ÇEVRE - 15 Ekim 2024 Salı 08:43

’Mükemmeliyet Ödülü’ alan Nemrut’un 32 yıllık değişimi

A
A
A
’Mükemmeliyet Ödülü’ alan Nemrut’un 32 yıllık değişimi

Muşlu fotoğrafçı Adem Sönmez, Nemrut Dağı’nı ilk fotoğraflayan biri olarak bölgenin tarihine ve kültürel önemine ışık tutarken, aradan geçen 32 yılı değerlendirdi.


Bitlis’in Tatvan ilçe sınırları içinde bulunan Nemrut kalderasına ilk ziyaretini 1983 yılında gerçekleştiren fotoğrafçı Adem Sönmez, o meşhur fotoğrafı ise 1992 yılında çekti. Aradan geçen 32 yılda hem bölgenin turistik gelişimi hem de koruma çalışmalarında önemli ilerlemeler kaydedilirken, bu süre zarfında Nemrut’un doğasında da ciddi değişimler meydana geldi. Sönmez’in fotoğrafları, Nemrut’un benzersiz güzelliklerini belgelerken, böylece gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor.


32 yıl boyunca yaşanan değişimleri değerlendirmek, sadece bir bellek tazeleme değil, aynı zamanda geleceğe dair dersler çıkarma fırsatı da sunuyor. Sönmez, Nemrut Krater Gölü’ne ziyarete gelen gençlere ilk çektiği fotoğrafı göstererek, fotoğrafı nasıl ve hangi makineyle çektiği hakkında bilgiler verdi. 1992 yılında çektiği fotoğrafın aynısını çekmek için defalarca zirveye çıktığını ancak bir türlü aynı kareyi çekemediğini belirten Sönmez, 32 yılda çok şeyin değiştiğini söyledi. Sönmez, “Bu bölgenin fotoğrafçısı sayılırım. Benim ilk Nemrut’u tanıtmam 1983’te bir dağcı arkadaşla gelmiştik. Kamp kurduk. İlk dağcılık eğitimini gördük. O zaman durduğumuz şu tepeler doğaldı. Hiç el değmemişti. O günden bugüne sürekli gidip geliyorum ve hep çektiğim fotoğraflarla burayı tanıtacağım diye her sene fotoğraf çektim. En son 13 Haziran 1992’de zirvedeki tepelere çıktım. Zirveden dört parça fotoğraf aldım. O panoramik meşhur herkesin bildiği o fotoğrafı çektim o zamanlar. Tabi o zaman photoshop falan yoktu. Kartpostal poster yapacağız, 5 yıl arşivimde bekledi. Ondan sonra İstanbul’da onu bir firmada slayta dönüştürdüm. O günün yaşamıyla bugünü kıyaslamak için diyorum, şu anda birleştirme işi telefonlar ve bilgisayarlar bedava yapıyor. O zaman ben 500 dolar ödedim bunları birleştirmek için. O zaman teknoloji yeni yeni gelmişti ve o kartpostallar dünyaya yayıldı. Dünyaya yayıldıktan sonra insanlar burayı tanıdı” dedi.


Sönmez, o fotoğrafı çekmek için yılda birkaç kez geldiğini, fotoğraflar çektiğini, fakat bir daha o fotoğrafı alamadığını belirterek, “Çünkü o dönemde haziran ayının ortasında kar var, yeşillik var, göller su ile dolu. Küçük gölün orada arabalar geçmiyordu, yollar su altındaydı. Şu anda çektiğimiz o manzara şuralar komple su doluydu. O zamanın fotoğrafları var bende. Artık çevre bozuldu. İklim değişti. Sular çekildi. Artık kar eskisi gibi yerde kalmıyor. Ben dahil hiçbir fotoğraf benim çektiğim o kareyi bir daha egale edemez ve senede binlerce fotoğrafçı o zirvelere çıkıyor, oradan da gidip benim aynı o açımdan burayı çekiyor” ifadelerini kullandı.


Adem Sönmez, Avrupalı Seçkin Destinasyonlar Projesi (EDEN) çerçevesinde ’Mükemmeliyet Ödülü’ alan Nemrut’taki çevre kirliliğine de dikkat çekerek, “Üzüldüğüm en büyük şey, hem iklim değişimi hem de bizim toplum maalesef bir şeyin kıymetini bilmiyor. Kirletiyor. Bu tabelalar milli park statüsüne geçtikten sonra yasaklandı. Hayvanlar yasaklandı, koyunlar yasaklandı. Çok güzel oldu, orman oldu. Eskiden bu ağaçlar falan yoktu. Şimdi kocaman bir orman oldu. Şu an üzüldüğüm şey ise bu tabelaları kırmışlar, parçalamışlar. İnsanlarımız buranın değerini ve kıymetini bilmeli artık. Bu bizimdir. Bir daha olmaz. 40, 30 ve hatta 20 sene önce gördüğüm görüntü şu anda yok. Dünyaca ünlü bir krater gölü ne yazık ki toplumumuz bunun kıymetini bilmiyor. İnşallah Nemrut Krater Gölü hak ettiği yere gelecek” şeklinde konuştu.



’Mükemmeliyet Ödülü’ alan Nemrut’un 32 yıllık değişimi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay İlk işinin 4’üncü günü benzin dökülerek katledildiği ortaya çıktı Hatay’da şantiyede çalıştığı esnada kaldığı konteynerin alevlere teslim olmasıyla yanarak can veren 19 yaşındaki İbrahim Yaşar’ın ölümüyle ilgili ilk duruşma görüldü. Olayın şüphelisi olan şahsı telefonla konuştuğu için uyardıkları ve ardından 2 şahsın, akaryakıt istasyonundan aldıkları benzinle konteyneri ateşe verdikleri ortaya çıktı. Mersin’den Hatay’a 4 Mart 2025 tarihinde şantiyede işçi olarak çalışmaya gelen 19 yaşındaki İbrahim Yaşar, Antakya ilçesi Emek Mahallesi’nde bir inşaatta çalışmaya başlamıştı. Hayatında ilk kez bir işte çalışan Yaşar’ın yatakhane olarak kullandığı konteyner 8 Mart tarihinde alevlere teslim olarak yandı. Yangında 19 yaşındaki İbrahim Yaşar, alevlerin içerisinde kalarak can verirken aynı konteynerde kaldığı M.A.Ö. ise yaralandı. Yaşar’ın hayatını kaybettiği yangınla ilgili yürütülen çalışmada aynı şantiyede çalışan işçiler 26 yaşındaki M.K. ve 33 yaşındaki B.S. mahkemece gözaltına alınarak tutuklandı. Yangın suretiyle tasarlayarak kasten öldürme suçundan açılan mahkemede ilk duruşma 20 Nisan tarihinde Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İddianamede yer alan kamera kayıtlarında; olay günü saat 06.40 sıralarında B.S. ve M.K.’nin birlikte akaryakıt istasyonundan 5 litrelik pet şişeyle yakıt aldığı görüntüler yer aldı. İtfaiye raporlarındaysa yangının söndürülmeden atılan veya unutulan herhangi bir ateş sonucu çıktığı yer aldı. Olayda yaralanan M.A.Ö. ifadesinde, B.S. isimli şahsı olaydan 1 gün önce gece saatlerinde telefonla konuşurken uyardığını ve daha sonrasında olayın şüphelisi 2 şahısla birlikte kahve içtiklerini belirterek olay esnasında M.K.’nin konteynerin kapısını açarak selam verdiğini, ardından B.S.’nin konteynerin içerisine yanan bezi attığını ve ardından benzini yere fırlattığını söyledi. "Oğlum hayatında hiç çalışmadı, ilk çalıştığı işinin dördüncü gününde oğlum katledildi" Evladının ilk çalıştığı işinde 4’üncü gün can verdiğini ifade eden acılı baba Vedat Yaşar, "Oğlum İbrahim Yaşar, 4 Mart 2025 yılında Hatay’a çalışmaya geldi. Orada bir şirkette su tesisatçı olarak çalışmaya geldi. İbrahim’i 8 Mart’ta iki kişi üstüne benzin döküp canice yaktılar. Tanımadığımız şahıslardı ve o şahıslarla biz hayatımızda ne aynı şehirde yaşadık ne de tanışıklığımız var. Bunların niçin, ne sebeple oğlumu yaktıklarını ben de bilmiyorum. Benim oğlum da mağdur ailelerin bir bireyidir. Biz oğlumun adaletinin sağlanması için buradayız ve bugün burada umarım adalet yerini bulur. Benim oğlum liseyi bitirdi. Oğlum resimde kaldığı gibi duruyor, hayatı boyunca oğlumun gülümsemesi eksik olmadı. Hayatı boyunca evde evcil hayvanı eksilmedi ve oğlum çocukları çok severdi. Oğlum hayatında hiç çalışmadı, ilk çalıştığı işinin dördüncü gününde oğlum katledildi. İbrahim’i ben anlatamam, anlatmak için İbrahim’le yaşamak lazım" dedi. "5 litrelik bir bidona benzin doldurmuşlar, ağzına molotof şeklinde bez koyup konteynerin içine atmışlar ve çocukların üzerine kapıyı da kilitlemişler" Evladının kaldığı konteynerde yanarak öldüğünü ve canilerin cezalarını çekmesini istediğini dile getiren Vedat Yaşar, "Bu şahıslar petrolden gidip, 5 litre benzin almışlar ve kayıtlarda var. 5 litrelik bir bidona doldurmuşlar, ağzına molotof şeklinde bez koyup yakmışlar. Molotof şeklinde konteynerin içine atmışlar. Çocukların üzerine kapıyı da kilitlemişler. Ben yüce Türk devletinin adaletine inanmak istiyorum ve inanacağım da. Umarım adalet yerini bulur. İbrahim için bütün mağdur çocuklar için emsal bir karar olur umarım. Biz artık kimsenin evladının yanmasını istemiyoruz. Bütün canlarımız çok değerli, hele ki ülkemizin yeni nesil çocukları bizim için en değerlisi. Umarım emsal bir karar çıkar ve cezasızlıktan bu caniler cesaret almasınlar. Başka evlatlarımızın canı yanmasın. İbrahim’i biz bir şekilde hiçbir şekilde geri getiremeyiz. Benim üç çocuğum daha var. Bütün çocuklarımın psikolojisi şu an bozuk, ne işe gidebiliyorlar ne bir iş yapabiliyorlar. Ailecek her gün evimizden cenaze çıkıyor" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Yakıtın alındığı istasyon hakkında usulsüz satışa dair soruşturma olup olmadığına ilişkin müzekkere yazılmasına hükmeden heyet, davayı 8 Temmuz’a erteledi.
Uşak Uşak’ta görev başındaki polis ekiplerine pompalı tüfekle ateş açıldı: 2 polis yaralandı Uşak’ın Ulubey ilçesinde aile içi şiddet ve kavga ihbarına giden polis ekiplerine pompalı tüfekle ateş açılması sonucu 2 polis memuru yaralandı. Olay, Ulubey ilçesi Dilaver Mahallesi Kurtuluş Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, aile içi şiddet ve kavga ihbarı üzerine adrese giden polis ekipleri, eve ulaştıkları sırada bahçeden açılan pompalı tüfekli saldırıya uğradı. Açılan ateş sonucu polis memurları İ.Ş. ve E.E.A. yaralandı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve 112 Acil Sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı polisler, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayın ardından şüphelinin kimliği E.R. (40) olarak tespit edildi. Bölgede geniş güvenlik önlemleri alınırken, olayın ardından kaçan şüphelinin yakalanması için ekiplerce çalışma başlatıldı. Başlatılan yakalama çalışmalarında ekiplerce dron destekli arama gerçekleştirildi. Şüphelinin ilçe merkezinde bulunan metruk bir binada saklandığını tespit edildi. Şüphelinin, bölgeye gelen ekiplere yeniden ateş açması üzerine olay yerine özel harekât ekipleri sevk edildi. Yaklaşık 3 saat süren çalışmaların ardından şüpheli, yapılan ikna çağrıları sonucu teslim olarak gözaltına alındı. -Uşak Valisi Serdar Kartal konuya ilişkin açıklamalarda bulundu Uşak Valisi Serdar Kartal, Ulubey İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek olayla alakalı Ulubey Kaymakamı İbrahim Çoşkunaslan, İl Emniyet Müdürü Taner Çiftçi ve İl Jandarma Komutanı Özgür Kılıç’tan bilgi aldı. Vali Kartal yaptığı açıklamada, "Bugün Ulubey ilçemizde menfur bir saldırı yaşadık. Aile içi şiddetle ilgili şikayete giden polis arkadaşlarımıza, bir saldırgan şahıs tarafından pompalı tüfekle yakın mesafeden ateş açıldı. Bir polisimizin durumu biraz ağır olduğu için onu İzmir’e sevk ettik. Diğer arkadaşımız da bacağından yaralandı. Onu da taburcu ettiler. Şimdi evinde istirahat halinde. Saldırgan şahıs da bizim özel harekat ekiplerimiz tarafından ikna edilerek sağ olarak ele geçirildi. Bu konuyla ilgili hem adli hem idari soruşturmamız devam ediyor." dedi.