GENEL - 13 Temmuz 2020 Pazartesi 14:56

Korona virüs vakası çıkan fabrikada 1000 işçi antikor testinden geçti

A
A
A
Korona virüs vakası çıkan fabrikada 1000 işçi antikor testinden geçti

Bolu’da, Organize Sanayi Bölgesinde bulunan bir tekstil fabrikasında bazı işçilerde korona virüs testlerinin pozitif çıkması üzerine fabrikada çalışan yaklaşık 1000 kişiye antikor testi yapıldı.

Bolu’da, Organize Sanayi Bölgesinde bulunan bir tekstil fabrikasında bazı işçilerde korona virüs testlerinin pozitif çıkması üzerine fabrikada çalışan yaklaşık 1000 kişiye antikor testi yapıldı.


Edinilen bilgiye göre, Bolu kent merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan Organize Sanayi bölgesi içerisinde bulunan ve yaklaşık bin kişinin çalıştığı tekstil fabrikasındaki bazı işçilerde korona virüs tespit edildi. Fabrikada çalışan işçiler arasında korona virüsün yayılmasının ardından İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı filyasyon ekipleri işçileri taramadan geçirdi. Vaka sayısının çoğalmasının ardından fabrikada üretime üç gün ara verildi. Tekstil fabrikası yetkilileri, korona virüs testi pozitif çıkan işçi sayısındaki artışın ardından Sağlık Bakanlığı’nın onayladığı özel bir laboratuvar ile anlaşarak işçilerin tamamına antikor testi yaptırmak istedi.


Gerekli izinlerin alınmasının ardından işçilere antikor testi yapılması için Sanayi Kavşağı’nda bulunan ve kullanılmayan eski Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait bina tahsis edildi. Fabrikada çalışan yaklaşık bin işçi sabah saatlerinden itibaren antikor testlerini yaptırarak evlerine geri döndü.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Silifke Kaymakamı Aslaner şalvar giyip kasket taktı, çiftçilerin gününü kutladı Silifke Kaymakamı Abdullah Aslaner, Dünya Çiftçiler Günü kapsamında kendisine hediye edilen yöresel şalvar ve 8 köşe kasketi giyerek çiftçilerin gününü kutladı. Renkli görüntülere sahne olan ziyarette, üreticilerin sorunları ve tarımsal üretimin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da ele alındı. Silifke Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Gezer ve beraberindeki heyet, Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla Kaymakam Abdullah Aslaner’i ziyaret etti. Ziyarette bölgenin kültürel değerlerini yansıtan geleneksel şalvar ve kasket Kaymakam Aslaner’e hediye edildi. Silifke’nin tarımsal potansiyeli, üreticilerin mevcut durumu ve tarımsal kalkınmaya yönelik çalışmaların değerlendirildiği ziyarette konuşan Ziraat Odası Başkanı Kemal Gezer, üreticilerin ülke ekonomisi ve gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Gezer, "Çiftçilerimiz, bölge ekonomimizin ve gıda güvenliğimizin temel direğidir. Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle hem üreticilerimizi onurlandırmak hem de Kaymakamımıza desteklerinden dolayı teşekkür etmek istedik. Tarımın sürdürülebilirliği için kurumlarımızla iş birliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi. Kaymakam Abdullah Aslaner ise çiftçilerin emek ve üretimin simgesi olduğunu ifade ederek, "Çiftçilerimiz, toprağı emekle yoğuran ve ülkemizin üretim gücünü ayakta tutan en kıymetli kesimdir. Silifke’nin tarımsal potansiyeli oldukça yüksek. Kamu kurumları olarak üreticimizin yanında olmaya, tarımsal kalkınmayı desteklemeye devam edeceğiz. Bu anlamlı ziyaret için Ziraat Odamıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Diyarbakır Diyarbakır’da meslek lisesi öğrencileri kardeş okullara kitaplıklar tasarladı Diyarbakır’ın Silvan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde yürütülen çalışmada, mobilya ve iç mekân tasarımı bölümü öğrencileri, öğretmenlerinin gözetiminde kardeş okullara modern ve kullanışlı kitaplıklar tasarladı. Silvan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde yürütülen çalışmada, mobilya ve iç mekân tasarımı bölümü öğrencileri, öğretmenlerinin gözetiminde modern ve kullanışlı kitaplıklar tasarladı. Haftalar süren özverili çalışmanın ardından tamamlanan kitaplıklar, belirlenen kardeş okullara ulaştırılmak üzere hazır hale getirildi. Proje ile bir yandan köy okullarındaki öğrencilerin kitaba erişimi kolaylaştırılırken, diğer yandan meslek lisesi öğrencilerinin profesyonel iş hayatına hazırlanması hedefleniyor. Projenin eğitimdeki dayanışma ruhunu perçinlediğini belirten Silvan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü İbrahim Halil Biçici, meslek liselerinin toplumsal fayda odaklı vizyonuna dikkat çekerek, "Öğrencilerimizin atölyelerimizde elleriyle şekillendirdiği her bir ahşap parçasının, bir başka okuldaki evladımızın bilgiye ulaşmasına vesile olması bizim en büyük gurur kaynağımızdır. ’Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik’ projesiyle öğrencilerimize sadece teknik beceri kazandırmakla kalmıyor, onlara yardımlaşmanın ve topluma hizmet etmenin değerini yaşatarak öğretiyoruz. Meslek liseleri, şehrimizin ve ülkemizin üretim lokomotifidir. Bu anlamlı çalışmada emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencilerime şükranlarımı sunuyorum. Yerel imkânlarımızı seferber ederek eğitime destek vermeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. Tamamlanan kitaplıkların montajı için köylere giden teknik ekipler, kurulan yeni kütüphanelerle çocukların yüzünü güldürürken, meslek liselerinin üretim gücü bir kez daha takdir topladı. Projenin önümüzdeki süreçte farklı eğitim materyalleriyle genişletilmesi planlanıyor.
Ordu Opr. Dr. Çelik: "Obezite kanser riskini artırabilir" Obezitenin yalnızca kilo artışıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Salih Can Çelik, "Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi pek çok hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Bunun yanı sıra meme, kolon ve pankreas kanseri gibi bazı kanser türlerinin görülme riskini de artırabilir. Obezite, bireyin yaşam kalitesini de düşürür, hareket kabiliyetini kısıtlar ve psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir" dedi. 16 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Salih Can Çelik, obezitenin yalnızca estetik bir sorun olmadığını, tüm vücut sistemlerini etkileyen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Obezitenin, vücutta aşırı yağ birikiminin sağlığı bozacak düzeye ulaşmasıyla ortaya çıktığını belirten Op. Dr. Çelik, "Bu durum metabolik, hormonal ve sistemik birçok sorunu beraberinde getirir. Tanı koymada en sık kullanılan yöntem vücut kitle indeksi (VKİ) hesaplamasıdır. Ancak sadece VKİ’ye bakmak yeterli değildir. Bel çevresi ölçümü, vücut yağ oranı ve kişinin mevcut hastalıkları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle karın bölgesinde yağlanma, kalp ve metabolik hastalıklar açısından daha yüksek risk anlamına gelir" şeklinde konuştu. "Obezite artışı yaşam tarzıyla ilişkili" Obezitenin günümüzde giderek yaygınlaştığını ifade eden Çelik, bu artışın tesadüf olmadığını belirterek, "Fiziksel aktivitenin azalması, masa başı çalışma düzeni ve uzun süre ekran başında kalmak günlük hareketi ciddi şekilde kısıtlıyor. Bunun yanında yüksek kalorili, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdaların kolay ulaşılabilir olması da kilo artışını hızlandırıyor. Fast-food tüketimi, şekerli içecekler ve düzensiz beslenme alışkanlıkları obezitenin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Ayrıca stres, uyku düzensizliği ve hormonal değişiklikler de iştah mekanizmasını etkileyerek kilo artışına yol açabiliyor" ifadelerine yer verdi. "Birçok hastalığın zeminini hazırlıyor" Obezitenin yalnızca kilo artışıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Opr. Dr. Çelik, "Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi pek çok hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Bunun yanı sıra meme, kolon ve pankreas kanseri gibi bazı kanser türlerinin görülme riskini de artırabilir. Obezite, aynı zamanda bireyin yaşam kalitesini düşürür, hareket kabiliyetini kısıtlar ve psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir" diye konuştu. "VKİ risk hakkında önemli ipuçları veriyor" Vücut Kitle İndeksi’nin (VKİ) pratik bir değerlendirme aracı olduğunu belirten Opr. Dr. Çelik, "18.5’in altı zayıf, 18.5-24.9 arası normal, 25-29.9 arası fazla kilolu, 30 ve üzeri obez olarak sınıflandırılır. VKİ yükseldikçe diyabet ve kalp hastalıkları riski de artar. Ancak özellikle kas kütlesi yüksek bireylerde tek başına yeterli olmayabilir, bu nedenle kişiye özel değerlendirme önemlidir" dedi. "Sağlıklı beslenme ve düzenli spor, genetik riskleri azaltabilir" Ailesinde obezite öyküsü bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Çelik, "Genetik bir zemin söz konusu olsa da sonucu belirleyen daha çok yaşam tarzıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak ve düzenli egzersiz yapmak, genetik riskleri önemli ölçüde azaltabilir" ifadelerine yer verdi. "Tedavi süreci çok yönlü ele alınmalı" Obezite tedavisinin tek bir yöntemle çözülemeyeceğini vurgulayan Opr. Dr. Çelik, "Diyetisyen eşliğinde planlanan beslenme programları, düzenli fiziksel aktivite ve davranış değişikliği tedavinin temelini oluşturur. Gerekli durumlarda ilaç tedavileri de devreye alınabilir. Ancak ileri düzey obezite hastalarında cerrahi yöntemler etkili ve kalıcı çözümler sunabilmektedir" şeklinde konuştu "Cerrahi yöntemler doğru hastada etkili sonuçlar veriyor" Opr. Dr. Çelik, bariatrik cerrahinin belirli kriterlere göre uygulandığını ifade ederek, "Vücut kitle indeksi 40 ve üzeri olan ya da 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıkları bulunan bireyler cerrahi için uygun adaylar arasında yer alır. Tüp mide ve gastrik bypass gibi ameliyatlar, yalnızca kilo kaybı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda metabolik hastalıkların kontrol altına alınmasına da yardımcı olur" dedi. "Hızlı kilo verme yöntemlerine karşı uyarı" Hızlı kilo verme vaat eden yöntemlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Çelik, şu ifadelere yer verdi: "Şok diyetler ve bilinçsiz uygulamalar kas kaybına, vitamin ve mineral eksikliklerine ve metabolizma hızının düşmesine yol açabilir. Bu durum, verilen kiloların kısa sürede geri alınmasına neden olur. Sağlıklı kilo kaybı haftada ortalama 0.5-1 kilogram olmalıdır. Önemli olan hızlı değil, kalıcı kilo vermektir." "Kalıcı başarı yaşam tarzı değişikliğiyle mümkün" Sürdürülebilir kilo kontrolünün ancak yaşam tarzı değişikliğiyle sağlanabileceğine değinen Opr. Dr. Çelik, "Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığı kazanmak, porsiyon kontrolü yapmak, düzenli egzersiz alışkanlığı edinmek ve uyku düzenine dikkat etmek büyük önem taşır. Kişinin motivasyonunu koruması ve gerektiğinde profesyonel destek alması da sürecin başarısını artırır" diyerek sözlerini tamamladı.
Manisa Dünya kalitesinde üretim Manisa’dan yükseliyor Manisa’nın Salihli ilçesinde faaliyet gösteren Petkon Yaş Mama Fabrikası, günlük 480 bin adet üretim kapasitesiyle Türkiye’nin dışa bağımlılığı konusunda önemli bir görev üstlenirken, üretim teknolojisi ile de göz kamaştırıyor. Afet durumlarında insan gıdası üretebilecek fabrikaların ilk sırasında yer alan Petkon Yaş Mama Fabrikası Müdürü Meltem Akın, "Ürünlerimizi insan gıdası hassasiyetiyle üretiyoruz. Yemediğimiz hiçbir şeyi hayvanlara yedirmiyoruz" dedi. Manisa’da Salihli Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren kedi ve köpek yaş maması üreticisi Petkon, geliştirdiği üretim teknolojisi ve ihracat başarısıyla dikkat çekiyor. Hermos kuru mama fabrikasının yan kuruluşu olarak kurulan Petkon, günlük yüz binlerce adet üretim kapasitesiyle 32 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Petkon Fabrika Müdürü Meltem Akın, fabrikanın kuruluş sürecinin yaklaşık 2 yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından hayata geçirildiğini belirterek, "Hermos’un yönetim kurulu başkanı ve genel müdürünün hayali yaş konserve fabrikası kurmaktı. Bana destek olur musun dediler, biz de başladık. Kalite kontrol müdürümüz ve makine enerji müdürümüzle birlikte 2 yıl boyunca hem makine hem de reçeteler konusunda Ar-Ge yaptık. Fabrikamızı kurduktan sonra ilk üretimimiz beş tır ihracat oldu. İlk çıkışımız ihracat olarak gerçekleşti" dedi. Kadın istihdamına önem verdiklerini ifade eden Akın, "Kadın çalışan ağırlıklı bir firmayız. Ona özen gösteriyoruz. Kadın çalışan sayımız buradaki çoğu fabrikadan çok çok fazla. Kadınlarımıza istihdam oluşturmaya çalışıyoruz. Şu an 144 tane personelimiz var ve bunun yarısı kadın. Fabrikalarda kadın ve erkek çalışan sayısının yarı yarıya olması zor görülen bir durumdur. 32 ülkeye ihracat yapıyoruz. Türkiye’nin her yerine mama gönderiyoruz. Günlük 340 bin adet 400 gramlık konserve ve 140 bin adet de pouch konserve üretimimiz var. Bunların hiçbirinde insan gıdasına uygun olmayan ürün kullanmıyoruz. Bütün analizleri tetkikleri, kalitesel değerlendirmeleri insan gıdasıymış gibi değerlendiriliyor. Yemediğimiz hiçbir şeyi yedirmiyoruz. O mantıkla hareket ediyoruz. Ham maddelerimizi kendimize alırmış gibi alıyoruz, kendimize yiyecek yaparmış gibi yapıyoruz" dedi. "Afet durumunda insan gıdası üretebilecek" Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü yetkililerinin tesisi ziyaret ettiğini belirten Akın, fabrikanın hijyen ve üretim standartlarının büyük takdir topladığını belirterek, "Şu ana kadar bizim ürünlerimizden dolayı rahatsızlanan ya da şikayet edilen hiçbir konu olmadı. Çok şükür daha çok beğenerek sevilerek yendiğini söylediler. Tarım Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürümüz tesadüfen burada başka bir fabrikaya gelmiş vakti olduğu için bize aniden bir ziyaret yaptığında hayretler içerisinde kalmıştı. Demişti ki birçok gıda firmasından çok çok daha iyi konumdasınız. Hatta en iyisisiniz diyebiliriz demişti o zaman için. Bize teşekkürlerini iletmişti. Bize kızmıştı. Neden bunun tanıtımını yapmadınız? Neden dünya çapında bir tesisinizi de bize duyurmadınız diye. Biz kendi kendimize ürünlerimizle gündeme gelmeyi tercih etmiştik. Öyle de devam ediyoruz. Gıda Kontrol Genel Müdürümüz Ersin Dilber buraya geldiğinde bize şöyle dedi. Yanındaki çalışan bir arkadaşına döndü ve ’Burayı afet durumlarında gıda üretecek tesislerin başına ilk olarak onu yazabilirsiniz’ dedi birinci sıraya ve biz şu an birinci sıradayız. Allah korusun inşallah olmaz ama afet durumunda insan gıdası üretebilecek fabrikalardan bir tanesiyiz. Onunla da gurur duyuyoruz" diye konuştu. Dışa bağımlılık azalıyor Türkiye’de yaş mama sektörünün uzun yıllar dışa bağımlı olduğunu ifade eden Akın, "Şu an, mama sektöründe, yaş mama sektöründe Türkiye, bizden önce yüzde 20 Türkiye’de üretiyordu yüzde 80 dışa bağımlıydı. Bizden sonra bu yüzde 40’lara çıktı. Sonra yeni fabrikalar da kuruldu. Şu an, ilerleyen zamanlar gösterecek ki biz, bağımlılığımızı azaltıyoruz. Hatta ihracat yapıyoruz ve dünya kalitesinde mamaları üretiyoruz. Bu da bir gerçek. Yurt dışı müşterilerimiz bize bunları söylüyorlar kendileri de. ’Biz Avrupa’da sizin gibi üreten göremedik’ diyorlar. İhracatımız, Orta Doğu, Avrupa, Asya, Afrika hepsine var. Avrupa’da bütün Balkanlar, İspanya, Fransa oralara gönderiyoruz. Orta Doğu’nun tamamına gönderiyoruz diyebiliriz. Doğuda da Asya ülkelerinden uzak Malezya’ya, Endonezya’ya oralara gönderiyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik" Petkon’un üretim teknolojisinin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Akın, düşük sıcaklık ve düşük basınçta çalışan ekstruder sistemi sayesinde daha besleyici ürünler elde ettiklerini ifade ederek açıklamasını şöyle tamamladı: "Üretim teknolojisi çok farklı. Türkiye’de bir ilki yaptık biz. Bu teknoloji Türkiye’ye daha yeni yeni bizden sonra tekrar gelmeye başladı. Bizim mamalarımız düşük sıcaklık ve düşük basınçta ekstruder sisteminde üretilen mamalar ve bunlar mamanın protein denatürasyonuna engel oluyor. Yavaşlatıyor ve sindirilebilir proteini daha fazla oluyor. Mamanın nemini doğal vitaminlerini kaybettirmeden biz ön pişirme yapıyoruz. Normalde upuzun bir oven sistemiyle yapılıyor bu ve orada buhar vererek yapılıyor. Direkt buhar verildiği için bazı proteinlerin de bozulmaları oluyor. Ama bizimkinde öyle bir şey yok. Bizim bu teknolojimiz sayesinde biz daha besleyici, daha kaliteli üretimler yapıyoruz. Hayvanlar da çok seviyor bu ürünü. Döner kesim bizim ürünlerimiz. Bildiğiniz insan gıdası olan döner şeklinde üretim yapıyoruz. Hatta biz döner kebap yediriyoruz diyoruz hayvanlara. Bizim çalışanlarımız hep şöyle söylüyor. ‘Biraz alalım da bir üzerine sos dökelim, yiyelim falan oluyoruz. O kalitede, o güzellikte ve yepyeni bir teknoloji. Türkiye’de ilk defa biz yaptık bunu."
Bursa MHP’den su indirimine destek... Milliyetçi Hareket Partisi Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin, BUSKİ’de CHP döneminde fahiş su zammının Cumhur İttifakı döneminde vatandaşın yükünü azaltacak hale getirilmesine destek verdiklerini belirterek, "Geçmiş dönemde CHP’li Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimi popülist politikalarla kurumun mali yapısını bozdu. Bu yanlış politikalar BUSKİ’yi yatırım yapamaz hale getirmişti" dedi. Tekin, yaptığı yazılı açıklamada, belediyeciliğin yalnızca vaat yönetmek olmadığını belirterek, "Belediyecilik aynı zamanda bütçeyi, kaynakları ve kurumların geleceğini doğru yönetme sorumluluğudur. Bursa kamuoyunun hafızasında tazeliğini koruyan BUSKİ’deki suya fahiş zam sürecini hep birlikte yaşadık" ifadelerini kullandı. CHP yönetiminin geçmiş dönemde yaptığı yüzde 25’lik su indiriminin kurumun mali dengelerini bozduğunu savunan Tekin, "Ne yazık ki BUSKİ yatırım yapamaz ve hizmet üretemez bir noktaya sürüklenmiştir. Ardından oluşan mali tablonun faturası yine Bursalı hemşehrilerimize kesilmiş, plansız yönetimin sonucu olarak vatandaşlarımız fahiş zamlarla karşı karşıya bırakılmıştır" diye konuştu. Cumhur İttifakı olarak yüksek su zamlarını her meclis toplantısında gündeme taşıdıklarını belirten Tekin, "Vatandaşlarımızın haklı tepkileri ve yoğun şikayetleri Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde defalarca gündeme taşınmıştır. Cumhur İttifakı olarak her meclis toplantısında bu zamların geri çekilmesi gerektiğini ifade ettik. Ancak tüm çağrılara rağmen CHP yönetimi geri adım atmamış, vatandaşlarımızın beklentilerine kulak vermemiştir" dedi. Geçmiş dönemde BUSKİ önünde yapılan protestolara da değinen Tekin, "AK Parti döneminde su fiyatlarının yüksek olduğunu iddia ederek BUSKİ önünde su sayaçları kıranların, CHP yönetimi döneminde vatandaşlarımızı ezici boyutlara ulaşan fahiş su zamları karşısında tek kelime dahi etmemesini Bursa kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. O gün halkçılık söylemiyle şov yapanların bugün sessizliğe bürünmesi, meselelerinin vatandaşın menfaati değil siyasi fırsatçılık olduğunu açıkça göstermektedir" ifadelerini kullandı. Tekin, mevcut yönetim anlayışının daha sürdürülebilir bir belediyecilik modeli ortaya koyduğunu savunarak, "Bugün Sayın Şahin Biba’nın yönetim anlayışıyla birlikte Bursa’da daha sağduyulu, gerçekçi ve sürdürülebilir bir belediyecilik anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Cumhur İttifakı, belediyeciliği bir şov alanı değil; sorumluluk, hizmet ve sürdürülebilir yönetim anlayışıyla ele almıştır" dedi. BUSKİ’nin mali yapısını riske atmadan vatandaşların yükünü hafifletecek bir model uygulandığını kaydeden Tekin, "Vatandaşlarımızı fahiş su faturalarından kurtarırken hizmet kalitesinden taviz vermeyen bu anlayışından dolayı Sayın Şahin Biba’ya ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyoruz" diye konuştu. MHP olarak Bursa’nın kaynaklarının doğru kullanılmasının takipçisi olacaklarını belirten Tekin, "Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Bursa’mızın kaynaklarının israf edilmeden kullanılmasını, şehrimizin huzuru ve insanımızın refahı için çalışan her iradenin yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.