EKONOMİ - 26 Mayıs 2024 Pazar 13:08

Burdur’a adaçayları çiçek açtı, tarlalar mora büründü

A
A
A
Burdur’a adaçayları çiçek açtı, tarlalar mora büründü

Doğal şifa kaynaklarından biri olan ve ilk baharın gelmesiyle birlikte şahlanan adaçayları çiçek açmaya başladı. Burdur’da Lavanta Deresi’ne dikilen adaçaylarının çiçek açmasıyla birlikte tarlalar mora büründü. Litresi 1000 ile 1500 TL arasında satışa sürülen adaçaylarına ise ilgi büyük.


Burdur’da 2005 yılında Burdur Gölü’nü kurtarmak amacıyla başlatılan Lisinia Projesi çerçevesinde tarlalara mısır ve yoncaya göre daha az su tüketen gül, lavanta ve adaçayı gibi bitkiler dikilmişti. Böylelikle susuz tarım faaliyetleri gerçekleştirilerek göl ve yer altı içme sularının daha az kullanımı sağlanıyor. Burdur’un Yeşilova ilçesi Akçaköy’de bulunan Lavanta Deresi olarak adlandırılan bölgede yaklaşık 900 dekar alana dikilen adaçayları iklim değişikliği nedeniyle erken çiçek açınca tarlalar mora büründü. Salda Gölü ile Burdur Gölü’nü birbirine bağlayan Lavanta ve gül yolu üzerinde bulunan tarlalar aynı zamanda eko turizme de büyük katkı sağlıyor. Temmuz ile Ekim arasındaki hasat edilen adaçayının hem kurusu hem de yağı farklı alanlarda kullanıldığı için büyük ilgi görüyor. Adaçayı yağının kilosu geçtiğimiz yıl 1000 ile 1500 TL arasında satılırken üreticiler bu seneki fiyatların daha da artacağını düşünüyor.


Susuz tarım projesi ile birlikte bölgeye adaçayı dikerek eko turizmin canlanmasına öncülük edenlerden biri olan Lisinia Doğa Projesi kurucusu Veteriner Öztürk Sarıca; “2005’te başladığımız Lisinia Projesi çerçevesinde özellikle Burdur Gölü’nü ve gelecek nesillerin içme sularının kurtarılması noktasında yaptığımız çalışmalarla birlikte Akçaköy’de adaçayı tarımına başladık. Adaçayı hiç su tüketmeden yetişebilen bir bitki. Aynı zamanda uluslararası piyasada ciddi anlamda ülkemize döviz kazandırabilen bir bitki. Adaçayının hem kurusu hem de yağı uluslararası piyasalarda ve Türkiye’de satılabiliyor. Yaklaşık 900 dekarlık alanda biz adaçayı üretimi yapıyoruz. Bu yıl iklimsel koşulların birazcık değişmesi ile birlikte adaçayları da biraz erken açmış durumda. Tabii ki lavantadan sonra en ciddi mor görüntüyü biz adaçayında gördük. Uçsuz bucaksız adaçayı bahçelerinde şu an hem eko turizme adaçayı bahçelerini kazandırmış durumdayız hem de insanların gelip de görebileceği ve rahatlayabileceği o mor görüntüyü adaçaylarında yakalayabilme durumları var.” şeklinde konuştu.


Birçok hastalığa karşı doğal çözüm yolu


Adaçayının birçok hastalığa iyi geldiğini bu yüzden de çok fazla tercih edildiğini de dile getiren Öztürk Sarıca; “Adaçayı özellikle mide ağrılarında, Helikobakter Plori’nin sebep olduğu gastritlerde çok etkili. Diğer taraftan Staphylococcus Aureus’un sebep olduğu diğer hastalıklarda da çok etkili. Bunun yanında sindirim sistemi problemlerinde, özellikle gaz problemlerinde, çocukların gaz problemlerinde çok ciddi anlamda adaçayı kullanılabiliyor. Bunun yanında adaçayı sadece antimikrobiyal olarak bakterileri öldürmüyor. Bunun yanında mantarlarda ve birçok virüse karşı da etkili. Dolayısıyla hayatımızın her noktasında adaçayı kullanma şansımız var. Özellikle geçmeyen boğaz ağrılarında, Streptokok dediğimiz antibiyotiklere karşı dirençli olan bakterileri de öldürme durumu var.” dedi.


Susuz yetişiyor, bin ile bin 500 TL arasında satılıyor


Adaçayının yüksek kesimlerde susuz yetiştiğini ve litre fiyatının bin ile bin 500 TL arasında değiştiğini de belirten Sarıca; “Adaçayı 800 ile 900 arasındaki rakamlarda damlama sulama sistemiyle yetişebiliyor, onun üzerindeki rakımlarda ise susuz olarak yetiştirilebiliyor. Şu an biz Akçaköy Lavanta Deresi’nde yaklaşık 900 dekarlık adaçayı bahçelerimizde, tarlalarımızda hiç su kullanmadan bu üretim yapabiliyoruz. Adaçayı hasadı temmuz ayında başlayıp ekim ayı sonun kadar devam ediyor. Uzun bir hasat dönemi var. Yani belirli bir ayda hasadını yapmak zorunda değilsiniz. Hasadı gelen tarlaları zamanında işleyebilme şansınız var. Adaçayının hem kurusu hem de yağı değerlendirildiği için bu süreçte gelen taleplere göre ister yağını çıkartabiliyorsunuz ya da kurusunu yapıp iç piyasaya ve uluslararası piyasaya satabiliyorsunuz. Ada çayının geçen yılki litre fiyatı 1000 TL ise 1500 TL arasındaydı. Tabii ki bu yılki fiyatlar henüz daha ürün çıkmadığı için açıklanmış değil ama zannediyorum daha cazip fiyatlara doğru gelişecek.” sözlerini sarf etti.


Hasat ettikleri adaçaylarını farklı alanlarda kullandıklarını söyleyen Öztürk Sarıca; “Adaçayını hasat ettikten sonra büyük bir kısmını Lisinia proje alanındaki distilasyon tesislerimizde yağını çıkartıyoruz. Yağını çıkarttıktan sonra bu hem yağ olarak satılabiliyor hem de burada eko turizme gelen kişiler tarafından 10’ar gramlık şişelerde satış yapılıyor. Bunun yanında kozmetik alanda veya yağ karışımlarında burada işlemlerden geçtikten sonra satışa sunuluyor.” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Karnında 8 kiloluk böbrekle yaşayan hasta, 30 dakikalık ameliyatla sağlığına kavuştu Gaziantep’te yaşayan genetik polikistik böbrek hastası Mustafa Doğan, giderek büyümeye devam eden ve 8 kiloyu aşan böbreğinden Gaziantep Şehir Hastanesi’nde yapılan 30 dakikalık ameliyatla kurtuldu. Ameliyat sonrası karnındaki yükten ve şişlikten kurtulan Doğan, "Şu an kuş gibi rahatladım, doktorlarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi. Gaziantep’te yaşayan 61 yaşındaki Mustafa Doğan, yıllardır genetik polikistik böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Hastalığı nedeniyle işlevini yerine getiremeyen böbrek 50 santim büyüklüğünü ve 8 kilo ağırlığını aşmaya başladı. Karnındaki şişlik ve ağırlık giderek artan, diğer organları da tehlikeye giren Mustafa Doğan, son olarak Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Doğan, hastanede Nefroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tuncay ile Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından muayene edildi. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından riskli bir ameliyatla 50 santim büyüklüğünü ve 8 kilo ağırlığını aşan böbreğin alınmasına karar verildi. Ameliyata alınan Doğan, yaklaşık 30 dakika süren operasyonun ardından karnındaki şişlik ve yükten kurtularak kısa sürede sağlığına kavuştu. Doğan’ın, nakil olana kadar diyalize girmeye devam edeceği öğrenildi. "Böbreği çok büyüten, tamamını kistlerle dolduran ilginç bir hastalık" Yapılan operasyonla ilgili bilgi veren Nefroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tuncay, "Genetik Polikistik böbrek hastalığı dediğimiz bir böbrek hastalığı var. Bu hastalık böbrek yetmezliğinin en önemli sebeplerinden biri. Bu hastalık genetik bir sebep nedeniyle böbreği çok büyüten, tamamını kistlerle dolduran ilginç bir hastalık. Erken tanıda tedavi edilebilir ama gecikme durumunda diyaliz tedavisi kaçınılmaz oluyor. Böbrek çok büyük olduğu ve riskli olduğu için bu tür operasyonları yapan hekim ve merkez sayısı az. Biz de muayeneden sonra hastamıza böbreği çıkarmayı teklif ettik. Yücel hocamızın operasyonu gayet başarılı geçti. Ameliyat çok kısa sürdü ve hastamızın karnından yaklaşık 50 santim uzunluğunda, 8 kilo ağırlığında bir böbrek çıkardık. Sonrasında da hastamızda ciddi bir rahatlama sağladık. Bu operasyon hastamızı rahatlatmakla beraber hemodiyalizden kurtarmayacak ama gelecekte nakil tedavisi için büyük bir fırsat sunacak" dedi. "Ameliyatımız 20-25 dakika sürdü, bu kadar büyük bir böbrek için bu çok iyi bir süre" Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel ise operasyonun çok kısa sürdüğünü belirterek, "Hastamız polikistik böbrek hastası. Bu hastalıkta böbrekler normalden çok daha fazla büyüyor. Bu hastamızda da 50 santim uzunluğuna kadar gelmişti. Böbrek bu kadar büyüyünce diğer organlara da bası yapıyordu. Hastanın nefes almasını dahi engelliyor, bağırsak alışkanlıklarını, beslenmesini bozuyordu. Bizim ameliyatımız 20-25 dakika sürdü. Bu kadar büyük bir böbrek için bu çok iyi bir süre. Yılların verdiği tecrübe ve hastanemizin sunduğu imkanlar sayesinde bu operasyonu yaptık. Hastamızın durumu gayet iyi" şeklinde konuştu. "Kendimi kuş gibi hafif hissediyorum" Yıllar sonra karnındaki şişlik ve ağırlıktan kurtulduğunu söyleyen Mustafa Doğan da, "Ben yıllardır böbrek hastasıyım. Ameliyat sonrası kendimi kuş gibi hafif hissediyorum. Daha önce nefes alamazdım, yürüyemezdim. Böbrek diğer organlarımıza baskı yapardı. Karnımda 8 kiloluk böbrek vardı. Yani yıllardır hamile bir kadın gibi şişliğim vardı. Doktorlarımız ve hastanemize teşekkür ediyorum. Yani normal bir böbrek yarım kilo bile yoktur ama benimki 8 kiloyu aşmıştı. Yürürken, eğilirken, doğrulurken, lavaboya giderken çok zorlanırdım. Şimdi daha iyiyim" diye konuştu.
Adana Eski polisin katil zanlısı yakalandı Adana’da restoran işletmecisi ve eski polis Ergün Karakaya’nın hayatını kaybettiği, ipotekli iş yeri devrinden kaynaklanan alacak-verecek kavgasına ilişkin soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı. Olayın ardından gözaltına alınan şüphelilerden 9’u tutuklandı. Olay, 5 Nisan günü saat 01.30 sıralarında Seyhan ilçesine bağlı Dumlupınar Mahallesi Ahmet Güven Kaypak Caddesi bulunan oto kiralama dükkanında meydana geldi. İddiaya göre, restoran işletmecisi ve eski polis olan Ergün Karakaya (40), kardeşi Eray Karakaya (32) ve kuzeni Tuğrul Karakaya (27) ile birlikte kendisine borcu olan Fırat Bozkır’ın (30) iş yerine gitti. Yaklaşık 3 milyon TL alacağı olduğu öne sürülen Ergün Karakaya, borcuna karşılık Fırat Bozkır’dan bir iş yerini aldı. Ancak iş yerinin ipotekli çıkmasından dolayı devri alamayan Ergün Karakaya ve Fırat Bozkır arasında tartışma yaşandı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavgaya Karakaya’nın yakınları ve Bozkır’ın tanıdığı 12 kişi karıştı. Fırat Bozkır’ın yanındaki Şaban Bozurttan (39) tabanca ile ateş açmaya başladı. Ergün Karakaya da karşılık verdi. Göğsünden vurulan Ergün Karakaya hayatını kaybederken 5 kişi de yaralandı. Adana Emniyet Müdürlüğüne Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kavgaya karışan 16 kişiyi gözaltına aldı. Şaban Bozkurttan ise yurt dışına kaçmak üzere Gaziantep’e giderken otoyolda kıskıvrak yakalandı. Emniyetteki sorgusunda Fırat Bozkır’ın, "Borcuma karşılık iş yerini devrettim. İpoteği kaldıracağımı söyledim. Ancak Ergün baskı yapmaya devam etti" dediği, cinayeti işleyen Şaban Bozkurttan’ın ise, "İş yerinde otururken Ergün bağırıp, tabancasını çıkardı. Ben de kendimizi korumak için rastgele ateş ettim" dediği öğrenildi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Eray Karakaya, Tuğrul Karakaya, Şaban Bozkurttan ve Fırat Bozkır’ın da aralarında bulunduğu 9 kişi tutuklandı. Diğer 7 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
İstanbul Küresel iş birliği ile mezunlara uluslararası kariyer fırsatı İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Muhasebe ve Finans Yönetimi Bölümü, dünyanın en prestijli muhasebe topluluğu olan ACCA ile iş birliği sözleşmesi imzalayarak küresel akreditasyona sahip üniversiteler arasına katıldı. İstanbul Arel Üniversitesi ile ACCA (Association of Chartered Certified Accountants) arasında imzalanan protokol çerçevesinde, Muhasebe ve Finans Yönetimi Bölümü mezunları, 180 ülkede geçerli olan ACCA sertifikasyon sürecindeki temel sınavların üçte birinden muaf tutulacak. Mezunlara 180 ülkede kariyer fırsatı Rektör Prof. Dr. Ersin Göse ve ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sir tarafından imzalanan işbirliği sözleşmesi, öğrencilere dünya çapında kariyer kapılarını aralıyor. Yapılan iş birliği sayesinde, Arel Üniversitesi Muhasebe ve Finans Yönetimi Bölümü mezunları, 13 adet olan ACCA sınavlarının 4’ünden (yaklaşık 1/3) muaf sayılacaklar. Bu muafiyet hakkı, akredite müfredat kapsamında 2030 yılı sonuna kadar geçerli olacak. Ayrıca, bölüme bakılmaksızın tüm Arel Üniversitesi öğrencileri, ACCA’nın sertifikasyon süreçlerindeki web sitesi kayıt ücretlerinde özel indirim avantajlarından yararlanabilecek. "Öğrencilerimiz mezun olmadan sektörden talep görüyor" Muhasebe ve Finans Bölümü Başkanı Dr. Yasemin Acar Uğurlu, iş birliğinin İstanbul Finans Merkezi’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli sermayeye katkı sunacağını belirterek, "Öğrencilerimizin küresel bir marka olmaları için çalışıyoruz" dedi. İktisadi ve İdari Bilimler Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Cüneyt Dirican ise müfredatın yapay zekâyla rekabet edebilecek düzeyde olduğunu vurgulayarak, "Yönetim, finans, muhasebe simülasyonları, TÜBİTAK projeleri ve Erasmus imkânlarıyla öğrencilerimizi iş deneyimli mezunlar olarak yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Akreditasyon süreçlerini titizlikle inceliyoruz" ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sir, 1904’ten bu yana dünyanın en köklü ve en büyük muhasebe topluluğu olan ACCA’nın küresel birikimini Türk akademisi ile buluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Dünyadaki başarılı modelleri Türkiye’ye entegre etmek için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Sir, akreditasyon süreçlerinin titizlikle Londra merkezde incelendiğini ifade etti.