ASAYİŞ - 24 Şubat 2023 Cuma 10:21

Depremzede kadından tüyler ürperten sözler: "Evin içine bomba düşmüş gibiydi"

A
A
A
Depremzede kadından tüyler ürperten sözler: "Evin içine bomba düşmüş gibiydi"

Kahramanmaraş merkezli 2 depremin ardından Burdur’a gelerek yurda yerleşen İpek Köse’nin, "Deprem anında uyandığımızda sanki evin içine bomba düşmüş gibiydi.

Kahramanmaraş merkezli 2 depremin ardından Burdur’a gelerek yurda yerleşen İpek Köse’nin, "Deprem anında uyandığımızda sanki evin içine bomba düşmüş gibiydi. Yani tavandan taşlar yağıyor, avize düşüyor, televizyon devriliyordu. Ondan sonra soba devrildi yere ateş parçaları düşmeye başladı. Tam dışarı çıkacağımız zaman duvar yan yatınca kapı sıkıştı. Kapıyı kırdık o şekilde çıkabildik. Çıkarken de merdivenler yavaş yavaş yıkılmaya başlamıştı" sözleri tüyleri diken diken etti.


Hatay’da depreme yakalanıp Burdur’daki Gençlik ve Spor Bakanlığına ait yurda yerleştirilen ve sağ kolunda yüzde 60 engeli bulunan İpek Köse, yaşadıklarını gözyaşları içerisinde anlattı. İpek Köse konuşmasında, "O gün evde misafirlerimiz vardı. Saat 00.30 gibi gittiler. Onlar gittikten sonra çocuklarımı uyuttum. Saat 01.00’e doğru gökyüzü bembeyaz oldu. Gökyüzünü öyle görünce eşime, yarın okul açılıyor ama çocukları göndermesek mi dedim. Eşim de bana ’Yat uyu Allah büyüktür’ dedi. Deprem anında uyandığımızda sanki evin içine bomba düşmüş gibiydi. Yani tavandan taşlar yağıyor, avize düşüyor, televizyon devriliyor. Ondan sonra soba devrildi yere ateş parçaları düşmeye başladı. O anda bir oğlumu tuttum tam dışarı kaçacağım bizim duvar eğildiği için kapı sıkışmış, açamadık. Eşim kapıyı kırdı o şekilde çıkabildik. Çıkarken de merdivenler yavaş yavaş yıkılmaya başlıyordu. Eşim diğer oğlumu almak için içeriye yöneldiğinde konsol ve vitrinin oğlumun üzerine düştüğünü görmüş. Hemen içeriye girip konsol ile vitrini kaldırarak oğlumu da kurtardı” dedi.



“Çocuklarım üşüdüğü için eve tekrar girip eşya almak zorunda kaldım”


Dışarı çıktıktan sonra çocukları üşüdüğü için tekrar eve girip eşya aldığını belirten Köse, “Dışarı çıktığımızda bir baktık çatıdaki su deposu arabamızın üzerine düşmüş, ezmiş arabayı. Çocukları arabanın bagajına koydum. Üşüdükleri için ’Ya Allah’ dedim evin içine girdim tekrar. Evin içinden mont, çorap ve sürükleyerek battaniye getirdim. Çocukları bagajda battaniyeye sardım. Biz de arabanın içine oturduk. Ardından bir deprem daha geldi. Zaten o depremden sonra artık ayakta duran bir tane bile ev kalmamıştı. Çok yağmur yağıyordu. Herkes ağlıyordu. Kimi cenazesinin önünde ağlıyordu, kimi çocuğu, annesi, babası enkaz altında kalmış ona ağlıyordu. Kabus gibiydi o gün. Neye üzüleceğimizi bilmiyoruz. Sevdiklerimizin öldüğüne mi, evimizi kaybettiğimize mi bilmiyorum” açıklamasına yer verdi.



“Hayatımız çok güzeldi, bir anda alt üst oldu”


Kolundan yüzde 60 engelli olduğunu belirten Köse, “Hayatımız eskiden çok güzeldi, bir anda alt üst oldu. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Depremden sonra 5 gün Hatay’da kaldık; çünkü cenazelerimiz vardı. Onların enkazdan çıkarılmasını bekledik. Onları defnettikten sonra yardımseverler köyde dolaşırken beni gördüler. Yanımıza gelip ’neye ihtiyacın var’ diye sordular. Ben de hiçbir şey istemiyorum sadece bu cehennemden kurtarın beni dedim. Onlar da bize bilet aldılar Allah razı olsun” dedi.



Birçok yakınını kaybetti


Kaybettiği yakınlarından da bahseden Köse; “Depremde eşimin amcası ve ailesi, kuzenlerim, ablam, yeğenlerim, hatta yeğenimin biri askerden yeni gelmişti, hiçbirini görmeden, nerede olduklarını bilmeden, nereye defnedildiler onu bile göremeden buraya gelmek zorunda kaldık. Sadece öldüklerini biliyoruz” ifadelerine yer verdi.



“Tek derdim çocuklarımı kurtarmak ve onları ısıtmaktı”


Depremden sonra dışarıda gördüğü manzarayı da anlatan İpek Köse, “ Çok yağmur yağıyordu. Etrafta gördüğümüz tek şey taş yığınlarıydı. Sağda solda hep ev eşyaları vardı. İnanın ne olduğunu bile anlamadık. O ana ait hatırladığım tek şey evimin merdivenleri yıkılıyordu. Çok şaşırmıştık. O anda tek derdim çocuklarımı kurtarmaktı. Dışarıya çıktıktan sonra da çocuklarımı ısıtmaktı” dedi.



“Burada bize çok iyi bakıyorlar”


Gençlik ve Spor Bakanlığına ait yurtta kendilerine çok iyi bakıldığını dile getiren İpek Köse, "Burada bize çok iyi bakıyorlar Allah razı olsun. Her şeyimizi baştan aşağıya karşıladılar. Ama bize ev lazım, eşime iş lazım. Yeniden ayakta durmak için, çocuklarım için bize bir düzen lazım. Tamam, kaybettiklerimizi geriye getiremeyiz ama güçlü olmak zorundayız" açıklamasında bulundu.


Çocuklarının depremden çok fazla etkilendiğini dile getiren İpek Köse, "Çocuklarımın psikolojisi alt üst oldu. Depremden sonra Hatay’da kaldığımız 5 gün boyunca oğlum evi taşlayıp evimize canavar girdi, evimizi yıktı diyordu. Bize vurmaya başladı. Sabah okula götürdük öğretmenine vurmaya başladı. Hırçınlaştı. Ne yapacağımızı bilmiyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Kayseri Konuşmak için çağırdığı eşini boğazını keserek öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet Kayseri’de boşanma aşamasındaki eşini boğazını keserek öldüren sanık indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Kayseri’de boşanma aşamasında olduğu eşi Rabia A’yı defalarca bıçakladıktan sonra, boğazını keserek öldüren R.A.’nın yargılanmasına Kayseri 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık R.A ve avukatı ile öldürülen Rabia A.’nın anne-babası ve avukatlar katıldı. Duruşmada konuşan avukatlar; sanığın Rabia A.’yı canavarca hisle defalarca bıçakladıktan sonra boğazını keserek öldürdüğünü belirterek, verilecek cezada bu durumun göz önünde bulundurulmasını istedi. Sanığın önceki duruşmadaki ifadelerinin haksız tahrik indirimi almaya yönelik olduğunu belirten avukatlar, mahkeme heyetinden indirim uygulanmamasını talep etti. Rabia A.’nın babası sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını isterken annesi ise idam edilmesini istediğini söyledi. "Canavarca hisle yapmadım" Cinayeti canavarca hisle yapmadığını söyleyen R.A, savunmasında öldürdüğü eşinin ailesinin avukatların yönlendirmesiyle kendisinin aleyhinde ifade verdiğini öne sürdü. Eşini ve özgürlüğünü kaybettiğini belirten R.A. psikolojisinin bozuk olduğunu belirterek mahkemeden kendisini tedaviye göndermelerini talep etti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti R.A.’yı boşanma aşamasındaki eşini öldürme suçunun sabit olduğuna hükmederek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Kararı oy birliği ile alan mahkeme heyeti R.A’ya ayrıca bıçak taşıdığı için 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan de 8 ay hapis ve 5 bin lira para cezasına hükmetti. Olay Melikgazi ilçesinde 14 Kasım 2025’te meydana gelen olayda R.A. konuşmak için çağırdığı boşanma aşamasındaki eşi Rabia A.’yı sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olay sonrası kaçan şüpheli R.A., polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" - "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı" "Bugün Türkiye yeni nesi savaş, uçağını, SİHA’larını, elektronik harp sistemlerini, tankını, savaş gemilerini inşa eden, denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her alanda yazılım ve kendi sistemleri yapan bir ülkedir"- "Türkiye Savunma Sanayi’nde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlığımızı tersine çevirdik. 2025 yılında ihracatta ilk defa yılda 10 milyar doların üzerine çıktık"- "Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ihracatımız Nisan ayında 962 milyon dolara çıktı. Geçen yıla göre yüzde 28 artış oldu. İlk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik"- "Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda ilk 10 ülke arasına girmek"- "Dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmak kolay olmadı. Ambargolarla kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemleri vermedikleri günler oldu. Sadece dışardan değil içerden de ihanete, kumpasa maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş Truva atlarının sabotajları ile mücadele ettik"- "Kimi zaman ekonomiyi eğip bükerek, kimi zaman "balıklar ürküyor" gibi komik hamlelerle savunma sanayimizi engellemeye çalıştılar" (İSTANBUL) - İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen SAHA EXPO 2026 kapanış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı. Türk Savunma Sanayi artık yalnızca bölgesinde değil dünyada rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen bir ekosistem haline gelmiştir" dedi.
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından, "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü öncesinde gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda anne ve çocuk sağlığına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken, sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyum kapsamında ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, toplantıda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’ni tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var." "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasın önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir, anne sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle, annenin sesi de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu açıklayan Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek, tabi ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" ifadelerini kullandı. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Artık içerisinde olanlar ispat edildi ki bunun bir mucize besin olduğunu biliyoruz. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe de o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu. (DLR-