GÜNDEM - 09 Mart 2025 Pazar 18:06

Bolu’daki o hastanenin mimarından çarpıcı iddialar: "Bu yapı insanları öldürür"

A
A
A
Bolu’daki o hastanenin mimarından çarpıcı iddialar: "Bu yapı insanları öldürür"

Bolu Abant İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mimarı Uğur Tunçok, hastane ile ilgili iddialarda bulunarak, "Hastane geceleri rüyalarıma giriyor, beni uykusuz bırakıyor. Bu yapı insanları öldürür" dedi.

Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda Kent Konseyi birleşenleri tarafından Abant İzzet Baysal Üniversitesi ile ilgili oturum gerçekleştirildi. Programda konuşan Bolu Abant İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mimarı Uğur Tunçok, hastaneyle ilgili korkutucu iddialarda bulundu. 2002 yılında hizmete 250 yataklı olarak giren hastanenin şu anda 450 yatağa kadar çıkarıldığını ifade eden Tunçok, yapının depreme dayanıksız hale getirildiğini öne sürdü. Tunçok, hastanede usulsüz kapasite artışından dolayı yangın merdivenlerinin kullanımının engellendiğini ve yangın dedektör sensörlerinin çalışmadığını da iddia etti.

"İzzet Baysal görseydi çok üzülürdü"

Merhume İzzet Baysal’ın hastanenin şu anki durumunu görse çok üzüleceğini belirten Mimar Uğur Tunçok, "1996 yılında İzzet Baysal, ‘Ben Bolu’ya tıp fakültesi yapacağım. Benim hastalarım İstanbul’a, Ankara’ya gitmeyecek, Bolu’da profesöre muayene olacak, ameliyat olacaklar’ dedi. İzzet Bey’in vizyonu, düşüncesi, hedefi buydu. Ancak bugünleri görse herhalde çok üzülürdü. Bu hastane Bolu’nun çocuğudur. Ancak şu anda yoğun bakımda, bitmiş durumda, ölüyor. Bu durumu göz önünde bulundurmalıyız" dedi.

"En acil şekilde bu binayı nasıl kurtarabiliriz"

Hastanenin kanun ve yönetmeliklere aykırı şekilde ek tadilata uğradığını söyleyen Tunçok, "İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin inşaatına 1998 yılında başladık ve 2002 yılında tamamlayarak teslim ettik. Yani biz, 1998 yılının yönetmeliklerine göre binayı yaptık. Şu anda ise çok aciz bir durumdayız. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar kısa sürede deprem yönetmeliğinin değiştiğini görmedim. Bir hastanenin ömrü en az 50 yıldır. 20-25 yılda bir hastane yıkıp yeniden yapamayız, biz bu kadar zengin değiliz. En acil şekilde bu binayı nasıl kurtarabiliriz, insan ölümüne sebep olmayacak halde nasıl tutabiliriz, bunu düşünmeliyiz. Çünkü ben korkuyorum. Şu anda hastanede kanun ve yönetmeliklere aykırı bir durum var" ifadelerini kullandı.

"Bu yapı insanları öldürür"

Usulsüz olarak yatak kapasitesinin arttırıldığını ve bu durumun insan canına mal olacağını ifade eden Tunçok, "Duyduğuma göre 2 kişilik odalar 4 kişilik hale getirilmiş. Bu, insan doğasına da aykırı bir durumdur. Fiziki olarak hastanenin tasarımı bozulmuştur. Bu binayı 250 yataklıdan 450 yataklıya çıkardılar. Ameliyathane sayısının da 8’den 12’ye çıkarıldığını duydum. Bunun anlamı, fiziki olarak insan yükünün ve hareketli yükün artmış olmasıdır. Bu nedenle acilen bu binanın 250 yataklı hale dönmesi zorunludur. Biz hiçbir şekilde bu sorumluluğu kabul etmeyiz. Çünkü bu durum geceleri rüyalarıma giriyor, beni uykusuz bırakıyor. Yatak artışı, koridorlar, genel merdivenler ve yangın merdivenlerinin yetersiz kalmasına sebep olabilir. Bu yapı insanları öldürür. Ondan sonra dünya basınına manşet oluruz" diye konuştu.

"Odalarda sigara içildiği için yangın sistemi kapatılmış"

Hastane odalarında sigara içildiği için yangın sensörlerinin kapatıldığını iddia eden Tunçok, "Farz edelim ki yangın çıktı, peki yangın ihbar sistemi çalışıyor mu? Biz bu sistemi 250 yatak için ve o dönemki odalar için yapmıştık. Ancak duyduğuma göre sistem hemen hemen hiç çalışmıyor. Çünkü odalarda sigara içildiği için yangın sistemi kapatılmış. Bu konuyu rektörle konuştuğumda, ‘Cihaz bozuk’ dedi. ‘Tamam, verin, yaptıralım’ dedik ama şu anda yine çalışmadığını tahmin ediyorum" dedi.

"Boş buldukları her yere bir yatak koymuşlar"

Muhtemel bir deprem durumunda binanın ağır riskli olduğunu söyleyen Uğur Tunçok, "Deprem olursa ne olur biliyor musunuz? Bina sancak gibi sallanır. Şimdi burada kimin suçu var? İzin alınmadan yapılan tadilat suçtur. Ben de kendimi bu işin içine atıyorum. Beni arayıp ‘Neden böyle konuştun?’ diye soracaklar, ama bunu söylemek zorundayım. İçeride ufak bir gaz patlaması bile olsa panikle insanlar birbirini ezer. Koridorları kapatmışlar, pencereleri kapatmışlar, dinlenme odalarını kapatmışlar. Duyduklarımı söylüyorum. Boş buldukları her yere bir yatak koymuşlar. Benim anladığım bu, bu yapı bu yatak kapasitesini kaldırmaz" ifadelerini kullandı.

"Yapılan ek tadilatlar ruhsata işlenmemiştir"

Yapılan ek tadilatların ruhsata işlenmediğini iddia eden Mimar Uğur Tunçok, "Yapılan ek tadilatlar ruhsata işlenmemiştir. Bu durum kullanıcıların sorumluluğundadır. O yöneticilere benden selam söyleyin, hepsi zan altındadır. Ruhsatsız bir yapıya binlerce insanı sokarsanız suçlu olursunuz" dedi.

Emrah Sağıt

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.