SAĞLIK - 12 Mart 2025 Çarşamba 14:18

Uzmanından Ramazan ayı tavsiyesi: "İnanılmaz bir fırsat"

A
A
A

Uzman diyetisyen Kübra Dağ, doğru besin tercihleriyle Ramazan ayının kilo vermek için büyük bir fırsat olabileceğini vurguladı.

Uzman diyetisyen Kübra Dağ, iftar ve sahurda dengeli beslenme konusunda uyarılarda bulundu. Fazla yemek tüketiminin kilo artışına neden olduğunu belirten Dağ, Ramazan’ın bilinçli beslenildiğinde kilo vermek için bir fırsat olduğunu vurguladı. İftarda ana yemek ve tatlının aralıklarla yenmesi gerektiğini dile getiren Dağ, "Ramazan aylarında vatandaşlarda kilo artışı başladı. Bunun en büyük sebeplerinden birisi, iftarda yenilen yemeğin, tatlının ve pidenin çok abartılması. Ramazan aylarında özellikle orucu, çorba ve salatayla açtıktan 10 dakika sonra ana yemeğe geçilmesini istiyoruz. Ana yemeğin çok abartılmaması, tatlının yemekten 2 saat sonra yenmesini istiyoruz. Kilo vermek isteyenler tatlı yerine meyve ve süt tercih edebilir" dedi.

"İnsanlar, çok yemek yenildiğinde acıkılmayacağını düşünüyor"

Sahurda kaliteli proteinlerle çok yemek yemeden de oruç tutulabileceğini söyleyen Dağ, "Sahurdaki beslenme de çok önemlidir. İnsanlar, çok yemek yenildiğinde acıkılmayacağını düşünüyor. Oysaki yenen besinin içeriği önemlidir. Kaliteli protein ve kaliteli yağ alımı, yine gün içerisinde acıkmanın önüne geçecektir. Avokado, kuru yemişler, süt, yoğurt tüketimi, kaliteli proteinler insanlara çok daha yardımcı olacaktır ve kan şekerini düzenleyecektir" ifadelerini kullandı.

"Ramazan ayı inanılmaz bir fırsattır"

Ramazan ayının kilo vermek isteyenler için büyük bir fırsat olduğunu söyleyen Dağ, "Ramazan ayı inanılmaz bir fırsattır. Özellikle son zamanlarda IF diyetlerinin çok fazla uygulanması için de bir fırsattır. Ramazan ayındaki içerik çok önemlidir. Alınan kaloriyi aşılmadığı takdirde iki öğünde çok ciddi kilolar verilebilir. Karbonhidratı kesinlikle önermiyorum. Özellikle makarna ve pide tüketimini sahurda çok fazla önermiyorum" diye konuştu.

Enes Özkan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Miras anlaşmazlıklarında arabuluculuk Miras gibi birçok dava uyuşmazlıklarında arabuluculuğun hem zaman hem de maliyet açısından büyük avantaj sağladığını belirten Avukat Filiz Metin, "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme. Taraflar mahkemeye gitmeden kısa sürede uzlaşabiliyor. Arabuluculuk yoluyla tarafların istediği sonuç elde ediliyor" dedi. Miras gibi birçok dava uyuşmazlıklarında yaşanan anlaşmazlıkların uzun yıllar süren davalara ve aile içi kırgınlıklara yol açabildiğini belirten Avukat Filiz Metin, arabuluculuğun bu sorunlara etkili bir çözüm sunduğunu vurguladı. Metin, arabuluculuk sayesinde mirasçıların kısa sürede, düşük maliyetle ve dostane bir ortamda anlaşabildiğini, imzalanan tutanakların ise mahkeme kararı niteliği taşıdığını ifade etti. "Arabuluculukta tarafların istediği sonuç elde ediliyor" Arabuluculuğun önemine değinen Filiz Metin, "Vefat eden kişilerin, son arzusu mirasçılarının birbiriyle düşman olmadan miras paylaşımı olmasıdır. Bu sürecin sağlıklı yürütülmesi çok önemli. Miras hukuku alanında arabuluculuk mümkün. Yasalarımız bunu sağlıyor. Kardeşlerin ve akrabaların birbiriyle mahkemelik olması hem kırıcı oluyor hem de uzun soluklu dava sürelerine neden oluyor. Arabuluculuk yoluyla ise bunları çözebiliyoruz. Arabuluculuk sayesinde mirasçılar birbiriyle oturup çay kahve içip miraslarını çözebiliyor. İmzaladıkları tutanak mahkeme kararı niteliğinde oluyor. Bu durum tarafları rahatlatırken, uzun soluklu davaları da ortadan kaldırmış oluyor. Bazı durumlarda 3-4 yıl süren davalar oluyor. Bu süreçte düşmanlıklar bile ortaya çıkabiliyor. Arabuluculukta bu durum 3-4 hafta sürüyor sadece. Arabuluculuk her geçen gün ülkemizde daha çok tanınıyor. Arabuluculukta tarafların istediği sonuç elde ediliyor. Mahkemede ise bu durum tam tersi hakimler karar verir" şeklinde konuştu. "Arabuluculuk ücretleri avukat ücretleri gibi yüksek değildir" Mahkemeye başvurulduğu zaman belirli harçların olduğunu vurgulayan Metin, "Mahkemede başvurulduğu zaman avukatlık ücretleri ve bilirkişi raporları gibi birçok masraf çıkmakta. Mahkemeyi tercih etmek hem zaman hem de maliyet açısından bir avantaj sağlamaz. Neticede mahkemenin kararı ise satış oluyor. Gayrimenkul satılarak paylaştırılıyor. Sonucu belli olan durumda dava açmakta çok mantıklı değil. Özellikle bu durumda icradan da satılması söz konusu olunca değerinin altında satılması gibi durumlar olabiliyor. Arabuluculukta ise bu durum tam tersi. Arabuluculukta harç söz konusu değildir, başvurmak çok kolaydır. Mahkemeden de başvurabilirsiniz. Kendiniz araştırıp da bulabilirsiniz. Süreç sonunda arabuluculuk ücretleri avukat ücretleri gibi yüksek değildir. Dolayısıyla hem mutlu olursunuz hem de az maliyet ödersiniz" ifadelerini kullandı. "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme" Tarafların arabuluculuk seçme konusunda özgür olduklarını vurgulayan Metin, "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme. Dava açmak istiyorsanız mahkemeye gitmek zorundasınız. Arabuluculuk seçme konusunda istediğiniz arabulucuyu seçebilirsiniz. Süreç içerisinde birkaç arabulucuda olabilir. Her adliyede arabuluculuk büroları var. Adliyeden başvuru yapıp o şekilde başvuru yapabilirsiniz. İnternet üzerinden de sonucu takip edebilirsiniz" diyerek sözlerini tamamladı.
Aydın Başkan Alıcık, Arpaz Kulesi’ne dikkat çekti Aydın’ın Nazilli ilçesinde bulunan tarihi Arpaz Kulesi’nin, viraneye döndüğüne ve tahribatların oluşmaya başladığına dikkat çeken MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık; "Medeniyetin beşiğini bu şekilde görünce içim burkuldu" dedi. Aydın’da ayakta kalmış 3 kuleden biri olma özelliğini taşıyan Apaz Kulesi, restorasyon çalışmalarının yapılacağı günü bekliyor. Nazilli’nin Esenköy Mahallesi’nde bulunan tarihi kulenin, turizme kazandırılmasının önemli olduğunu ifade eden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık, kulenin son durumuna dikkat çekti. Arpazlı Hacı Hasan Bey’in, II. Mahmut zamanında Rodos’tan getirdiği ustalara yaptırılan ve bir bey konağı olarak kullanılan kule, güvenlik kulesi, ambarı, ahırları ve müştemilatı ile bir şatoyu andırırken, Başkan Alıcık, kulenin şimdilerde viraneye döndüğünü ve tahribata uğramaya başladığını ifade etti. Nazilli Belediye Başkanı olduğu dönemde kulenin mirasçılarını bir araya getirdiğini hatırlatan Alıcık; "Bugün ailemizle beraber Arpaz Kulesi’ndeyiz. Baktığımızda buram buram tarih kokan bir yerdeyiz. Ama şu anki haline bakınca hakikaten Arpaz Kulesi’ne üzüyoruz. Bir dönem medeniyetin beşik verdiği, insanların yaşadığı tarihi bir önemi olan Arpaz Kulesi, bugün virane şekilde bırakılmış halde. Çok iyi hatırlıyorum, Nazilli Belediye Başkanı iken Arpaz ailesinin yaklaşık 100 tane mirasçısı vardı. Bunların hepsini bir araya getirmiştik. Eğer 2019 seçimlerinde Nazilli’de olmuş olsaydık. Bu Arpaz Kulesi restore edilmiş halde görecektik. Böyle bir sanat eseri, böyle bir tarih, böyle bir mekan çürümeye terk edilmiş vaziyette. En son aldığım bilgiye göre de burası Turizm Bakanlığı’na verilmiş durumda. Çünkü Nazilli Belediyesi, bizden sonra bu işi yapmayı beceremediler. Böylelikle burası harabe kalmış vaziyette. İnşallah burası bir an önce eski haline kavuşur. Turizm Bakanlığı’ndan burasının ihaleye çıkması için uğraşıyorduk. Burayı bu şekilde görünce biraz daha içim burkuldu. Bir an önce buranın yapılıp, tekrar vatandaşlarımızın, ülkemizin, yöredeki insanların medeniyetle buluştuğu bir yer olur inşallah" dedi.