GÜNDEM - 06 Şubat 2024 Salı 08:24

6 Şubat depreminde birçok insana umut olan Burdur İtfaiyesi deprem şehitlerini unutmadı

A
A
A
6 Şubat depreminde birçok insana umut olan Burdur İtfaiyesi deprem şehitlerini unutmadı

6 Şubat depreminin birinci yılında depremin ilk saatlerinde yola çıkarak birçok depremzedenin kurtarılmasını sağlayan Burdur İtfaiyesi personelleri saat 04.17’yi gösterdiğinde Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkisi altına alan asrın felaketinde hayatını kaybedenleri andı.



Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendirilen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki 6 Şubat depreminin birinci yılında ülkenin birçok yerinde hayatını kaybeden vatandaşlar anıldı. Depremin ilk dakikalarında hazırlıklarını tamamlayarak yardım için yola koyulan ve ilk olarak Kahramanmaraş’ta bulunan ve depremin simgesi haline gelen yaklaşık 7 bin kişinin yaşadığı ve depremde birçok kişinin enkaz altında kaldığı Ebrar Sitesi’nde görev alan Burdur İtfaiyesi de depremzedeleri unutmayarak İtfaiye Müdürlüğü önünde anma töreni gerçekleştirdi. Soğuk havaya rağmen toplanan bütün itfaiye personeli saatler 04.17’yi gösterdiğinde siren çalarak 2 dakika saygı duruşunda bulunup hayatını kaybeden depremzedeleri andılar.



Depremin ilk anında personelleri toparlayarak yardım için yola koyulan İtfaiye Müdürü Mehmet Ali Ballak deprem için yola çıktıkları andan itibaren yaşadıklarını anlattığı konuşmasında; “Bugün yaşadığımız büyük felaketin birinci yıl dönümü. Bir yıl olsa da acılar ilk günkü kadar taze. Olay gecesi Türkiye İtfaiyeciler Birliği internet tabanlı mesajlaşma programı grubundan sürekli mesaj sesiyle uyandık. Kayseri İtfaiyeciler Derneği başkanı deprem olduğunu söyledi. Sivas İtfaiye müdürü aynı şeyi söyledi, Konya İtfaiye müdürü aynı şeyi söyledi. Büyük bir yerde deprem olduğunu anladık ama nerde olduğunu bilmiyorduk. Saat 04.40 gibi Malatya İtfaiye Daire Başkanlığımızın sesli mesajını aldık. Dedi ki ‘yıkıldık’, itfaiye ulaşmaya çalışıyor, her yer karanlık ama ulaşan yok, bize yardıma gelin” diye. Tam o sırada Belediye Başkanımız aradı. Dedi ki ’Mehmet Ali Deprem olmuş’, ‘Başkanım haberim var ama nerede olduğunu anlamaya çalışıyorum’ dedim. Ekibi toparla hemen yola çık en azından siz yoldayken güzergahınız belli olur, olay da tam netleşir” dedi. Biz saat 05.30 gibi buradan arama kurtarma ekibimizle birlikte yola çıktık. Tabi yoldayken ne olduğunu anlamıyorduk. Gazipaşa’ya ulaştığımız zaman Hatay’ın yıkıldığını öğrendik. Biraz daha gittik Adıyaman’ın yıkıldığını öğrendik. Maraş’ın yıkıldığını öğrendik. Daha da ileri gittik 11 ilde felaketin olduğunu gördük. Biz Mersin sınırlarına ulaştığımızda istikametimiz o zaman belli oldu. Belediye Başkanımız Maraş’a devam edin dedi. Ekip arkadaşlarımızla yolda gelirken dedik ki ‘biz uzak yoldan geliyoruz. Şu an insanlar kurtarılmıştır. O ümitle gidiyorduk. Maraş koordinasyon merkezine ulaştığımızda oradaki görevli ‘Arama kurtarma ekibi misiniz?’ diye sordu ‘evet’ dedik. Ekipmanımızın olup olmadığını sordu bizde var olduğunu söyleyince ‘ilk defa düzgün bir ekip geldi’ cevabını verdi. Orada hepimiz yığıldık kaldık aslında.” şeklinde konuştu.



“Kurtardığımız her canlı da tekrar doğuyorduk, her aldığımız cenazede tekrar ölüyorduk”



Kahramanmaraş’ta depremin simgesi haline gelen Ebrar sitesine yönlendirildiklerini ve karşılaştıkları manzara karşısında durumun vehametini anladıklarını dile getiren İtfaiye Müdürü Ballak; “Bizi Ebrar sitesine gönderdiler. Koordinasyon merkezinde beyaz bir muşamba vardı, üzerinde yıkılan binaların isimleri vardı. Ama karşılarında ekip sayısı yok denecek kadar azdı. Ebrar Sitesini Burdur İtfaiye müdürlüğü olarak bizi yönlendirdiler. Tabi biz bilmiyorduk ki Ebrar Sitesi’nin yaklaşık 7 bin insanın yaşadığı büyük bir site olduğunu. Gittik tamamen yıkılmış. İlk arabayı konumlandırdığımız alanda bir çocuk sesi aldık. Orada yarım saat içerisinde Kumsal bebeği hayat bağladık. Birkaç gün geçtikten sonra artık canlı alamıyorduk. Bu hepimizin moralini bozuyordu. Çünkü her kurtardığımız canlı da biz tekrar doğuyorduk ama her aldığımız cenazede biz tekrar ölüyorduk. Üç gün boyunca yemek, uyku, su hiçbir şey düşünmeden canla başla çalıştık. Kurtarabildiklerimizi kurtardık, kurtaramadıklarımızı siyah torbalarda yakınlarına teslim ettik.


Depremin altıncı, yedinci gününde şunu anladık ki cenazelerini bile teslim alan insanların yüzlerindeki sevinç tebessümlerini gördük. Bu bile çok acıydı. Enkaz başında bekleyen insanlar. Deprem bölgesinde ayağında ayakkabıyla gördüğümüz depremzedelere diyorduk ki ‘ne kadar şanslılar en azından ayakkabılarıyla çıkmışlar.’ Üzerinde battaniye olanlar daha şanslıydı. Çok yoğun bir yağmur vardı ama insanların sığınacakları kapalı bir alan yoktu. Çünkü sürekli artçılar oluyordu.” dedi.



Koskoca bir kent, çaresiz insanlar, dağılmış hayatlar yakınını kaybetmiş insanlar



Kurtardıkları insanlarla bir bağ kurduklarını söyleyen Mehmet Ali Ballak; “Bir anne kız daha önce kurtarılmıştı. Babalarını kurtarmak bize nasip oldu. Yaklaşık 10 metre yatay tünel açarak kurtardık. Baba biz ’Diğer oğlum burada eğer oğlumu kurtaracaksanız beni öyle çıkarın buradan’ dedi. Ona oğlunu da kurtaracağımıza dair söz verdik. Hatta ambulanstaki hali hiç gözümün önünden gitmiyor. Ali çavuşun elinden tuttu, ’Ali sana güveniyorum, beni kurtardığınız gibi oğlumu da kurtaracaksınız’ dedi. Ama oğlunu kurtaramadık çünkü ulaşılması çok zor bir yerdeydi. Depremden yaklaşık bir ay sonra o baba bana telefonla ulaştı. Normalde benim onu teselli etmem gerekiyordu ama o beni teselli etti. ’Beni eşimi kızımı hayata bağladınız’ dedi. Orada tekrar normal hayata dönebilir miyiz diye düşünüyorduk enkazda. Çünkü yıkılmış koskoca bir kent, çaresiz insanlar, dağılmış hayatlar yakınını kaybetmiş insanlar vardı ama işte zaman insana her şeyi unutturuyor aslında ama unutulmuyor. Herkesin içinde, tüm arama kurtarma ekibinin, tüm ülke vatandaşlarının içerisinde aynı dün gibi, 15 dakika öncesi gibi bu acı duruyor. Milletimizin başı sap olsun. Geride kalanlara Allah sabır versin. Hastalarımıza acil şifalar versin, Rabbim bu acıyı bir daha kimseye yaşatmasın.” sözlerini sarf etti.



Diş Hekimi olan kızının atamasından dolayı gittiği Hatay’da kızını yerleştirdiği evde oturdukları ikinci günde depreme yakalanan ve 2 saat sonra enkaz içerisinden kaldırılan Burdur Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Enver Gürses o anda yaşadıklarını anlatarak; “Öncelikle milletimizin başı sağ olsun. Kalanlara Rabbim acil şifalar versin. Büyük bir afetti. O bir buçuk dakika hiç bitmeyecek gibi gelmişti. İnsan o deprem esnasında deprem üçgeni yapın derler ya o anda heyecanla hiçbir şey yapamıyorlar. Biz çocuklarımla üçümüz aynı odada yattığımız halde birbirimizi yakalayamadık. Deprem bize o kadar uzun geldi ki hiç bitmeyecek diye düşündük. Bizim bulunduğumuz apartman 9 katlıydı, yeni yapılmış bir binaydı. Ama biz 5’inci katta oturuyorduk deprem bittikten sonra bir baktık 2’nci kata inmişiz. Altımızdaki 3 kat çöktü ve insanlar orada vefat ettiler. Dışardakiler bağırıyordu ’Sesimi duyan var mı?’ diye ama kimse kimsenin sesini maalesef duyamadı o esnada. Çünkü herkesin evi yıkılmıştı, herkes kendi canını kurtarmaya çalışıyordu. Biz 2 saat sonra kendi imkanlarımızla enkaz altından çıkabildik. O esnada Türkiye’nin 11 vilayeti neredeyse tamamen göçmüştü. Kimsenin kimseye yardım edebilme şansı yoktu. Allah’ım bu afetleri bir daha kimseye yaşatmasın. Deprem bittikten sonra yaralı insanlar enkaz altından çıkıyor, ambulansların biri gidiyor diğeri geliyordu. O gün akşamüstü askerler gelip çadır kurdular. O gün de çok şiddetli bir yağış vardı ki sanki gök yarılıyordu. Daha sonra bizi çadırlara aldılar ama çadırların içi de soğuktu. İnsanlar, çocuklar aç olduğundan bu sefer marketleri yağmalamaya başladılar mecbur kaldıkları için. Aradan bir yıl geçti ama ben hala o anların etkisindeyim. Sosyal medyada veya televizyonda o olayı duyduğum zaman duygulanıp ağlarım. O acı içimizden çıkmadı.” dedi.




6 Şubat depreminde birçok insana umut olan Burdur İtfaiyesi deprem şehitlerini unutmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Milas Veteriner Fakültesi 17 Üniversiteden 250 öğrenciyi ağırladı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi ev sahipliğinde, IVSA Muğla tarafından düzenlenen VETWISE’26 I. Ulusal Öğrenci Kongresi, MSKÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. 28-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen kongre, IVSA Muğla’nın ilk ulusal öğrenci kongresi olma özelliğini taşıdı. Türkiye’nin 17 üniversitesinden gelen veteriner fakültesi öğrencilerini buluşturan kongre; ‘Muğla Gençlik Yılı’ vizyonu ve Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında önemli bir bilimsel platform oluşturdu. Cerrahi, dahiliye, yaban hayatı, sucul hayvan hastalıkları, arıcılık, klinik uygulamalar ve sektör buluşmalarını kapsayan oturumlar ve workshoplar düzenlendi. Açılışta konuşan MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, kongrenin yalnızca bir öğrenci etkinliği değil, gençlerin bilimsel üretim ve mesleki gelişime katılımını gösteren önemli bir organizasyon olduğunu vurguladı. Etkinliğin, öğrencilerin akademi ve sektörle doğrudan temas kurmasına katkı sağladığını belirtti. Milas Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artay Yağcı ise veteriner hekimliğin hayvan sağlığının ötesinde insan sağlığı, çevre, gıda güvenliği ve biyoteknolojiyle doğrudan ilişkili geniş bir alan olduğunu ifade etti. Tek sağlık yaklaşımının önemine dikkat çeken Yağcı, gelecekte salgın hastalıklarla mücadelede ve ekosistemin korunmasında veteriner hekimlerin kritik rol üstleneceğini belirtti. Muğla’nın arıcılık, çam balı, su ürünleri ve hayvancılık açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yağcı, iklim değişikliği ve hastalıklar gibi sorunlara bilimsel çözümler üretilmesi gerektiğini söyledi. Kongrenin, teorik bilginin ötesinde tartışma ortamı sunacağını ifade etti. IVSA Muğla Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Sürsal Şimşek de kongrenin Dünya Veteriner Hekimler Günü ile aynı dönemde düzenlenmesinin anlamına dikkat çekti. Veteriner hekimliğin zoonozlardan gıda güvenliğine kadar geniş bir sorumluluk alanına sahip olduğunu belirterek, mesleğin Tek Sağlık yaklaşımındaki temel rolünü vurguladı. Farklı üniversitelerden öğrencilerin bir araya gelmesinin mesleki dayanışma açısından önemli olduğunu ifade eden Şimşek, kongrenin bilim, iş birliği ve gençlik enerjisini buluşturan bir platform olduğunu söyledi. Organizasyona katkı sağlayan tüm paydaşlara teşekkür etti. Üç gün süren kongreye, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin yanı sıra Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Muğla İl Tarım Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Muğla Valiliği Proje Koordinatörü Dr. Ahmet Esen, Muğla Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Öztürk, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Kültür Spor Daire Başkanı Şamil Türkay Aktürk katıldılar. Kongre boyunca gerçekleşen oturumlar ve uygulamalı workshoplar ile öğrencilerin bilimsel vizyonunun güçlendirmesi ve mesleki farkındalıklarının artması hedeflendi.
İzmir Aliağa’da 1 Mayıs kutlandı Aliağa’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, yağmurlu havaya rağmen yoğun katılımla kutlandı. Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu tarafından organize edilen kutlamalarda Aliağa Petrol İş Sendikası önünde bir araya gelen işçiler, sendikalar, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları, Atatürk Caddesi’nden Barbaros ve İstiklal caddelerini takip ederek Demokrasi Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüş sırasında ellerinde flama, bayrak ve afişler taşıyan işçilere vatandaşlar evlerinin balkonlarından, esnaflar iş yerlerinin önünden alkışlarıyla destek verdi. Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen programda konuşan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, "Alın teri dökerek bu ülkenin tüm değerlerini ve tüm güzelliklerini üretenler; işçiler, memurlar, emekliler, işsizler, kadınlar, gençler, küçük esnaf ve emeğin en yüce değer olduğuna inananlar, insanca bir yaşam ve güzel bir gelecek isteyenler, eşitlikten ve adaletten yana olanlar, 1 Mayıs İşçi Bayramı, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun. Bugün burada sömürünün, açlığın, yoksulluğun ve baskının olmadığı, insanca bir dünya özlemiyle bir araya geldik. İş yerlerinde insan onuruna yakışır çalışma şartlarını savunmak için burada toplandık. Dünyada savaş ve yıkım devam ediyor. Emperyalist ABD ve siyonist İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan’dan sonra şimdi İran’a saldırıyor. Tekellerin kârları için halkların geleceğini karartıyorlar, enerji kaynaklarına el koymaya çalışıyorlar. Akan kan ve gözyaşını umursadıkları yok. Bölgemizde emperyalist saldırıları lanetliyoruz. Emekçiler olarak barıştan taraf olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. O nedenle sadece ülkemizde değil, dünyadaki tüm emekçiler gibi bugün sömürü ve zulme karşı sesimizi burada, Ege’nin en önemli işçi kenti olan Aliağa’da yükseltiyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmasında kıdem tazminatı hakkının korunması gerektiğini vurgulayan Toptan, "Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi" ile ilgili girişimlere karşı duracaklarını ifade etti. Çocuk işçiliği, iş cinayetleri ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellere de değinen Toptan, güvenli ve güvenceli çalışma ortamı talep ettiklerini sözlerine ekledi. Basın açıklamasının ardından halaylar çeken işçiler, daha sonra olaysız şekilde dağıldı.
Mersin Akdeniz’de ikinci ’Bilgi Limanı Kütüphanesi’ hizmete girdi Mersin’in Akdeniz ilçesinde hayata geçirilen ’Akdeniz Bilgi Limanı Kütüphaneleri’ projesi kapsamında ikinci kütüphane hizmete açıldı. Millet Bahçesi Sahil Etabında, doğa ve denizin iç içe geçtiği konumda inşa edilen Dr. Ali Rıza Ongun Kütüphanesi, modern yapısı ve sunduğu imkanlarla öğrencileri ağırlamaya başladı. Akdeniz Kaymakamlığı, Akdeniz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Akdeniz Belediyesi iş birliğinde kente kazandırılan kafe kütüphane, yalnızca kitap okuma alanı olmanın ötesine geçerek sosyal bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Gençler, sessiz ve güvenli bir ortamda ders çalışırken aynı zamanda kafe konseptiyle sunulan hizmetlerden de faydalanabiliyor. Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, kütüphaneyi ziyaret ederek öğrencilerle bir araya geldi. Projenin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü belirten Şener, "Akdeniz’de eksikliğini hissettiğimiz kafe kütüphane konseptinin ne kadar doğru bir yatırım olduğunu gördük. Bu alanlar sadece ilçemize değil, tüm Mersin’e hizmet eden, gençlerimizin huzur içinde ders çalışabilecekleri modern merkezler haline geldi" dedi. İlk kafe kütüphanenin Turgut Reis Mahallesi’nde açıldığını ve yoğun ilgi gördüğünü hatırlatan Şener, "Bugün denize sıfır konumda ikinci kütüphanemizi hizmete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Gençlerimiz burada hem deniz manzarası eşliğinde vakit geçirecek hem de derslerine odaklanabilecek. Üçüncü kafe kütüphanemizin de proje çalışmalarına başladık" ifadelerini kullandı. Kütüphane kompleksinde yer alan atölye alanlarında ise öğrenciler, rehber öğretmenler eşliğinde kişisel gelişim ve motivasyon etkinliklerine katılabiliyor. Bu sayede gençler hem sınav stresinden uzaklaşıyor hem de sosyal faaliyetlere katılma imkanı buluyor. Mersin’in eğitim altyapısına katkı sunan Akdeniz Bilgi Limanı Kütüphaneleri, haftanın her günü öğrencilere ve kitapseverlere hizmet veriyor.