SAĞLIK - 08 Ağustos 2021 Pazar 10:08

Aşı olmayı sürekli erteledi, hastanede kabusu yaşadı

A
A
A
Aşı olmayı sürekli erteledi, hastanede kabusu yaşadı

Bingöl’e bayram tatiline gelen ve korona virüse yakalanan Şerif Akcan, 8’i yoğun bakımda olmak üzere 17 gündür hastanede tedavi görüyor.

Bingöl’e bayram tatiline gelen ve korona virüse yakalanan Şerif Akcan, 8’i yoğun bakımda olmak üzere 17 gündür hastanede tedavi görüyor. Aşısını sürekli ertelediğini belirten Akcan, ’’Yoğun bakımda çok kötü oldum, kendimden geçtim. Artık buradan çıkmayabilirim dedim’’ diye konuştu.


Ülke genelinde olduğu gibi Bingöl’de de kademeli normalleşmeyle birlikte korona virüs vaka oranlarında artış meydana geldi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 24- 30 Temmuz haftası, 100 binde vaka sayısı en çok artan iller haritasında Bingöl üçüncü sırada yer aldı. Vaka oranın fazla olduğu kentte, Devlet Hastanesindeki korona virüs tedavi bölümlerinin büyük çoğunluğu neredeyse doldu. Bingöl Devlet Hastanesi korona virüs servisinde yatan ve tedavisi devam eden 33 yaşındaki hasta Şerif Akcan, yaşadıklarını İHA muhabirine anlattı. Kurban Bayramını geçirmek için İstanbul’dan memleketi Kiğı ilçesine gelen Akcan, bayramın birinci rahatsızlandı ve testi pozitif çıktı. Ardından Devlet Hastanesinde tedavisine başlanan Akcan, 8 gün boyunca korona virüs yoğun bakım servisinde kaldı. 17 gündür hastanede tedavi gören ve şuan normal servise alınan Akcan, ’’Normalde İstanbul’da yaşıyorum. Bayram tatilinde köyüme gelmek istedim. Bayramı burada geçirmek istedim. Nasip olmadı. Geldiğim gibi hastanelik oldum. Çok kötü oldum, yoğun bakıma girdim. Bir hafta 8-9 gün yoğun bakımda kaldım. Bunun bir sebebi de aşı olmadığım için. Aşı olmadığım için de çok pişmanım. Keşke olsaydım, erteledim durmadan, kötü oldum. Aşı olmayan herkese tavsiye ederim, aşı olsunlar. Bu hafta öbür hafta bugün, yarın derken bu duruma geldik’’ dedi.



’’Buradan çıkamayabilirim dedim’’


Yoğun bakımda kötü olduğunun altını çizen Akcan, ’’Yoğun bakımda çok kötü oldum, kendimden geçtim. Artık dedim belki buradan çıkmayabilirim. Kurban olduğum Allah yardım etti, doktorlar, hemşireler bayağı bir ilgilendiler. Buna da şükür. Bu işin hiçbir şakası yok. Ne gence bakar ne yaşlıya bakar. Ben de gencim bir şey olmaz dedim ama bugün bu haldeyim. Aşı olmayanlar mutlaka aşısını olsunlar. Ben duruma geldim, benden sonrakiler bu duruma gelmesin’’ şeklinde konuştu.



“Bana bir şey olmaz, ben daha sonra olurum diye bazı bahanelerle aşılar geciktiriliyor”


Vaka sayılarının artmasının kendilerini üzdüğünü belirten Bingöl Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ramazan Gengörü, ’’Sağlık Bakanlığının açıkladığı son verilere göre Bingöl korona virüs hastalığının yükselişe geçtiği ilk 3 il arasında yer almakta. Tabi bu hastalık sayısının fazla olması hem bizleri üzüyor hem de hastanede verilecek olan sağlık hizmet kalitesini de etkiliyor. Biz insanlarımızdan aşı olmalarını istiyoruz, özellikle genç popülasyonunda aşıya karşı bir direnç var. Maalesef bana bir şey olmaz, ben daha sonra olurum diye bazı bahanelerle aşılar geciktiriliyor. Şuan hastanemizde yatan hastaların çoğu aşısız hastalar ve bunların birçoğu genç hasta. Tabi bunların bir kısmı hastalığı ağır geçiriyor. Hem aileler için hem de bizim için üzücü bir durum” diye konuştu.


Vatandaşların aşı olmaları durumunda bile maske, mesafe ve hijyene dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Başhekim Gengörü, ’’Ayrıca şunu da belirteyim aşılarımızı olduğumuzda bile maske, mesafe ve temizlik kurallarına aynı şekilde uymamız lazım. Aşı olduk diye istediğimiz her şeyi özgür bir şekilde yaparız mantığı yanlış. Buna da dikkat etmemiz lazım’’ ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Annesinin güvenli diye gönderdiği ev, duvarın çökmesiyle 15 yaşındaki çocuğa mezar oldu Hatay’da aşırı yağışla birlikte oluşan heyelana dayanamayan müstakil evin duvarları çöktü. Afete uykusunda yakalanan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed hayatını kaybetti. Olay yerindeki aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, "Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi. Kentte etkili olan şiddetli yağışla birlikte yaşanan heyelan, Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi’nde, dağ yamacında bulunan müstakil bir evin duvarlarının çökmesine neden olmuştu. Heyelana uykuda yakalanan ev halkından 4 kişi yaralanmıştı. Hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Olayda Abdulhanan’ın 10 yaşındaki kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed de ağır yaralanmıştı. Olayda yaralanan 2 kardeşin, anneleri tarafından evlerinin güvenli olmadığı düşünülerek akşamüzeri ablalarına misafirliğe gönderildiği anlaşılmıştı. Abdulhanan Elmuhammed’e mezar olan ve kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed’in ağır yaralanmasına neden olan müstakil evin heyelanla birlikte duvarlarının çöktüğü ve tavanın sağlam olduğu görüldü. Olayın ilk anında aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, yaşananları anlatarak yağmur suyunun gidecek yer bulamayınca evin duvarını patlattığını söyledi. Olayda hayatını kaybeden 15 yaşındaki çocuğun çekyat altında sıkışarak can verdiğini anlatan Mehmet Ceylan, "İlk etapta geldiğimde aşağısının bayağı kötü olduğunu gördüm. 3 kişi çıkarılmıştı, 1 kişi ise bulunamamıştı. Anneyle karşılaştığımda şoktaydı. Duvarların patlamış olduğunu gördüm. Yağmur suyunun, toprağın birikintisinin gidecek yeri olmadığından duvarları patlatıp, heyelanı oluşturduğunu gördük. Çevreye baktık bulamadık. En son çocuk, yağmur sularının gittiği derede bulundu. Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi.
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.