ASAYİŞ - 08 Şubat 2026 Pazar 21:50

Kayak merkezinde kaza: 6 yaralı

A
A
A

Bingöl’deki Hesarek Kayak Merkezi’nde iki kayakçının çarpışarak bir grubun arasına daldığı kazada 6 kişi yaralandı. Kaza anı cep telefonu kamerasına da yansıdı.

Olay, Hesarek Kayak Merkezi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, kayak takımıyla peş peşe giden vatandaşlardan biri, dengesini kaybetmesi sonucu arkasından gelen kişi ile çarpıştı. Çarpışmayla birlikte kayakçılar, bir grubun arasına daldı. Kazada 6 kişi yaralanırken, o anlar bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı. Çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla Bingöl Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.

Burak Yılmaz



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ege Bölgesi’nde bir ilk: Kablosuz kalp pili uygulamasıyla yeni bir dönem İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü, kalp ritim bozukluklarının tedavisinde önemli bir yeniliğe imza attı. Doç. Dr. Mustafa Doğduş tarafından gerçekleştirilen kablosuz (leadless) kalp pili uygulaması, hastanede ve Ege Bölgesi’nde ilk kez başarıyla uygulandı. Bayılma hissi, baş dönmesi, nefes darlığı ve ciddi nabız düşüklüğü şikayetleriyle İEÜ Medical Point Hastanesi’ne başvuran M. Zengin’de yapılan ileri tetkikler sonucunda, kalbin elektrik iletim sisteminde belirgin yavaşlama ve ritim bozukluğu tespit edildi. Gerçekleştirilen Elektrofizyolojik Çalışma (EPS) sonrasında hastaya kalp pili takılması kararı alındı. Uygulanan yeni nesil kablosuz kalp pili sayesinde hasta, klasik yöntemlere kıyasla çok daha konforlu bir tedavi süreci geçirdi. "Enfeksiyon riski çok düşük, hareket kısıtlanması yok" Doç. Dr. Mustafa Doğduş, yeni nesil kalp pillerinin avantajlarını şu sözlerle anlattı: "Geleneksel kalp pillerinde göğüs bölgesinden kesi yapılarak kablolar yardımıyla kalbe ulaşılır. Bu yöntem uzun vadede enfeksiyon riski, kablo kırılması ve hastaların günlük yaşamında hareket kısıtlılığı gibi sorunlara yol açabilir. Kablosuz kalp pilleri ise kasık damarından girilerek doğrudan kalp içine yerleştiriliyor. Herhangi bir kesi, dikiş ya da cilt altında cihaz cebi bulunmuyor. Enfeksiyon riski son derece düşük ve hastalar işlemden kısa süre sonra normal yaşamlarına dönebiliyor. Yaklaşık kapsül boyutundaki bu ileri teknoloji pil, kalbin sağ alt odacığına yerleştiriliyor ve işlem sonrası estetik ya da fonksiyonel herhangi bir kısıtlama oluşturmuyor. "Her hasta için en uygun yöntem seçilmeli" Doç. Dr. Mustafa Doğduş, her hastanın bu yöntem için uygun olmayabileceğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Kalp pili tedavisi kişiye özeldir. Her ritim bozukluğu için aynı pil uygun değildir. Hastanın ritim problemi, kalp yapısı ve eşlik eden hastalıkları değerlendirilerek en doğru yöntem belirlenmelidir. Bu nedenle hastalarımızın mutlaka kardiyoloji uzmanına başvurarak detaylı değerlendirmeden geçmesi büyük önem taşır." "Şikayetlerim neredeyse tamamen geçti" Uygulama sonrası kendisini çok daha iyi hissettiğini belirten hasta M. Zengin ise şunları söyledi: "Daha önce çalışırken sık sık durup oturmam gerekiyordu. Baş dönmesi, nefes darlığı ve nabız düşmesi beni çok rahatsız ediyordu. Bazen gözlerim kararıyor, kendimi kaybedecek gibi oluyordum. Pil takıldıktan sonra bu şikâyetlerim neredeyse tamamen geçti. Şu an kendimi iyi hissediyorum ve günlük hayatıma rahatlıkla devam ediyorum."
İstanbul Türk mimarın eserleri New York’ta sergileniyor Bahçeşehir Üniversitesinden (BAU) mezun olduktan sonra eğitimine ABD’de devam eden Nazlı Efe’nin, mimarlık ve sanatı buluşturarak oluşturduğu eserleri "Artist in the Marketplace (AIM) Bienali" kapsamında Bronx Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. New York’ta yaşayan gelecek vadeden 28 sanatçı arasında gösterilen Nazlı Efe, balmumu ve gazlı bez kullanarak ürettiği enstalasyonlar ve heykellerinin sergilenmesinden ötürü büyük heyecan duyduğunu söyledi. Türkiye’de BAU Mimarlık ve Tasarım bölümünü bitirdikten sonra ABD’de sanat eğitimi alan Nazlı Efe, disiplinler arası çalışmalarıyla New York’ta gelecek vadeden 28 sanatçı arasında gösterildi. Bronx Müzesi’nin New York sanat sahnesindeki gelecek vadeden sanatçıları keşfetme ve destekleme misyonu tarafından seçilen 28 sanatçının eserleri Ocak ayından itibaren Bronx Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. 45 yıldır devam eden, "Artist in the Marketplace" adıyla bilinen AIM Fellowship programı kapsamında düzenlenen ve 29 Haziran’a kadar açık kalacak sergi büyük ilgi gördü. Gothamist tarafından "2026’da mutlaka görülmesi gereken 8 bienal arasında gösterilen AIM Bienali’nde eserleri yer alan Nazlı Efe, eserlerinin Bronx Müzesi’nde sergilenmesinden dolayı çok heyecanlı olduğunu söyledi. Eserlerini oluşturmasında Kıbrıs ve Anadolu kadim kültüründe ilham aldığını söyleyen Nazlı Efe, eserlerinin temasının "koruma" olduğunu söyledi. Su, gazlı bez ve erimiş balmumunun sanat eserlerinde önemli yer tuttuğunu ifade eden Nazlı Efe; "Balmumu, tarihî olarak doğal bir koruyucu olarak kullanılagelmiştir; benzer şekilde gazlı bez de iyileştirme ve bakım temalarını beraberinde getirir. Bu nedenle bu sergimizin ana teması koruma oldu" dedi. "Hepimiz su dolu kesede hayata başladık’’ Eserlerini oluşturmada iyileştirici gücü olan suyun yerinin çok önemli olduğunu da belirten Efe sözlerine şöyle devam etti: "Su, hepimizi bağlayan ortak noktamız, hepimiz hayata su dolu bir kese içinde başladık. Su ile çalışmak, varlık ve canlılıkla derin bir bağ kurmamı sağlıyor. Bu sebeple eserlerimin yapım sürecinde su içeren teknikler kullanıyorum. Bu teknikler kültürümüzde var olan kurşun dökme ve ebru gibi yöntemler. Bu metotları uyarlayarak ve çağdaş sanat dünyasına taşıyarak enstalasyon ve heykeller üretiyorum." Su ve balmumu Anadolu’da yüzyıllardır devam eden kurşun dökme geleneğini farklı şekilde yorumlayan Nazlı Efe, kurşun yerine erimiş balmumu kullanmasıyla da dikkat çekti. Eserlerinde kurşun dökmeden uyarladığı yöntemleri de kullanan Efe "Türkiye’de erimiş kurşunun suya atıldığı ve ortaya çıkan şekillerin yorumlandığı asırlık bir kehanet uygulaması olan kurşun dökmeden derinden etkilendim. Son çalışmalarımda, kurşun yerine balmumu ile çalışarak bu ritüeli uyarladım. Balmumu su ile buluştuğunda, Rorschach mürekkep testini hatırlatan şekiller oluşturur. Bu formlar, bilinçdışını uyararak hatıralarımı ve duygularımı su yüzüne çıkarır. Balmumu formlar, buluntu nesnelerle birlikte enstalasyonlarımın maddeî dilini oluşturur" dedi. Nazlı Efe kimdir Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesini bitiren Nazlı Efe, bir süre yaptığı akademik çalışmaların ardından ABD’ye giderek Pratt Institute’ta sanat eğitimini tamamladı. Mimarlık eğitimini sanatla birleştiren disiplinler arası bir sanatçı olan Efe, su, bilinçdışı ve hafıza temalarını araştıran enstalasyonlar, heykeller ve performanslarıyla dikkat çekti. New York’ta yaşayan ve sanat dersleri veren Nazlı Efe’nin eserleri Sotheby’s Institute of Art, RAINRAIN Gallery ve New Art Dealers Alliance’ta sergilendi. Stutzman Ailesi Vakfı "Heykel Ödülü Özel Takdir" ve "Pratt Üstün Başarı Ödülü" gibi birçok ödül almayı başardı.
Sivas Yakalandığı hastalık, ata tohum mücadelesine engel olmadı Kanser hastalığıyla mücadele eden emekli öğretmen Mustafa Bakay, kısırlaştırılmış tohumlara karşı yıllardır ata tohumlarını yaşatmak için çalışıyor. Kendi yetiştirdiği sebzelerden elde ettiği tohumları çoğaltarak ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtan Bakay, sağlık sorunlarına rağmen ata tohumu mücadelesinden vazgeçmedi. İsrail ve Hollanda gibi ülkelerden temin edilen kısırlaştırılmış tohumlara inat, doğal ve yerli üretimi savunan emekli öğretmen Mustafa Bakay, yıllardır ata tohumlarını yaşatmak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Kendi imkânlarıyla yetiştirdiği sebzelerden yeniden tohum elde eden Bakay, bu tohumları çoğaltarak ücretsiz şekilde vatandaşlara dağıtıyor. Hayatını ata tohumunun geliştirilmesine ve gelecek nesillere aktarılmasına adayan Bakay, modern tarımın dayattığı kısırlaştırılmış tohumlara karşı yerli ve endemik bitkilerin korunmasını bir yaşam mücadelesi haline getirdi. Yıllar boyunca Anadolu’nun farklı bölgelerinden topladığı ata tohumlarını özenle çoğaltan Bakay, bu tohumların yok olmaması için büyük bir çaba sarf etti. Yakalandığı kanser hastalığına rağmen ata tohumu davasından vazgeçmeyen Mustafa Bakay, sağlık sorunları nedeniyle Sivas’ta düzenlenen ata tohumu dağıtım etkinliğine katılamadı. Ancak programa telekonferans yoluyla bağlanan Bakay, "Ata tohumlarını ve endemik bitkileri koruma davasında bizi yalnız bırakmadınız. Ben bu konuda Sivas’a güveniyorum. Sizleri gördükten sonra Sivas’a olan özlemim bir nebze olsun hafifledi. Aranızda olmayı çok isterdim ama sağlık problemlerinden dolayı katılamadım" ifadelerini kullandı. "Aramıza dönecek" Hocanın rahatsızlığından dolayı etkinliği sürdürme görevini üstlendiklerini söyleyen Birlik ve Dayanışma Bahçeleri Grubu Yönetim Kurulu üyesi Ömer Ada, "Vatandaşlarımızla Birlik ve Dayanışma Bahçelerimizin geleneksel hale getirdiği yıllık ata tohumu takas, dağıtım etkinliği yapacağız. Hocamızın rahatsızlığından dolayı bugün bu görevi biz sürdürüyoruz, kendisine de buradan şifalar diliyoruz. Hocamız şu an tedavi görüyor ve doğal besleniyor. Bu doğal beslenmesinden dolayı da hastalığı iyileşme evresinde. Kendisinin ata tohumuyla beslenmesi dolayısıyla iyileşmesinde öncü oldu, kanser hastasıyken artık tahlilleri temiz çıkıyor. Yakında inşallah kendisi de aramıza dönecek. Ata tohumunun en büyük özelliği sürdürülebilir, genetiğinin bozulmamış olması yani gelecek yıl tekrar ekebiliyor olmamız ve eski tat, aroma, kokunun olduğu o lezzetli tatlar bu tohumlarda bulunuyor. Aldığımız hibrit tohumlarla ertesi sene tekrar dikim yapamayız ve aynı tat, aromayı bulamayız. Ata tohumları hastalıklara karşı da dirençlidir, diğer tohumlarda belli bir takvim vardır" dedi. "Dedelerimizin kullandığı tohumdur" Programa katılan Oğuz Şahin, "Çiftçiyim, tarımla uğraşıyorum. Ata tohumu bildiğimiz gibi diğer ülkelerin kimyasal, biyolojik hastalıklı tohumlarını almak yerine eskiden babaannelerimizin, dedelerimizin kullandığı tohumdur. Hiçbir kimyasal, zararlı etkenleri yoktur, doğal bizim atalarımızın tohumlarıdır. İnşallah daha çok yaygınlaşır ve diğer ülkelerden almak zorunda kalmayız" diye konuştu. Programa katılan Nuh Cinli ise "Bu yıl ilk defa katılıyorum. Allah ne verdiyse bereket versin deyip başlayacağız. Ata tohumu genetiğiyle oynanmamış, tamamen doğal olduğu için tercih ettik ve geldik" şeklinde konuştu.