GÜNDEM - 07 Temmuz 2025 Pazartesi 14:16

Faciada 8 yakınını kaybeden avukat: "Torunlarımın mezarına her gün 3’er balon takıyorum"

A
A
A

Kartalkaya’daki otel yangını faciasında ailesinden 8 kişiyi toprağa veren avukat Yüksel Gültekin, "Ben mezara iki kere gidiyorum. Bir sabah gidiyorum, bir öğleden sonra gidiyorum. Bu psikolojiyi anlamak mümkün değil. Ben 4 torunuma her gün bilenler bilirler, her gün 3’er tane balon takıyorum. Balon makinesi aldım. Balonlar havada uçtuğu zaman onlar canlı gibi geliyor" dedi.

Grand Kartal Otel’de çıkan yangında oğulları Bilal Gültekin, Enes Gültekin, kızı Rümeysa Gültekin, gelini Sena Gültekin ve 4 torunu olmak üzere toplamda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, duruşmanın yapıldığı okulun önünde gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Faciada 8 yakınını kaybeden avukat:

Yüksel Gültekin, "Ben, bugün burada bizimle birlikte olan gerek siyasi parti temsilcilerine, gerek sizlere, halka, sevenlerimize, destekçilerimize, bu acı olayı gündemde tutan herkese şükranlarımı arz ediyorum. Bugün 167. gün. Bu kazada şehit olduğuna inanıyoruz yavrularımızın. Şehit düşen 38 yaşındaki Bilal Gültekin’in, 38 yaşındaki Zehra Sena Gültekin’in, 35 yaşındaki eczacı Rumeysa Gültekin’in, 32 yaşındaki doktor Enes Gültekin’in, 11 yaşındaki Sümeyye’nin, 8 yaşındaki Yusuf Sinaneddin’in, 5 yaşındaki Muhammed Selin’in ve 2,5 yaşındaki Bekir Sadık’ın bir kısmının babası, bir kısmının dedesiyim. Bugün 167. gün. Benim evlatlarım çok kıymetliydi, en az benim evlatlarım kadar diğer bu olayda şehit düşen 70 evladın ailesinin de aynı şekilde, benimle aynı duygular içinde olduğunu tahmin ediyorum. Bu 167 gündür biz herhangi bir şekilde yiyemiyoruz, içmiyoruz, uyumuyoruz. Gündüzler gecelere, geceler gündüzlere karıştı. Tabii ki evlatlarımızı geri getirmemiz mümkün değil" dedi.

"Belki bir mal zararıyla kurtulabilecek bir olay maalesef tarihi bir faciaya döndü"

Gültekin, "Bizim bundan sonra tek görevimiz gerek, yaklaşık bir saat boyunca devam eden yangında 2-3 kere odalarına çıkan, inen otel sahiplerinin aileleri 13. kattaydı. Benim evladım Rümeysa, Bilal ve Enes 6’ncı kattaydı. Netice itibariyle garajdaki iki arabayı, örtbas etme derdine düşmeselerdi şu an burada netice itibariyle belki bir mal zararıyla kurtulabilecek bir olay maalesef tarihi bir faciaya döndü. 61 yaşındayım, eşimde öyle. Bütün ailemi kaybettim. Yaşadığımız süre boyunca bizim artık hayatta tek gayemiz var. Bu olaya sebep olan, irili ufaklı yani resepsiyonistinden tutun da aşçısından, otel sahibinden, müdürüne kadar kim varsa cezalandırılması. Savcıya da çok teşekkür ediyorum. Titiz bir soruşturma yürütüldü. Mesleki olarak da bunun takipçisiyim. Ama maalesef bu olayda en az onlar kadar şu an yargılananlar kadar suçlu belki daha suçlu olan Turizm Bakanlığı yetkilileri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri kanunu koruma kılıfı altında maalesef huzura getirilmediler. Bizim tek görevimiz var. Bu konuda sizlerden de duyarlılık ve destek rica ediyoruz. Adalet Bakanımızın bir sözü var. Adalet Bakanımız diyor ki; ’Hiç kimse hukuk ve kanunlar karşısında layüsel değildir’ 35 yıllık bir avukat olarak, aynen katılıyorum" diye konuştu.

"Yangınla ilgili çok ciddi eksiklikler tespit etmişler"

Dosyada yer alan bilirkişi raporuna değinen Yüksel Gültekin, "Bilirkişi incelemesinde, Turizm Bakanlığı’nın yetkililerinin birinci derece sorumlu olduğu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin de birinci derece sorumlu olduğunu tespit etti. Bu otelin, böylesi bir turizm tesisinin 3 yıldan beri İl Sağlık Güvenliği uzmanı yok. Ondan önce de yalnızca 10 dakika İl Sağlık Güvenliği uzmanı çalıştırmışlar. Turizm Bakanlığı yetkilileri bakın çok acı. Dosyada rapor var. 2005 yılında burada inceleme yapmışlar, rapor düzenlemişler. Yangınla ilgili çok ciddi eksiklikler tespit etmişler. Netice itibariyle herhangi bir işlem yapmamışlar. 2008’de aynı şekilde rapor düzenlemişler, hiçbir işlem yapmamışlar" şeklinde konuştu.

Faciada 8 yakınını kaybeden avukat:

"Bunun üstünü bugün örtebilirsiniz, yarın örtebilirsiniz ama ertesi gün örtemezsiniz"

Gültekin, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun üstünü bugün örtebilirsiniz, yarın örtebilirsiniz ama ertesi gün örtemezsiniz. Yaşadığımız süre boyunca mevcut Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ilgili yetkililerin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili yetkililerin aynı burada içeride olduğu gibi yargılanması için ömrümün sonuna kadar mücadele edeceğimden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu olay sebebiyle başta Cumhurbaşkanımız kıymetli eşi, evlatları ve tüm ailesi 167 gündür olayın ilk meydana geldiği andan itibaren bugüne kadar ilgilerini, desteklerini, dualarını esirgemediler. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Ayrıca CHP Genel Başkanı Özgür Özel Bey hem taziye ziyaretinde bulundu hem evlatlarımın mezarını ziyaret etti hem de bugün bizimle birlikte burada oldu. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Gerek şu an görev yapan bakanların, gerekse emekli bakanların, gerek parlamentoda şu an görev yapan milletvekillerinin, gerek emekli milletvekilleri, yargının üst düzey bürokratları, idarenin üst düzey bürokratları hepsi gelerek, bir kısmı telefon ederek acımızı paylaştılar. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Başta Bolu halkı olmak üzere, tüm Türkiye halkına bu olay karşısında gösterdikleri ilgi alaka için teşekkür ediyorum. Bolu şehrinin valisi başta olmak üzere, il sağlık müdürü, müftüsü başta olmak üzere, tüm bürokratlara, atanmış bürokratlara çok teşekkür ediyorum. Belediye Başkanımız Tanju Özcan Bey başta olmak üzere ilçenin tüm belediye başkanlarına bu olayda bize gösterdikleri ilgi, alaka ve yakınlık için teşekkür ediyorum. Ama esas teşekkürü, çatımıza konan güvercinler misali evladımız olarak yanımızdan hiç ayrılmayan bu güzel evlatlara hepsine teşekkür ediyorum"

"Bu olayı unutmayın, unutturmayın"

Adalete güvendiğini vurgulayan Gültekin, "Bu bu davanın asla siyasallaşmasını arzu etmiyorum. Netice itibariyle şu suçun şahsiliği prensibi gereğince ben suçluların kulağından tutup bu yargılamanın önüne çıkarılmasını istiyorum. Yaşadığım sürece, nefes aldığım sürece tüm çabam ve diğer ailelerin çabası bunun için olacaktır. Sizden ricam şu; bu olayı unutmayın, unutturmayın" diye konuştu.

Ayrıca Gültekin, "Bu güzel evlatlarımın adını yaşatacak hayır müesseseleri kuracağız. Bu hususta bir vakıfı da kurduk. Bugün yarın hayatı geçecek. İnşallah evlatlarımızın hayır kapılarını kapanmayacak eserler kazandıracağız" ifadelerini kullandı.

"Ben mezara iki kere gidiyorum"

Gültekin, "Takdir edersiniz ki, sayarken bile insanın yorulduğu 8 tane evladı 167 gündür...Ben mezara iki kere gidiyorum. Bir sabah gidiyorum, bir öğleden sonra gidiyorum. Bu psikolojiyi anlamak mümkün değil. Ben 4 torunuma her gün bilenler bilirler. Her gün 3’er tane balon takıyorum. Balon makinesi aldım. Balonlar havada uçtuğu zaman onlar canlı gibi geliyor. İlk günde çok yol alınmayacağını biliyorum ama bu süreci takip edeceğim" dedi.

Faciada 8 yakınını kaybeden avukat:

Orkun Kaya - Enes Özkan - Fehime Kartal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.