GÜNDEM - 24 Kasım 2024 Pazar 19:10

Ahlat’ta ‘Ahıska Türkleri’nin Sürgün Edilişinin 80. Yılı Anma Programı’ düzenlendi

A
A
A
Ahlat’ta ‘Ahıska Türkleri’nin Sürgün Edilişinin 80. Yılı Anma Programı’ düzenlendi

Bitlis’in Ahlat ilçesinde, Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 80.yıl dönümü dolayısıyla bir anma programı düzenlendi. Ahlat Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü konferans salonunda gerçekleşen anma programı Saygı Duruş’unda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.


Daha sonra Kur’an’ı Kerim tilavetinin okunması ve sürgün belgeselinin izlenmesiyle program sürdü.


Programda konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, “Öncelikli bu üzücü, acı olayın yıl dönümünde burada dualarla anmak için sizlerle bir araya geldik. Mevlam Ahıska Türklerini sürgünde vefat eden bütün soydaşlarına rahmet eylesin. Ve onların torunları olan siz güzel kardeşlerimiz de ülkenize, yurdunuza hoş geldiniz. Şeref verdiniz. Sene 1944, Kasım ayının 14’ü büyük bir zulmün işaret fişeği, evlerinden alınan kardeşlerimiz, soğuk havada tren vagonlarında uzun bir yolculukla Orta Asya’ya sürgün edildiler. Erkekleri savaşta bulunuyorlar, kendileri ise sürgün edildiler ve bu sürgünde zor şartlarda binlerce kardeşimiz hayatını kaybetti. Tekrar rahmetle arıyoruz. Bayrak, ezan, vatan nedir? diye sorduğumuzda, bunların kıymetini en iyi bilecek olan işte bu salondaki Ahıska Türkü kardeşlerimizdir. Yıllar, yüzyıllar ne kadar değişse de emperyalizm çeşitli oyunlarıyla bizleri ayrı düşürmüştür. Bizler bir olmak, birlik olmak zorundayız ki bütün gönül coğrafyamızdaki mazlum kardeşlerimize el uzatabilelim. Türkiye bütün mazlumların ana yurdudur. Türkiye medeniyetlerin en kavi noktasında bulunan bir memlekettir. Türkiye dünyanın en zor coğrafyaları, Orta Doğu, Kafkasya, Balkanların bulunduğu bir coğrafyadır. Tam bunların ortasında yer almaktadır. O sebeple bizden her daim güçlü olmak zorundayız. Bizler güçlü olacağız ki inşallah hem 86 milyon vatandaşımız ve hem de bütün gönüllü coğrafyamız tüm kardeşlerimiz bizden destek görecekler. Biz buna yürekten inanıyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti savaşlarda olan yorgunluğunu ve bitkinliğini üzerinden atmış ve ayağa kalkmıştır. Bundan sonra ikinci yüzyılımızda inşallah şaha kalkacak ve koşarak ilerleyeceğiz. Medeniyetimiz dünyadaki barışın, huzurun ve kardeşliğin güvencesidir. Bizler hiçbir zaman mazluma zulmetmedik ve etmeyeceğiz. Ama soydaşlarımızın, dindaşlarımızın zulüm görmemesi için de güçlü olmak zorundayız. İnşallah bu gücü de birbirimizi daha çok severek, elbette daha fazla çalışarak takip edeceğiz ve bu Yüzyılı Türkiye Yüzyılı ve Türk asrını hep birlikte yapacağız. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her tarafta Türk milleti bulunduğu coğrafya da her zaman huzurun ve güvenin temsilcisi olmuştur. Yine aynı şekilde Ahıskalı Türk kardeşlerimizde hem temizlikleriyle hem dürüstlükleriyle hem çalışkanlıklarıyla bulundukları şehre güç, güzellik ve direnç katan bir yapıya sahiptir. Allah onları var etsin diyorum. Biz de Bitlis Valiliği olarak kaymakamlığımızla, belediyelerimizle, Göç Müdürlüğümüz ve bütün müdürlüklerimizle beraber Ahıska Türkü kardeşlerimizin Ahlat’ta, şehrimizde en iyi şartlarda yaşaması için elimizden gelen gayreti sarf edeceğiz. Her daim sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda bunu daha da güçlendireceğiz. İnanıyoruz ki Ahlat’ımız, Bitlis’imiz sizlerle çok daha güzel olacak. Sürgünde hayatını kaybeden ecdadımızı rahmetle anıyorum. Sizlere de öz yurdunuza tekrar hoş geldiniz diyorum” dedi.


Daha sonra konuşan Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Ahlat Temsilcisi Murat Resuloğlu, sürgünde çok acı çektiklerini ve bugün burada olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’ye gelmelerinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.


Konuşmalar sonrasında sürgün tanığı 89 yaşındaki Numan Binalioğlu tarafından acı dolu yılları anlatılırken, Ahıskalı öğrenciler tarafından da çeşitli şiirler seslendirildi.


Anma programı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seslendirilen ‘Ahıska’ adlı şiirin video gösterisinin izlenmesiyle sürdü.


Programda Vali Karakaya ve Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl tarafından Ahıska Sürgünü tanıklarına hediye verilmesi ve toplu hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Baharın ilacı ’zencefil’ Kayseri’de bir aktar, bahar aylarında da zencefil tüketiminin akıntı ve tıkanma sorunlarına iyi geleceğini söyleyerek, "Zencefil hayatımızda sürekli olması gereken bir şey" dedi. Baharın gelmesi ile beraber vatandaşların boğaz yanması, geniz tıkanıklığı gibi şikayetlerinin arttığını söyleyen aktar Muhammed Hanzala Altun, "Bahar aylarının gelmesi ile beraber insanlarda bahar nezleleri, boğazda yanma, geniz tıkanıklıkları, grip tarzı böyle vücut kırgınlıkları oluşuyor. Genelde bize bu şekilde talep oluşturduklarında bizim önerilerimiz de ısırgan otu, papatya çayı, üzerliğin buharını çekme, tuzlu suyla gargara yapma, buruna çekme daha sonra zencefil bal tüketimi, bunun yanında probiyotik olarak yoğurt, turşu tarzı şeyler tavsiye ediyoruz. Fakat dediğimiz gibi çok sıkıntı çekiyorlarsa kesinlikle üzerliğin buharını burunlarına çekip papatya çayı içmeleri, keçiboynuzu özü, keçiboynuzunu kaynatıp tüketmeleri, meyan kökü tüketimi de olur. Bunlar hem vücudun bağışıklığını güçlendirir, hem o vücuttaki semptomları azaltmak için kullanılır. Hiçbir şey bilmiyorsa bile zencefil bal tüketimi, ada çayı bunlar vücut direncini arttırır, bağışıklığı güçlendirir ve alerjik reaksiyonları azaltır" dedi. Altun, zencefilin insanların hayatında sürekli olması gereken bir şey olduğunu söyleyerek, "Zencefil hayatımızda sürekli olması gereken bir şeydir. Kışın vücut ısısını yükseltir, yazın da dediğim şekilde böyle alerjik sıkıntıları gidermede, boğaz kaşıntıları, boğazda yanma, genizde tıkanıklık bunlara iyi gelir. Vatandaşlarımız da rastgele kafalarına göre işte ne bileyim macun hazırlatıp, işte ne bileyim başka türlü karışımları yaptırmamalılar. Ürünlerini güvenip sürekli takip ettikleri, güvenilir aktarlardan almalarını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayasıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında 23 Nisan’ın çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir gelecek inşa ettiğini belirten Geylan, bu bayramın dünyada çocuklara adanmış tek bayram olmasıyla özel bir anlam taşıdığını ifade etti. 23 Nisan’ın Türkiye’nin bağımsızlığı için önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Geylan, "Mondros Mütarekesi ile diz çöktürülmek istenen Türk milleti, tüm imkansızlıklara rağmen umudunu yitirmedi. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a ilk adımını attı. Bu adım, emperyalizme ve tutsaklığa karşı yakılan bağımsızlık meşalesiydi. Bağımsızlığa giden bu zorlu yolda Türk milleti, "hürriyet ve istiklal" ülküsü etrafında tek yürek oldu. Kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla herkes, vatan topraklarını savunmak için seferber oldu. Bu süreçte Havza Genelgesi ile milletin uyanışı başlatıldı; Amasya Genelgesi’nde yer bulan ’Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ sözü, mıh gibi Türk milletinin aklına kazındı. Ardından toplanan Erzurum Kongresi ile manda ve himaye kesin olarak reddedildi ve Temsil Heyeti oluşturularak milli mücadelenin temelleri sağlamlaştırıldı. Sivas Kongresi ile milli irade daha da güçlendi; Temsil Heyeti’nin yetkileri genişletildi. Temsil Heyeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılana kadar milli direnişi organize eden, milli mücadeleyi yöneten en yetkili organ olarak görev yaptı ve nihayet Meclisin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi tüm dünyaya ilan edildi. Gazi Meclis, Kurtuluş Savaşı’nın yürütüldüğü bir karargâh olmasının yanı sıra milli iradeyi esas almış, millet egemenliğini her şeyin üstünde tutmuş ve tam bağımsızlığı en yüce ülkü edinmiştir" ifadelerini kullandı. "Büyük Atatürk, çağdaş bir devlet kurma idealini hayata geçirmiştir" Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsız Türk Devleti’ni kurmak için birçok mücadele verdiğini ifade eden Geylan, "Büyük Atatürk, Türk yurdunun bağımsızlığını kazanmasının ardından da demokratik ve hukuk ilkelerine dayanan, cumhuriyetle yönetilen çağdaş bir devlet kurma idealini hayata geçirmiştir. Zira Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Temsil Heyeti’ni oluştururken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarken de amacı yalnızca bağımsızlığı sağlamak değil; aynı zamanda çağdaş, demokratik, güçlü ve müreffeh bir devletin temellerini atmaktı. Bizim için Türkiye Büyük Millet Meclisi; Cumhuriyete uzanan sürecin temel yapı taşıdır. Aziz milletimizin egemenliğinin tecelli ettiği demokratik temsil kurumudur. Ali geleceğimizin güvencesi, bekamızın teminatıdır. Yetkiyi doğrudan milletten alan ve bu yetkiyi yine millet için kullanan yasama organıdır. Toplumdaki farklı fikirlerin temsil edildiği ve sağlıklı bir istişare sürecinin yürütüldüğü bir zemindir. Bu zeminin korunması ve güçlendirilmesi, milli egemenliğin, milli iradenin, demokratik kültürün devamı açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" Çocukların kendilerini güvende hissetmesinin milli bir beka meselesi olduğunu vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür. TBMM’nin açılışı, aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır. Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan, dünyada çocuklara adanmış tek bayram olmasıyla özel bir anlam taşımaktadır. 23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür. Cumhuriyetimizin ilelebet varlığını sürdüreceğine olan inançla ikinci yüzyılını idrak ederken ve 21. yüzyılın Türk asrı olacağını vurgularken, 23 Nisan’ın çocuklarımızın özgürce oyun oynayabildiği, çocukluklarını doyasıya yaşayabildiği ve haklarının güvence altına alındığı bir bayram olması büyük önem taşımaktadır. Çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir. Bu noktada çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir. Okullarımızda yaşanan son saldırılar, hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarımızın can güvenliğinin ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu acı bir şekilde gözler önüne sermiştir. Şiddet sarmalına sürüklenen okullarımız, güvenli alanlar olmaktan çıkarsa, eğitimin temelini oluşturan huzurlu eğitim ortamı telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar görecektir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklarımızın yüzlerinin gülmesi gerekirken çocuklarımız bugün korku ve endişe içindedir; arkadaşlarının yasını tutmakta ve travmaların gölgesinde büyümektedirler. Bu tablo, yalnızca bugünü değil, yarınlarımızı da tehdit eden derin bir soruna işaret etmektedir. Şayet geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve umut dolu bireyler olarak yetişmesini istiyorsak okullarımızda güvenliğin güçlendirilmesi, önleyici tedbirlerin artırılması ve tüm paydaşların kararlılıkla iş birliği içinde hareket etmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan 23 Nisan, tüm çocuklarımızın sağlık ve eğitim hizmetlerinden eşit ve adil şekilde yararlanabildiği, her türlü istismardan uzak tutulduğu, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı bir bayram olmalıdır. Her çocuğun güven ve huzur içinde büyümesi, fırsat eşitliğine sahip olması 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın taşıdığı ruha uygun olacaktır. Şehit çocuklarımız da bizlere emanettir. Biz öğretmenler, vatanı için canını feda eden şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyor; 23 Nisan’da hiçbirini unutmuyoruz. Onlar devletimizin ve milletimizin çocuklarıdır. Şehitlerimizin kıymetli çocuklarına sahip çıkmak, bizim en öncelikli sorumluluğumuzdur. İstiklalden istikbale uzanan bu kutlu süreçte; varlığını vatanımızın bağımsızlığına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin payidarlığına adamış aziz milletimizin azmi, kararlılığı ve fedakarlığı yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Bu minvalde, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyor; bu toprakları bizlere vatan yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi, Kahramanmaraş’ta yitirdiğimiz körpecik canlarımızı ve şehit öğretmenimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz."
Ankara NATO Genel Sekreteri Rutte: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var" Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Mark Rutte, "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor" dedi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki temasları kapsamında ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşkesinde bulunan Gölbaşı Teknoloji Üssü Çelik Kubbe Etkinlik Merkezi’nde düzenlenen programa katıldı. Programa Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, yabancı misyon şefleri ve davetliler de iştirak etti. Beraberindeki heyetle yerleşkeyi gezen Rutte, mühendislerle bir araya geldikten sonra açıklamalarda bulundu. Mark Rutte, ziyaretinin temel amacının savunma sanayi üretimini hızlandırmak ve inovasyonu güçlendirmek olduğunu belirterek, Türkiye’deki şirketlerin üretim ile yenilikçiliği bir arada yürütmesinin NATO açısından öncelikli bir konu olduğunu vurguladı. Rutte, bu başlığın temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin de ana gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti. "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var" NATO Genel Sekreteri Rutte, açıklamasında şunları söyledi: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor. En iyi kabiliyetlere sahip olmalıyız. En son teknolojileri kullanmalıyız. Bu nedenle en üretici ve en yenilikçi zihinlere ihtiyaç duyuyoruz. Bu yüzden burada olmanızdan ve gençler olarak savunma sanayinde çalışmayı seçmiş olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Burada yaptığınız her şey Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlıyor. Aynı zamanda Türkiye gibi çok değerli bir müttefikle birlikte tüm ittifakın güvenliğine de katkı sunuyor." "Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi" Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği çalışmalara değinen Rutte, "Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi. ASELSAN bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor. Bu nedenle çalışmalarınıza devam edin, daha fazla ve daha hızlı üretin ve inovasyon yapın. Karşı karşıya olduğumuz tehditler büyük. Kuzey Kutbu’ndan Akdeniz’e, uzaydan deniz altına, füzelerden ve insansız hava araçlarından gelişmiş siber saldırılara kadar geniş bir tehdit yelpazesiyle karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı. "NATO, Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır" Devam etmekte olan savaşlara değinen Rutte, "Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı sürüyor. Çin’in askeri modernizasyonu ve nükleer kapasite artışı devam ediyor. Son haftalarda NATO, İran’dan Türkiye’ye yönelen balistik füzeleri dört ayrı olayda başarıyla engelledi. NATO bu tür tehditlere karşı hazırdır ve Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır. Ancak bunu tek başımıza yapamayız" şeklinde konuştu. "Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz" Alaska’dan Ankara’ya kadar üretmeye, inovasyon yapmaya ve karşılıklı alım yapmaya devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Rutte, "Yakın zamanda ASELSAN’ın Polonya’ya gelişmiş elektronik harp sistemleri sattığını biliyorsunuz. Arnavutluk ve Romanya’da faaliyetlere başladınız. Hırvat Donanması için bir gemiyi donattınız. Bu başarıları mümkün kılan genç mühendislere hitap etmekten memnuniyet duyuyorum. Gerçekten bu şirketin yaş ortalaması çok etkileyici. Açıkçası bu beni biraz yaşlı hissettiriyor. Uzun vadede üretimi artırmak istiyorsak daha fazla gencin savunma sanayiinde kariyer yapmayı seçmesi gerekiyor. Daha fazla şirketin bunu yapması ve gençlerin bu kariyer yolunu seçmesi gerekiyor. Bu nedenle hükümetlerin ve şirketlerin eğitime yatırım yapması şart. Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz" dedi. "Türk gençlerine, Türk mühendislerine verilen önem ve fırsatları yerinde görmüş oldu" Savunma sanayiinde kapasite artışını, çevik yönetim anlayışını ve üretim ile tedarik zincirine yönelik yeni yaklaşımları ASELSAN üzerinden Rutte’ye aktardıklarını belirten Görgün ise, "İki defa kendisiyle uzun uzun Türk savunma sanayiini paylaştığım toplantı olmuştu. Orada çok etkilenmişti. Oradaki verileri halihazırda çok hatırlıyor ve birçok konuşmasında da onları dile getirdi. Türk savunma sanayiinin gelişmişliğini anlattı. Türkiye ile birlikte çalışmanın bütün NATO müttefikleri için önemli olduğunu, NATO’nun faydasına olacağını dile getirdi. Temmuz ayındaki NATO Savunma Sanayi Endüstri Forumu’na ev sahipliği yapacağız. Onunla ilgili bilgilendirmeleri yaptık. Bununla beraber geçtiğimiz yıl NATO’nun farklı birimlerine Türkiye’de ev sahipliği yaptığımız programları ifade ettik. Memnuniyetini, ilgimizi ve Türkiye’nin katkısını önemli bulduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu liderlik, savunma sanayiine verdiği destek, Türk gençlerine, Türk mühendislerine verdiği önem ve fırsatları tekrar yerinde görmüş oldu. İyi bir toplantı oldu diye değerlendiriyorum" dedi. "Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği" Görüşmede ASELSAN’ın yatırımlarına değinildiğini ve en son görüşmenin ardından savunma sanayiindeki gelişmelerin aktarıldığını ifade eden Görgün, "Dünya şunun farkında; envanterler çok çabuk tükeniyor sahada. Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği ve daha hızlı olması. Bununla ilgili biz farklı sektörlerdeki gelişmeleri ve uygulamaları savunma sanayiine bir taraftan adapte etmeyi, bir taraftan da gelişmişlikleri özel sektörle koordine edilebilecek çalışmaları nasıl yönettiğimizi ifade ettik. Çelik Kubbe unsurlarının teslimi ve yatırımların adının konduğu ziyaretten bahsettik. Çok etkilendi. Özellikle hava savunma ve Çelik Kubbe alt sistemlerinin üretileceği tesislere ve Türkiye’nin bu alanda yaptığı yatırımı, ASELSAN’ın dünyadaki diğer bu anlamda hem yatırım hem de karşılaştırılabilir figürlerle dünyadaki sıralamalardaki yerini ve ilerleyişini ifade etti Ahmet Bey. Yüzde 40’lık büyüme, yatırımlardaki büyüme, bununla beraber teknolojik tercih edilme sebepleri, yapılan yatırımların sadece bir boyutuyla değil, temel ham madde ve onun işleyişinden son ürüne gelen süreçteki planlamayı açıkçası bir miktar bahsetti. Faydalı bir toplantı oldu" diye konuştu. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.
Malatya Yerel Kalkınma Hamlesi ile yatırımcılara 301 Milyon TL’ye kadar destek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında TRB1 Bölgesi’nde yatırımcılara 301 milyon TL’ye kadar destek sağlanacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile Türkiye genelinde bölgesel kalkınmanın hızlandırılması hedefleniyor. Program kapsamında illerin üretim kapasitesinin artırılması, sanayi ve tarım yatırımlarının desteklenmesi, teknoloji ve turizm alanlarında yeni yatırımların teşvik edilmesi amaçlanıyor. Yatırımcılara program kapsamında 301 milyon TL’ye kadar nakdi destek veya faiz ve kar payı desteği sağlanırken, yüzde 50’ye kadar yatırıma katkı oranı ile yüzde 60 vergi indirimi uygulanacak. Ayrıca KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, sigorta primi işveren hissesi desteği ve yatırım yeri tahsisi gibi teşvikler de verilecek. 6’ncı bölge illerinde sigorta primi işçi hissesi desteği 10 yıl süreyle uygulanırken, diğer bölgelerde işveren hissesi desteği 8 yıla kadar devam edecek. TRB1 Bölgesi kapsamında Bingöl’de büyükbaş hayvancılık, arı ürünleri üretimi, su ürünleri ve termal turizm yatırımları; Elazığ’da entegre hayvancılık, Hazar Gölü çevresinde turizm yatırımları ve üzüm bazlı katma değerli üretim; Malatya’da büyük ölçekli hayvancılık yatırımları, ileri teknoloji kablo ve haberleşme sistemleri üretimi, meyve ve sebze bazlı katma değerli gıda üretimi ile tıbbi cihaz üretimi; Tunceli’de ise alternatif turizm yatırımları, küçükbaş hayvancılık, ambalajlı su üretimi ve su ürünleri üretim tesisleri öncelikli yatırım alanları olarak belirlendi. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programın bölge için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, "Amaç yalnızca yatırım çekmek değil, aynı zamanda istihdamı artırmak ve katma değerli üretimi güçlendirmektir" dedi. Program kapsamında başvurular 15 Mayıs 2026 tarihine kadar https://yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr/ adresi üzerinden yapılacak. Başvuru yapacak yatırımcıların, sanayi, tarım, turizm, hayvancılık, gıda işleme, enerji ve teknoloji gibi alanlarda il bazında belirlenen yatırım konularına uygun projeler hazırlaması gerekiyor. Başvuruların yatırım büyüklüğü, istihdam kapasitesi, üretim katkısı ve bölgesel kalkınmaya etkisi gibi kriterler üzerinden değerlendirileceği bildirildi.
Gaziantep Gaziantep Büyükşehir, 4’üncü Otizm Umut Kampına öncülük etti Gaziantep Büyükşehir Belediyesi (GBB) öncülüğünde kentte özel ihtiyaçlı bireylere yönelik farkındalık oluşturmak ve sosyal destek sağlamak amacıyla 3 gün boyunca süren yatılı otizm kampının 4’üncüsü düzenlendi. Büyükşehir, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen program çerçevesinde "Otizm Umut Kampı" ile çocuklara gelişim alanı sunuldu. Program kapsamında otizmli bireylerin sosyal kültürel ve eğitici etkinliklerle sosyal hayata katılımını artırmak, ailelerin desteklenmesi ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi hedeflendi. Aileler ve çocuklar eğlenceli ve öğretici aktivitilerle keyifli zaman geçirdi Engelsiz Yaşam Merkezi ve Seyr-i Antep Kamp Alanı’nda çocukların ve ailelerinin birlikte keyifli vakit geçirdiği etkinliklerde çocuklar belirlenen günlerde "Anda Kalabilmek (Şimdi ve Burada) Meditasyonu, "Modern Çağ Yorgunluğu: Sosyal Kıyas, Dijital Gürültü ve Biyolojik Dinlenme", "Suyun Üzerinde Yansımalar: Ebru Sanatı ile Dışavurma Atölyesi", "Otizmde Güncel Beslenme Yaklaşımları" gibi eğitimlerin yanı sıra zumba, dansart müzik etkinliği gibi aktivitelerle keyifli vakit geçirdiler. Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yapılan aktivitelerde doğa serbest oyunu, şarkı ritim çalışması, spor etkinlikleri, temel robotik kodlama, görsel sanat atölyesi, sinema etkinliği, mutfakta duyusal keşif atölyesi, çocuk yogası, kuş evi ahşap boyama ile keyifli vakit geçirirken "Güne Merhaba Yogası", "Sabah Rutin Çemberi/Bugün Nasılım?", "Aynı Yolda Birlikte Yürümek: Otizmli Çocuk Ebeveynleri Paylaşım Çemberi" gibi eğitimlerle günü tamamladılar. Kamp alanını ziyaret eden GBB Engelsiz Yaşam Merkezi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Şube Müdürü Yılmaz Kayalı, burada yaptığı konuşmada, erken fark edilen gelişimsel farklılıkların doğru zamanda ve eğitimle desteklenmesinin önemine dikkati çekerek, "Erken tanı sayesinde; iletişim, sosyal uyum, öğrenme ve bağımsız yaşam becerilerinin desteklenmesi ile danışanlarda önemli iyileşmeler gözlemleyebiliyoruz. Erken Tanı ve Erken Müdahale sayesinde tüm öğrencilerimizin iyilik hallerini merkeze alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Onların gelişim süreçlerine daha fazla katkı sunmayı ve kendilerine en faydalı desteği sağlamayı hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Bilecik Başkan Yardımcısı Özkahya, "Osmaneli neden üvey evlat muamelesi görüyor" Osmaneli Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Özkahya, Bilecik’e yapılan dev spor yatırımlar ile ilgili olarak, "Osmaneli’nin spor yatırımlarında unutulan payı oldu. Neden liste dışı kaldık" diye sordu. AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, AK Parti Bilecik İl Başkanı Serkan Yıldırım ve AK Partili belediye başkanları Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın talimatlarıyla, Spor Toto Teşkilat Başkanı Mehmet Ata Öztürk öncülüğünde spor yatırımları imza törenine katıldılar. Bilecik kent merkezi Söğüt ve Bozüyük’e yarı olimpik yüzme havuzları, İnhisar’a spor salonu Gölpazarı’na fitness salonu, açık voleybol ve basketbol sahaları, Pazaryeri’ne fitness salonu, kadın spor merkezi, açık sahalar, Dodurga’ya mahalle tipi gençlik merkezi ve Gülümbe, Ahmetler ve Küre köylerine halı sahalar yatırımları programa alındı. "Osmaneli 16 bini aşan nüfusuyla, 18 farklı branşta bin 200’ü aşkın lisanslı sporcusuyla, onlarca milli sporcu yetiştirmiş" Yapılan spor yatırımlarında Osmaneli’nin olmamasına tepki gösteren Osmaneli Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Özkahya, "Sporun birleştirici gücüne, gençlerimizin fiziksel ve zihinsel gelişimine yapılacak her türlü yatırım, geleceğimize yapılmış en büyük yatırımdır. Ancak listenin detaylarına indikçe, Osmaneli halkı olarak içimizi sızlatan bir gerçekle yüzleşmek zorunda kaldık: Listede Osmaneli yok. Peki, nasıl olur da 16 bini aşan nüfusuyla, 18 farklı branşta bin 200’ü aşkın lisanslı sporcusuyla, onlarca milli sporcu yetiştirmiş, Türkiye’nin dört bir yanındaki elit kulüplere oyuncu göndermiş, taekwondo ve karate branşlarında Avrupa şampiyonları yetiştirmiş, ilimizi ve ülkemizi gururlandırmış bir ilçe, bu devasa yatırım pastasından neden koca bir sıfır alır. Osmaneli, sadece kendi yağıyla kavrulan bir ilçe değil; yaptığı tesislerle, ev sahipliği yaptığı altyapı turnuvalarıyla, başarılarıyla ismini duyurmuş bir yerdir. Bugün BAL Ligi finalinde karşı karşıya gelecek iki takımın da Osmaneli’nden çıkması tesadüf değildir. Ancak gelinen noktada, spor salonumuz için yıkım kararı alınmış, ilçe stadyumumuzun tribünü kullanılamaz hale gelmiş, stadyum zemin halısı yetersiz olup acilen değiştirilmesi gerekmektedir, açık yüzme havuzumuz ise il genelinde yenilenmeyen tek havuz olarak kalmıştır. İlimizdeki diğer tüm açık havuzlar yıkılıp yeniden yapılırken, Osmaneli’ndeki havuz halkımız mağdur olmasın diye belediyemizin kendi imkânlarıyla onarılmaya çalışılmıştır. Buna rağmen artık kullanılamaz durumdadır" dedi. "İlçemizin yönetim kademesi her fırsatta gençlerimiz sporla buluşsun diye çaba sarf ediyoruz" Osmaneli Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Özkahya, açıklamasının devamında, "Osmaneli Belediyesi, geçmişten bugüne kendi bütçesinden, yer temini, tesisleşme ve saha kazandırma konularında attığı adımlar ilçemizdeki lisanslı sporcu sayısının artmasında ve genç yeteneklerin keşfedilmesinde büyük rol oynamış üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmıştır. Osmaneli Belediyesi olarak üzerimize düşeni yaptık. Ücretsiz kapalı yüzme havuzu için yer tahsisini gerçekleştirdik. Belediye Başkanımız Sayın Bekir Torun defalarca Ankara’ya giderek ilçemizin ihtiyaçlarını iletti. Ancak tüm bu çabalara rağmen ilçemize tek bir somut yatırım yapılmamıştır. İlçemizin yönetim kademesi her fırsatta gençlerimiz sporla buluşsun diye çaba sarf ederken, bakanlık yatırımlarının planlanması aşamasında Bilecik merkez ve diğer 6 ilçe Listede yer alırken yalnızca Osmaneli İlçesi dikkate alınmadığı büyük bir soru işaretidir. Planlama eksikliği mi, ilçemizin yeni spor tesisi ihtiyacı mı bulunmuyor. İhmal mi, ilgili kurumlar, Osmaneli’nin sportif altyapıya duyduğu ihtiyacı, nüfus yoğunluğunu ve mevcut potansiyelini doğru analiz edemedi mi. Osmaneli’nde zaten yeterince tesis var, yeni yatırıma gerek yok gibi bir düşünce mi hâkim. Eğer öyleyse, mevcut tesislerin bakım ve modernizasyon ihtiyaçları bu listede neden yer almadı. Diğer ilçelere yapılan yatırımlar Osmaneli’ne neden yapılmamaktadır. Görmezden gelinen neden Osmaneli olmuştur. Osmaneli, Bilecik’in bir ilçesi değil midir?. Spor yatırımı, bir lütuf değil, gençlerin en temel hakkıdır. Bir ilçeyi hizmetten mahrum bırakmak, o ilçenin geleceğine vurulan bir darbedir. Osmaneli’nin yerel imkânlarla başardığı bu büyük sportif başarılar, Bakanlık tarafından görmezden gelinemeyecek kadar büyüktür. Osmaneli İlçesi, sporun sadece izleyicisi değil, aktif bir öznesidir. Yetkilileri, bu yanlıştan dönmeye ve ilçemize hak ettiği spor yatırımlarını kazandırmak için acilen yeni bir planlama yapmaya davet ediyoruz. Bizler Osmaneli halkı adına şeffaf, adil ve hakkaniyetli bir yönetim anlayışıyla mücadele etmeye devam edeceğiz. Ancak bu sessizliği kabul etmiyoruz. Osmaneli’nin hakkını istiyoruz. Bu ilçenin gençleri, sporcuları ve geleceği yok sayılacak kadar değersiz değildir" dedi.