ASAYİŞ - 28 Şubat 2023 Salı 14:17

108 saat sonra enkazdan çıkarılan ve eşini kaybeden Selma Güneş:" Yaşadığıma sevinemiyorum"

A
A
A
108 saat sonra enkazdan çıkarılan ve eşini kaybeden Selma Güneş:" Yaşadığıma sevinemiyorum"

Hatay’da enkaz altından 108 saat sonra kurtarılan 62 yaşındaki Selma Güneş, ile 112 sağlık ekibiyle 21 gün sonra telefonla konuşarak hasret giderip, yaşanan o anları anlattı.

Hatay’da enkaz altından 108 saat sonra kurtarılan 62 yaşındaki Selma Güneş, ile 112 sağlık ekibiyle 21 gün sonra telefonla konuşarak hasret giderip, yaşanan o anları anlattı. Güneş, "Yaşadığıma çok sevinemiyorum, çünkü eşim yok. Kocam başkaydı, o benim sol yanımdı" dedi.



Hatay’ın Antakya ilçesinde 108 saat sonra enkaz altından kurtarılan Selma Güneş’in sağlık ekiplerine ilk sorusu “Eşim yaşıyor mu?” olmuştu. Diğer taraftan sağlık personeline deprem anında yaşadıklarını da anlatan Güneş, “Gece 3 gibi kalktım bir bardak su içtim. Yanımda da bir parça kahke (kurabiye) vardı onu yedim. Demek ki onların faydası olmuş. Hiç acıkmadım sadece susadım” demişti.



Ambulans içinde hastaneye giderken yaptıkları sohbetleri kameralara yansıyan 112 ekibi ile Selma Güneş olaydan 21 gün sonra telefonla görüşerek hasret giderdi. 21 gün boyunca sağlık durumunu çok merak ettiklerini dile getiren 112 personelleri Selma teyzenin sesini tekrar duyabildikleri için sevinçli olduklarını dile getirdi.



Telefonda uzun uzun 112 sağlık ekibi ile sohbet ettikten sonra enkaz altındayken yaşadıklarını anlatan Selma Güneş, “ Ömrümüz varmış, göçüğün altında 5 gün sağ kalmışım. Uyanık kaldığım zaman mütemadiyen imdat, cankurtaran, AFAD, UMKE aklıma ne gelirse gücümün yettiği kadar bağırdım. Duyuramadım. Ondan sonra tekrardan uykuya daldım. Hep uyuyordum Allah tarafından. Yani bir 5 gün uyuyarak da zaman geçirmek, Allah tarafından sanki yatağımdaymış gibi olmak da güzel bir şeydi. Fakat çıktından sonra sol kolumu kaybettim, sol ayağım çok sıkıntılı durumda. Şimdi onların kuvvetle iyileşmesini bekliyorum” dedi.



“Sağ kaldığıma sevinemiyorum”


Enkaz altında kaldığı sürede sesini duyuramayınca dualar ettiğini anlatan Güneş, “Göçüğün altında şehadetler getirdim her an rahmetli olabilirim diye. Hiç acıkmadım, sadece biraz susadım o kadar. 5. günün sonunda demek ki yaşayacak ömrüm varmış çıkarıldım. Keşke eşimin sağ olmadığını bilseydim bende gitseydim onun yanına. Özge kızım da biliyor olanları ambulans ile hastaneye gittik oradan helikopterle Adana’ya sevk ettiler. Hemen kolumun kesilmesine karar verdiler. Ne diyelim Allah bununla koysun, sabrımı arttırsın. Sağ kaldığım için çok sevinemiyorum. Çünkü eşim yok. Kocam başkaydı. O benim sol yanımdı” diyerek üzüntüsünü paylaştı.



“Selma teyzemi telefonda sağlıklı gördüğüm zaman içim rahatladı”


112 personeli Mehmet Yılmaz ise o anlara ait, " Alan taraması yaparken bir teyzemizin sağ çıkacağı bilgisini aldık ve beklemeye başladık. Daha sonrasında kurtarıldı ve hızlı bir şekilde ambulansa alıp naklini sağladık. Teyzemizin sağlığının şu an iyi olduğunu öğrendik. Bu da bize ayrı bir mutluluk verdi. Selma teyzemizi telefonda gördüğüm zaman içim biraz daha rahatladı” dedi.



“O artık bizim Selma annemiz”


Ambulans içinde Selma Güneş ile yakından ilgilenen 112 personeli Özge Bal ise o anları, "Bizim 108. saatte enkazdan çıkardığımız bir Selma teyzemiz, annemiz vardı. Genel durumu iyiydi ama enkazdan çıktığında ilk sorduğu eşi olmuştu. Biz onun genel sağlık durumuyla ilgilenmek durumundaydık. Sohbet esnasında bize deprem anını anlattı. Ortalama 5 gün 108. saate kadar yardım beklemiş ama sesini duyan olmamış. Kritik bir noktadaydı kendisi de. Allah tarafından acıkmamış sadece susadığını söylemişti. Kolu sıkışmıştı Selma teyzemizin. Enkazdan çıkarıldığı esnada direk tıbbi müdahaleye başladık. Ambulansta da gerekli müdahaleleri gerçekleştirdik. Hastaneden de Adana’ya sevki oldu. Telefonla konuştuğumuzda genel sağlık durumu iyiydi ama eşini kaybetmiş bunun üzüntüsü içerisinde. Ama kendi sağlığı yerinde olduğu için mutluyuz ” sözleriyle anlattı.



“Selma teyzeyle aramızda bir bağ oluştu”


Bir diğer 112 personeli Serdar Özçelik ise yaşananları, “Enkaz bölgesinde ses ve ısı tespit edildiğini duyduk ve o bölgeye hemen hareket ettik. Orada Selma teyzemizin yaşadığını öğrendik. Uzun bir çalışmanın ardından Selma teyzemiz enkaz altından çıkarıldı. Genel durumu iyiydi biz de müdahalelerimizi gerçekleştirdik. Ambulansta aramızda bir bağ oluştu. Bizim de bu yüzden Selma teyze özlemimiz vardı. Telefonla bir konuşmamız oldu Selma teyzeyle. İyi olduğunu ve sağlık durumunun yerinde olduğunu öğrendik. Kolunu kaybetmiş, eşini kaybetmiş ama sağlık durumunun iyi olduğu için mutluyuz”ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Kayseri Konuşmak için çağırdığı eşini boğazını keserek öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet Kayseri’de boşanma aşamasındaki eşini boğazını keserek öldüren sanık indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Kayseri’de boşanma aşamasında olduğu eşi Rabia A’yı defalarca bıçakladıktan sonra, boğazını keserek öldüren R.A.’nın yargılanmasına Kayseri 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık R.A ve avukatı ile öldürülen Rabia A.’nın anne-babası ve avukatlar katıldı. Duruşmada konuşan avukatlar; sanığın Rabia A.’yı canavarca hisle defalarca bıçakladıktan sonra boğazını keserek öldürdüğünü belirterek, verilecek cezada bu durumun göz önünde bulundurulmasını istedi. Sanığın önceki duruşmadaki ifadelerinin haksız tahrik indirimi almaya yönelik olduğunu belirten avukatlar, mahkeme heyetinden indirim uygulanmamasını talep etti. Rabia A.’nın babası sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını isterken annesi ise idam edilmesini istediğini söyledi. "Canavarca hisle yapmadım" Cinayeti canavarca hisle yapmadığını söyleyen R.A, savunmasında öldürdüğü eşinin ailesinin avukatların yönlendirmesiyle kendisinin aleyhinde ifade verdiğini öne sürdü. Eşini ve özgürlüğünü kaybettiğini belirten R.A. psikolojisinin bozuk olduğunu belirterek mahkemeden kendisini tedaviye göndermelerini talep etti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti R.A.’yı boşanma aşamasındaki eşini öldürme suçunun sabit olduğuna hükmederek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Kararı oy birliği ile alan mahkeme heyeti R.A’ya ayrıca bıçak taşıdığı için 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan de 8 ay hapis ve 5 bin lira para cezasına hükmetti. Olay Melikgazi ilçesinde 14 Kasım 2025’te meydana gelen olayda R.A. konuşmak için çağırdığı boşanma aşamasındaki eşi Rabia A.’yı sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olay sonrası kaçan şüpheli R.A., polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" - "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı" "Bugün Türkiye yeni nesi savaş, uçağını, SİHA’larını, elektronik harp sistemlerini, tankını, savaş gemilerini inşa eden, denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her alanda yazılım ve kendi sistemleri yapan bir ülkedir"- "Türkiye Savunma Sanayi’nde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlığımızı tersine çevirdik. 2025 yılında ihracatta ilk defa yılda 10 milyar doların üzerine çıktık"- "Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ihracatımız Nisan ayında 962 milyon dolara çıktı. Geçen yıla göre yüzde 28 artış oldu. İlk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik"- "Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda ilk 10 ülke arasına girmek"- "Dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmak kolay olmadı. Ambargolarla kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemleri vermedikleri günler oldu. Sadece dışardan değil içerden de ihanete, kumpasa maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş Truva atlarının sabotajları ile mücadele ettik"- "Kimi zaman ekonomiyi eğip bükerek, kimi zaman "balıklar ürküyor" gibi komik hamlelerle savunma sanayimizi engellemeye çalıştılar" (İSTANBUL) - İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen SAHA EXPO 2026 kapanış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı. Türk Savunma Sanayi artık yalnızca bölgesinde değil dünyada rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen bir ekosistem haline gelmiştir" dedi.
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından, "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü öncesinde gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda anne ve çocuk sağlığına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken, sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyum kapsamında ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, toplantıda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’ni tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var." "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasın önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir, anne sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle, annenin sesi de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu açıklayan Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek, tabi ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" ifadelerini kullandı. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Artık içerisinde olanlar ispat edildi ki bunun bir mucize besin olduğunu biliyoruz. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe de o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu. (DLR-