ÇEVRE - 27 Nisan 2025 Pazar 08:50

"Nemrut’un develeri" tahrip oluyor

A
A
A
"Nemrut’un develeri" tahrip oluyor

Bitlis’in Tatvan ilçesinde bulunan ve halk arasında "Nemrut’un develeri" olarak bilinen kaya blokları, her geçen gün tahrip oluyor.


Volkanik Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu oluşan lav taşları zamanla deve ve insan figürlerine benzer şekiller almış ve bölge halkının efsaneleri arasında yer edinmişti. Ancak bölge, yeterli korunma sağlanamadığı için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 2010 yılında birinci derece doğal sit alanı ilan edilen "Nemrut’un develeri"nin korunması için alınan kararlar, uygulamada yeterli sonuç vermedi. Hem doğal şartlar hem de insan etkisi nedeniyle taşların bir kısmı tahrip edilirken, bazıları yol tahkimat çalışmalarında kullanıldı.


Konuya ilişkin açıklama yapan Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Demirtaş, sit alanı ilan edilmesinin yeterli olmadığını belirterek, "Halk arasında Nemrut’un develeri olarak bilinen taşların sayısı çok daha fazlayken son yıllarda sayılarında ciddi bir azalma var. Zaman içinde bu taşların bazıları kırıldı, tahrip edildi ve yol çalışmalarında kullanıldı. Taşların yer aldığı bu bölgenin sit alanı ilan edilmesi, korunması için yeterli değil, pratikte de koruma önlemleri alınması gerekiyor. Tatvan-Ahlat yolu üzerinde, Tatvan şehir merkezine dönerken kavşağın hemen üst kısmında ’Nemrut’un develeri’ olarak bilinen dikili taşlar yer almaktadır. Efsaneye göre bu taşlar, Nemrut’un, zulmünden dolayı taşlaşan develerini temsil etmektedir. Hayvan ve insan figürlerini andıran bu oluşumlar, zamanla bu ismi almıştır. Eskiden bu taşların sayısı çok daha fazlaydı. Ancak zaman içinde hem doğal nedenler hem de insan eliyle oluşan tahribatlar sonucunda büyük oranda azalmıştır. Şu anda sayıları azalmış olmakla birlikte, bulundukları alan sit alanı ilan edilmiştir. Ne yazık ki, sit alanı statüsü bu bölgenin tam anlamıyla korunması için yeterli olmamıştır. Bir yerin korunması için sadece sit alanı ilan edilmesi yeterli değildir; bu nedenle ek tedbirler alınması şarttır. Nemrut’un develeri, turizm açısından son derece önemli bir oluşumdur. Bu taşlar, Bitlis ve Tatvan turizmine ciddi katkılar sunabilecek potansiyele sahiptir. Ancak mevcut koruma tedbirlerinin yetersizliği, bölge için büyük bir handikap oluşturmaktadır. Yetkililere buradan çağrıda bulunuyoruz, Nemrut’un develerinin ve diğer tüm tarihi alanların korunması ve geleceğe aktarılması için gerekli adımlar atılmalıdır. Eğer gereken önlemler alınırsa, bu eşsiz mirası gelecek nesillere de aktarabiliriz" diye konuştu.



"Nemrut’un develeri" tahrip oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."