GÜNDEM - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 10:32

Binlerce kilometreden geldi, bozkırda sürünün başına geçti

A
A
A
Binlerce kilometreden geldi, bozkırda sürünün başına geçti

Ülkesinde iş bulamayınca eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakan Afgan çoban, ailesinin geçimini sağlamak için binlerce kilometre uzaklıktaki Kırıkkale’ye geldi. Devletin yetiştiriciye sağladığı destekle Türkiye’ye gelen Afgan çoban, bozkırda küçükbaş hayvanların bakımını severek sürdürüyor.


Afganistan’da iş bulmakta zorlanan 32 yaşındaki Shadmanı Naqıbullah, eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakarak Türkiye’ye geldi. Balışeyh ilçesine bağlı Kenanbeyobası köyünde yaşamaya başlayan Naqıbullah, sabahın erken saatlerinde sürünün başına geçiyor. Bozkırın zorlu şartlarında çalışan genç çoban, küçükbaş hayvanların bakımını yaparak ailesine destek olmaya çalışıyor.


Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin uzun süredir yaşadığı çoban sorununun çözümüne yönelik İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında Türkiye’ye gelen Naqıbullah, gününün büyük bölümünü merada geçiriyor. Sürünün bakımı, beslenmesi ve güvenliğiyle ilgilenen genç çoban, zor şartlara rağmen hayvancılık işini severek yapıyor.



"İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık"


Shadmanı Naqıbullah, ailesini geride bırakarak ekmek parası için Türkiye’ye geldiğini söyleyerek, "Hepimiz Müslümanız, din kardeşiyiz. Vatanımız ayrı olabilir ama Müslüman, Müslüman’a her zaman yardım etmeli. Her iş elimden gelir ama davar işini çok seviyorum. Davar işi de kolay olmuyor, zor oluyor. Ailem Afganistan’da. İki çocuğum var, biri kız biri oğlan. Onları ekmek parası için bıraktım, Türkiye’ye geldim. ’Yokluk taştan serttir’ derler. İş yoktu, çalışamıyorduk. İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" dedi.



"Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi"


15 yıldır hayvancılıkla uğraştığını söyleyen Sefer Özçam ise 100 küçükbaş hayvanla başladığı işletmede bugün 400 hayvana ulaştığını söyledi. Çoban bulmakta uzun süredir zorluk yaşadığını ifade eden Özçam, "İki Afgan çobanım var, sigortalı çalıştırıyorum. Şu anda 60 bin lira maaş veriyorum. Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi. Getiriyoruz, kaçıyorlar, yapamıyorlar. İstediği parayı da versek bir türlü çalıştıramıyorduk" ifadelerini kullandı.



"Sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik"


Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Kürşat Ulusoy da küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerin en büyük problemlerinden birinin çoban sorunu olduğunu söyleyerek, "Cumhurbaşkanımızın, Tarım ve Orman Bakanımızın ve ilgili bakanlıklarımızın 3 yıllık çalışması sonucunda sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik. Bunun ilk önceliğini Kırıkkale’de yapmanın onur ve gururunu yaşıyoruz" diye konuştu.


Yasal yollarla gelen çobanların işletmeler için önemli bir güvence oluşturduğunu belirten Ulusoy, "Yasal olarak gelen çobanlarımızın iki yıl çalışma zorunluluğu var. Bu iki yıl içerisinde gidemeyecekleri için işletmenin devamlılığını sürdürebileceği öngörüldü. Bugün yetiştiricilerimiz bayram gibi sevinçli" şeklinde konuştu.



Binlerce kilometreden geldi, bozkırda sürünün başına geçti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas ’Kadınsın yapamazsın’ dediler, gözleme satarak 10 çocuk büyüttü Sivas’ta yaşayan Gülhan Şimşek, çocuklarını büyütebilmek için verdiği yaşam mücadelesiyle takdir topluyor. 10 çocuk ve 16 torun sahibi Şimşek, çocuklarına bakmak için evinin balkonunda yaptığı gözlemeleri satarak başladığı iş hayatında kendi yerini açarak, ’kadınsın yapamazsın’ diyenlere inat ayakta durduğunu söyledi. Sivas’ta yaşayan 53 yaşındaki Gülhan Şimşek hayat mücadelesiyle Anneler Günü öncesi örnek oldu. İlk eşini kaybettikten sonra iki çocuğuyla yaşam mücadelesi veren Şimşek, çocuklarını büyütebilmek için ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten de üç çocuk sahibi olan Şimşek, eşinin önceki evliliğinden olan 5 çocuğuna da annelik yaptı. Toplam 10 çocuk ve 16 torun sahibi olan Şimşek, yıllardır ailesi için verdiği mücadeleyle dikkat çekiyor. Çocuklarının sağlık sorunları nedeniyle sık sık hastane yollarına düşen Şimşek, maddi imkansızlıklar nedeniyle uzun süre çevresinden borç alarak yaşamını sürdürdü. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını anlayan fedakar anne, ilk olarak merdiven ve ev temizliğine gitmeye başladı. Çocuklarının yanında daha fazla vakit geçirmek isteyen Şimşek, daha sonra yufka alıp kendi imkanlarıyla hamur işi yaparak satış yapmaya başladı. Komşularının desteğiyle aldığı malzemelerle evinin balkonunda gözleme yapıp satan Şimşek, zamanla çevresinden gördüğü destek sayesinde kendi iş yerini açmayı başardı. Yaklaşık 12 yıldır hamur işi ürünleri hazırlayıp satan Şimşek, çocuklarını elde ettiği gelirle okutup büyüttüğünü söyledi. Anneler Günü’nde de çalışmaya devam edeceğini belirten Şimşek, "Anneler Günü kutlu olsun. Tüm annelerimizin ellerinden öperim. Her özel günde olduğu gibi Anneler Günü’nde de iş yerim açık olacak" dedi. ’Kadınsın yapamazsın’ diyenlere rağmen ayakta durmayı başardığını ifade eden Şimşek, azmi ve mücadelesiyle birçok kadına örnek oluyor. "Hayat mücadelem çok zor oldu" Gülhan Şimşek, geçinmek için çeşitli işler denediğini belirterek, "12 sene oldu Sivas’a geleli. İlk geldiğimde kızlarım hastaydı. O zamanlar hayat mücadelesi çok zordu. Kızlarımı tedavi için Kayseri’ye götürüyordum. Kayseri’ye gitmek, geçinmek ve çocuklarıma bakabilmek için paraya ihtiyacım vardı. ’Ne yapmam lazım’ diye düşündüm. Bir komşum bana çok yardımcı oldu. Kendisine bir iş bulmam gerektiğini söyledim. Sürekli borç alarak hastaneye gitmeye ve geçinmeye çalışmanın böyle devam edemeyeceğini anlattım. Kendi emeğimle bir iş yapmak istiyordum. Komşum bana merdiven temizliği yapabileceğimi ya da okuldaki öğretmenlerin evlerine temizliğe gidebileceğimi söyledi. Böylece çocuklarımın öğretmenlerinin evlerine temizliğe gitmeye başladım. Ancak o dönem kızlarım çok hastaydı. Ben işteyken komşularım onları hastaneye götürüyordu. İşimi bitirip eve geldiğimde çocuklarımın hastanede olduğunu öğreniyordum. Bu şekilde çalışmanın zor olacağını anladım ve komşuma, ’benim kızlarımın yanında kalmam lazım’ dedim. Kızlarım yufkayı çok severdi. Ben de ne yapabilirim diye düşünürken boş bir arsada yufka yapmaya başladım. Daha sonra komşularımın desteğiyle malzemeler alıp evimin balkonunda gözleme yapmaya başladım. Satışlarım artınca balkonda pişirip dışarıya satış yapmanın yasak olduğunu öğrendim. Bunun üzerine komşumun ve kızlarımın öğretmenlerinin desteğiyle kendi iş yerimi açtım. Çok şükür" dedi. "Yorulduğumda çocuklarım aklıma geliyor" Şimşek, sattığı gözlemeler sayesinde çocuklarını okuttuğunu, büyüttüğü ve evlendirdiğini söyleyerek, "12 yıldır tek başıma ayakta duruyorum. Yorulduğumda, gücüm tükendiğinde aklıma çocuklarım geliyor. Ben güçlü durursam onların da beni örnek alacağını düşünüyorum. Kendimi bu düşünceyle motive ediyorum. Bu yüzden hiçbir zaman yıkılmadım, pes etmedim. Her sabah saat 4’te uyanıp iş yerimi açıyorum. Yufkalarımı ve malzemelerimi hazırlıyorum. Misafirlerim gelir diye çayımı da demliyorum. Ardından gözlemelerimi ve katmerlerimi hazırlıyorum. Saat 7 gibi bütün menüm hazır oluyor. Elbette zorlanıyorum ama işimi severek yapıyorum. Bu iş benim sanatım. Yemeklerim çok beğeniliyor. Gücüm yettiği sürece iş yerimi çalıştırmaya devam edeceğim. Kadınlara seslenecek olursam ellerinden ne iş geliyorsa yapsınlar, durmasınlar. Kimseye muhtaç olmasınlar. İş beklemek yerine kendilerine güvensinler ve adım atsınlar. Çocuklarım farklı okullarda okuyordu. Sattığım gözlemeler sayesinde bütün çocuklarımı büyüttüm, okuttum ve evlendirdim. 10 çocuğum var. 8’i evli, 2’si bekar. İş yerimin kazancı bana yetiyor" diye konuştu. "Anneler Günü kutlu olsun" Çocuklarından güç alarak bugünlere geldiğini ifade eden Şimşek, "Anneler Günü kutlu olsun. Tüm annelerimizin ellerinden öperim. Her özel günde olduğu gibi Anneler Günü’nde de iş yerim açık olacak. Güzel lezzetlerimiz var, herkesi beklerim. İlk zamanlarda bana ’sen kadınsın, tek başına iş yeri açma’ dediler. Ama ben her zaman kendime inandım ve ’ben yaparım’ dedim. Ailemden ve akrabalarımdan destek görmedim ama çocuklarımdan güç alarak bugünlere kadar geldim. Benim 10 çocuğum ve 16 torunum var. Hepsini çok seviyorum. Onların annesi ve babaannesi olduğum için kendimle gurur duyuyorum. Bir anne ve bir büyüğü olarak onların hem annesi hem de babası oldum" şeklinde konuştu.