SAĞLIK - 27 Ocak 2023 Cuma 08:56

Diyetisyen İncioğlu: “Obezite küçümsenecek bir hastalık hali değildir”

A
A
A
Diyetisyen İncioğlu: “Obezite küçümsenecek bir hastalık hali değildir”

Bitlis Tatvan İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Abdullah İncioğlu, obezite hastalığı ve obeziteden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında açıklamalarda bulunarak, “Obezite küçümsenecek bir hastalık hali değildir” dedi.

Bitlis Tatvan İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Abdullah İncioğlu, obezite hastalığı ve obeziteden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında açıklamalarda bulunarak, “Obezite küçümsenecek bir hastalık hali değildir” dedi.


Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hazır gıdaların tüketimi, erken yaşta edinilen zararlı alışkanlıklar, hareketsizlik gibi birçok nedenle ortaya çıkan obezitenin sebep olduğu sağlık problemleri saymakla bitmezken günümüzde dünya üzerinde yüz binlerce çocuk obezite ve obezitenin yol açtığı rahatsızlıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Obezitenin gelişiminde önemli rol oynayan etmenlerin başında, dengesiz beslenme ve hareketsizlik olduğunu belirten Diyetisyen Abdullah İncioğlu, dengesiz beslenme sonucu vücuda alınan yağlar, çocukların büyüme ve gelişme hormonlarını olumsuz etkilediğini söyledi.



“Yağ miktarının vücuttaki anormal artışı çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişimi olumsuz etkileyebilir”


Çocukluk döneminde vücuda alınan yağ miktarının gençlik döneminde cinsel gelişimi olumsuz etkilediğini vurgulayan Diyetisyen İncioğlu, “Obezite insan vücudundaki yağ miktarının anormal derecede artmasıdır. Yağ miktarının vücuttaki anormal artışı çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişimi olumsuz etkileyebilir. Bu durum gençlik döneminde de devam etmekle beraber hormonal yapıyı dengesizleştirdiği için cinsel gelişimi de olumsuz etkiler” dedi.


Ailelerin çocuklarına karşı uyması gereken sorumluluklarının olduğunu dile getiren İncioğlu, evde beslenmeyi bir aile alışkanlığı haline getirerek gençleri fastfood gıdalardan uzak tutmak, çocukların her gün evde kahvaltı yapmalarını sağlayarak onların dışarda yapılan yağlı hamur işlerinden ve abur cuburlardan uzak tutmanın ailelerin ilk görevi olduğunu belirtti. Çocukların zararlı alışkanlıklara bebeklik döneminde başladığını dile getiren İncioğlu, “Bizler hayat boyu devam ettirdiğimiz alışkanlıkların birçoğunu çocukluk döneminde ediniriz. Beslenme de bu alışkanlıkların en başında gelmekte. Kahvaltı yapmak öğün atlamamak abur cubur tüketip tüketmemek gibi alışkanlıkların temeli çocukluk çağında oluşur. Bir örnekle anlatmam gerekirse çaya şeker atarak içmek. Bizler daha çok küçükken ailelerimiz çay içmemiz için bizlere kaşık kaşık şekerli çay içirirler. Daha sonrasında gençlik veya orta yaş dönemimizde çay şekerini bırakmak için çabalar dururuz. Çünkü çayın tadına şekerli olarak alışırız ve farklı şekilde kabul etmek zor gelir. Bu örnekte ki gibi ebeveynlerin çocuklara daha küçük bir şey olmaz deyip hamur işlerini şekerli yiyecekleri ve abur cuburları yedirmeleri oldukça yanlıştır. Evde beslenmeyi bir aile alışkanlığı haline getirerek gençleri fastfood gıdalardan uzak tutmak, çocukların her gün evde kahvaltı yapmalarını sağlayarak onların dışarda yapılan yağlı hamur işlerinden ve abur cuburlardan uzak tutmak ailelerin ilk görevi olmalı. Özellikle okula giden her çocuğun çantasına bir adet meyve koyarak gün içinde zararlı yiyecekler yerine sağlıklı atıştırmalıklar yapmaları sağlanabilir” diye konuştu.



Ülkemizde de çocuklardaki fazla kilolu olma ve obezite sıklığının giderek arttığını söyleyen İncioğlu, ebeveynlerin çocuklarını evde daha sağlıklı beslenmesine yardımcı olacağını kaydetti. Vücudun her çeşit besine ihtiyaç duyduğunu anlatan İncioğlu, “Ülkemizde bölgelere göre çok çeşitli beslenme kültürleri bulunuyor. Şu an bulunduğumuz Doğu Anadolu bölgesinde ise kırmızı et ve hamur işleri yaygın olarak tüketilen yiyecekler. Ancak insan vücudu her çeşit besine ihtiyaç duymakta. O nedenle sofralarda çeşitliliği sağlayarak çocuklarımızın vitamin ve mineral eksikliği çekmemelerini sağlamalıyız. Okul çağındaki çocuklarımızın her gün kahvaltıda haşlanmış yumurta yemeleri, günde 2 su bardağı süt içmeleri büyüme açısından oldukça önemli. Ayrıca diğer 2 ana öğünde kesinlikle çorba, ana yemek yoğurt ve salata da bulunmalı. Günümüzde değişkenlik göstermekle beraber gençlerimiz ve çocuklarımız makarna, patates kızartması, köfte gibi yiyeceklerle tek yönlü besleniyorlar. Bunu değiştirebilme gücü ise ailelerde var. Öncelikle yağda kızartılmış yiyecekler sağlık açısından oldukça zararlı. Kızartma yerine fırınlama veya ızgara ile pişirme yöntemleri kullanabilir. Aynı yiyecekleri şık ve düzenli tüketmek de tek yönlü beslenmeye sebep oluyor. Bu yüzden sofralarımızda çeşitliliği sağlamamız gerekmekte. Ayrıca geçtiğimiz pandemi döneminden sonra da çocuklarda hareketlilik düzeyi oldukça azalmış durumda” dedi.



“Hareketsizlik de obezitenin temel sebeplerinden”


Hareketsizliğin obezitenin temel sebeplerinden biri olduğunu söyleyen İncioğlu, çocuklara hareket edilecek zamanın ayrılması gerektiğini dile getirerek, “Çocuklarımıza ve gençlerimize hareket edebilecekleri oyun oynayıp spor yapabilecekleri zamanı oluşturmalıyız. Derslerinden arta kalan zamanlarında televizyon, tablet veya bilgisayarla zaman geçirmek yerine hareket etmelerini sağlamalıyız. Gençlerimizi ve çocuklarımızı şekerli ve yağlı yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak tutarak ve onların hareket etmelerini sağlayarak ilerleyen yıllarda birçok hastalığın da azalmasını sağlayabiliriz” ifadelerine yer verdi.



“Obezite küçümsenecek bir hastalık hali değildir”


Obezitenin önlenmediği takdirde ileride çok ciddi hastalıklara yol açacağını söyleyen İncioğlu, “Şeker hastalığı kalp damar hastalıkları ve daha birçok hastalığın temel sebeplerinden biridir. Toplumumuzda obezite yoğunluğunu azaltıp sağlıklı beslenmeyi ne kadar yaygınlaştırırsak halkımızı hastalıklara karşı o kadar korumuş oluruz” şeklinde konuştu.



“Seçici olarak yediklerimize dikkat edersek obeziteye karşı bir savaş açmış oluruz”


Vatandaşlardan Ecvet Avcı ise çocuklarına obeziteye karşı sağlıklı beslenmeleri konusunda tavsiyelerde bulunduğunu dile getirerek, “Yediğimiz yiyecekler çok kötü durumda. Bizler de hayat şartlarına bakarak sağlık açısından düşündüğümüz zaman insanlar arasında obezite kötü bir hastalık. Seçici olarak yediklerimize dikkat edersek obeziteye karşı bir savaş açmış oluruz. İnsanların yedikleri ürünü bilmesi gerekiyor ve abur cubur ürünlerinden kaçması lazım. Özellikle çocukların sıklıkla tükettiği cips türü ürünler hep hastalıklıdır. Yediğimiz gıdalar çok önemli. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Çocuklarıma da her zaman bu öneriyi veriyorum. Çocuklarıma evde yapılan yemekleri daha çok tercih etmelerini ve dışarıdaki yemekleri tüketmemelerini tavsiye ediyorum. Bunlara çok dikkat ediyoruz. Çünkü sağlık çok önemli bir şey. İleriki yaşlarda insanlara büyük bir sorun teşkil ediyor” diye konuştu.



“Aile olarak obeziteyi önleme konusunda pek fazla katkıda bulunamıyoruz”


Zakir Tarlan isimli vatanda ise obezitenin bugün sadece ülkemiz için değil dünya genelinde var olan bir sorun olduğunu söyleyerek, “Maalesef obeziteyi önleme konusunda aile olarak pek fazla katkıda bulunamıyoruz. Çünkü eskiden yiyeceklerimiz tamamen doğaldı. Tandır ekmeği gibi doğal ürünlerden yapılan yiyecekler vardı. Ayran aşı, yoğurt, hayvansal gıdalar ile besleniyorduk ve çocuklarımızı bunlarla besliyorduk. Bugün ki zamana baktığımızda tamamen marketlere mahkum kaldık. Çocuklarımızda önlem alınması konusunda kesinlikle yardımcı olamıyoruz. Şeker ve tuz oranını haddinden fazla kullanıyoruz. Bu konuda duyarlı olmamız gerekiyor. Çocuklarımızı un, şeker ve tuz gibi ürünlerden ne kadar sakınabilirsek o kadar obeziteye önlem alabiliriz. İnşallah bu konuda çocuklarımızla birlikte duyarlı olursak eşlerimiz de hazır yemeklerden çok eski yemeklere dönerlerse daha iyi olur” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Dr. Yılmaz; "Yaygın vücut ağrısı hissedenlerde, kişiye özel tedavi planlanmalı" Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti. Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman farklı rahatsızlıklarla karıştırılabilen fibromiyalji hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fibromiyaljinin; yaygın ve gezici kas ağrıları, uyku bozukluğu, halsizlik ve yorgunlukla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Dr. Nazan Nur Yılmaz, özellikle boyun ve baş ağrılarının da tabloya sıkça eşlik ettiğini söyledi. Hastalarda çoğu zaman ağrı kesici ilaçlardan yeterli yanıt alınamadığını ifade eden Dr. Nazan Nur Yılmaz, fibromiyalji tedavisinde yalnızca medikal yaklaşımın yeterli olmadığını vurguladı. Tedavi sürecinde glutenden fakir beslenme düzeni, kişiye özel planlanmış egzersiz programları, uygun formda magnezyum takviyesine ek olarak ozon terapi ve nöral terapi gibi destekleyici uygulamaların tedaviye eklenebileceğini belirten Dr. Yılmaz, her hastada aynı yöntemin uygulanamayacağını kaydetti. Fibromiyaljide tek bir tedavi modelinin bulunmadığını dile getiren Dr. Yılmaz, hastalığın seyrine ve kişinin şikayetlerine göre farklı tedavi seçeneklerinin planlandığını ifade ederek, doğru tanı ve etkili tedavi için fizik tedavi uzmanına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Balıkesir Edremit’te çifte sağlık yatırımı Balıkesir’in Edremit ilçesinde sağlık hizmetlerini modern seviyeye taşıyan iki önemli tesis, düzenlenen törenlerle hizmete girdi. İskele Mahallesi’ne kazandırılan Aile Sağlığı Merkezi ve Edremit Devlet Hastanesi bünyesindeki bin 148 metrekarelik yeni acil servis ünitesi, protokolün katılımıyla açıldı. Edremit’te sağlık alanında dev bir adım atılarak, iki ayrı tesisin açılış töreni gerçekleştirildi. İskele Mahallesi’nde hayırsever Fikri Dabağoğlu Vakfı tarafından yapımı tamamlanan Aile Sağlığı Merkezi için düzenlendi. 2 aile hekimliği biriminden oluşan merkezin açılışında, hayırseverliklerinden dolayı Fikri Dabağoğlu ailesine ve Vakıf Başkanı Hakan Dabağoğlu’na Vali İsmail Ustaoğlu tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. Hastane bünyesinde toplam bin 148 metrekare alan üzerine inşa edilen yeni acil servis, modern tıbbi donanımıyla dikkat çekiyor. Yeni ünitede vatandaşlara hizmet verecek 2 yeşil alan acil polikliniği, 3 yataklı sarı alan acil polikliniği, 26 yataklı müşahede alanı, 3 yataklı travma alanı ve 4 yataklı resüsitasyon odası yer alırken; acil röntgen ve laboratuvar birimleri de aynı çatı altında toplandı. Açılış törenine Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Belgin Uygur, AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş ile çok sayıda sağlık çalışanı ve vatandaş katıldı.
Niğde Niğde’de su ve enerji verimliliği için 57 milyon liralık dev yatırım Niğde Belediyesi, Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ve Ahiler Kalkınma Ajansı (AHİKA) iş birliğiyle hayata geçirilecek toplam 57 milyon TL bütçeli üç büyük proje için hibe sözleşmeleri imzalandı. Su kaynaklarının korunması, altyapıda su kayıp-kaçaklarının önlenmesi ve hayvansal üretim kaynaklı biyokütle atıklarından yenilenebilir enerji elde edilmesini kapsayan yatırımların 28,5 milyon TL’lik bölümü KOP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından finanse edilecek. Niğde Belediyesi tarafından yapılan açıklamaya göre, Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Murat Karakoyunlu ve AHİKA Genel Sekreteri Bekir Varol’un katılımıyla gerçekleştirilen imza töreniyle; İçme-Kullanma Suyu Fizibilite Desteği, KOP-MOTÜM ve Niğde Biyogaz Tesisi projeleri eş zamanlı olarak uygulamaya alınacak. Akıllı şehir altyapısı için dijital takip dönemi Açıklamada, yatırım planının 25 milyon TL’lik bölümünün su yönetimindeki teknik kapasitenin artırılmasına yönelik projelerden oluştuğu belirtildi. Bu kapsamda 10 milyon TL bütçeli İçme Suyu Fizibilite Projesi ile Niğde’nin içme suyu şebekesi Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ortamına aktarılacak. Yapılacak hidrolik modelleme çalışmalarıyla yer altı su seviyeleri çevrim içi olarak takip edilerek kayıp-kaçak oranlarının minimum seviyeye düşürülmesi hedefleniyor. Bu süreci destekleyecek 15 milyon TL bütçeli KOP-MOTÜM mobil platformu ise ileri teknoloji ekipmanlarla donatılacak. Yer altı radarı, akustik dinleme cihazları, termal İHA sistemleri ve endoskop kameralar sayesinde altyapı arızalarının kazı yapılmadan tespit edilmesi sağlanacak. Böylece su kayıplarının önüne geçilmesi ve müdahale süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor. Hayvansal atıktan enerji ve organik gübre üretilecek Hibe sözleşmesinin en büyük yatırım kalemini oluşturan 32 milyon TL bütçeli Niğde Belediyesi Biyogaz Tesisi’nin ise belediye fidanlığı yakınında bulunan Tarım Kampüsü içerisinde kurulacağı bildirildi. Tesiste hayvansal üretimden kaynaklanan biyokütle atıkları işlenerek yıllık 1 milyon 379 bin kWh elektrik enerjisi üretilecek. Bu üretim sayesinde belediye bütçesine yıllık yaklaşık 4 milyon 480 bin TL tasarruf sağlanacağı ifade edildi. Ayrıca üretim sürecinde ortaya çıkacak ısıl enerjinin belediyeye ait seralarda fide ve fidan yetiştiriciliğinde kullanılacağı kaydedildi. Tesisten yıllık 2 bin 940 ton kuru organik gübre elde edilmesi planlanırken, bu gübrenin hem belediyenin peyzaj çalışmalarında değerlendirileceği hem de ham gübre desteği sağlayan çiftçilere geri verilerek yerel tarımsal üretime katkı sunacağı belirtildi. Yıllık 956 bin kilogram karbon salımı engellenecek Niğde Belediyesi tarafından yapılan açıklamada tesisin çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli katkılar sağlayacağı vurgulandı. Buna göre yatırım sayesinde yıllık 956 bin kilogram karbondioksit salımının önüne geçilecek. Kapalı sistemde faaliyet gösterecek tesisle birlikte bölgede oluşan koku problemlerinin ortadan kaldırılması ve yer altı su kaynaklarının korunması hedefleniyor. Atıkların hızlı şekilde işlenmesi sayesinde haşere ve sinek oluşumunun kaynağında önleneceği belirtilirken, biyosidal ürün kullanımının azaltılmasıyla ilaçlama giderlerinde de önemli tasarruf sağlanacağı ifade edildi. Belediyenin bu sistem sayesinde kimyasal maruziyeti en aza indirerek çevre ve halk sağlığını doğa dostu yöntemlerle korumayı amaçladığı aktarıldı. "Su, enerji ve çevreyi aynı potada eriten model" İmza töreninde konuşan KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Dr. Murat Karakoyunlu, projelerin yalnızca fiziksel yatırım olmadığını belirterek, "Bu projeler; suyu, enerjiyi ve çevreyi aynı potada buluşturan bütüncül bir kalkınma perspektifi sunuyor" dedi. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir ise KOP desteğiyle hayata geçirilecek projelerin kent adına stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti. Başkan Özdemir, "KOP desteğiyle hayata geçireceğimiz 57 milyon TL’lik yatırımı şehrimize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tasarrufu yalnızca harcamaları azaltmak olarak değil, yatırımda verimliliği esas almak olarak görüyoruz. Belediyemiz bu projeler sayesinde hem kendi enerjisini üretecek hem de dijital altyapı sistemleriyle su kayıp-kaçağının önüne geçecek" ifadelerini kullandı. Özdemir, projelerin hayata geçirilmesinde destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve tüm paydaş kurumlara teşekkür ederek, "Niğde’miz için kalkınmada verimlilik esaslı bu yeni dönemin hayırlı olmasını diliyorum" dedi.