GÜNDEM - 07 Haziran 2024 Cuma 14:17

Adalet Bakanı Tunç, AYM’nin iptal kararıyla ilgili konuştu: "Yetki tartışması söz konusu değildir"

A
A
A

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, DEM Partili Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden uzaklaştırılması ve Ayhan Bora Kaplan soruşturmasının gizli tanığı Serdar Sertçelik’in iade sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bir dizi ziyaretler için Bolu’ya gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bolu Valiliği’nde basın mensuplarına gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Bazı yorumcular tarafından yanlış aktarılmaya çalışıldı"

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarıyla ilgili açıklama yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Anayasa Mahkemesi’nin 703 sayılı kanun hükmünde kararnamenin bazı maddelerinin iptaliyle ilgili kamuoyunda bazı tartışmalar ve bazı yanlış anlamalar da var. 703 sayılı kanun hükmünde kararname, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmeden önce 2017 Anayasa değişikliği yapıldı. 2018 seçimleriyle de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi fiilen seçimler sonunda Cumhurbaşkanımızın seçilmesiyle beraber hükümet sistemi 2018 tarihi itibariyle başladı. Tabii 2017 anayasa değişikliği sonrası Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi fiilen başlamadan önce parlamenter sistemin son bakanlar kurulu kanun hükmünde kararnamesi olarak 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yetki kanununa dayanılarak çıkarılmıştı. Tabii burada bu kararnamede yer alan bazı hususların kanunla düzenlenmesi gerektiği noktasında Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı oldu. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyecek konuların kanunla düzenlenmesi gerektiği yönünde bazı tespitleri oldu anayasa mahkememizin. Tabii bu bazı yorumcular tarafından yanlış aktarılmaya çalışıldı. Anayasamızın 104. maddesinde cumhurbaşkanının görev ve yetkileri açıkça sayılmıştır" dedi.

"Herhangi bir yetki tartışması söz konusu değildir"

Bakan Tunç, sözlerine şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı devletin başıdır, devletin birliğini temsil eder ve yürütmenin başıdır. Cumhurbaşkanı yürütmeye ilişkin konularda Cumhurbaşkanı Kararnamesi çıkarabilir, Anayasamızın amir hükümleridir bunlar. Cumhurbaşkanı üst kademe yöneticilerini atama yetkisi de anayasadan kaynaklanan bir yetkisidir. Cumhurbaşkanı kararnamesiyle düzenlenemeyecek hususlar da yine anayasamızda belirtilmiştir. Anayasamızın 2. bölümünün 1, 2ve 4. kısımlarında sayılan temel haklara ilişkin, siyasi haklara ilişkin, cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarılamayacağı yönündedir. Aynı zamanda bir kanun hükmü varsa, kanunla düzenlenmiş bir konu varsa o konuda da cumhurbaşkanı kararnamesinin çıkarılamayacağı yönündedir. Kanunla düzenlenmesi gereken hususlarda da Cumhurbaşkanı Kararnamesi’nin çıkarılamayacağı yönündedir. Burada atamalara ilişkin herhangi bir yetki tartışması söz konusu değildir. Sadece parlamenter sistemde kanunla düzenlendiği için ve sonrasında kanun hükmünde kararname ile çakışan durumların 12 aylık süre içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanunla düzenlenmesi gerektiğine yönelik bir anayasa mahkemesi kararıdır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın zaten üst kademe yöneticilerinin atama yetkisi anayasadan kaynaklanan bir yetkidir ve yürütmeye ilişkin cumhurbaşkanı kararnamelerini de çıkarabilir. Tabii burada parlamenter sistemde kanunların her konuda ayrıntılı bir şekilde olması nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, Cumhurbaşkanı Kararnamesi çıkarılması noktasındaki bir sınırlama söz konusudur. Bu da önümüzdeki süreç içerisinde parlamentomuzda bu uyum yasalarının yapılması, çıkarılmasıyla ilgili yoğun bir çalışma parlamentomuzu bekliyor. Hızlı bir şekilde bu uyum sürecini kanunlarımızda yapılan değişikliklerle gerekirse anayasa değişiklikleriyle tabii tüm bu tartışmaları da ortadan kaldırmak için de demokratik, sivil bir anayasayı inşallah cumhuriyetimizin Türkiye Yüzyılının başında gerçekleştirerek kanunlardan, anayasalardaki yorum farklarından, anayasanın maddelerindeki yorum farklarından kaynaklanan tartışmaları da sona erdirmiş oluruz diyorum"

"Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bir hakarettir"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Partili Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden uzaklaştırılmasına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Bakan Tunç, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde kurallar vardır, anayasa vardır. Herkes bu anayasa ve kanunlarla bağlıdır. Dolayısıyla herkes bu kurallara uymak mecburiyetindedir. Ülkemiz 40 yıldan bu yana terörle mücadele ediyor ve bu uğurda bölücü terör örgütüyle mücadelede çok büyük bedel ödedik. Şehitler verdik. Ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasının önünde en büyük engel maalesef terör örgütü oldu. Bölücü terör örgütü oldu ve terörün her türlüsüyle mücadele eden bir ülkeyiz. Bu anlamda birlik, beraberlik içerisinde olmalıyız, milletçe, terörle mücadele konusunda. Özellikle milletin oylarıyla seçilenler, demokratik siyaset yapmak isteyenler gerek parlamentoda gerek yerel yönetimlerde bu konuda milletimizin birlik ve beraberliğini bozacak tutum ve davranışlardan kaçınmak durumundadır. Tatvan’da ve bazı belediyelerde gördüğümüz devletin birliğini temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımızın resminin kameralar eşliğinde birtakım beyanlar kullanılarak indirilmesi birliğimize yönelik bir saldırıdır. Dolayısıyla hem Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bir hakarettir. Hem de milletin birliğinin beraberliğini bozmaya yönelik bir tutum ve davranıştır. Cumhuriyet Savcılarımız eğer bir suç unsuru görürlerse zaten bağımsız ve tarafsız yargı olarak soruşturma açıyorlar. Tatvan’da da böyle bir soruşturma açılmıştır. Bu tutum ve davranışlara milletimizin birlik beraberliğini bozmaya yönelik bu tür eylemlere Fırsat vermemek lazım ve herkesin bu konuda sorumlu davranması lazım" diye konuştu.

"Hiç kimsenin bundan yakınmaması lazım"

Bu konuya ilişkin mecliste bir takım tartışmalar yaşandığına da dikkat çeken Bakan Tunç, "Anayasamızın 127. maddesi var. Anayasamızın 127. maddesinde mahalli idarelerin organlarıyla ilgili olarak eğer bu organların başındaki belediye başkanı, meclis üyeleri haklarında bir soruşturma ya da kovuşturma olmuşsa içişleri bakanının görevden alma yetkisi var. Bu anayasadan kaynaklanan bir yetki. Yine belediye kanununun 45 ve 46. maddelerinde de Anayasa’nın 127. maddesine dayanarak hakkında bir soruşturma ya da hakkında bir terör soruşturması ve davası söz konusuysa içişleri bakanına anayasadan kaynaklanan bu yetkiyle geçici olarak bu geçici bir tedbirdir. Geçici bir tedbir olarak görevden alma yetkisi ve oraya vekaleten şartları uygun olan bir yöneticinin görevlendirilmesi konusundaki yetkisi de Belediye Kanunu’nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Hakkari Belediye Başkanı hakkında terör nedeniyle soruşturma vardı. Ayrıca devam eden bir davası vardır. İlk derecede de hüküm verilmiştir. Anayasadan ve belediye kanunundan kaynaklanan bir yetki söz konusudur. Milletin oylarıyla seçilen yerel yöneticiler, belediyelerimiz hükümetten aldıkları merkezi hükümetten gelen milletin kaynaklarını milletin parasını, millete hizmet olarak aktarmak durumundadırlar. Dolayısıyla bu hassasiyeti göstermeyenler olursa terörle ilgili özellikle terör soruşturmaları ve kovuşturmalarına muhatap olurlarsa uygulamalarıyla, tutum ve davranışlarıyla bu konuda anayasamızın 127. maddesinin Belediyeler Kanunu’nun 45 ve 46. maddesinin uygulanması durumunda hiç kimsenin bundan yakınmaması lazım. Çünkü anayasanın amir hükümleri kanunlarımızın amir hükümleri bunlar da hepimizi bağlayan hususlar" ifadelerini kullandı.

"Türkiye’ye iade edileceğini umuyoruz"

Bakan Tunç, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında hem sanık hem de gizli tanık olan ve Macaristan’da yakalanan Serdar Sertçelik’in iade sürecine ilişkin ise "Onunla ilgili iade sürecini biz başlatmıştık. Gerekli dosya tercüme ettirdik. Hem Macarca hem İngilizce’ye tercüme ettirdik. Macaristan’daki muhataplarımızla da görüştük. Orada 40 günlük bir geçici tutuklama kararı verilmişti. O süre içerisinde iade yargılaması gerçekleşecek. O yargılama neticesinde Türkiye’ye iade edileceğini umuyoruz" şeklinde konuştu.

Enes Özkan  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli Kurslar Birliği merdiven altı eğitime karşı mücadele başlattı Denizli’de faaliyet gösteren kurs merkezleri, kayıt dışı ve merdiven altı eğitim faaliyetlerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen basın toplantısında bir araya geldi. Denizli Kurslar Birliği Dönem Sözcüsü İsmail Cirit, özellikle denetimsiz eğitim yapılarının öğrenci güvenliği, ahlaki gelişim ve akademik başarı açısından ciddi riskler taşıdığını belirterek velilere "MEB’e bağlı, resmi ve denetlenen kurs merkezlerini tercih edin" çağrısında bulundu. Denizli’de faaliyet gösteren kurs merkezinin temsilcileri, Denizli Gazeteciler Cemiyetinde düzenlenen basın toplantısında bir araya geldi. Denizli Kurslar Birliği adına açıklamayı yapan Dönem Sözcüsü İsmail Cirit, kayıt dışı eğitim faaliyetleri, merdiven altı kurslar ve öğrenci güvenliği konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Toplantıda özellikle resmi denetim dışında faaliyet gösteren yapıların öğrenci ve veliler açısından ciddi risk oluşturduğu vurgulanırken, velilere yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ve denetlenen kurs merkezlerini tercih etmeleri çağrısı yapıldı. Konuşmasına kurs merkezlerinin eğitim alanındaki rolünü anlatarak başlayan İsmail Cirit, yıllardır Denizli’de eğitim kalitesinin artması için çalıştıklarını ifade ederek, "Burada 30 civarında kurs merkezi olarak Denizli eğitimine yıllardır emek veren kıymetli arkadaşlarım adına konuşuyorum. Denizli’de eğitim-öğretimin daha iyi ve başarılı olabilmesi için yıllardır büyük bir özveriyle çalışmaktayız. Herkes tarafından iyi bilinmelidir ki bizler Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı, Milli Eğitim Müdürlüğümüzün emrinde, müfettişlerimizin teftiş ettiği, SSK, vergi olarak katkılarda bulunan, istihdam sağlayan önemli kurumlarız. Dün de böyleydik, bugün de böyleyiz, yarın da böyle olacağız. Çünkü bizler kimsenin tartışamayacağı, hepimizin göz bebekleri olan çocuklarımıza hizmet ediyoruz" dedi. "Çocuklarımız dijital dünyada savruluyor" Yeni neslin dijital platformların etkisi altında kaldığını belirten Cirit, öğrencilerin sosyal hayattan uzaklaştığını ve kontrolsüz dijital içeriklerin gençler üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getirdi. Çocukların başıboş bir dijital dünyanın içine sürüklendiğini ifade eden İsmail Cirit, "Kitaptan uzaklaşan, her şeyi dijitalde arayan, sosyallikten uzaklaşan, zamanını iyi kullanamayan çocuklarla karşı karşıyayız. Özellikle sınav dönemlerinde stres seviyesi çok yükselen öğrencilerimizin doğru yönlendirmeye ihtiyacı var. İşini iyi yapanların yanında, fenomenlerle ve sosyal medya üzerinden kendisini pazarlayan sözde dijital eğitimciler de ortaya çıkmış durumda" diye konuştu. "En güvenli yerler resmi kurs merkezleridir" Kurs merkezlerinin yalnızca akademik başarı değil, aynı zamanda disiplin, güvenlik ve öğrenci takibi açısından da önemli görev üstlendiğini ifade eden İsmail Cirit, velilere çağrıda bulundu. Kurs merkezlerinin önemine dikkat çeken İsmail Cirit, "Bu başıboşluğu da, planlı çalışmayı da, dijital takibi de, bireysel çalışmaları da en iyi yapan devletimizin resmi parçası olan kurs merkezlerimizdir. Velilerimizin gönül ferahlığıyla, güvenliğiyle, sosyalliğiyle, disiplinli ve profesyonel takibiyle işini layıkıyla yapan, kapısının kenarında QR kodu olan kurs merkezlerine gelmesini tavsiye ediyoruz. Korona döneminde düzensizliğin ve yüz yüze eğitimin ne kadar kıymetli olduğunu hep birlikte gördük" ifadelerini kullandı. "Merdiven altı yapılar büyük risk oluşturuyor" Basın toplantısının en dikkat çeken bölümlerinden biri ise kayıt dışı faaliyet gösteren eğitim yapılarıyla ilgili açıklamalar oldu. İsmail Cirit, resmi olmayan yapıların ciddi güvenlik ve ahlaki sorunları beraberinde getirdiğini savunarak, "Resmi olmayan, illegal olan ve merdiven altı kurslar diye nitelendirilen yerler maalesef uzun yıllardır varlığını sürdürüyor. Bu yerlerin ne saati var, ne planı var ne de eğitime verdiği değer var. Sadece evden uzaklaşan çocuklarımızın rastgele zaman geçirdiği yerler haline geliyor. Çok büyük güvenlik sorunları oluşturuyor. Kamu yararına olmayan bireylerin oluşturduğu mekanlar haline gelmesi bizleri ve bilinçli velileri çok üzüyor" şeklinde konuştu. "Kaçak yapılarla ilgili şikayetler yapıldı" Denizli Kurslar Birliği’nin tespit ettiği bazı kaçak yapılar ve usulsüz faaliyetler hakkında resmi başvurularda bulunulduğunu açıklayan İsmail Cirit, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de teşekkür ederek, "Tespit ettiğimiz yerleri Milli Eğitim’e bildirdik. İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze ve şube müdürlüklerimize teşekkür ediyorum. Gereğini yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar. Bizlere tam destek vererek yanımızda olduklarını hissettirdiler" dedi. "Öğretmenlerin yönlendirdiğini duyuyoruz" Cirit ayrıca bazı öğretmenlerin öğrencileri resmi olmayan yapılara yönlendirdiğini öne sürerek; "Milli Eğitim okullarında çalışıp aynı zamanda anlaştığı kurslara öğrenci gönderen öğretmenleri de tespit ederek şikayetler yaptık. Hiçbir öğrencimiz okulundaki öğretmenin yönlendirmesiyle resmi olmayan yapılara devşirilemez. Bu her şeyden önce bir ahlak sorunudur. Herkes işini yapsın ve işini layıkıyla yapmaya çalışsın" ifadelerini kullandı. "Bu durum güvenlik sorununa dönüşebilir" Bazı illegal yapıların "kurslara gitmeyin, zaman kaybı" sloganlarıyla öğrenci toplamaya çalıştığını ifade eden Cirit, bunun ciddi toplumsal risk oluşturabileceğini söyledi. Cirit; "Kendi evlerine, kendi kaçak ofislerine çocuklarımızı davet ederek beyinlerini etkiliyor olabilirler. Bu gerçekten ülkemiz adına bir güvenlik sorununu beraberinde getirebilir. Güvenliğin yanında ahlaki sıkıntılar da ortaya çıkabilir. Bunlar kamuoyunun yararına olan şeyler değildir" şeklinde konuştu. Velilere Çağrı: "QR Koduna ve MEB Kaydına Bakın" Velilere önemli uyarılarda bulunan İsmail Cirit, kayıtlı ve denetlenen kurumların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bilmediğiniz, kare kodu olmayan, MEB sitesinde yer almayan yerlere sırf tanıdık diye çocuklarınızı göndermeyin. ‘Akşama kadar orada kalıyor’ denilen yerlerden sonra ailelerin ‘çocuğumuz değişti, kötü alışkanlıklar edindi’ gibi serzenişlerini daha sık duymaya başladık" dedi. "Bize güvenin, onlara değil" Açıklamasının sonunda resmi kurs merkezlerinin sunduğu imkanları anlatan Cirit, "Bizler kurs merkezleri olarak; devletin denetimi altında olan, öğrenciyi takip eden, denemesini yapan, eksiğini gören, akademik başarısını sağlayan, bireysel ve grup dersleri sunan, etütleri olan, dijital takip, koçluk ve PDR hizmeti veren kurumlardır. Üstelik daha ekonomiktir ve velilerin gözü asla arkada kalmaz. Bize güvenin, onlara değil. Biz size yeteriz" diye konuştu.