SAĞLIK - 03 Haziran 2023 Cumartesi 10:52

Bingöl’de geçen yıl 59 KKKA vakası görüldü, 3 kişi hayatını kaybetti

A
A
A
Bingöl’de geçen yıl 59 KKKA vakası görüldü, 3 kişi hayatını kaybetti

Bingöl’de geçtiğimiz yıl 59 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakası görülürken, 3 kişi hayatını kaybetmişti.

Bingöl’de geçtiğimiz yıl 59 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakası görülürken, 3 kişi hayatını kaybetmişti. Bu yıl da kent genelinde 4 vaka tespit edilirken, Halk Sağlığı Başkanı Uzm. Dr. Ferhat Korkutata’dan uyarı geldi.


Yaz aylarına girilmesiyle birlikte özellikle İç Anadolu’nun kuzey kısımları ile Doğu Anadolu bölgelerinde görülen KKKA hastalığına karşı uyarı geldi. Kene vakalarına karşı uyarılarda bulunan Bingöl İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Halk Sağlığı Başkanı Uzm. Dr. Ferhat Korkutata, özellikle kırsal alanlara gidecek olan vatandaşların kıyafet tercihine dikkat etmesi gerektiğini bildirdi. Açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesini kaydeden Korkutata, ’’Yaz aylarına girdik. Hazirandan sonra vatandaşlarımızın kırsal alanlara özellikle piknik için gittikleri bir döneme giriyoruz. Vatandaşlarımızı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi konusunda uyarmak istiyoruz. Kırsala gittikleri zaman tedbirli davranmaları gerekiyor. Bu tedbirler ne olabilir? Özellikle kıyafetle ilgili. Vatandaşlarımızın kol ve bacaklarını kapatacak kıyafetler giyerlerse bu bir tedbir olur. Açık renkli kıyafet tercih edilmelidir. Bu tedbir, vatandaşlarımızın herhangi bir kene vakasını önceden görmeleri için açık renkli kıyafetler önemli. Kırsal alanlardaki piknik zamanlarında da vatandaşlarımızın özellikle hayvan çiftlikleri varsa onlardan uzak alanlarda bulunmalarını istiyoruz. Ormanlık alanlarda ise yabani hayvanlara karşı tedbirli olmalarını istiyoruz” dedi.



’’Bu aydan itibaren vaka artışı olabilir’’


Herhangi bir vaka ile karşılaşılması durumunda ise soğukkanlı olunması gerektiğinin altını çizen Korkutata, “Herhangi bir vaka olursa da yerinde müdahalede soğukkanlı olmalarını istiyoruz. Keneyi anında vücutlarından çıkarması, yardım alıyorlarsa yardım yapanın da kendilerinin de mümkünse eldivenle müdahale etmelerini, cımbız varsa daha doğru bir şekilde çıkarmalarını, sonraki aşamada da kontrollerini yapmak için hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalarını istiyoruz” diye konuştu.


Bingöl genelinde geçtiğimiz 59 vakanın görüldüğünü hatırlatan Korkutata, “İlimizde geçen yıl 59 pozitif vakamız oldu, bunların 3’ü maalesef vefat ile neticelendi. Bu yıl da şuana kadar 4 pozitif vakamız vardı. Bunlardan da 3 şifasını buldu iyileşti, bir hastamızın da tedavisi sürüyor. Bu aydan itibaren vaka artışı olabilir. O yüzden vatandaşlarımızın bu konuda dikkatli ve tedbirli olmalarını istiyoruz” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştü Adana’nın Kozan ilçesinde Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen seramik atölyesinde özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştürdü. Kozan Belediyesi Kültür ve Sanat Evi tarafından düzenlenen etkinlikte özel çocuklar ve anneleri hem birlikte vakit geçirdi hem de seramik çalışmaları yaparak unutulmaz bir gün yaşadı. Etkinlikte anneler ve çocukları pasta keserek Anneler Günü’nü kutladı. Seramik sanatçısı Nermin Elmalı, özel çocuklar ve anneleri için farkındalık oluşturmak istediklerini belirterek, "Özel bireyler bizim kırmızı çizgimiz. Anneler Günü’nü sanatla iç içe bir etkinlikle kutlamak istedik. Anneler için kalıcı bir hatıra olsun, çocuklarıyla birlikte özel bir anıyı paylaşsınlar istedik. Çamur, anneler ve özel çocukların ellerinde sanata dönüştü" diye konuştu. Rehabilitasyon merkezi yetkililerinden Tuğba Koç da etkinliğe ev sahipliği yapan Kozan Belediyesi’ne teşekkür ederek tüm annelerin ve çocukların özel olduğunu ifade etti. "Annelerin aklında hep çocukları vardır" Down sendromlu 10 yaşındaki kızıyla etkinliğe katılan anne Zeynep Kaplan ise özel çocuk annesi olmanın büyük fedakarlık ve kaygı gerektirdiğini anlatarak, "Annelik ömür boyu sürüyor. Uyurken bile onları düşünüyoruz. Annelerin aklında hep çocukları vardır" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Betül Ulutaş ise annesini çok sevdiğini belirterek, "Cennet annelerin ayakları altındadır" dedi.
Düzce Tarım akademisi kursiyerleri hünerlerini sergiledi Düzce Belediyesi tarafından başlatılan ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın da destek verdiği ‘Mutfak Atölyesi Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesi çerçevesinde dezavantajlı kadınlara verilecek gastronomi eğitiminin ilk ayağı gerçekleştirildi. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün Düzce’nin gastronomi kenti olması noktasında hizmete açtığı ve bugüne kadar bir çok workshop etkinliğini vatandaşlarla buluşturan MSM Akademi kapılarını bu kez, MARKA ile yapılan ortaklık çerçevesinde hazırlanan ‘Mutfak Atölyesi Düzce Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesine açtı. Düzce Belediyesi Meclis Üyeleri Fahrettin Altun ve Ayşe Nimet Özer ile Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mustafa Kayıkçı’nın da ziyaret ettiği Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında desteklenen proje etkinliğinde, Tarım Akademisinde eğitim gören kursiyerlere, pastacılığın en sevilen lezzetlerinden ekler ve profiterol yapımı uygulamalı olarak öğretildi. Akademi eğitmenleri eşliğinde doğru hamur kıvamından başlayarak, iç dolguların hazırlanmasına, krema kıvamlandırmadan şık sunum tekniklerine kadar pastacılığın tüm inceliklerinin gösterildiği etkinlikte kursiyerler, öğrendikleri bilgileri uygulamaya dökerek elleriyle ekler ve profiteroller hazırladı. Etkinliğe katılan kursiyerler, "Hem eğlendik hem de çok şey öğrendik. Böyle etkinliklerin devamını diliyoruz" diyerek memnuniyetlerini dile getirdi.
Kırıkkale Binlerce kilometreden geldi, bozkırda sürünün başına geçti Ülkesinde iş bulamayınca eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakan Afgan çoban, ailesinin geçimini sağlamak için binlerce kilometre uzaklıktaki Kırıkkale’ye geldi. Devletin yetiştiriciye sağladığı destekle Türkiye’ye gelen Afgan çoban, bozkırda küçükbaş hayvanların bakımını severek sürdürüyor. Afganistan’da iş bulmakta zorlanan 32 yaşındaki Shadmanı Naqıbullah, eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakarak Türkiye’ye geldi. Balışeyh ilçesine bağlı Kenanbeyobası köyünde yaşamaya başlayan Naqıbullah, sabahın erken saatlerinde sürünün başına geçiyor. Bozkırın zorlu şartlarında çalışan genç çoban, küçükbaş hayvanların bakımını yaparak ailesine destek olmaya çalışıyor. Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin uzun süredir yaşadığı çoban sorununun çözümüne yönelik İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında Türkiye’ye gelen Naqıbullah, gününün büyük bölümünü merada geçiriyor. Sürünün bakımı, beslenmesi ve güvenliğiyle ilgilenen genç çoban, zor şartlara rağmen hayvancılık işini severek yapıyor. "İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" Shadmanı Naqıbullah, ailesini geride bırakarak ekmek parası için Türkiye’ye geldiğini söyleyerek, "Hepimiz Müslümanız, din kardeşiyiz. Vatanımız ayrı olabilir ama Müslüman, Müslüman’a her zaman yardım etmeli. Her iş elimden gelir ama davar işini çok seviyorum. Davar işi de kolay olmuyor, zor oluyor. Ailem Afganistan’da. İki çocuğum var, biri kız biri oğlan. Onları ekmek parası için bıraktım, Türkiye’ye geldim. ’Yokluk taştan serttir’ derler. İş yoktu, çalışamıyorduk. İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" dedi. "Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi" 15 yıldır hayvancılıkla uğraştığını söyleyen Sefer Özçam ise 100 küçükbaş hayvanla başladığı işletmede bugün 400 hayvana ulaştığını söyledi. Çoban bulmakta uzun süredir zorluk yaşadığını ifade eden Özçam, "İki Afgan çobanım var, sigortalı çalıştırıyorum. Şu anda 60 bin lira maaş veriyorum. Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi. Getiriyoruz, kaçıyorlar, yapamıyorlar. İstediği parayı da versek bir türlü çalıştıramıyorduk" ifadelerini kullandı. "Sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik" Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Kürşat Ulusoy da küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerin en büyük problemlerinden birinin çoban sorunu olduğunu söyleyerek, "Cumhurbaşkanımızın, Tarım ve Orman Bakanımızın ve ilgili bakanlıklarımızın 3 yıllık çalışması sonucunda sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik. Bunun ilk önceliğini Kırıkkale’de yapmanın onur ve gururunu yaşıyoruz" diye konuştu. Yasal yollarla gelen çobanların işletmeler için önemli bir güvence oluşturduğunu belirten Ulusoy, "Yasal olarak gelen çobanlarımızın iki yıl çalışma zorunluluğu var. Bu iki yıl içerisinde gidemeyecekleri için işletmenin devamlılığını sürdürebileceği öngörüldü. Bugün yetiştiricilerimiz bayram gibi sevinçli" şeklinde konuştu.