ASAYİŞ - 09 Nisan 2026 Perşembe 13:21

Tatvan’da otomobil takla attı: Sürücü yaralandı

A
A
A
Tatvan’da otomobil takla attı: Sürücü yaralandı

Bitlis’in Tatvan ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobilin takla atması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi yaralandı. Kaza anı ise bir işyerinin güvenlik kamerasına yansıdı.


Edinilen bilgilere göre, kaza, saat 11.00 sıralarında Bitlis-Ahlat Çevreyolu üzerinde, TEM Oto Yıkama karşısında meydana geldi. M.A. (2002, Tatvan) idaresindeki 13 plakalı araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak takla attı.


Meydana gelen kazada araç sürücüsü M.A. hafif şekilde yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücüye olay yerinde ilk müdahale yapılırken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.



Tatvan’da otomobil takla attı: Sürücü yaralandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya İçi ve etrafı çöplerle dolu metruk bina yangını mahalleliyi tedirgin etti Antalya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Balbey Mahallesi’nde metruk binada çıkan yangın, binada kalan atık toplayıcılarını ve mahalle sakinlerini tedirgin etti. Kısa sürede kontrol altına alınan yangın sonrası konuşan Balbey Mahalle Muhtarı Abdullah Uyaroğlu, "Balbey mahallemizin bir an önce imara ve restorasyona girmesi lazım. Tarihi özelliği böyle birer ikişer yana yana yıkıla yıkıla tükenip gidiyor" dedi. Olay, Muratpaşa ilçesi Balbey Mahallesi 427. Sokak’ta saat 11.30 sıralarında meydana geldi. Henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın, inşaatı yarım kalmış binadan yükselen dumanlarla fark edildi. Dumanları gören mahalle sakinleri, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri ile emniyet güçleri sevk edildi. Binanın bulunduğu alanda çok sayıda teneke, çöp arabası ve çeşitli atıkların yer aldığı görülürken, itfaiye ekipleri yangına müdahale ederek alevleri kısa sürede söndürdü. "Bir anda dumanlar yükseldi" Yangının ardından açıklamalarda bulunan Balbey Mahalle Muhtarı Abdullah Uyaroğlu, mahallede benzer olayların sık yaşandığını belirterek, "Balbey’de gün geçmiyor ki böyle bir olaya rastlamayalım. Maalesef bir yangın daha oldu. Otuz beş, kırk yıllık bir metruk demeyelim de yarım kalmış bir inşaat var burada. İnşaatın alt katında hurdacılık işiyle meşgul vatandaşlar, geri dönüşüm işi yapıyor. Neyden çıktığını bilemedik, bir anda dumanlar yükseldi. Hemen koştuk geldik. Sağ olsun mahalle sakinleri itfaiyeye haber etti" ifadelerini kullandı. "İçeride kimse yok" Olay sırasında içeride kimsenin bulunmadığını ve can kaybının yaşanmadığını belirten Uyaroğlu, "Ekipler geldi. Şimdi söndürme çalışmaları başladı. İçeride yaşayan şu an bildiğimiz kadarıyla kimse yok, bir can kaybı da yok. Zaman zaman belediye ekipleri geliyor, burada kalanları uyarıyor. Temizlettiriyor buraları. Olmazsa mühürlüyor. Ama kalmaya devam ediyorlar" dedi. "Balbey’in bir an önce restorasyona girmesi lazım" Mahallenin tarihi dokusuna dikkat çeken Uyaroğlu, "Balbey mahallemizin bir an önce imara girmesi, restorasyona girmesi lazım. Tarihi özelliği böyle birer ikişer yana yana yıkıla yıkıla tükenip gidiyor. Tek üzüntümüz o" diye konuştu.
Kayseri Kayseri Ticaret Odası’ndan Avrupa’ya açılan yeni adım: DigiConnect Projesi başlıyor Kayseri Ticaret Odası (KTO); Avrupa Birliği destekli önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Programı kapsamında yürütülen DigiConnect-Odalararası Dijital Bağlantı ve İş Birliği Ağı Projesi ile Kayseri iş dünyasının uluslararası pazarlara açılması ve dijital dönüşüm kapasitesinin artırılması hedefleniyor. KTO koordinasyonunda yürütülecek proje; Türkiye, Çekya ve Belçika’daki ticaret ve sanayi odalarının iş birliğiyle uygulanacak. Proje kapsamında KOBİ’lerin uluslararasılaşma süreçlerinin desteklenmesi, dijital yetkinliklerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir iş bağlantılarının kurulması amaçlanıyor. DigiConnect Projesi çerçevesinde eğitim ve kapasite geliştirme programları, B2B eşleştirme ve networking etkinlikleri, hedef pazarlara yönelik analiz ve bilgilendirme çalışmaları ile odalar arası dijital iş birliği platformu hayata geçirilecek. Bu faaliyetlerle Kayseri iş dünyasının Avrupa Birliği pazarlarıyla daha güçlü ve kalıcı bağlar kurması hedefleniyor. Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı; "DigiConnect Projesi ile üyelerimizin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırmayı ve dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Avrupa’daki paydaşlarımızla kurduğumuz bu güçlü iş birliği sayesinde, Kayseri iş dünyasının rekabet gücünü artıracak somut çıktılar elde edeceğimize inanıyoruz." AB destekli güçlü bir işbirliği modeli DigiConnect Projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte olup, Kayseri Ticaret Odası koordinasyonunda; Belçika’dan Flaman Brabant bölgesini temsil eden Voka - Kamer van Koophandel Vlaams-Brabant ve Çekya’nın çatı kuruluşu Hospodsk komora eské republiky ile oluşturulan konsorsiyum tarafından yürütülmektedir. Proje, TEBD II Programı kapsamında Eurochambres ve TOBB iş birliği ve koordinasyonunda hayata geçirilmektedir. Projenin resmi açılış toplantısı, 14 Nisan 2026 tarihinde Kayseri Ticaret Odası, Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda Saat 10:00’ da gerçekleştirilecek. Belçika ve Çekya Büyükelçilik temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek etkinlikte; proje tanıtımı, hedef pazar sunumları, panel oturumları ve networking faaliyetleri yer alacak. Etkinlik, Kayseri iş dünyasının Avrupa ile entegrasyonu açısından önemli bir buluşma noktası olacak.
İzmir İzmir’deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme’ ve ’öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "Talimat almadım, DEAŞ’ı seviyorum" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi’nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa’nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi’nin ’Türkiye’ye saldırın’ şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim" ifadelerini kullandı. "Ailemi de kafir olarak görüyorum" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" şeklinde konuştu. "Oğlum radikal eğilimliydi" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk’ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem, astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım, en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu" şeklinde konuştu. "Evde kar maskesiyle geziyordu" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık" ifadelerini kullandı. "Vururken tekbir getirdi" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı. "Silahını kasada saklardı" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi" açıklamasında bulundu.
Zonguldak Zonguldak’ta miniklerden renkli mesaj, şapkalarıyla empati vurgusu yaptılar Zonguldak Bahçelievler İlkokulu öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığının nisan ayı için belirlediği "Maarifin Kalbinde Çocuk" teması kapsamında düzenlenen "Empati Fest" etkinliğinde anlamlı ve renkli görüntülere imza attı. Okulun rehberlik servisi tarafından spor salonunda organize edilen etkinlikte, öğrenciler kendi elleriyle tasarladıkları "empati şapkalarını" takarak sahneye çıktı. Arkadaşlarının farklılıklarını görebilmek ve onların duygularını daha iyi anlayabilmek amacıyla tasarlanan şapkalar, üretkenlikte sınır tanımadı. Minik öğrenciler şapkalarını oyuncak, şeker, ponpon, toka gibi çeşitli eşyalarla süsleyerek okul bahçesinde rengarenk bir atmosfer oluşturdu. Kendi sözlerini besteleyip sahnelediler Müzik ve sanatın iç içe geçtiği festivalde şapka tasarımının yanı sıra sahne performansları da büyük beğeni topladı. Öğrenciler kendi kaleme aldıkları şarkı sözlerini besteleyerek arkadaşlarına ve öğretmenlerine sundu. Etkinlik boyunca öğrenci ve öğretmenlerin zaman zaman koro, zaman zaman ise solo halinde sergiledikleri müzik performansları izleyenlerden tam not aldı. "Farklılıkları görmek ve duyguları anlamak istedik" Düzenlenen organizasyon hakkında değerlendirmelerde bulunan Bahçelievler İlkokulu Müdürü Ferit Karadayı, projenin çocukların duygu dünyasına dokunduğunu belirterek şunları kaydetti: "Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından nisan ayı içerisinde ’Maarifin Kalbinde Çocuk’ teması belirlendi. Biz de bu tema doğrultusunda bugün okulumuzda çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Bu programlardan biri de Empati Fest etkinliğimiz oldu. Bu çalışmada öğrencilerimizden kendi yazdıkları şarkı sözlerini bestelemelerini istedik. Çok güzel şarkılar yazıp bestelediler ve bugün başarıyla sahnelediler. Ardından empati şapkaları yaptılar. Amacımız, çocukların birbirlerinin farklılıklarını görmesi ve duygularını anlayabilmesiydi. Bu süreci başarıyla yürüten rehberlik servisimize, emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, hepsini kutluyorum."