GENEL - 21 Haziran 2019 Cuma 17:41

Burdur Belediye Başkanı Ercengiz, yağıştan zarar gören mahalleleri inceledi

A
A
A
Burdur Belediye Başkanı Ercengiz, yağıştan zarar gören mahalleleri inceledi

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, ani ve şiddetli yağış sonrası zarar gören mahallelerde inceleme yaptı.

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, ani ve şiddetli yağış sonrası zarar gören mahallelerde inceleme yaptı. Ani ve kuvvetli yağış sonrası sosyal medyada yapılan eleştirileri yersiz bulduğunu söyleyen Başkan Ercengiz, “24 saat boyunca çalışan belediye personeline kimsenin haksızlık etmesine izin vermem. Önemli olan can kaybının olmaması, bu olaydan ders alıp, bundan sonraki yağışlarda böyle olaylara maruz kalmamak için bazı şeyleri yeniden değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.


Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz 17 Haziran’da etkili olan ani ve şiddetli yağış sonrası zarar gören mahallelerde inceleme yaptı. İnceleme gezisine Başkan Yardımcısı Ali Say ve Birim Müdürleri eşlik etti. Başkan Ercengiz, mahallelerde bulunan dere ve dere yataklarını inceleyerek, meydana gelen hasarlar hakkında birim müdürlerinden bilgi aldı. İnceleme gezisini Kışla Mahallesinde sonlandıran Başkan Ercengiz, yaşanan afette Burdur Belediyesi ekiplerinin hızlı ve aktif bir biçimde hareket ederek, 24 saat içinde yerinde ve hızlı müdahalelerde bulunduğunu açıkladı. Yaşanan afet sonrası can kaybının yaşanmamasının sevindirici olduğunu vurgulayan Başkan Ercengiz, “Vatandaşımızın belli noktalarda mağduriyeti var ve biz Burdur Belediyesi olarak, o gün olayı haber aldığımız andan itibaren başta itfaiye, fen işleri, park ve bahçeler, su işleri müdürlüklerimiz olmak üzere tüm personelimizle Burdur halkının mağdur olduğu her noktada, her sokakta müdahalelerimizi yaptık. Ama bu olayın meydana geliş nedenlerini de dile getirmeden olmaz çünkü bu olaydan ders alıp, bundan sonraki yağışlarda böyle olaylara maruz kalmamak için bazı şeyleri yeniden değerlendirmemiz gerekiyor. Su her zaman yolunu buluyor. Suyun yolunu bulması içinde suyun yol kaynaklarının mutlaka açık tutulması ve su taşıyan kanallarında yükünü taşıyabileceği miktarda düzenlenmesi gerekiyor. Ülkemizin birçok noktasında selle, taşkınlarla mücadele edildiğini ve maalesef can kayıplarıyla sonuçlanan, yurttaşlarımızın hayatını kaybettiği bir takım gelişmeleri de üzülerek, takip ediyoruz. Bizim için önemli olan burada, bir can kaybı olmamasıdır. Oluşan hasarların yerine getirebilir, dönüştürülebilir hasarlar olduğu, yeniden yerine konulabilir şeyler olduğunu da sevinçle karşıladığımızı belirtmek istiyorum. Kışla mahallemizdeyiz ve 70-80 yıldır böyle bir taşkın görmediğini ifade ediyor mahalle sakinleri. Temel nedeninin şu olduğunu görüyoruz, bu dereye taşınan suyun beraberinde yabancı cisim taşıyarak getirdiği, öncelikle bentleri tıkadığı, ardından menfezleri tıkadığı tabi doğal olarak da yol bulmakta zorluk çeken suyun dere dışına taşarak, vatandaşımızın evine, bahçesine, deposuna ve muhtelif kamuya ait alanlara zarar vermesine neden oldu" diye konuştu.



“Bu tip afetlerin önlenebilmesi mümkün"


Ercengiz, yaşanan sel felaketini ardından kurum ve kuruluşlar olarak bazı derslerin çıkarılması gerektiğine dikkat çekerek, “Biz, o günden bugüne muhtarlarımızın da ifade ettiği ve edeceği gibi, kurum olarak elimizden geldiğince bütün müdahaleleri yerinde ve zamanında 24 saat aralıksız yaparak, vatandaşımızın mağduriyetini en az seviyeye indirdik. Önemli olan, önleminin önceden alınması ve bu önlemler alınırken de kamu kurumlarının işbirliği içinde bir takım faaliyetleri sürdürmesidir. Örneğin dağda bir ağaç kesimi yapılmışsa, dağda ağaç kütükleri bırakılmışsa, bundan diğer kurumların mutlaka haberinin olması ve kurum ve kuruluşların işbirliği içinde bunu yapmış olması ve bunun neticesinde de olası bu tip afetlerin önlenebilmesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Ucuz atlattık sadece Kışla Mahallemizde değil, bizim Hızır İlyas, Şirinevler, Menderes, Mehmet Akif Ersoy, Aydınlık Evler, Yeni, Yenice Mahallemizde kısmen ve Necatibey Mahallemizde kısmen baskına maruz kalan vatandaşlarımız şu anda en azından ilk müdahaleleri yapılmış, vatandaşlarımızın öncelikli sıkıntıları giderilmiş. Bundan sonrada vatandaşlarımızın sıkıntılarının Belediyemiz ve diğer kurumlar tarafından giderileceğini vatandaşımıza ifade etmek istiyorum. Vatandaşımız müsterih olsun, asıl olan candır, can kaybı olmadığına göre, diğerlerinin hepsi yerine getirilebilir şeylerdir. Ama özellikle bir kere daha altını çizerek ifade etmek istiyorum. Kurumlar burada ödevlerini iyi bir etütle, iyi bir ortak çalışmayla yerine getirip, bir daha böyle sel ve baskın felaketlerine neden olmayacak şekilde altyapı düzenlemelerini yapmak durumundadır” değerlendirmesinde bulundu.



"Otursun herkes işine baksın"


Yaşanan sel sonrası sosyal medya üzerinden belediyeye yönelik yapılan açıklamaları komik bulduğunu söyleyen Ercengiz, 24 saat boyunca taşkınla mücadele eden belediye personeline haksızlık yapılmasına izin vermeyeceğini kaydetti. Ercengiz, “İşin ehli olmayan kişiler tarafından sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamalara sadece gülüyorum. Müflis siyasetçilerin yaptığı açıklamalar çok komik, belediyenin alt yapı çalışmalarında sınıfta kaldığını söylüyor ama burada belediyelik bir altyapı çalışması yok. Zaten buradaki mevcut derelerin kullanım hakkı yada belediyeye ait olmayan bir alanla ilgili belediyenin çalışma yapması zaten kanunen mümkün değil. Geçtiğimiz 5 yıl içinde kent merkezinde muhtelif noktalarda yaptığımız yağmur suyu drenaj hatlarının, bu yağmurda, bu şiddetli yağışlarda nasıl bir sınav verdiğini halkımız gözleriyle görmüştür. Daha 2 buçuk, 3 ay öncesinde seçimden mağlup olanların, Burdur Belediyesine bir takım sorumluluklar yüklemeye çalışması bizi sadece güldürmektedir. Otursun herkes kendi işine baksın, biz görevimizin başındayız. 24 saat boyunca çalışan belediye personeline, kimsenin haksızlık etmesine izin vermem. Kimse vatandaşımızı kandırmaya çalışmasın, zaten her şey vatandaşımızın gözünün önünde olup, bitmektedir. 75 yaşındaki teyzemiz, bu yaşına kadar böyle bir taşkını görmediğini ifade ediyorken, burada belediyenin ihmalinin olduğunu söylemek, sadece cehalettir. Siyaseten iflasın göstergesidir” şeklinde konuştu.



“Kurum ve kuruluşlar üzerine düşen vazifeyi yapmak zorunda"


Ercengiz, yaşanan afet nedeniyle meydana gelecek hasarların en az düzeye indirilmesi için ilgili tüm kamu kurumlarının iş birliği içinde, koordineli olarak çalışması gerektiğine vurgu yaparak, “Bu bir afettir ve afette alınması gereken önlemler ne ise, kurum ve kuruluşlar üzerine düşen vazifeyi yapmak durumundadır. Kurumları karşı karşıya getirmek gibi bir derdimiz asla yoktur. Çünkü biz bu kentin paydaşları, bu ilin yöneticileri olarak sorun çözmek zorundayız. Siyaset üzerinden şark kurnazlığı yapıp, buradan acaba bir şey elde edebilir miyim diye düşünmek 1960’lı yılların kasaba siyasetinden başka bir şey değildir. Ortada bir sorun varsa bu sorunu büyük bir ciddiyetle çözmek durumundayız. Biz üzerimize düşeni çok hızlı bir şekilde yaptığımıza inanıyoruz. Ama bundan sonraki süreçte olası sel yada baskınların nasıl önlenebileceğini de tüm ilgili kurum ve kuruluşlar masaya yatıracak. Herkes üzerine düşen görevi üstlenecek ve bunu hep beraber çözüme kavuşturacağız” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.