GÜNDEM - 15 Aralık 2023 Cuma 10:33

Boyu kısa diye neredeyse okula almayacaklardı, yılın öğretmeni seçildi

A
A
A

Bingöl’de yıllar önce boyu kısa diye okula alınmakta tereddüt edilen ve ayaklarının altına konan tabure sayesinde masanın boyun yetişen Kadir Çelik, Milli Eğitim Bakanlığınca Türkiye’de yılın öğretmeni seçildi.

Bingöl Milli Eğitim Vakfı Öğretmen Serkan Akyaz İlkokulunda görev yapan öğretmen Kadir Çelik, Milli Eğitim Bakanlığının çeşitli kriterlere göre belirlediği derecelendirme sonucunda, Türkiye’de yılın öğretmeni seçildi. Yaklaşık 10 yıldır Bingöl’de görev yapan Çelik, bu süre zarfında MEB kitap yazma, STEM eğitmeni, akıl ve zeka oyunları turnuvası öğrenci yetiştirme, yüksek lisans, ulusal ve uluslararası makale, tiyatroda Türkiye 3’üncülüğü ve 4’ünclüğü ödülü, TEKNOFEST, TÜBİTAK bölge finali ile e-Twinning alanında çalışmalar yaptı. 17 yıldır sınıf öğretmenliği yapan Çelik, öğretmenliğin kendisi için bir tutku olduğu belirtti. Çelik, çocuk yaşta okumak için yaşadığı zorlukları İHA muhabirine anlattı.

Boyu kısa diye neredeyse okula almayacaklardı, yılın öğretmeni seçildi

6 yaşında boyu küçük diye neredeyse okula almayacaklarmış

5 kardeşten ortanca olan Çelik, rahmetli babasıyla 6 yaşındayken okula kayıt olmaya gittiklerini ancak boyu kısa olduğu için neredeyse alınmayacağını söyledi. O dönemde kırsal bölgelerde yaşayanların kimlik çıkarma konusunda da sıkıntı yaşadığını aktaran Çelik, ayaklarının altına konan tabure sayesinde okuma yazmaya elverişli olduğunun tespit edildiğini kaydetti. Çelik, ’’Sınıf öğretmenliğinde 17’nci yılım. İlk olarak Yozgat’ın ilçesinde çalıştım. Daha sonra Bingöl il merkezine tayin istedim ve 10 yıldır da Bingöl’de çalışıyorum. Sınıf öğretmenliği yapma ve isteme sebebim benim için bir tutkudur. İlk hayalim ve gerçekleştirmek de nasip oldu çok şükür. Yaşım 44. Bizim çocukluk yıllarımızda okumak, okula gitmek daha zordu. Köy şartları, birleştirilmiş sınıflar, imkansızlıklar daha fazlaydı. Bir gün rahmetli babam elimden tuttu, ‘Seni okula yazdırayım’ dedi. Yaşım 6, o zamanlar. O tarihlerde gittik. Kimliğim de yok tabi. O dönemlerde kimlik çıkarmak da zor. Yaş konusunda inandıramıyoruz, daha da küçük görünüyorum. Okul müdürümüz Özdemir hocamız vardı, masaya bir kağıt koydu burada yazanların aynısı yaz dedi. Şimdi benim masayı görmek gibi bir şansım yok, masa da büyük benim boyuma göre. O süreçte benim ayağım altına kasa veya tabure gibi bir şeydi getirdiler, masayı kısmen gördüm ve kağıtta yazan bilgilere birebir kopyalamaya çalıştım. Gelişimim küçük olduğu için acaba eğitim ortamından çıkabilir mi, geri dönebilir mi gibi düşünceleri oluyordu. Ama tabi benim için bir tutkuydu o. Artık sürekli çalışmak, soru çözmek, eğitimle ilgilenmek, öğretmenlerimin peşinden gitmek istiyordum. Beni öğretmen olmaya iten de öğretmenlerimdi. Onlara olan sevgim, saygım ve yaptıkları işin kutsallığı benim için bambaşka bir duyguydu” dedi.

’’Öğrencilerimin de ileride bu başarıyı yakalamalarını isterim’’

Yaptığı çalışmalar ve projeler nedeniyle önce Bingöl’de, ardından da Milli Eğitim Bakanlığınca yılın öğretmeni seçilen Çelik, öğrencilerinin de ileride başarılı olması temennisinde bulundu. Çelik, “Yapmış olduğumuz çalışmalar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından değerlendirildi. 81 ilden temsilciler, seçilerek belirli kriterlerden puantaj usulü geçerek her ilin temsilcisi oldu. Bakanlıkta ise yapmış olduğumuz çalışmalara bakarak bizi orada tekrar tekrar kademelendirdiler. O süreçte işte çeşitli programlara katıldık. Milli Eğitim Bakanımızla, Meclis Başkanımızla ve Cumhurbaşkanımızın törenine katıldık. Bu süreçte protokolde yer alma sebeplerimiz, öğrencilere hitap eden fark oluşturan çalışmalarımız oldu. Bu çalışmalarımızın sonunda yılın öğretmeni seçildim. Bu benim için tabi ki gururdur ama benim asıl beklentim, öğrencilerimin de günü gelip yılın öğretmenleri seçilmeleri. Onların da bu duyguyu yaşamaları. Onların da ileride çocukların ruhuna temas etmeleri” şeklinde konuştu.

Boyu kısa diye neredeyse okula almayacaklardı, yılın öğretmeni seçildi

Kadir öğretmenini çok sevdiğini belirten öğrencilerden Mehmet Korkutata, ”Kadir hocamız yılın öğretmeni seçildi, onu çok seviyoruz. Gelecekte onun gibi olmak için çok çalışıp, başaracağız” diye konuştu.

Muhammet Ali Çiftçi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."