POLİTİKA - 08 Mayıs 2026 Cuma 16:35

Bakan Memişoğlu: "Sağlıkta insan gücümüz en büyük şansımız"

A
A
A
Bakan Memişoğlu: "Sağlıkta insan gücümüz en büyük şansımız"

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin bölgesindeki barış ve gelişme rolüne dikkat çekerek, sağlık camiasının ve gençlerin daha çok çalışıp üreterek dünyada söz sahibi olması gerektiğini ifade etti. Memişoğlu, "Bizim en büyük şansımız Türkiye’nin sağlıktaki insan gücünün yani beşeri sermayesinin çok iyi yetişmiş ve adanmış olmasıdır. Covid’de de depremde de bunu gördük" dedi.


Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Bitlis Eren Üniversitesi’nde (BEÜ) dün başlayan 1. Uluslararası Sağlık ve Tıp Bilimleri Kongresi’ne katılmak üzere Bitlis’e geldi. Kongrede üniversite öğrencilerine tavsiyelerde bulunarak konuşmasına başlayan Bakan Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye bu coğrafyada gerçekten örnek, barışı ve gelişmeyi gösteren bir ülke" dedi.


Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye’nin çevresindeki ülkelerde savaş ve çatışma ortamında 70 bine yakın insanın öldüğünü ifade ederek şunları söyledi.


"Biliyorsunuz, Türkiye çevresinde birçok maalesef çatışmanın olduğu, kardeşin kardeşe kırdırıldığı, 70 bine yakın insanın öldürüldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Ve cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye bu coğrafyada gerçekten örnek, barışı ve gelişmeyi gösteren bir ülke. Ama bu ülkenin, bu medeniyetin geçmişi var. Bu geçmiş de bu topraklarda esasında başlamış. Bizler Bitlis gibi gerçekten iyilik ve doğruluk, barış medeniyetinin temsilcileriyiz. Bu Bitlis’te başlamış ve insanlığa iyilik yapan onları barış içinde yaşamaya teşvik eden hem inancın hem bir medeniyetin temsilcileriyiz. Özellikle genç arkadaşlara söylüyorum; bunu hiç unutmayın. Bugün çevremizdeki maalesef kötülüğü görüyorsunuz. İnsanların birbirini öldürdüğü, katlettiği veya kardeşin kardeşe kırıldığı bir dünyada biraz materyalist, biraz bencil bir dünyada kötülüğün hakim olduğu bir dünyada ve dünya zamanında yaşıyoruz. Siz kötülüğü eleştirebilirsiniz. Ama kötülük kendi işini yapıyor. Burada sorgulanması en önemli şey biz iyilik medeniyetinin insanları olarak iyilik medeniyetinin hele sağlıkçılar iyiliğin temsilcileri olarak ne yapıyoruz sorusudur. Biz daha çok çalışıp daha çok üretmemiz daha kuvvetli olmamız birlikte Hile etmemiz gerek" diye konuştu.



Bakan Memişoğlu’ndan gençlere "hedef koyun" çağrısı


"Maalesef bazen bizim duygusallığımızı, iyi niyetimizi kullanıp birbirimizle çatıştırarak bu enerjimizi yok ediyorlar" diyen Bakan Memişoğlu, "Bizler farklılıklarını bir araya getirerek onu güçlü hale getirerek dünyayı yönetmişiz. Üç kıtayı yönetmişiz. Onun için yine farklılıklarımızı bir araya getireceğiz. Ben biliyorum ki bugün internet dünyasında, sosyal medyada birçok parametre ile karşılaşıyorsunuz. Ama şunu unutmayın. Yaşam bir hoş seda. Sizler gibi bizler de gençtik. Bu dünyaya bir hoş seda bırakıyorsunuz. Gelip geçici bir dünyadan bahsediyoruz. Sonu olan, sonu belli olan bir dünya hayatından bahsediyoruz. Onun için bu dünyada hoş sedayı nasıl bırakırım diye düşüneceksiniz. Bu hesaba da hoş sedayı bırakırken sıfattan, makamdan çok sizin kendinizin yaptıkları ve kendinize saygınızla alakalı bir şey. bir hayat. Yani şunu ifade etmek istiyorum. İdealizm, adanmışlık bunlar esasında hayatın anlamını ifade eder. Maalesef günümüzde idealizm, adanmışlık, empati veya iyilik tarafının göz ardı edilmeye çalıştığı bir süreçten geçiyoruz ve sizler bu sürece muhatap oluyorsunuz. Onun için idealizminizi, adanmışlığınızı ve insanlığa sevginizi kaybetmeyin. Geçmişimize bakın. Eğer 21 yaşında idealizmi olmasaydı Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethedebilir miydi? Veya 38 yaşında altı dili olan bir adam Samsun’a çıkıp Mustafa Kemal olabilir miydi? İdealizm olmasa, adanmışlığı olmasa o bunları yapabilir miydi? Yoksa çok rahat edebilirdi. Başka yere gidebilirdi. Zaten İstanbul’u fethetmese Trakya’ya geçmiş, Avrupa’ya gidebilirdi. Öteki Altınordu var, yurt dışında yaşamış. O da bırakabilirdi. İdealizm böyle bir adanmışlık peşinde. Onun için bugün burada olmamın ve burada bir idealizmi gör Ömrüm sebebiyle de çok mutlu oldum açıkçası. Çünkü işte Ahmet Eren başka yere yatırım yapabilir veya ticaretle uğraşabilir. Ama bir hoş seda bırakayım. Bir adanmışlığı var. Üniversite yapıyor, yurt yapıyor. Bunu neden yapıyor? İşte o adanmışlık idealizmdir, mutluluktur esasında bu. Bu günlük yaşamıyor. Bu, kendisinden sonra da hoş sedasının devam etmesini sağlar. Bazı insanların ismi ile anarsınız, bazı insanlar çok zengin olabilir, sıfat sahibi, makam sahibi olabilir ama kimse onları hatırlamaz. Onun için hatırlanacaksanız, adanmışlığınızı, idealinizi hiçbir zaman kaybetmeyeceksiniz. Şurayı unutmayın. Eğer elinizden geleni yapıyorsanız, iyi niyetiniz varsa, Allah´tan istemesini de biliyorsanız her hal karda ölümünüz açılır. o idealizmi gerçekleştirirsiniz. Bunu da unutmayın. Çünkü bizi yaratan her şeyin sahibi eğer sizinle beraberse siz sığınmışsanız ona üstünden, önünden engellenseniz de o idealizmi gerçekleştirirsiniz. Niyetiniz iyi olursa sonucu da iyi olacaktır. Bunu hiç unutmayın. Ben biliyorum ki bir kısmınız işte ben iş bulabilir miyim? Mezun olsam ne olacak diyenleriniz varsa, hepinize iş var. İşinizi iyi yapıyorsanız, işinizi en iyi şekilde yapıyorsanız, öğrenmişsiniz, bilginiz varsa bu ülkede her türlü işiniz hazır arkadaşlar. Bunu da unutmayın. Ve bizler esasında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde işte bu idealizmi olan, adanmışlığı olan insanların artık söz sahibi olacağı bir dünya olsun istiyoruz. Onun için beşten büyüktür diyoruz dünya. Onun için biz onun için gece gündüz çalışıyoruz. Ve sizlerin daha iyi olması için ki ben eminim gençler sizler bizden daha iyi olacaksınız. Sizler bizden daha iyi ülkede yaşayacaksınız. Sizler iyilik tarafını olan insanları daha iyi olacak. Onun için biz elimizden geleni yapıyoruz. Sağlık sistemi anlamında da şunu söyleyeyim. Son 25 senede biz gerçekten sağlıkta inanılmaz işler yaptık. Bakın sadece Bitlis´te 365 hasta yatağı varken ki bunların çoğu koğuş sistemi eski sistemken bugün 1065 tane hasta yatağımız var. Ve herkesin en az 12 kez senede sağlık hizmeti alabildiği bir sağlık ulaşılabildiği birliğimiz var. Ama bunu daha iyi hale getirmemiz gerekiyor" diye konuştu.


Memişoğlu, "Onun için biz ne diyoruz? Bağımlılıktan uzak durun. Sigara içmeyin. Beslenmenize dikkat edin. Hareketli olun. Çünkü bedeninize bakın sağlıklı kadar öncelikli olarak sağlıklı kalmanızı istiyoruz. Türkiye sağlık hizmeti sunduğu kadar sağlık teknolojisini de bilgisini de üretebilir insan gücüne sahip. Ne kadar günah yaparsanız yapın, ne kadar maddi geliriniz de olursa olsun eğer beşeri sermayemiz yani insan gücümüz kuvvetli değilse o geçici gelip geçici olur. Bizim en büyük şansımız Türkiye’nin sağlıktaki insan gücünün yani beşeri sermayesinin çok iyi yetişmiş ve adanmış olmasıdır. Covid’de de depremde de bunu gördük. Onun için bu beşeri sermayesinin daha kaliteli olması için, daha iyi olması için ulaşıyoruz. Burada da gördük. Sayın vekilim de söyledi. Diyor ki biz tıp fakülteleri kuruyoruz 126 tane. Buradaki insanlarımızın, öğrencilerimizin, gelecekte sağlığı yetiştiren insanların iyi yetişmesini istiyoruz. Onun için biz öğretim üyeleri Anabilim dalı başkanlıkları, kalitesi, gelişme aşamasında olan her tıp fakültesi ile işbirliğine hazırız. Ama sadece tabela koruyun diye, tıp haksız olsun diye kurulan fakültelerden biz afiliasyon konusunda yani işbirliği konusunda maalesef iyi örneklerimizin olmadığını ifade etmek istiyorum. Onun için şu heyecanı gördüm. Bu adanmışlığı gördük. Bu İsteği görüyoruz. Bu salonu görüyoruz. Onun için biz kaliteli hocalarının olduğu böyle bir altyapıyı hedef edinmiş insanların Tıp fakültesiyle işbirliğini yapacağımıza buradan söz veriyorum. Ancak şunu da ifade ediyorum. Biz daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz. Çalışmadan hiçbir şey olmaz arkadaşlar. Üretmeden hiçbir şey yapamayız. Güçlü olmamız için birlikte hareket edip, birlikte üretmemiz, birlikte sarılmamız gerekiyor. Evimize bakın, etrafınıza bakın, sosyal medyaya bakın arkadaşlar. Herkes birbirini eleştiriyor. Herkes bir eleştiriyi yapmak için bir şey bulmaya çalışıyor. Ama öncelikli soru sen ne yaptın sorusu değildir demin bahsettiğim gibi. Ben ne yaptım, biz ne yaptık sorusu. Aynaya baktığınız zaman gözleriniz size ben ne yaptım diye sorup da yaptığınızdan mutlu oluyorsanız hayatınızı yaşa Yaşıyorsunuz demektir. Başkası sizin hayatınızı yaşamaz. Siz hayatınızı yaşarsınız" şeklinde konuştu.


Sosyal medya konusuna da değinen Bakan Memişoğlu, "Sosyal medyada nereden geldiği belli olmayan bilgilerle birbirinizi eleştirmeyin. Özellikle genç arkadaşlara söylüyorum. Çünkü bu dezenformasyon olabiliyor, iftira olabiliyor. Onun için Gerçeğini araştırın. Eleştirirken lütfen karşınızdakinin duygularını da hisset. Yani diğer bir anlı hisset. Onun için önce eleştirmeden önce kendimizi eleştireceğiz. Biz ne yaptık diye soracağız. Başkasını eleştireceğiz. Ve çok önemli bir şey söyleyeceğim. Biz kötülüğü kötülükle salmayacağız. Biz kötülük Kötülüğü iyilikle yeneceğiz. İyilikle savacağız. Çünkü kötüyle kötü olursanız eğer siz de kötü olursunuz. Ama kötüyü iyilikle yenerseniz sabırla ve çalışmayla o zaman siz iyilik olursunuz ve kendiniz olursunuz. Ülke olarak da iktidar olarak da parti olarak da bizim düsturumuz iyilikle kötülüğü yeneceğiz düsturudur. Onun için sizlerin Bir sağlık bakanı olarak sağlık kalmanızı istiyorum. Birlikte hareket etmenizi istiyorum. Ben bu üniversiteyi kuranlardan, bu konferansı yapanlardan Allah razı olsun diyorum. Gerçekten Bitlis´in farklı bir yüzüğü benimle karşılaşmış durumdayım" diye konuştu.


Programda Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, AK Parti Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu ve Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş da birer konuşma yaptı.


Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Bitlis’te yaptığı yatırımlardan dolayı Bitlisli iş adamı Ahmet Eren’e teşekkür plaketi taktim etti.


Bakan Memişoğlu, sırasıyla Mutki Belediyesi ve Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi ziyaretinin ardından kentten ayrıldı.



Bakan Memişoğlu: "Sağlıkta insan gücümüz en büyük şansımız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla İki Yaka Kültür Festivali’nde dostluk mesajları verildi Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında Yunan adalarından gelen misafirler Bodrum Cruise Port’ta coşkuyla karşılandı. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, belediye meclis üyeleri ve organizasyon komitesi tarafından gerçekleştirilen karşılamada Ege’nin iki yakasından gelen dostluk mesajları dikkat çekti. Karşılama programında müzikler söylendi, folklor gösterileri gerçekleştirildi ve iki halk arasındaki iyi niyet ile kültürel bağların güçlenmesine yönelik anlamlı görüntüler ortaya çıktı. Festivale katılım sağlayan Kos Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras, Nisyros Belediye Başkanı Christofis Koronaios, Leros Belediye Başkanı Michalis Kolias, Patmos Belediye Başkanı Konstantinos Mamakos, Kalymnos ve Lipsi belediye temsilcileri Bodrum’da dostluk mesajları verdi. Karşılama sırasında konuşan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, iki yaka arasında yıllardır süren kültürel bağların bu festivalle daha da güçlendiğini belirterek tüm vatandaşları festival etkinliklerine davet etti. Mandalinci açıklamasında, Ege’nin iki yakasında yaşayan halkların tarih boyunca ortak bir kültürü paylaştığını vurgulayarak, "Bu festival sadece bir etkinlik değil, dostluğun, kültürün ve ortak hafızanın buluşmasıdır. Bodrum olarak komşularımızı ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm vatandaşlarımızı 8-10 Mayıs boyunca Kumbahçe Meydanı’nda gerçekleşecek etkinliklere davet ediyoruz" dedi. Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında konserler, halk dansları gösterileri, workshoplar, söyleşiler, sergiler ve gastronomi etkinlikleri üç gün boyunca Kumbahçe Meydanı’nda devam edecek.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.