ASAYİŞ - 21 Nisan 2025 Pazartesi 14:00

Burdur’da arabasının önünü kesip halasının oğlunu öldüren genç ve eşi için ağırlaştırılmış müebbet ceza talebi

A
A
A
Burdur’da arabasının önünü kesip halasının oğlunu öldüren genç ve eşi için ağırlaştırılmış müebbet ceza talebi

Burdur’un Bucak ilçesinde, halasının oğlunun aracının önünü kesip tüfekle öldüren, araçta bulunan diğer 2 kişiyi de yaralayan şahıs ile eşi hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. Onur A. ifadesinde, o gün Beytullah Soylu’nun önce kendi aracının önünü kestiğini, olay yerinden ayrıldıktan sonra çadıra giderek tüfeği aldığını ve Beytullah’ın aracının önünü kesip korkutmak amacıyla ateş ettiğini, öldürme kastı bulunmadığını ve pişman olduğunu iddia etti. Olayla ilgili tutuklu yargılanan iki sanık hakkında "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "olası kasıtla yaralama" suçundan ise ayrı ayrı 1,5 ile 4,5 yıl arası hapis cezası; tutuksuz yargılanan iki sanık hakkında ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.


Bir evde saklanırken yakalandı


Cinayetin ardından kaçan Onur A., polis ekipleri tarafından yapılan çalışmalar sonucunda suç aleti tüfek ile birlikte bir evde saklanırken yakalandı. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada, suç delillerini gizlediği ve Onur A.’nın saklanmasına yardım ettiği belirlenen babası Yaşar A. (48), eşi Şerife A. (21), arkadaşları Beytullah T. (34) ve Erkan A. (32) gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edilen şahıslardan Onur A. ve eşi Şerife A., Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanırken; arkadaşları Beytullah T. ve Erkan A. adli kontrol şartıyla, babası Yaşar A. ise serbest bırakıldı.


"Korkutmak istemiştim, öldürme kastım yoktu"


Katil zanlısı Onur A.’nın iddianamede yer alan savunmasında; "Olay günü arkadaşlarımla alkol aldık. Sonra Şerife’yle buluşacaktım. Yolda giderken Özcan Soylu ve Özkan A. aracımla önüm kesti, kaldırıma çıkıp oradan uzaklaştım. Adliyeye kadar beni takip ettiler, sonra peşimi bıraktılar. Yanımdaki arkadaşlarımdan İbrahim’i eski İmam Hatip civarında, diğerlerini ise bir benzinlik yakınında bıraktım. Şerife’yi arayıp buluşmak istedim. Aynı zamanda Erkan A.’yı da aradım. Ona "Kuzenlerim beni sıkıştırdı, aracıma çarpmaya çalıştılar" dedim. Erkan da Şerife’yi Turbo yoluna getirdi, orada aracıma aldım. Erkan’a alkol alması için para verdim. Sonra Şehitler Mezarlığı üst tarafına gittik, birlikte alkol aldık. Tuvalet ihtiyacım için Şerife’yle arabaya binip Hacı Sarılar Mezarlığı yanındaki camiye gittik. Camiden çıktıktan sonra Özcan Soylu’nun babasını arayıp, oğlunun yaptıklarını anlatmak ve uzlaşmak istedim. Tam o sırada Beytullah Soylu’nun arabası tekrar yanımıza geldi, ben de hızlıca uzaklaştım. Çadıra gittim. Orada babama ait silahı aldım. Babam beni durdurmaya çalıştı ama dinlemedim. Yolda Beytullah’ın kullandığı aracı görünce, korkutmak için Şerife’nin yanındaki koltukta duran silahı kendim aldım ve aracın içinden, hedef gözetmeden iki el ateş ettim. Kafam eğikti, sadece korkutmak istedim. Silahı Şerife vermedi, ben kendim aldım. Toplamda beş mermi vardı, sadece iki kez ateş ettim, sonra devam etmedim. Daha sonra Şerife’yle birlikte çadıra döndük, Erkan da oradaydı. O bana "Ne oldu?" dedi, ben de "Vurdum herhalde" dedim. Silahı saklamaya çalıştım ama babam izin vermedi. Erkan, kendi aracını gösterip "bin arabaya" dedi. O sırada olaydan haberi yoktu. Erkan ve Şerife beni okulun yanına bıraktı. Sonra tekrar Erkan’ın evine gittim. Erkan’dan beni Beytullah T.’nin evine bırakmasını istedim, beni bıraktılar. Oradan montumu alıp tekrar okula döndüm, orada alkol içtim. Sonra yine Erkan’ın evine geçtim, Şerife de oradaydı. Şerife "kaçalım" dedi ama ben "teslim olalım" dedim. Tam kapıdan çıkarken polisler geldi, ben de teslim oldum. Şerife’nin dediği gibi Beytullah’tan bizi saklamasını istemedim. Kimseyi özellikle hedef almadım. Olay anlattığım gibi oldu, çok pişmanım. Bu insanların bana düşmanlığı, eşim Şerife’nin geçmişte Durmuş’la olan ilişkisi ve benim onları işledikleri bir suçtan ihbar etmem yüzündendi." dedi.


Şerife A.: "Silahı ben verdim, sık dedim"


Tutuklu yargılanan şüphelilerden Şerife A.’da iddianamedeki ifadesinde; "Ben Onur A.’nın eşiyim, aramızda boşanma davası var. Bir süre Erkan A.’nın yanında kalıyordum. Olay günü Onur’la görüşmek istedim, Erkan’la birlikte yanına gittik. Onur takip edildiğini söyleyip buluşmak istemedi ama ben ısrar ettim, onu takip ettik. Tepelik bir yerde Onur durdu, Erkan alkol aldı. Sonra Onur tuvalet ihtiyacı için camiye gitti, çıktıktan sonra üç kişiyle karşılaştık. Onur babasını arayıp takip edildiğini söyledi. Çadıra geçtik, Onur babasından silah istedi, vermeyince zorla aldı. Yolda giderken Beytullah Soylu’nun aracını gördük. Ben Onur’a "sık" dedim, silahı verdim, o da araca iki el ateş etti. Olay yerinden uzaklaştık. Daha sonra Erkan beni aldı. Onur da bizimleydi. Beytullah T., Onur’u sakladı. Bize de olayla alakamız yokmuş gibi davranmamızı söyledi. Polisler bizi aradı, ifademizi verdik. Onur’un vurduğu kişinin öldüğünü orada öğrendim. Sonrasında Onur’a durumu söyledim, ardından polis gelip Onur’u aldı." beyanında bulundu.


Diğer sanıklar suçlamaları reddetti


Tutuksuz yargılanan sanıklardan Erkan A., olaydan sonra Onur A. ile görüştüğünü ancak onun birini vurduğunu bilmediğini, polis çağırdıktan sonra olaydan haberdar olduğunu ve suçlamaları kabul etmediğini belirtti. Diğer tutuksuz sanık Beytullah T. ise Onur’un evine gelip kısa süre kaldığını, cinayete dair bir şey söylemediğini ve Onur’u evinde saklamadığını beyan etti.


Ağır ceza talepleri


İddianamede, tutuklu sanıklar Onur A. ve eşi Şerife A. hakkında Beytullah Soylu’ya yönelik eylemlerinden "kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası", Bekir Ö. ve Özcan S.’ye yönelik eylemlerinden dolayı da ayrı ayrı "olası kasıtla silahla yaralama" suçundan 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Tutuksuz yargılanan sanıklar Erkan A. ve Beytullah T. hakkında ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.


Sanıklar, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.


Olay geçmişi


22 Eylül 2024 tarihinde saat 20.00 sıralarında Burdur’un Bucak ilçesi Yunus Emre Mahallesi Yıldırım Caddesi ile 811 Sokak kesişiminde, aralarında daha önceden husumet bulunan halasının oğlu Beytullah Soylu’nun (24) kullandığı ve Durmuş S., Özcan S. (20) ile Bekir Ö.’nün (18) yolcu olarak bulunduğu 15 ACV 879 plakalı otomobilin önü, Onur A. (24) tarafından 07 AFZ 189 plakalı otomobil ile kesildi. Araç içerisinde oturduğu yerden Beytullah Soylu’nun aracına doğru tüfekle 2 el ateş eden Onur A., olay yerinden uzaklaştı. Açılan ateş sonucu göğsünden vurulan Beytullah Soylu bilincini kaybetti. Yokuş aşağı kayan otomobil, park halindeki başka bir araca çarparak durabildi. Araçta bulunan Bekir Ö. ve Özcan S. ise vücutlarının çeşitli yerlerine isabet eden saçmalarla yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar Bucak Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Durumu ağır olan Beytullah Soylu, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil, bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Zor bir haftayı geride bıraktıklarını dile getiren Özel, "Önce Şanlıurfa’da, bir gün sonra da Kahramanmaraş’ta okullarımızda yaşanan silahlı saldırılarla sarsıldık, kahrolduk. Halen daha bu travmanın etkisi altındayız. Grup toplantımızın en başında hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelere sabır diliyorum. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Böyle acılarla bir daha karşılaşmamayı ümit ediyorum" diye konuştu. "Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar" Antalya’da düzenlenen Diplomasi Forumu’nda konuşan ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın "Ortadoğu’da demokrasi işlemiyor. Yerine monarşi lazım. Güçlü liderler lazım" şeklindeki ifadesini eleştiren Özel, "Trump’ın yeni düzenini, dünya düzeni olarak dayatıyor. Artık Ortadoğu’da devlet dışı unsurlar yok, devletlere tabii olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun. Benim dediğim gibi yönetsin, benim çıkarlarımı onlar korusun’ dedikleri kukla lider modelini Türkiye’de söyleyip, kendi tercihlerini ve yönetim biçimini, yani Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar. Bu hadsiz daha önce de çıkıp ‘Trump, akıllı adam. Erdoğan’a onda olmayanı verdi. Her şeyi aldı. Daha da alacak’ diyordu. Bu konuşma yapıldığında Erdoğan, İstanbul’da Junior Trump ile konuşup, ‘Babanız randevu verirse, Boeing alacağım. Pahalı gaz alacağım. Nadir toprak elementlerinin hepsini ona vereceğim. Yeter ki bir randevuyu bana ayarlayın’ deyip, çocuktan baba için randevu istiyordu. Bunu deşifre ettik. Önce sustular. Tam inkar edeceklerdi, Trump doğruladı" şeklinde konuştu. "Herkes layığı ile sevdiği ile beraber" İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen Küresel İlerici Seferberlik toplantısı hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile birlikte dünyanın bütün demokratlarını, başta Avrupa’daki Sosyalist Enternasyonal ile İlerici İttifak ayrılığını ortadan kaldıran, PES çatısı altında birleştiren, Amerika’dan Brezilya’ya bütün demokratları davet eden ve küresel bir seferberlik ilan eden bir toplantıyı 1,5 yıllık bir uğraşın sonunda Barselona’da hayata geçirdik. Orada o toplantıya biz Barselona’dayken, İtalya Milano’da Avrupa’nın aşırı sağcıları tepki gösterdi. İslamofobik söylemlerin sahipleri, Türkiye düşmanları, yabancı düşmanları, her türlü aşırı sağı yapanlar dünyanın demokratlarına karşı orada toplanıp, bizim toplantıya laf ettiler. Türkiye’den de bizim toplantıya Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Sekreteri, sözcüleri laf ettiler. Herkes layığı ile beraber. Herkes sevdiği ile beraber. Herkes benzer hayaller kurduklarıyla beraber. Onlar Avrupa’nın aşırı sağıyla, onları destekleyen Trump’la, Trump’ın desteklediği Netanyahu ile aynı hattalar. Biz, Filistin Kurtuluş Örgütü’yle, Pedro Sanchez’le, Brezilya’da Lula’yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız ve birlikteyiz" dedi. "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırıları hakkında konuşan Özel, "Saldırılar maalesef münferit olaylar değil. Bu durum yıllardır biriken bir ihmalin, devletin eğitim ve sosyal politika alanlarındaki çöküşünün çok açık bir yansıması. Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi olarak söylüyoruz. Sorunları tespit ediyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Tüm anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en güçlü yönlerinden birinin milli eğitim politikaları olduğunu seçmenler de takdir ediyorlar. Bu konuda yapılan tüm çalışmaları büyük bir açıklıkla, toplumla, sendikalarla, veli dernekleriyle, okul aile birlikleriyle, siyasi partilerle, hatta iktidarla hem kamuoyu üzerinden hem de raporlarımızı açıkça paylaşarak çözüm önerilerini ifade ediyoruz. Okullardaki eğitimin kalitesi ile ilgili sıkıntılardan, atanmayan öğretmen sorunundan, okul yemeği ihtiyacından, hijyen sorunları, güvenlik açıklarına kadar hiçbir tanesi daha önce tespit edip, uyarıp, çözüm önermediğimiz alanlar değil. Eğitim ve okul meselesini hep siyaset üstü bir yerden aldık, konuştuk. Ancak bunların hiçbirini dert etmeyen bir iktidarla muhatabız" ifadelerini kullandı. "Evlatlarımızı günü gelince tam olarak ücretsiz okutacağız" İktidara geldiklerinde eğitimin ücretsiz olacağını belirten Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde ülkenin bütün okullarında üç kap sıcak yemek ücretsiz verilecek, sular kana kana ücretsiz içilecektir. Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda dışarıdan gelenlerin okulun güvenliğini tehdit etmesi ya da akran zorbalığı ile baş edilememesi gibi ya da hijyen sorunları gibi sorunlar olmayacak, evladını okula yollayan aklı okulda kalmayacak, okula giden hiçbir çocuk okulda yeni sorunlar edinerek ve dertlerle, tasalarla evine dönmeyecek, bu sistem her birimizin evladını eşit, ayrımsız ve günü gelince de tam olarak ücretsiz okutacaktır. Söz veriyoruz" dedi. "Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar" Türkiye’nin ilk defa gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi olduğunu kaydeden Özel, "Bunun içinde Avrupa Birliği’ne üye olan ülkeler olduğu gibi olmayan ülkeler de dahildir. Bir tarafta mutfak tüpüne özel tüketim vergisi ödeyenler, bir tarafta pırlanta koleksiyonuna tek kuruş özel tüketim vergisi ödemeyenler vardır. Bir tarafta 28 bin lira asgari ücretle bir ay geçinenler, diğer tarafta bu 28 bin lirayı bir öğlen yemeğinde ‘pos’tan çektirenler vardır. Bir tarafta ömür boyunca çalışsa bir ev alamayanlar, diğer tarafta tapuları üst üste konulduğunda boyunu aşanlar vardır. Bir yanda 12 maaşın üçünü gelir vergisi olarak ödeyen beyaz yakalılar, mavi yakalılar; diğer tarafta iktidar yakını olduğu için ödemesi kesinleşmiş vergileri sıfırlananlar ve vergileri silinerek kıyak çekilen yandaşlar vardır. Bir tarafta zengini, yandaşı koruyan bugünkü iktidar; öbür tarafta halkı için iktidara hazırlanan Cumhuriyet Halk Partililer vardır. Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar. Geçim falan kalmadı, yaşam mücadelesi veriyorlar. 17 milyon emekli var. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani eskiden 20 bin liraysa en düşük emekli maaşı, ortalama maaş 29 bin liraydı. 30 bin liraydı, 31 bin liraydı. Yüzde 50’nin hemen üstünde ya da altında oluyordu. Şimdi en düşük maaş 20 bin lira, kola kutusu gibi ezilmiş emekliler. Ortalama maaşları 23 bin lira" diye konuştu. "Adıgüzel hakkında hiçbir iddia, tek bir kanıt yok" Gazeteciler, sendikacılar ve siyasetçilerin cezalandırıldığını ifade eden Özel, "Bu rejim, hakkını arayan millete karşı ve çıkış yolu arayan siyasete karşı savaş açmış durumda. En son hedef Ataşehir Belediye Başkanımız olmuştur; Onursal Adıgüzel. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir evladı. Çocukluktan partide büyümüş, gençlik kollarında çalışmış, Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde görev almış, ön seçimle milletvekili olmuş, üç dönem görev yapmış. Kendi isteğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına inanıp, milletvekili adayı olmamış. ‘Kazanırsam yürütmede görev alırım’ demiş. Kazanamamışız, mücadeleye devam etmiş. Belediye başkan adayı olmuş. AK Parti’nin Kadıköy’den koparıp kendine ayırdığı Ataşehir’de aday gösterilip, yüzde 56 rekor oyla; hem de ittifaksız yüzde 56 ile başkan seçilmiş. Onursal’ın hak yemediğini, kimsenin hakkını yedirmediğini bilmeyen yoktur. Dün sorgulandı kendisi. En son değil, aralarda bir yerde. Hiçbir iddia yok. Tek bir kanıt yok" ifadelerini kullandı. "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini" Ara seçimin bir anayasal zorunluluk olduğunu belirten Özel, "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini. Ki geçmişte de var örnekleri. Erken seçimin gelmesine vesile olsun. Anayasada açık hüküm var. Anayasa 78.’inci maddesinde ‘30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılır.’ İlk 30 ayda yapacaksan yüzde 5’lik boşluk aranır, sonra ara seçim yapılır’ şeklinde ifade var. Buradan çok net söylüyorum, çok net. Hatay bizce dolu, ama boş derseniz, orayı yine Can Atalay’la doldururuz. Afyon’da Kastamonu’da, Kırıkkale’de, Adıyaman’da, Kocaeli’nde ve İstanbul birinci bölgede, İstanbul’da iki, diğerlerinde birer tane milletvekilliği boştur. Şunu açıkça hatırlatırım ki; o boş olan yerlerde son seçimde AK Parti açık ara birinci partiydi. Adıyaman’da da Kocaeli’nde de. İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da. Şimdi diyoruz ki ‘Gelin o birinci olduğunuz yerlerde ara seçim yapalım. Seçimden kaçıyorlar. Çünkü milletin sandığı ilk bulduğunda ne yapacağını biliyorlar" dedi.
Ankara CHP lideri Özel: "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" dedi. CHP lideri Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Zor bir haftayı geride bıraktıklarını dile getiren Özel, "Önce Şanlıurfa’da, bir gün sonra da Kahramanmaraş’ta okullarımızda yaşanan silahlı saldırılarla sarsıldık, kahrolduk. Halen daha bu travmanın etkisi altındayız. Grup toplantımızın en başında hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelere sabır diliyorum. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Böyle acılarla bir daha karşılaşmamayı ümit ediyorum" diye konuştu. "Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar" Antalya’da düzenlenen Diplomasi Forumu’nda konuşan ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın "Ortadoğu’da demokrasi işlemiyor. Yerine monarşi lazım. Güçlü liderler lazım" şeklindeki ifadesini eleştiren Özel, "Trump’ın yeni düzenini, dünya düzeni olarak dayatıyor. Artık Ortadoğu’da devlet dışı unsurlar yok, devletlere tabii olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun. Benim dediğim gibi yönetsin, benim çıkarlarımı onlar korusun’ dedikleri kukla lider modelini Türkiye’de söyleyip, kendi tercihlerini ve yönetim biçimini, yani Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar. Bu hadsiz daha önce de çıkıp ‘Trump, akıllı adam. Erdoğan’a onda olmayanı verdi. Her şeyi aldı. Daha da alacak’ diyordu. Bu konuşma yapıldığında Erdoğan, İstanbul’da Junior Trump ile konuşup, ‘Babanız randevu verirse, Boeing alacağım. Pahalı gaz alacağım. Nadir toprak elementlerinin hepsini ona vereceğim. Yeter ki bir randevuyu bana ayarlayın’ deyip, çocuktan baba için randevu istiyordu. Bunu deşifre ettik. Önce sustular. Tam inkar edeceklerdi, Trump doğruladı" şeklinde konuştu. "Herkes layığı ile sevdiği ile beraber" İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen Küresel İlerici Seferberlik toplantısı hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile birlikte dünyanın bütün demokratlarını, başta Avrupa’daki Sosyalist Enternasyonal ile İlerici İttifak ayrılığını ortadan kaldıran, PES çatısı altında birleştiren, Amerika’dan Brezilya’ya bütün demokratları davet eden ve küresel bir seferberlik ilan eden bir toplantıyı 1,5 yıllık bir uğraşın sonunda Barselona’da hayata geçirdik. Orada o toplantıya biz Barselona’dayken, İtalya Milano’da Avrupa’nın aşırı sağcıları tepki gösterdi. İslamofobik söylemlerin sahipleri, Türkiye düşmanları, yabancı düşmanları, her türlü aşırı sağı yapanlar dünyanın demokratlarına karşı orada toplanıp, bizim toplantıya laf ettiler. Türkiye’den de bizim toplantıya Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Sekreteri, sözcüleri laf ettiler. Herkes layığı ile beraber. Herkes sevdiği ile beraber. Herkes benzer hayaller kurduklarıyla beraber. Onlar Avrupa’nın aşırı sağıyla, onları destekleyen Trump’la, Trump’ın desteklediği Netanyahu ile aynı hattalar. Biz, Filistin Kurtuluş Örgütü’yle, Pedro Sanchez’le, Brezilya’da Lula’yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız ve birlikteyiz" dedi. "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırıları hakkında konuşan Özel, "Saldırılar maalesef münferit olaylar değil. Bu durum yıllardır biriken bir ihmalin, devletin eğitim ve sosyal politika alanlarındaki çöküşünün çok açık bir yansıması. Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi olarak söylüyoruz. Sorunları tespit ediyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Tüm anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en güçlü yönlerinden birinin milli eğitim politikaları olduğunu seçmenler de takdir ediyorlar. Bu konuda yapılan tüm çalışmaları büyük bir açıklıkla, toplumla, sendikalarla, veli dernekleriyle, okul aile birlikleriyle, siyasi partilerle, hatta iktidarla hem kamuoyu üzerinden hem de raporlarımızı açıkça paylaşarak çözüm önerilerini ifade ediyoruz. Okullardaki eğitimin kalitesi ile ilgili sıkıntılardan, atanmayan öğretmen sorunundan, okul yemeği ihtiyacından, hijyen sorunları, güvenlik açıklarına kadar hiçbir tanesi daha önce tespit edip, uyarıp, çözüm önermediğimiz alanlar değil. Eğitim ve okul meselesini hep siyaset üstü bir yerden aldık, konuştuk. Ancak bunların hiçbirini dert etmeyen bir iktidarla muhatabız" ifadelerini kullandı. "Evlatlarımızı günü gelince tam olarak ücretsiz okutacağız" İktidara geldiklerinde eğitimin ücretsiz olacağını belirten Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde ülkenin bütün okullarında üç kap sıcak yemek ücretsiz verilecek, sular kana kana ücretsiz içilecektir. Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda dışarıdan gelenlerin okulun güvenliğini tehdit etmesi ya da akran zorbalığı ile baş edilememesi gibi ya da hijyen sorunları gibi sorunlar olmayacak, evladını okula yollayan aklı okulda kalmayacak, okula giden hiçbir çocuk okulda yeni sorunlar edinerek ve dertlerle, tasalarla evine dönmeyecek, bu sistem her birimizin evladını eşit, ayrımsız ve günü gelince de tam olarak ücretsiz okutacaktır. Söz veriyoruz" dedi. "Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar" Türkiye’nin ilk defa gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi olduğunu kaydeden Özel, "Bunun içinde Avrupa Birliği’ne üye olan ülkeler olduğu gibi olmayan ülkeler de dahildir. Bir tarafta mutfak tüpüne özel tüketim vergisi ödeyenler, bir tarafta pırlanta koleksiyonuna tek kuruş özel tüketim vergisi ödemeyenler vardır. Bir tarafta 28 bin lira asgari ücretle bir ay geçinenler, diğer tarafta bu 28 bin lirayı bir öğlen yemeğinde ‘pos’tan çektirenler vardır. Bir tarafta ömür boyunca çalışsa bir ev alamayanlar, diğer tarafta tapuları üst üste konulduğunda boyunu aşanlar vardır. Bir yanda 12 maaşın üçünü gelir vergisi olarak ödeyen beyaz yakalılar, mavi yakalılar; diğer tarafta iktidar yakını olduğu için ödemesi kesinleşmiş vergileri sıfırlananlar ve vergileri silinerek kıyak çekilen yandaşlar vardır. Bir tarafta zengini, yandaşı koruyan bugünkü iktidar; öbür tarafta halkı için iktidara hazırlanan Cumhuriyet Halk Partililer vardır. Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar. Geçim falan kalmadı, yaşam mücadelesi veriyorlar. 17 milyon emekli var. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani eskiden 20 bin liraysa en düşük emekli maaşı, ortalama maaş 29 bin liraydı. 30 bin liraydı, 31 bin liraydı. Yüzde 50’nin hemen üstünde ya da altında oluyordu. Şimdi en düşük maaş 20 bin lira, kola kutusu gibi ezilmiş emekliler. Ortalama maaşları 23 bin lira" diye konuştu. "Adıgüzel hakkında hiçbir iddia, tek bir kanıt yok" Gazeteciler, sendikacılar ve siyasetçilerin cezalandırıldığını ifade eden Özel, " Bu rejim, hakkını arayan millete karşı ve çıkış yolu arayan siyasete karşı savaş açmış durumda. En son hedef Ataşehir Belediye Başkanımız olmuştur; Onursal Adıgüzel. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir evladı. Çocukluktan partide büyümüş, gençlik kollarında çalışmış, Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde görev almış, ön seçimle milletvekili olmuş, üç dönem görev yapmış. Kendi isteğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına inanıp, milletvekili adayı olmamış. ‘Kazanırsam yürütmede görev alırım’ demiş. Kazanamamışız, mücadeleye devam etmiş. Belediye başkan adayı olmuş. AK Parti’nin Kadıköy’den koparıp kendine ayırdığı Ataşehir’de aday gösterilip, yüzde 56 rekor oyla; hem de ittifaksız yüzde 56 ile başkan seçilmiş. Onursal’ın hak yemediğini, kimsenin hakkını yedirmediğini bilmeyen yoktur. Dün sorgulandı kendisi. En son değil, aralarda bir yerde. Hiçbir iddia yok. Tek bir kanıt yok" ifadelerini kullandı. "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini" Ara seçimin bir anayasal zorunluluk olduğunu belirten Özel, "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini. Ki geçmişte de var örnekleri. Erken seçimin gelmesine vesile olsun. Anayasada açık hüküm var. Anayasa 78.’inci maddesinde ‘30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılır.’ İlk 30 ayda yapacaksan yüzde 5’lik boşluk aranır, sonra ara seçim yapılır’ şeklinde ifade var. Buradan çok net söylüyorum, çok net. Hatay bizce dolu, ama boş derseniz, orayı yine Can Atalay’la doldururuz. Afyon’da Kastamonu’da, Kırıkkale’de, Adıyaman’da, Kocaeli’nde ve İstanbul birinci bölgede, İstanbul’da iki, diğerlerinde birer tane milletvekilliği boştur. Şunu açıkça hatırlatırım ki; o boş olan yerlerde son seçimde AK Parti açık ara birinci partiydi. Adıyaman’da da Kocaeli’nde de. İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da. Şimdi diyoruz ki ‘Gelin o birinci olduğunuz yerlerde ara seçim yapalım. Seçimden kaçıyorlar. Çünkü milletin sandığı ilk bulduğunda ne yapacağını biliyorlar" dedi.
Sakarya 10 yıldır ödenmeyen süt paraları için fabrika önünde toplandılar Sakarya’da yaklaşık 10 yıl önce kapanan özel bir süt fabrikasına tonlarca süt satmalarına rağmen paralarını alamadıklarını iddia eden yaklaşık 200 kişilik grubun temsilcileri, fabrika önünde bir araya gelerek açıklamalarda bulundu. 2016 yılından bu yana hukuk mücadelesi verdiklerini belirten üreticiler ve eski personel, alacaklarının bugünkü piyasa değerleri üzerinden ödenmesini talep ederek devlet yetkililerinden yardım istedi. Adapazarı’nda faaliyet gösteren ve 2016 yılında kapılarını kapatan süt fabrikasından alacaklı olan üreticiler, kooperatif başkanları ve eski çalışanlar, yaşadıkları ekonomik darboğazı dile getirdi. 2016 yılının süt fiyatları ile bugünün şartları arasındaki uçuruma dikkat çeken mağdurlar, kayyum tarafından hesaplarına yatırılan cüzi miktarların yaralarına merhem olmadığını ve fabrika sahibine hiç bir şekilde ulaşamadıklarını ifade etti. "Bugünkü para ile 5 milyon 800 bin TL alacağım var" Düzce’den gelerek mağduriyetini dile getiren Fevzi Sadak, 260 tona yakın süt alacağı olduğunu belirterek, "Ben alacağımın tahsilini bir şekilde istiyorum. Ben çok mağdur durumdayım. 7 çocuk babası ve 8 torun sahibiyim çok zor hallerde geçiniyorum en kısa zamanda benim paramın tahsilini istiyorum. 260 bin TL alacağım var burada evraklarda gözüküyor. 229 ton 700 kilo alacağımız var. O dönemde burada gözüküyor 260 bin TL. Bugünkü para ile 5 milyon 800 bin TL. Benim burada en az 45 milyon zararım var. Dört tane transit araba ile borç ödedim. Beş buçuk dönüm fındık tarlası sattım, bir tane dubleks ev, 150 metre kare daire sattım. Ve bu 261 bin TL olan para o yıl bana dört tane daire alıyordu. Bu para o zaman dört daire alıyorken şimdi dört daire 12 milyon. Biz bu paranın peşinde değiliz ama bugünkü şartlar altında benim paramın şimdiki zamana göre talep ediyorum. Mahkemelerin durumu her üç ayda bir erteleniyor. Ben almadığım sütün vergisini vergi dairesine KDV’sini ödedim. 2016’da benim verdiğim sütlerin hepsi faturalı ve KDV’sini ödedim ve buradan bir kuruş para alamadık. 250 mağdurum var ve en mağduru benim. Sıkıntılardayım eve ekmek götürmek zorunda kalıyoruz, çocuklarımıza bakamıyoruz, yaşımız geçti. Bu para bizim paramız değil bu parada üreticilerin parası. Bir an önce de üreticilere ödemek gerekiyor. Benim kapıma en az 20 kişi geliyor. Biz hepsini ödemesek de bir miktarının parasını ödedik. Şu anda yarıdan fazlasının parasını ödedik. Bankalara olan borcumu kapadım, hiçbir devlet kuruluşuna, vergi dairelerine şu anda bir borcumuz kalmamıştır. Ama şahıs üreticilere borcumuz kalmıştır. Buradan da alacağımız para ile üreticilerin parasını bir miktar ödememiz gerekecek. On ikici ayda hesabıma 260 bin TL kayyum tarafından para yattı. Eski alacağımız para 260 bin TL ama 260 bin TL on yıl sonra bize 260 bin TL para yatıyor. Süt o zaman bir TL on kuruştu bugün süt 25 TL. Ben bugünkü süt fiyatı üzerinden. Paramı almak mecburiyetindeyim" dedi. "Kooperatif adına 78 kişinin sütünü verdim" Budaklar Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mücahit Eren, üreticilerin baskısı altında olduklarını ifade ederken, "2016’dan beri paramızı alamadığımız için çok zor duruma düştük. Kooperatif adına 78 kişinin sütünü verdim. Şu anda 110 tonun üzerinde süt alacağım var. O dönem 142 bin TL olan alacağımın bugünkü karşılığı yaklaşık 2 milyon 718 bin TL’dir. Bir ay önce 110 ton süt alacağıma karşılık sadece 20 bin TL yatırdılar. Fabrika sahibine ulaşamıyoruz. Mahkeme 10 yıldır devam ediyor ama ortada bir sonuç yok. Çok mağduruz, devletimizden yardım bekliyoruz" diye konuştu. "Şehirlerarası çalıştık, emek verdik ama karşılığını alamadık" Fabrikada şoför olarak çalıştığını ve kendisi gibi birçok arkadaşının mağdur olduğunu belirten eski personel ise, "2016 yılının Mart ayında fabrika kapandı, iki ay sonra çıkışımı aldım. O günden beri alacağımızı alamıyoruz. Benim 395 bin TL alacağım var ancak Şubat ayında kayyum tarafından hesabıma sadece 19 bin 384 TL yatırıldı. Bir arkadaşımızın 505 bin, kimisinin 150 bin TL alacağı var. Bu parayı neye göre yatırdıklarını sorduğumuzda cevap alamıyoruz. Şehirlerarası çalıştık, emek verdik ama karşılığını alamadık. Devletimizin bu konuda bizlere yardımcı olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Kırıkkale Belediye personelini öldürmüştü, cinayet zanlısının ilk sözü: "Bana iftira attı" Kırıkkale’nin Karakeçili ilçesinde iki gün önce belediye garajında nöbet tutan husumetlisini av tüfeğiyle öldüren cinayet zanlısı, gizlendiği metruk evde düzenlenen polis operasyonuyla gözaltına alındı. Emniyete sevk edilen zanlı, öldürdüğü kişinin kendisine iftira attığını, şerefini zedelediğini öne sürdü. Olay, 19 Nisan’da Karakeçili ilçesindeki belediye garajında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.A. (49), husumetlisi olduğu iddia edilen belediye personeli Celil Yazıcı’ya (42), nöbet tuttuğu sırada pompalı av tüfeğiyle ateş etti. Ağır yaralanan Yazıcı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetin ardından kaçan zanlının yakalanması için Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince teknik ve fiziki çalışma başlatıldı. Çevik Kuvvet ekipleri, dron desteğiyle ilçenin giriş ve çıkışlarını havadan takip ederken, şüpheli araçları da durdurarak kontrol etti. Ekipler ayrıca ilçe genelindeki yaklaşık 100 metruk binada arama yaptı. Yürütülen çalışmalar kapsamında zanlının, Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bulunan metruk bir ikamette gizlendiği belirlendi. İstihbarat ekiplerinin de yer tespitine destek verdiği operasyonda, Cinayet Büro Amirliği ile balyoz ekibi tarafından saklandığı yerde yakalanan şüpheli gözaltına alındı. Cinayette kullanıldığı değerlendirilen av tüfeği ele geçirilirken, zanlının ikameti ve müştemilatında yapılan aramalarda 2 tüfek daha bulundu. Emniyete sevk edilen zanlı gazetecilere, öldürdüğü Celil Yazıcı’nın kendisine iftira attığını, namusunu ve şerefini zedelediğini iddia etti.