ASAYİŞ - 08 Temmuz 2025 Salı 21:29

Kartalkaya’daki otel yangını davasında damat konuştu: Salonda gergin anlar yaşandı

A
A
A
Kartalkaya’daki otel yangını davasında damat konuştu: Salonda gergin anlar yaşandı

Bolu Kartalkaya’da Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davada savunma yapan Halit Ergül’ün damadı sanık Genel Müdürü Emir Aras, "Gazelle Otel’de de, Grand Kartal Otel’de de muhasebecisinden tekniğine kadar herkes benden talimat aldığını söylüyor. Belki aşçıya bile sorsanız, ’Yemeği yaparken Emir Bey’e söylüyorum’ diyecek. Şunu söylemek istiyorum; ben yarı zamanlı geliyorum, benim gelmediğim zamanlarda bu arkadaşlar işlerini nasıl yapıyordu? Kimden talimat alıyorlardı?" dedi.

Bolu’da meydana gelen ve 78 kişinin yaşamını yitirdiği Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davanın ikinci duruşması devam ediyor. Aralarında otel sahibi ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 19’u tutuklu, toplam 32 sanık yargılanıyor. Saat 18.00 sıralarında Halit Ergül’ün damadı ve aynı zamanda Grand Kartal Otel’in Genel Müdürü tutuklu sanık Emir Aras dinlendi.

Salonda gergin anlar

Emir Aras, yaşanan facia dolayısıyla duyduğu üzüntüyü dile getirdiği sırada salonda gergin anlar yaşandı. Müştekilere ve avukatlara, hakim tarafından gerekli uyarılar yapıldı. Yaklaşık 3 dakika süren gerginliğin ardından Aras’ın yeniden savunmasına başlandı.

"Tek başıma karar alma yetkim yoktu"

Üzgün olduğunu belirten Aras, "Lisansımı bilgisayar yazılımı üzerine yaptım. Evlendikten sonra 2012’de şirkette çalışmaya başladım. Şirket 3 tanedir. Otellerin bilgi işlemiyle uğraşıyordum. İstanbul’da ikamet ettiğim için yarı zamanlı İstanbul, yarı zamanlı Bolu’daydım. Bu nedenle uzaktan yapabileceğim işlemlere odaklandım. Benim resmiyetteki ’genel müdürlük’ vasfım 2015’de silah ruhsatı almak için verilmiştir. Verildikten bir ay sonra başvurum olmuştur. Fiilen genel müdürlüğüm, yetkilerim yoktur. Benim görevim network, bilgisayar güvenliği, kamera sistemi, grup satış, otelin satış fiyatlarını belirleme, satış yapılan ürünlerin menüye ekleme çıkarma, kampanyalar, acentalarla görüşme gibi işlemler. Tek başıma karar alma yetkim yoktu. Görevli bulunan konularda da genel müdür onayı alırdım" dedi.

"Otelde yarı zamanlı duruyorum"

Emir Aras, savunmasına şöyle devam etti:

"Otelde bulunduğum zamanlarda damat olduğumdan dolayı bana sürekli bu şeyler danışılır, herkes bir şey sorar. Kendi alanım dışında veya farklı konularda. Benim alanımsa cevap veririm, bilmediğim bir şeyse, yapmadığım ya da sormadığım bir şeyse ilgililere sorarım. HTS kayıtlarında da mevcuttur. Ben otelde yarı zamanlı duruyorum. Bazen haftanın 4 günü, bazen de 3 gün. Tatil dönemlerinde uzun süre durduğum oluyordu."

"Hayatımda ilk defa itfaiye raporu ile karşılaştım"

16 Aralık’ta kayınpederi Halit Ergül’ün kendisine Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan denetime gelineceğini söylediğini anlatan Aras, şu ifadeleri kullandı:

"Bana ’Senin de bulunman iyi olur’ dedi. Ben de bunun üzerine, ’Denetimciler geldiğinde bana da haber verin’ dedim. O günün sabahına turizm denetçileri geldi. Normalde bu konulara ben eşlik etmiyorum. Daha önce de etmişliğim olmuştur, yine kayınpederimin isteği üzerine, otelde olduğum için bana, ’Sen de ol’ dedi. Zeki Bey ve Mehmet Salun ile ilk önce oturduk, evrak istediklerini söylediler, bazı evraklar verdiler. Bunların bir kısmını Mehmet Salun muhasebeden getirdi. Bazı evrakları beklerken denetime başlandı. 12. kattan aşağı katlara kadar dolaşmak istediklerini söylediler. 12. kattan teker teker tüm odalara, duman dedektörü ve yangın merdiveni de dahil hepsine baktılar. Aşağı teker teker 7. kata kadar beraber indik. Çok uzun bir denetim oldu. Kapalı hiçbir kapı bırakmadılar. Her nerede kapı varsa hepsinin açılmasını istediler. Katlardaki yangın tüplerine de baktılar. 7. kattan sonra ben yanlarından ayrıldım. Mehmet, o sırada zannedersem yoktu. O, 9. katta sanırım evrakları tamamlayamaya gitmişti. Ben de kendilerine ’Denetim bitince hep beraber otururuz’ dedim. Ondan sonra onlar yaklaşık sabah 10.00’dan 15.00’e kadar tüm her yeri dolaştılar. En son yemek yiyip, ayrılacaklardı. Bize yapılması gereken işleri söylediler. Çok detaylı baktılar. Bize basit eksikleri söylediler. Bunlar kayınpederim ile de paylaşıldı. Ben de arkadaşlara ilettim. Vedalaştım ve ayrıldım. Saat 16.00 gibi ofise geçtim. Yanıma geldiler ve itfaiyenin denetlemesi olduğunu, eksikler bulunduğunu söylediler. Bana kağıt verdiler. Bende hayatımda ilk defa itfaiye raporu ile karşılaştım. Hiçbir denetim daha önce bulunmadım, bilmiyorum. Hiç vakıf olmadığım konu. Listeye baktım, okudum. Arkadaşlar o sırada konuyu anlattı. Ben de hızlıca yapılabilir olanları yapalım yazdım. Ondan sonra diğer konuyu bilmediğim için fotoğrafını çekip Kadir Bey’e gönderdim. Kadir Bey’i aradım. Ben hiçbir şekilde bu raporun iptal edilip edilmeyeceğiyle ilgili. Çünkü ben bunun nasıl bir denetim olduğunu bilmiyordum. Sadece en altında 15 gün içinde yapılması gerektiği yazıyordu. Bunun üzerine Kadir Özdemir’e, ’Biz bunları 15 gün içinde nasıl tamamlayacağız?’ dedim. Çünkü bu konu benim bildiğim bir konu değil. O bana, bu denetimin yanlış yapıldığını, bizim zaten itfaiye raporumuzun olduğunu söyledi. Ona, ’Ben sana döneceğim’ dedim ve bunun üzerine kayınpederimi aradım. ’İtfaiye raporunda eksiklikler varmış. Ben basit yapılacak olanlara yapılsın dedim ama geri kalanı için ne yapacağız?’ derken kayınpederim, itfaiye raporunun olduğunu söyledi. İtfaiye raporu olmasa hiçbir yere açılış verilmeyeceğini söyledi. Ben de o sırada Kadir Bey’i aradım, var olduğunu söyledim. O da ’var’ dedi. ’Çekilsin’ o zaman dedim, o da ’Tamam’ dedi. Bundan sonraki süreci bilmiyorum."

"Eşim bir çocuğu kurtardı"

Olay gününü de anlatan Aras, "7. katta 727 numaralı odada kalmaktaydım, eşim ve kızım da vardı. Biz uyuyorduk. Saat 03.32’de eşim ’Dışarıdan sesler geliyor’ dedi. O sırada telefonum titredi. Koridora giderken telefonu açmadım, kimin aradığını gördüm. Dışarıyı merak ettiğim için kapıyı açtım ve karşıdan dumanlar geliyordu. Sonra telefon bir daha çaldı. O sırada eşime, ’Koş kızı al, yangın var galiba’ dedim. Ondan sonra telefonu açtım. Telefondaki kişi, ’Emir Bey yangın var’ dedi. ’Nerede?’ diye sordum, 4. katta olduğunu söyledi. ’Tamam’ dedim ve telefonu kapattım. Ondan sonra kapıdan koşup çıkabilir miyiz diye baktım. O sırada telefonum bir daha çaldı. Oteldeki misafirlerden Nedim Türkmen aradı. ’Abi yangın var, çıkın çabuk’ dedim. Kendisini tanıyordum. 1 dakika içinde eşim geldi. Ağzımızı, burnumuzu kapatarak, ’Yangın var’ diye bağırıp, koşarak merdivenlere doğru gittik. Bu sırada olayın vahametini bilmiyorduk. Koşarak aşağı indik. Önce 7. kattan 6. kata, o sırada sendeliyorduk, ağır bir duman ve koku vardı. Orada bir çocuk gördük, o çocuğu da eşim kaparak hep birlikte dışarıya çıktık. Onları dışarı bıraktığım an tekrardan koşarak içeri girmeye çalıştım. İçeri giremedim, resepsiyonun oradan gidemedim. 4 kata gitmek istedim ama yoğun duman geliyordu. Sonra dışarı çıktım, Zeki Bey’i gördüm ve ’Alarm neden çalışmıyor?’ diye bağırdım. O da bana, ’Bilmiyorum Emir Bey’ dedi.

"Kayınvalidemin yanına yardım için gitmedim"

Otelin her yerinde güvenlik kamerası olduğunu, anlattıklarının da bu görüntüler incelendiğinde doğrulanabileceğini kaydeden Aras, saat 03.38’de jandarmaya ihbar bulunduğunu da söyledi. Uzun merdiven aradığını, bir merdiven bulup çatıya çıktığını ve camda olan kayınvalidesini gördüğünü söyleyen Aras, "O odanın içerisindeydi hala. Yardım için gitmedim. ’Acil kişi ben değilim’ dedi, refleks olarak gidebilirdim ama gitmedim. Kamera kayıtları da orayı görmektedir. Orada kimi kurtardığımı da göreceksiniz. Arkadaşlar zaten yastık ve çarşafla kurtarmaya başlamıştı. Bende onlara yardım ve eşlik ettim. Yukarılara bağırmaya başladım. ’İtfaiye geliyor, atlamaya çalışmayın’ diye uyardım. Çok üzücü bir olay yaşandı, bir kişi atladı. Ben sinir krizi geçirdim" diye konuştu.

Müşteki sinir krizi geçirdi

Emir Aras’ın savunma sırasında müştekiler bağırmaya devam etti. Sinir krizi geçiren bir kadın, yakınları tarafından sakinleştirildi. Hakim ise, "Herkese söz hakkı vereceğim" uyarısında bulundu.

"Ne ben orada kalırım, ne çocuğumu, ne de insanları konaklatırım"

Olay günü birkaç kez sinir krizi geçirdiğini dile getiren Emir Aras, "Üzerime atfedilen, bilerek, isteyerek, olası kast ile suçlamayı kabul etmiyorum çünkü böyle bir şeyin olduğunu bilsem, bilebilsem, aklımın ucundan geçse, ne ben orada kalırım, ne çocuğumu, ne de insanları konaklatırım" şeklinde konuştu.

"İspat edebilirim"

Otelde yaptığı tüm görevleri ispat edebileceğini dile getiren sanık Aras, "Bu otelin bütün fiyatlarını, satış fiyatlarını ben yapıyorum. Otelin menüsündeki fiyatlar, nelerin çıkacağının maliyetine kadar hepsine ben bakarım. Her gün gelen maillerim vardır. Adisyonları kontrolü gibi...Bu maile her gün ben bakarım" ifadelerini kullandı.

"Belki aşçıya bile sorsanız, ’Yemeği yaparken Emir Bey’e söylüyorum’ diyecek"

Dinlenen sanıklarının bir çoğunun kendisinden talimat aldığını söylediğini aktaran Emir Aras, "Bunu sizde duydunuz. Gazelle Otel’de de, Grand Kartal Otel’de de muhasebecisinden tekniğine kadar herkes benden talimat aldığını söylüyor. Belki aşçıya bile sorsanız, ’Yemeği yaparken Emir Bey’e söylüyorum’ diyecek. Şunu söylemek istiyorum; ben yarı zamanlı geliyorum, benim gelmediğim zamanlarda bu arkadaşlar işlerini nasıl yapıyordu? Kimden talimat alıyorlardı? Suçlamak için demiyorum. Bu otelde herkesin görevi. Bana hayatım boyunca kimse genel müdür demedi. Genel koordinatörümüz ya da damat diye tanıştırıldım. ’Ben yetkisizdim, hiç bir şey değildim’ demiyorum. Bana bir çok şey sorulurdu, bende bunu danışırdım. Zaten arkadaşların benden aldıkları talimatlarda bilgi işlem, bilgisayar, network gibi şeylerdir. Bazıları, ’Emir Bey’e sormadan hiçbir şey yapmazdık’ demiş. Her şey bana mı soruluyordu? Ben bunu arkadaşlara sormak istiyorum. Ben geldiğimden beri otelin yürüyen bir sistemi var" dedi.

"Kendileri de tek başına karar veremez, kayınpederime sorulur"

Kendisine sorulan soruları cevaplayan Aras, "Hiçbir kurumda ne talimatım ne de bilgim oldu. Ahmet Bey ve Kadir Bey, ’Emir Bey’den talimat alıyoruz’ dedi, diğer arkadaşlar da aynı şekilde. Sadece ben değil; Zeki Bey de, Kadir Bey de, Ahmet Bey de tek başına karar verilemez. Bunu peşinen söylüyorum. Kimseyi töhmet altında bırakmam istemem. Kayınpederime sorulurdu. Sormadan yapamazlardı. Cemal Bey’de yapamazdı" diye konuştu.

"Halit garson, aklı ermez. Bu hileli düzeni sen mi kurdun?"

Yangında ailesinden 8 kişiyi kaybeden avukat Yüksel Gültekin söz alarak, Aras’a, "3 kuruş kazanmak için hileli sistemi kim kurdu? Halit Bey mi kurdu, yoksa sen damat olduktan sonra mı kurdun? Halit garson, bu işlere aklı ermez. Sen damat olduktan sonra mı kurdun bu düzeni?" diye sordu.

Bunun üzerine Aras, evrak işlerinin takip etmediğini, kendisinin bu işleri bilmediği söyledi. Aras’ın çapraz sorgusu devam ediyor.

Orkun Kaya - Enes Özkan - Emrah Sağıt

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Treva ile havalimanı deneyiminde yeni dönem: Tek platform, sınırsız yolculuk Seyahat deneyimini uçtan uca yeniden kurgulamayı hedefleyen dijital platform Treva, havalimanı öncesinden başlayarak yolculuğun tüm aşamalarını tek bir yapıda bir araya getiriyor. Treva; yalnızca hizmetlere erişim sağlayan bir uygulama olmanın ötesinde, seyahat deneyimini uçtan uca orkestra eden yeni nesil bir yapı olarak konumlanıyor. Lounge erişimi, hızlı geçiş, restoranlar, duty-free alışveriş, özel transfer, araç kiralama ve otopark gibi hizmetlerin yanı sıra; uçuş bilgileri, terminal navigasyonu, Wi-Fi erişimi ve yolculuk boyunca ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişim sağlanıyor. Yolcular, havalimanına gelmeden önce alışveriş ve siparişlerini tamamlayabilirken; havalimanında bekleme sürelerini daha verimli kullanarak daha akıcı ve konforlu bir deneyim yaşayabiliyor. Farklı pazarlarda ölçeklenen yapı İlk etapta İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Ankara Esenboğa havalimanlarında hayata geçen Treva’nın, kısa sürede Almatı ve Tiflis’i de kapsayacak şekilde genişlemesi planlanıyor. Platform ayrıca global ölçekte 300’den fazla havalimanında lounge erişimi ve 160 ülkede araç kiralama hizmetlerine erişim imkânı sunuyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirme Treva’nın vizyonuna ilişkin değerlendirmede bulunan TAV İşletme Hizmetleri Pazarlama ve Dijital Çözümler İcra Kurulu Üyesi Aylin Alpay şunları söyledi: "Bugün havalimanları fiziksel olarak son derece gelişmiş yapılar. Ancak yolcunun dijital deneyimi hâlâ parçalı ilerliyor. Treva’yı bu parçalı yapıyı ortadan kaldırmak için değil, tüm deneyimi yeniden tasarlamak için geliştirdik. Treva, sadece bir marketplace değil; havalimanı deneyimini uçtan uca yöneten, yolcunun ihtiyacını doğru anda karşılayan ve tüm yolculuğu tek bir akış haline getiren bir platform. Bu anlamda Treva uygulamamızı, havalimanı deneyimi için geliştirilen ilk gerçek ‘super app’lerden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı sektörlerle iş birlikleri kurarak Treva’yı seyahatin ötesine taşıyan, yaşam tarzına entegre bir platform haline getirmeyi hedefliyoruz." Treva, havalimanı ekosistemindeki hizmet sağlayıcıları tek bir noktada buluştururken; farklı sektörlerle kurulacak iş birlikleriyle deneyimi daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Mobilite, perakende, finansal hizmetler ve dijital servislerle sağlanacak entegrasyonlar sayesinde platform, yolculuğu yalnızca bir ulaşım deneyimi olmaktan çıkararak bütünsel bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Treva’ya iOS ve Android uygulamaları ile trevaworld.com üzerinden kolayca erişilebiliyor.
Antalya Kepez’e Köy Enstitüleri Kültür Evi geliyor Kepez Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şubesi arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Türkiye’nin eğitim tarihine önemli katkılar sunan Köy Enstitüleri’nin izleri Kepez’de yeniden canlanıyor. 1940 yılında kurularak kısa sürede üretim odaklı eğitim modeliyle örnek bir sistem haline gelen Köy Enstitüleri, 1954 yılında kapatıldı. Etkisi yıllar boyunca süren bu özgün eğitim modeli, aradan geçen 86 yıla rağmen Kepez Belediyesi tarafından yeniden gündeme taşındı. Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan Köy Enstitüleri’nin mirası, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ ile Kepez’de yaşayacak. Bu kapsamda; Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Kültür Evi, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Gülveren Mahallesi’ndeki 3760 sokağın güneyinde bulunan park alanına inşa edilecek. Proje tamamlandığında, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne devredilecek. Kültür Evi’nde, eğitimden kültüre, sosyal sorumluluk projelerinden üniversite öğrencilerine yönelik programlara kadar birçok faaliyet yürütülecek. "Köy enstitüleri çok kıymetli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, protokolün ardından yaptığı açıklamada; köy enstitülerinin önemine vurgu yaptı. Kocagöz, "Biz, insanımız, gençlerimiz ve ülkemizin geleceği için Köy Enstitüleri’nin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bu inançla yola çıkarak, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğimize her türlü desteği sağlamayı bir görev değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umarım ki burası hem insanımız hem de ülkemizin geleceği için çok faydalı çalışmaların gerçekleşeceği bir yer olur. Kendilerine yürekten teşekkür ediyorum. Her zaman birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Kepez’imize ve Antalya’mıza hayırlı olsun" dedi. YKKED Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak, köy enstitülerinin toplumsal ve kültürel yaşamda derin izler bıraktığını belirterek, Kepez Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilecek ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’nin bu mirası yaşatacak önemli bir yer olacağını söyledi.
İstanbul Güngören’de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul’un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuk şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ ve ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, suça sürüklenen çocuk E.Ç.’nin, maktul Atlas Çağlayan’ı kesici-delici alet kullanmak suretiyle göğüs bölgesinden yaraladığı, Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporuna göre Çağlayan’ın ölümünün bu eyleme bağlı, kot kesisi ve iç organ yaralanması sonucu gelişen iç kanama nedeniyle meydana geldiği aktarıldı. 15 yaşındaki çocuk şüphelinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna ilişkin de hususlar yer aldı. ATK raporuna göre, 15 yaşındaki şüpheli E.Ç.’nin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında kullandığı bıçağın, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanunu’ kapsamında kaldığı da yazılı açıklamada vurgulandı. İddianame çocuk ağır ceza mahkemesine gönderildi Olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin de dosyaya eklendiği belirtildi. Açıklamada Şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında Atlas Çağlayan’ın yanında bulunan diğer çocuklar D.Ç., Y.O.O., R.O. ve T.U.A. isimli çocuklara da bıçak doğrultmak suretiyle silahla tehditte bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ ile ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından iddianame düzenlenerek, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kamu davası açıldığını aktardı. Çocuk şüphelinin yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Bursa Edebiyatın kalbi Osmangazi’de atıyor Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitim çalışmaları kapsamında düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’, edebiyat tutkunlarını yeniden bir araya getirdi. Programın son etkinliğinde, Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ adlı eseri üzerine okuma ve söyleşi gerçekleştirildi. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doç. Dr. M. Emin İlhan, konuşmacı olarak katıldı. Okuma etkinliğinde ele alınan Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabı, kitapseverleri etkileyici bir yolculuğa çıkarttı. Yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini kapsayan eser, yazının ve edebiyatın dünya üzerindeki etkisini gözler önüne sererken, metinlerin imparatorlukları nasıl kurup yıktığını, dinleri ve felsefi akımları nasıl şekillendirdiğini de okuyuculara aktardı. Etkinlik, katılımcılara edebiyatın tarihi gücünü keşfetme fırsatı sundu. "Bu buluşmalar son derece faydalı geçiyor" Martin Puncner ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabını işlediklerini ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Emin İlhan, "Yazar, kitabında hikayenin hem sosyal hem de siyasal yaşamımız üzerindeki etkisini ve tarihi süreçleri nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, şimdiye kadar pek ele alınmamış özgün bir yaklaşım sunuyor. Oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunan kitapta, ay keşfinden Uzak Doğu metinlerinin inşa sürecine kadar uzanan geniş bir içerikle karşılaşıyoruz. Okuyucu açısından son derece akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olan eser, her bir konuyu kendi içinde ele alarak ilgili kültürün atmosferini doğrudan yansıtmayı başarıyor. Bu yönüyle kurduğu bağlantılar oldukça güçlü ve etkileyici. Daha önce benzerine pek rastlanmayan bu çalışma, özgünlüğünü açıkça ortaya koyuyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’ kapsamında belirlenen kitapları okuyarak metinler üzerine kapsamlı tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu buluşmalar son derece faydalı, öğretici ve bilgi dolu geçiyor" şeklinde konuştu.
Erzincan Erzincan bölgenin fidan ihtiyacını karşılıyor Erzincan Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nde toprakla buluşturulan fidanlar bölgenin ihtiyacını karşılıyor. Enstitüsü Müdürlüğünce bölge ekolojisine uygun olarak yetiştirilen meyve fidanları talebe göre üreticilerle buluşturuluyor. Bölgenin fidan ihtiyacını karşılayan enstitüde yıllık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi gerçekleştiriliyor. Üretilen fidanlar Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün sorumluluk alanlarındaki illere gönderiliyor. Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Samet Karataş, enstitüde ciddi bir meyve ve meyve fidanı üretimi olduğunu kaydederek, "Meyvelerin fidanlarını ürettiğimiz yerlerde çöğür anaçların dikimi yapılıyor. Bu çöğür anaçların da birçoğunu biz kendimiz üretiyoruz elma, kayısı gibi. Yıllık yaklaşık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi kapasitemiz var. Sorumluluk alanlarımızdaki illerin ve çiftçilerin talebine göre üretimimizi gerçekleştirip üreticilerimizle fidanlarımızı buluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün üretim anlamında geniş bir çalışma alanı olduğunu aktaran Enstitüsü Müdürü Karataş, meyve fidanlarının yanı sıra enstitüde araştırma bahçeleri olduğunu belirtti. Karataş, "Burada yine bizim araştırma bahçelerimiz var. Başta bahçe sistemleri, meyvecilik, bağcılık, biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, süs bitkileri olmak üzere bahçelerimizi kurup çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.