket olarak her zaman mazlumların yanında olduklarını ifade etti. Konuşmasında çevre yatırımlarına da değinen Özalp, şirketin sürdürülebilir üretim konusunda önemli adımlar attığını belirtti. Fabrikaların çatılarına kurulan güneş enerjisi panelleri sayesinde enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 75’inin güneşten karşılanmaya başlandığını ifade eden Özalp, bu yatırım sayesinde karbon salımının önemli ölçüde azaltıldığını söyledi. Özalp, söz konusu yatırımın her yıl yaklaşık 100 bin ağacın doğaya kazandırılmasına eşdeğer bir çevresel katkı sağladığını belirtti. Gezer Ayakkabı’nın "Sıfır Atık Belgesi"ne sahip olduğunu da ifade eden Özalp, çevreye duyarlı üretim anlayışıyla sektörde örnek olmaya devam ettiklerini söyledi. Firmanın üretim ve ihracat hedeflerine ilişkin de bilgi veren Özalp, şirketin yıllık 100 milyon çift üretim kapasitesine sahip olduğunu ve ürünlerinin bugün 50’den fazla ülkeye ihraç edildiğini belirtti. İhracat ağını kısa süre içerisinde 60 ülkeye çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Özalp, Amerika’dan Afrika’nın en uç noktalarına kadar uzanan yeni pazarlarda büyümeyi planladıklarını ifade etti. Özalp, 60 yıllık tecrübeyi ileri teknoloji ve çevre hassasiyetiyle birleştirerek küresel pazarda güçlü bir marka olmaya devam edeceklerini dile getirdi. Deniz manzarası eşliğinde gerçekleşen iftar programı, farklı birimlerden çalışanların, sektör temsilcilerinin ve davetlilerin bir araya gelmesine ve kaynaşmasına da vesile oldu. Program boyunca davetliler sohbet etme ve hatıra fotoğrafı çektirme imkânı buldu. Programın sonunda yaklaşan Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Osman Özalp, geleneksel iftar buluşmasının gelecek yıllarda da devam edeceğini belirterek organizasyona katılan tüm davetlilere teşekkür etti. Özalp ayrıca, gelecek yıl düzenlenecek 26’ncı geleneksel iftar programında yeniden bir araya gelmeyi temenni ettiklerini ifade etti.