ÇEVRE - 23 Ocak 2026 Cuma 15:31

Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı

A
A
A
Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) üyesi Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, karın yalnızca bir yük ya da tehdit olarak görülmemesi gerektiğini, doğru planlama ile önemli bir su kaynağına dönüştürülebileceğini söyledi.


Bitlis gibi kentlerde yoğun kar yağışının ardından çoğu zaman karın temizlenip kenara itildiğini ya da kontrolsüz şekilde eriyerek akıp gittiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, kırsalda çığ, kent merkezlerinde ise çatı ve saçaklarda oluşan kütle ve sarkıtların can ve mal kaybına yol açabildiğini kaydetti. Bu risklerin temelinde, karın yönetilememesinin yattığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, bilimsel açıdan bakıldığında karın, yağmur kadar önemli bir su girdisi olduğunu vurguladı. Bu noktada "su hasadı" yaklaşımının devreye girdiğini ve su hasadının yağmur veya kar şeklinde gelen suyun kaybolması yerine planlı biçimde toplanması, yönetilmesi ve yeniden kullanılması anlamına geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, su hasadının az gelişmiş ülkelerde su kıtlığına karşı alternatif bir kaynak olarak kullanıldığını, gelişmiş ülkelerde ise içilemez su kullanımlarında destekleyici bir sistem ve taşkın kontrolü aracı olduğunu kaydetti. Biçen, bu uygulamanın yeni olmadığını; sarnıçlar, toplama havuzları ve çatı sistemlerinin tarihi örnekler sunduğunu hatırlattı. İklim değişikliğiyle birlikte kuraklık, düzensiz yağışlar ve artan su stresinin, su hasadını stratejik bir planlama aracı hâline getirdiğini vurgulayan Biçen; Avrupa ülkeleri, ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya’da yeni yapılarda bu sistemlerin ya zorunlu tutulduğunu ya da teşvik edildiğini söyledi. Türkiye’de de 2024 yılında yürürlüğe giren Su Verimliliği Yönetmeliği ile su hasadının bina, parsel ve kentsel ölçeklerde planlama süreçlerine entegre edilmesinin hedeflendiğini belirten Biçen, "Su hasadı artık gönüllü bir tercih değil, planlamanın bir parçasıdır" dedi.


Soğuk iklimlerde su hasadının kar üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Biçen, karın doğru yönetildiğinde kentsel sistem için önemli bir girdiye dönüşebileceğini söyledi. Çatı temelli su hasadı sistemlerinin ABD ve Kuzey Avrupa’daki kentlerde hem su talebini hem de yüzey akışını ciddi biçimde azalttığını belirten Biçen, bu sistemlerin basit oluklardan ibaret olmadığını; doğru eğim, filtrasyon ve depolama içeren entegre yapılar olması gerektiğini vurguladı.


Yol ve kamusal alanlardan kar yönetimine de değinen Biçen, Japonya ve Norveç’te yol karının doğrudan kanalizasyona verilmediğini, özel toplama ve eritme alanlarında kontrol altına alındığını; Güney Kore’de ise yol güvenliği sağlanırken eriyen suyun yönlendirildiği altyapı sistemlerinin kullanıldığını aktardı. Bitlis özelinde tek tip bir çözümden söz edilemeyeceğini ifade eden Biçen, kent merkezinde çatı temelli sistemlerin, yol ve meydanlarda ise karın doğrudan eritilmesi yerine pilot toplama ve arıtma alanlarının denenebileceğini söyledi. Biçen, kırsal ve yüksek kesimlerde ise karın erken erimesini önleyen, depolamaya dayalı yaklaşımların daha uygun olacağını belirtti.


"Bitlis gibi karla yaşayan kentler için mesele, karın ne kadar yağdığı değil; yağan karla ne yaptığımızdır" diyen Biçen, karın yalnızca bir risk olarak görülmesi hâlinde kayıp yaşanacağını, su hasadının bir parçası olarak ele alındığında ise kentin iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hâle geleceğini ifade etti. Su hasadının yalnızca teknik bir uygulama değil, suya bakış açısını değiştiren bütüncül bir planlama yaklaşımı olduğunu vurgulayan Biçen, bunun Bitlis için kritik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Ayrıca Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği bünyesinde de çalışmalar yürüttüğünü belirten Biçen, özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeye yönelik saha araştırmaları yaptıklarını, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade etti. Biçen, "Suyu yalnızca tüketilen bir kaynak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak ele alıyoruz" dedi.


Anadolu Su Altı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) Başkanı Mehmet Salih Aygün de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dernek olarak özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu kapsamda saha araştırmaları yürüttüklerini, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade eden Aygün, suya yalnızca tüketilen bir kaynak olarak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak yaklaştıklarını vurguladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Esnafı sözde korumayla haraca bağlayan ve kadınlara zorla fuhuş yaptıran örgüte operasyon: 28 tutuklama Hatay’da esnafı sözde ‘koruma’ adı altında haraca bağlayarak haftada 7 bin TL ile 15 bin TL arasında para alan ve kadınlara zorla fuhuş yaptıran suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 39 kişiden 28’i tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince kentte asayişi ve huzuru sağlamaya yönelik çalışmalar aralıksız sürüyor. Yapılan çalışmalarda esnaf ve mekan işletmecilerini haraca bağladıkları, sözde koruma adı altında para tahsil ettikleri, masaj salonlarında fuhuş yaptırdıkları, fuhuş yapan kadınlardan zorla para aldıkları, vermek istemeyenleri tehdit ettikleri tespit edilen örgüte yönelik çalışma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda örgüt üyelerinin kasten yaralama, birden fazla kişiyle geceleyin yağma, fuhuş, 6136 SKM, tehdit, tefecilik ve görevi kötüye kullanma suçları olmak üzere 23 farklı olaya karıştıkları tespit edildi. Polis ekiplerince 14 Mayıs günü sabah saat 06.00’da 44 şüphelinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda örgüt liderleri de dahil 36 şahıs yakalanarak gözaltına alınırken, 3 şahsın cezaevinde olduğu tespit edildi, 5 şahsın ise ifadelerine başvuruldu. Adreslerde yapılan aramalarda 7 ruhsatsız tabanca, 18 pompalı tüfek, 18 av tüfeği namlusu, 17 adet şarjör, 766 adet fişek, 462 adet kartuş, 250 gram skunk, 3 gram metamfetamin, 2 hassas terazi, dürbün, 51 senet, 21 boş imzalı senet, muşta, bıçak, 3 bin 200 dolar, bin 100 riyal, 4 bin 120 euro ve 31 bin 300 TL ele geçirildi. Gözaltına alınan 36 şahıstan 6‘sı ifade işlemleri sonrası serbest bırakılırken, adli mercilere sevk edilen 5 şahıs adli kontrolle serbest bırakıldı. 25 şahıs ve cezaevinde başka suçlardan tutuklu 3 şahıs olmak üzere toplam 28 şahıs ise çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Erzurum Atatürk Üniversitesinin 4 Projesine SESAME’den uluslararası destek Fen ve Eczacılık Fakültelerinin Projeleri UNESCO ve Avrupa Birliği Destekli Bilim Merkezinde fonlanmaya hak kazandı Atatürk Üniversitesi bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalar, uluslararası arenada önemli bir başarıya daha imza attı. Fen Fakültesi öğretim elemanlarının hazırladığı üç proje ile Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinin yürüttüğü bir proje, UNESCO onaylı ve Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen SESAME (Synchrotron-light for Experimental Science and Applications in the Middle East) tarafından desteklenmeye hak kazandı. Fizik, kimya, moleküler biyoloji ve eczacılık alanlarını kapsayan projeler; disiplinlerarası yapıları, yenilikçi araştırma yöntemleri ve uluslararası bilimsel iş birliklerine katkı potansiyelleriyle dikkat çekiyor. Elde edilen bu başarı, Atatürk Üniversitesinin "Araştırma Üniversitesi" vizyonunu güçlendirirken, akademisyenlerin küresel bilim dünyasındaki görünürlüğünü de artıracak önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Disiplinlerarası bilimsel çalışmalar desteklenecek Fon desteği almaya hak kazanan projelerin yürütücülüklerini Fen Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Erdinç Öz, Prof. Dr. Esra Tanrıverdi Eçik ve Prof. Dr. Özkan Aksakal ile Eczacılık Fakültesinden Prof. Dr. Fatma Demirkaya Miloğlu üstleniyor. Projelerde ayrıca Prof. Dr. Turgay Şişman, Prof. Dr. Duygu Ekinci, Prof. Dr. Ali Gürol, Prof. Dr. Meltem Çetin, Prof. Dr. Nurcan Kılıç Baygutalp, Prof. Dr. Serkan Yıldırım, Doç. Dr. Feyza İçoğlu Aksakal, Doç. Dr. Onur Ceylan, Doç. Dr. Cihan Gür, Arş. Gör. Dr. Burak Bayrak, Gör. Sevda Saltık, Arş. Gör. Ozan Kıyıkçı ve doktora öğrencisi Ecz. Haktan Aslan araştırmacı olarak görev alıyor. Projeler kapsamında; bodipy birleşiklerinin kimyasal çevre değişimlerinin soft X-ışınları ile analiz edilmesi, yeni nesil pil elektrotlarının şarj ve deşarj süreçlerinde X-ışını soğurma ölçümleriyle incelenmesi, farelerde berberinin koruyucu etkisinin micro-CT tomografi yöntemiyle araştırılması ve mide kanseri hastalarının mide dokularında mikroplastik varlığının IR spektromikroskopi yöntemiyle ortaya çıkarılması hedefleniyor. Eczacılık fakültesinin projesine 52 bin 800 dolarlık destek 2025 yılı çağrı dönemi kapsamında yapılan başvurular sonucunda, Atatürk Üniversitesinden proposal ID#20255048 numaralı proje destek almaya hak kazandı. "Investigation of the Presence of Microplastics in the Gastric Tissues of Gastric Cancer Patients" başlıklı proje, 52 bin 800 Amerikan doları bütçe ile desteklenecek. Projenin deneysel çalışmaları, Ürdün’ün Amman kentinde bulunan SESAME BM02-IR (Infrared) Spektromikroskopi Işın Hattı Laboratuvarında gerçekleştirilecek. Proje yürütücülüğünü Prof. Dr. Fatma Demirkaya Miloğlu’nun üstlendiği araştırma grubunda yer alan tüm akademisyenlerin Atatürk Üniversitesi bünyesinde görev yapması ise dikkat çekici bir başka unsur oldu. Rektör Hacımüftüoğlu: "Uluslararası bilim ağlarında daha güçlü yer alıyoruz" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin bilimsel üretim kapasitesinin her geçen gün arttığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemiz akademisyenlerinin UNESCO ve Avrupa Birliği destekli böylesine önemli bir bilimsel araştırma merkezinden destek almaya hak kazanması bizler için son derece gurur vericidir. Fen ve Eczacılık Fakültelerimizin yürüttüğü bu projeler, yalnızca bilimsel başarı değil; aynı zamanda uluslararası iş birlikleri açısından da stratejik bir kazanımdır. Araştırma Üniversitesi hedefimiz doğrultusunda akademisyenlerimizin nitelikli çalışmalarını desteklemeye devam ediyoruz." Bilimsel araştırmaların uluslararası platformlarda görünür olmasının önemine dikkat çeken Hacımüftüoğlu, genç araştırmacıların bu tür projelerde aktif görev almasının üniversitenin bilimsel geleceği açısından büyük değer taşıdığını ifade etti. SESAME bölgesel bilimsel iş birliklerine katkı sunuyor CERN modeli esas alınarak Ürdün’de kurulan ve 2017 yılından itibaren uluslararası araştırmacıların kullanımına açılan SESAME, Almanya, İtalya ve İsviçre gibi ülkelerin katkılarıyla faaliyetlerini sürdürüyor. UNESCO onaylı ilk synchrotron ışık kaynağı olma özelliğini taşıyan merkez, Asya ile Avrupa’nın kesişim noktasındabilimsel ve teknolojik araştırmaların gelişmesine katkı sağlayan önemli araştırma altyapılarından biri olarak öne çıkıyor. Atatürk Üniversitesinden desteklenen proje sayısının artmasıyla birlikte, üniversitenin hem bölgesel hem de uluslararası ölçekte yeni bilimsel iş birliklerine kapı aralaması ve küresel akademik görünürlüğünü daha da güçlendirmesi bekleniyor.
Erzurum ESKİ, içme suyu analizlerinde teknolojik altyapısını güçlendirdi Erzurum Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğü, vatandaşlara ulaştırılan içme suyunun güvenliğini ve kalite standartlarını daha ileri seviyeye taşımak amacıyla laboratuvar altyapısını yeni nesil analiz cihazlarıyla güçlendirdi. Gerçekleştirilen yatırımlarla birlikte içme suyu analiz kapasitesi artırılırken, denetim süreçlerinde uluslararası standartlara uygun, yüksek hassasiyetli ölçüm imkânı sağlandı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde akredite laboratuvara sahip tek kurum olma özelliğini taşıyan ESKİ, Erzurum genelinde sürdürülebilir, sağlıklı ve güvenli içme suyu temini için çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Şehir merkezi başta olmak üzere 17 ilçe ve bağlı mahallelerde yürütülen altyapı yatırımları devam ederken, içme suyu kalitesinin korunmasına yönelik bilimsel altyapı da eş zamanlı olarak güçlendiriliyor. Yeni nesil analiz sistemlerinin devreye alınmasıyla birlikte, daha önce 29 parametre üzerinden gerçekleştirilen içme suyu analizleri 41 parametreye yükseltildi. Böylece Erzurum genelinde vatandaşlara ulaştırılan içme suyu, daha kapsamlı ve hassas analiz süreçlerinden geçirilecek. Otomasyon sistemiyle anbean takip ESKİ laboratuvarına kazandırılan ICP-MS ve İyon Kromatografi cihazları sayesinde, mevcut sistemlere göre yaklaşık bin kat daha düşük seviyelerde, yani trilyonda bir düzeyinde ölçüm yapılabiliyor. İnsan sağlığını etkileyebilecek eser miktardaki elementlerin dahi tespit edilmesine imkân tanıyan bu teknoloji ile analiz süreçlerinde doğruluk ve hassasiyet önemli ölçüde artırılmış oldu. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ESKİ yetkilileri, içme suyu arıtma tesislerinde tüm süreçlerin 7 gün 24 saat esasına göre otomasyon sistemiyle anbean takip edildiğini belirterek şu açıklamada bulundu; "Şehir merkezi şebeke suları, mahalle çeşmeleri, ilçe merkezleri ve kırsal yerleşim alanlarından düzenli olarak alınan numuneler günlük analizlerden geçirilmektedir. Böylece Erzurum genelinde vatandaşlarımıza ulaştırılan içme suyunun kalite kontrolü bilimsel yöntemlerle sürekli denetim altında tutulmaktadır." Vatandaşlara davet ESKİ tarafından yapılan açıklamada, "Arıtma tesislerimizden çıkan içme suyunun kalite seviyesinin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu ve ülkemizin en kaliteli içme suları arasında yer aldığı değerlendirilmektedir. Suya yalnızca bir hizmet değil, yaşamın temel kaynağı olarak yaklaşılmakta; arıtılması, korunması ve güvenli şekilde vatandaşlara ulaştırılması adına ekiplerimiz özveriyle çalışmalarını sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın musluklarından akan suyu güvenle kullanabilmesi için teknolojik altyapımız sürekli geliştirilmektedir. Ayrıca içme suyunun kaynaktan vatandaşlarımızın evlerine ulaşan sürecini yerinde görmek isteyen tüm hemşehrilerimizi İçme Suyu Arıtma Tesislerimizde ağırlamaktan memnuniyet duyacağız" ifadelerini kullandı.