GENEL - 20 Eylül 2019 Cuma 11:13

Burdur İl Emniyet Müdürlüğü’ne Ümit Bitirik atandı

A
A
A
Burdur İl Emniyet Müdürlüğü’ne Ümit Bitirik atandı

Emniyet Müdürleri Atama Kararnamesi yayımlandı.

Emniyet Müdürleri Atama Kararnamesi yayımlandı. Burdur İl Emniyet Müdürlüğü’ne, Kars İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Ümit Bitirik atandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile Burdur İl Emniyet Müdürlüğü görevine Kars Emniyet Müdürü Ümit Bitirik getirildi. Burdur İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Arif Çankal ise Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) emrine atandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursalı kolej öğrencilerinden dikkat çeken projeler "TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması" ile "TÜBİTAK 2204-57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması" kapsamında Şahinkayalı öğrenciler tarafından hazırlanan projeler, öğrencilerin bilimsel üretim gücünü ve araştırma yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Ortaokul öğrencilerinden Zeynep Sare Koç, hazırladığı çalışmada insan vücudunda doğal olarak bulunan melatonin hormonunun bağırsak mikrobiyomu üzerindeki etkisini araştırdı. Son yıllarda bilim dünyasında giderek daha fazla önem kazanan hormon-mikrobiyom etkileşimini deneysel verilerle ele alan proje, bilimsel içeriğiyle dikkat çekti. Araştırma kapsamında bağırsak mikrobiyomunun üyelerinden biri olan Enterobacteraerogenes bakterisi üzerinde farklı melatonin konsantrasyonlarının etkisi incelendi. Kontrollü laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde bakteriler, farklı melatonin seviyeleri içeren besiyerlerinde 30 C’de 24 saat süreyle inkübe edildi. Bakteriyel büyüme ise koloni oluşturan birim (CFU) sayımlarıyla nicel olarak değerlendirildi. Deney sonuçları, melatonin konsantrasyonu arttıkça bakteriyel büyümenin de arttığını ortaya koydu. Elde edilen örneklerle, melatoninin yalnızca insan fizyolojisinde değil, mikrobiyal sistemler üzerinde de etkili olabileceğini gösterirken; bağırsak mikrobiyomunun düzenlenmesi ve hastalıklarla ilişkisi konusunda yeni araştırma alanlarına ışık tuttu. Lise öğrencilerinden Ada Sarı ise ileri düzey bilimsel projesiyle önemli bir başarıya imza attı. Ada Sarı’nın çalışması, organik kimya ve fizik alanlarını bir araya getirerek donör ve akseptör moleküller arasında oluşan "exciplex" adı verilen uyarılmış komplekslerin ışık yayma özelliklerini inceledi. OLED teknolojileri, düşük enerji tüketimli aydınlatma sistemleri ve floresan tabanlı biyogörüntüleme uygulamalarında kritik rol oynayan bu yapıların araştırıldığı proje, hem bilimsel hem de teknolojik açıdan yüksek değer taşıyor. Proje kapsamında trifenilamin tabanlı beş farklı donör molekülün elektronik yapıları detaylı biçimde analiz edilirken, moleküllerin exciplex oluşturma eğilimleri ile ortaya çıkan ışıma dalga boyu ve verimi arasındaki ilişki nicel olarak ortaya kondu. Organik sentez teknikleri, UV-görünür absorpsiyon ve floresans spektroskopisi, döngüsel voltametri yöntemleri ile desteklenen çalışma; Lippert-Mataga modeli ve yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) simülasyonlarıyla bilimsel olarak güçlendirildi. Araştırma sonuçları, belirli moleküler yapıların daha yüksek dipol moment değişimi gösterdiğini ve belirli enerji aralıklarında kararlı ışımalar oluşturabildiğini ortaya koydu. Elde edilen örneklerin, ışık rengi ve verimi kontrol edilebilen yeni nesil optoelektronik malzemelerin geliştirilmesine katkı sunabileceği belirtiliyor. Bilimsel Üretim Kültürü Güçlenerek Devam Ediyor Öğrenciler projelere danışman öğretmenleri Hakan Özkaynak eşliğinde hazırlanırken, Şahinkaya Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahinkaya, öğrencilerin erken yaşlardan itibaren bilimsel araştırma süreçlerine dahil edilmesinin önemine dikkat çekerek, proje tabanlı eğitim anlayışıyla sorgulayan, araştıran ve üreten bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Oğuzhan Şahinkaya, ortaokuldan lise düzeyine kadar elde edilen bu başarıların, okulun bilimsel vizyonunun ve araştırma kültürünün güçlü bir yansıması olduğu vurguladı. Şahinkaya Eğitim Kurumları genç bilim insanlarının yetişmesine katkı sunmayı sürdürürken, TÜBİTAK gibi prestijli platformlarda elde ettiği başarılarla adından söz ettirmeye devam ediyor.
Aydın Cuma hutbesinde sanal kumar ve sosyal medya uyarısı Diyanet İşleri Başkanlığı cuma hutbesinde, dijital mecralarda kullanılan dilin toplumsal huzur üzerindeki etkisine dikkat çekti. Türkiye genelindeki camilerde okunan "Söz Ahlakı ve Sosyal Medya" konulu hutbede, sosyal medya kullanımı, sanal kumar ve dijital bağımlılıklara karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulunuldu. Hutbede, güzel sözün insanlar arasındaki sevgi ve kardeşliği güçlendirdiği belirtilerek, Peygamber Efendimiz’in "Gönül alıcı söz sadakadır" hadis-i şerifi hatırlatıldı. Müminin kaba, kırıcı ve kötü sözlü olmayacağı ifade edilirken, aile içi iletişimde ve toplumsal ilişkilerde yumuşak üslubun önemine vurgu yapıldı. Dijital mecralarda yaşanan ahlaki sorunlara da değinilen hutbede, özellikle sanal kumar, uyuşturucu madde bağımlılığına zemin hazırlayan içerikler ve şiddeti özendiren dijital oyunların gençler için ciddi tehdit oluşturduğu kaydedildi. Sosyal medya üzerinden hakaret, iftira ve yalan haber yayılmasının toplumda fitne ve huzursuzluğa neden olduğu ifade edilen hutbede, "İnsanın yanında söylediği her sözü kaydeden bir melek mutlaka hazır bulunur" ayeti hatırlatılarak, dijital ortamda yapılan paylaşımlarda da ahlaki sorumluluğun unutulmaması gerektiği belirtildi. Diyanet İşleri Başkanlığı, teknolojinin bilinçli ve etik değerlere uygun şekilde kullanılması gerektiğine işaret ederek, ailelerin çocuklarını dijital dünyanın zararlarından korumasının önemine dikkat çekti. Hutbe, Peygamber Efendimiz’in "Faydasız söz ve davranışları terk etmesi, kişinin iyi bir Müslüman olduğunun göstergesidir" hadisiyle sona erdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elma’sıdır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması’dır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine müsaade etmeyeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enerji arz güvenliğinin günlük hayattan uluslararası siyasete her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Enerji milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor. Bu kaynaklara ulaşmak ve bu kaynakları istikrarlı ve maliyet etkin şekilde temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor. Bölgemizde son yıllarda yaşanan olaylar bir taraftan enerji arz güvenliğinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koyarken, diğer taraftan ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisinin ulaştığı seviyeyi de göstermektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdiğinde gündeme gelen en önemli konulardan biri enerji tedariğiydi. Doğal gaz ve petrol hatlarının güvenliğiydi. Aynı şekilde 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan hava saldırılarının olumsuz etkilediği alanların en başında enerji tedariği ve ticareti geliyordu. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 50’leri bulan artışlar gördük. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedariği ile ilgili ciddi sıkıntılar baş gösterdi. Bu jeopolitik gerilimin artçı sarsıntıları günlük hayatı, üretimi, turizmi, hava ulaşımını ve ekonomiyi vurmaya devam ediyor. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalar ile bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür. Geçiş ve kavşak noktasıdır. Bölgemizde meydana gelen son krizler Türkiye’nin bu özelliğini teyit etmiştir. Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen girişimlerle sükunetin tesisine katkı sağlamıştır. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır. Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğine inanıyorum. Türkiye’nin güvenilir enerji tedariğindeki vazgeçilmezliği, bu süreçte bir kez daha anlaşılmıştır. Son 23 yılda ülkemizin attığı adımların çok büyük payı olmuştur. Göreve geldiğimizde Türkiye’nin günlük doğal gaz giriş kapasitesi yaklaşık 90 milyon metreküptü. Bugün bu rakam 495 milyon metreküpe çıkmıştır" dedi. "Sakarya Gaz Sahası’nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı" Türkiye’nin Rusya’dan 2, Azerbaycan’dan 2 ve İran’dan bir olmak üzere toplam 5 boru hattıyla doğalgaz temin ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye artık 39 ülkeden 50’den fazla şirketten doğal gaz tedarik eden dev bir enerji alt yapısına sahiptir. Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü merkezlerinden biri haline getirdik. Yapacağımız yeni yatırımlarla günlük LNG gazlaştırma kapasitemizi mevcut 161 milyon metreküpten 200 milyon metreküpe çıkartacağız. Bir başarımız da 2016 yılında ilan ettiğimiz milli enerji ve maden politikasıyla başlayan sondaj ve arama faaliyetleridir. Burada kelimenin tam anlamıyla paradigmayı değiştirdik. 10 yılda bu alana çok ciddi yatırım yaptık. Kendi mühendislerimiz, gemilerimiz, ekipmanlarımızla mavi vatanda arama faaliyetlerini geliştirdik. Fatih Sondaj gemimizle Cumhuriyet tarihimizin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdik. Muhalefetin küçümsediği Sakarya Gaz Sahası’nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Bu üretim miktarıyla milyonlarca hanemizin enerji ihtiyacını karşılıyoruz. Osmangazi Üretim Platformumuzun devreye alınmasıyla birlikte 2026 yılında günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe yükselteceğiz. Böylece 8 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz’den karşılamış olacağız. İkinci yüzer üretim platformumuzun inşaatı sürüyor. 2028’de bu platformun da hizmete girmesiyle günlük üretim 45 milyon metreküpe çıkacak ve 16-17 milyon haneye yerli gazımız ulaşacak" dedi. "Sadece Karadeniz’de değil, Gabar’da da tarih yazdık" Konuşmasında Gabar’daki çalışmalara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece Karadeniz’de değil, Gabar’da da tarih yazdık. Gabar’da gerçekleştirilen petrol keşfimiz Cumhuriyet tarihimizin en büyük keşfi olarak kayıtlara geçti. Yıllar boyunca terörle anılan bölgeler bugün üretimle, yatırımla, istihdamla anılıyor. Güvenlik tehdidi nedeniyle yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor, tarım gelişiyor, çiftçimizin, sanayicimizin, esnafın, vatandaşımızın yüzü gülüyor. Terörün karanlık gölgesi çekilip, huzurun aydınlattığı anlar genişledikçe yıllarca korkunun, göçün ve güvensizliğin sembolü olan şehirlerimiz hızla ayağa kalkıyor. Bugün Gabar’dan elde edilen üretim, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine çok büyük katkı sağlıyor. Yurt içindeki petrol üretimimizin yüzde 44’lük kısmı sadece Gabar’dan gelmektedir. Terörsüz Türkiye sürecinin hedefine ulaşmasıyla birlikte yeni bir hikaye yazılmaya başlanacaktır. Türkiye ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları olan aşan ağır bir yükten kurtulurken, terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar daha verimli alanlara tahsis ediliyor. Bunun da en büyük kazananı on yıllardır sıkıntı çeken bölge halkıyla birlikte 86 milyonun her bir ferdidir. Gabar’daki keşiften sonra Diyarbakır’da 4 saha belirlendi. Önümüzdeki 3 yıl içinde 24 kuyuda çalışma planlıyoruz. Bunların haricinde başka hazırlıklar da söz konusu. Türkiye Petrolleri’nin 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesi için hem yurt içinde hem de yurt dışında arama, sondaj ve üretim çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Türkiye kendi kaynaklarını geliştirirken aynı zamanda küresel enerji diplomasisinin en güvenilir ortaklarından biri olarak adından sıkça söz ettiriyor. Somali’deki sondaj faaliyetlerimiz, Pakistan’daki çalışmalarımız, Libya’dan Orta Asya’ya işbirliklerimiz bunun en somut göstergesidir. Somali açıklarında yürüttüğümüz çalışmalar, Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz sondajı olması bakımından tarihi önemdedir. İklim ve hava şartları el verirse sondaj operasyonunu 6 ila 9 ay arasında tamamlamayı öngörüyoruz. Arzumuz uzun yıllar iç istikrarsızlıkla ve kıtlıkla boğuşan kardeş Somali halkına bekledikleri müjdeli haberi vermektir" ifadelerini kullandı. "Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması’dır" Komşu Suriye’de de yeni hükümetle ortak çalışmaların sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye’deki entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla yeni işbirliği fırsatları için zemin çok daha uygun olacaktır. Türkiye olarak sürecin suhuletle tamamlanması için Suriye hükümetine gereken desteği veriyoruz. Diğer taraftan madencilik alanında da büyük dönüşüm içerisindeyiz. Dünyada maden çeşitliği açısından 9’uncu sıradayız. 2025’te maden ihracatımız 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olan ülkemiz, Eti Maden aracılığıyla dünya bor pazarının lideridir. Nadir toprak elementlerinde Eskişehir Beylikova’da keşfedilen dev rezerv, Türkiye’yi kritik madenler alanında küresel ölçekte şampiyonlar ligine taşımıştır. Eskişehir Kırka’da kurulan pilot tesisle lityumkarbonat üretiminde ilk ürünü elde ettik. Aynı yerde yıllık 600 ton kapasiteli endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımız sürüyor. Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol ve doğal gaz kadar önemli hale gelmiştir. Savunma sanayiinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu yarışa bağlanmıştır. Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir. Son 23 yılda bunun alt yapısını çok sağlam bir şekilde hazırladık. Ufku ve vizyonu eski Türkiye’yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4. ülkesi oldu. Temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Yere sağlam bastık, kararlı yürüdük. Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık. İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız. Bunun için karada veya denizde hükümranlık alanlarımızda ne kadar tabi kaynağımız varsa işleyeceğiz. Bu kaynaklarımızın Türkiye’nin atılım sürecinde lokomotif görevi görmesini sağlayacağız. Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması’dır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine de müsaade etmeyeceğiz" diye konuştu.