GÜNDEM - 19 Ağustos 2023 Cumartesi 11:10

17 yıl yattığı cezaevinden izinli olarak çıktı, davul zurna eşliğinde konvoyla karşılandı

A
A
A
17 yıl yattığı cezaevinden izinli olarak çıktı, davul zurna eşliğinde konvoyla karşılandı

Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı Çeşme Mahallesi’nde ikamet ederken Haziran 2007’de Adana’da işlenen cinayetin şüphelisi olarak gözaltına alınıp müebbet hapis cezası alan Ali Bağcı (36), 17 yıllık mahkumiyetten sonra 9 günlük izin için geldiği memleketi Gölhisar’da konvoyla karşılandı. Bağcı’nın suçsuz olduğuna inanan ailesi, sevenleri ve halkın ilçe girişinde davul, zurna ve çiçeklerle yaptığı karşılamada duygusal anlar yaşandı.


Haziran 2007’de Adana’da işlenen bir cinayetin şüphelisi olarak müebbet hapis cezası alan Ali Bağcı (36), 17 yıl yattığı cezaevinden 9 günlüğüne izinli olarak çıktı. Memleketi Gölhisar’da davul zurna eşliğinde konvoyla karşılanan Bağcı için kazanlarda pilavlar pişirilerek dağıtıldı. “17 yıl sonra yuvana hoş geldin Ali Bağcı” yazılı pankartın takılı olduğu yaklaşık 100 araçlık konvoy ile ilçede tur atan Bağcı, daha sonra evine ulaştı. Zaman zaman ilçenin çeşitli yerlerinde durdurulan konvoy ile Ali Bağcı’ya hoş geldin diyen vatandaşlar, ilçe meydanında Ali Bağcı ile davul zurna eşliğinde oynadı. Büyük bir kalabalığın olduğu Bağcı’nın evinde ise gözyaşları tutulamazken, bir koç kesildi. Ali Bağcı’nın arkadaşları, komşuları, akrabaları ve tanıyanlarının doldurduğu alanda etli pilav ikramı da yapılırken, uzaktan yakından olayı duyan ilçe halkı Ali Bağcı’yı görmek için evine akın etti. 9 günlük izin süresini evinde geçirecek olan Ali Bağcı’nın ise kendisine gösterilen ilgiden dolayı şaşkın olduğu görüldü.



"17 yıl suçsuz yere hapis yattım"


Ali Bağcı, 17 yıl boyunca suçsuz yere hapis yattığını söyleyerek, “Ben Burdur Gölhisar doğumluyum. Yıllar önce başımdan geçen talihsiz bir olaydan dolayı 17 yıl


cezaevinde kaldıktan sonra Meclisten geçen bir yasa gereği tahliye tarihime 3 yıl kala açık cezaevine geçtim ve izne geldim. Gölhisar halkı, benim hangi sebepten yattığımı bildikleri için masumiyetime inandıkları için çok güzel bir karşılama töreni yapmışlar. Çok mutlu oldum. Hepsinden Allah razı olsun. Şimdi ben ne desem boş, 17 yıl geçti. Yargı da kararını verdi ama her ne kadar adalet desek de bana göre gerçek bir adalet değildi. İşlemediğim bir suçtan dolayı 17 yıl yattım. Daha da yatıyorum, cezamı çekiyorum. Artık kabullendim. İşlemediğim bir suçu yatmayı kabullendim. İlçedeki her insan benim suçsuz yere yattığımı bildikleri için böyle güzel bir karşılama yapmışlar. Çok mutlu oldum. Psikolojik olarak çok iyiyim. Devlette Meclisten geçirdiği yasadan dolayı 3 yıl erken çıktığım için çok mutluyum. Beni destekleyen herkesten Allah razı olsun” dedi.


Bağcı’nın akrabalarından Emine Bağcı (67) ise, “17 yıl sonra Ali’nin Gölhisar’a gelmesi bize çok büyük mutluluk verdi. İnşallah sesimizi duyarlar. Bunca gelen ziyaretçisi ve karşılama töreni medyada yer alır” dedi.


Rahime Özsarı (45), “Ali geldi, mutlu olduk. Tüm gelenler sağ olsunlar. Şimdilik çok sevinçliyiz” dedi.


Mahkumiyeti süresince 9 günlük ev iznine çıkan Ali Bağcı’nın evi ise ertesi gün de ziyaretçilerle dolup taştı. 2007 yılında dayısının kızı Z.Ö.’nün internetten tanışıp yanına Adana’ya gittiği Nebil Ergin’i öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan Ali Bağcı, yargılama sonunda müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Cinayeti azmettirdiği ileri sürülen dayısı ve babası A.Ö. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.



17 yıl yattığı cezaevinden izinli olarak çıktı, davul zurna eşliğinde konvoyla karşılandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.