ÇEVRE - 14 Aralık 2024 Cumartesi 22:34

Burdur’da sokağın çökme sebebi: Rastgele doldurulan dere yatağına verilen imar izni

A
A
A
Burdur’da sokağın çökme sebebi: Rastgele doldurulan dere yatağına verilen imar izni

Burdur’da eski dere yatağı üzerinde bulunan bir sokakta yaşanan zemin çökmesi sonrası bazı binalarda çatlak oluşmasının ardından Türk Mühendisler ve Mimarlar Odaları Birliği ekibi, bölgede inceleme yaptı. TMMOB ekibi, bölgenin eski bir dere yatağının düzgün bir şekilde doldurulmadan imara açıldığını, drenaj hattı kurulmadığı için bölgesel oturma ve çökmenin yaşandığını açıkladı.


Burdur’da 10 Aralık Salı günü Fevzi Çakmak Mahallesi 23023 Sokak üzerinde bulunan asfalt yolda zemin çökmesi meydana gelmiş göçüğün yaşandığı yerin yan tarafından bulunan bazı evler büyük çatlaklar oluşurken şebeke suyunda yaşanan patlama nedeniyle bir evin bodrum katı ve bahçesi sular altında kalmıştı. Ev sahiplerinin bildirmesi üzerine olay yerine gelen Burdur Belediyesi ekipleri oluşan patlağı tamir ederken duvarlarında çatlak oluşan evlerden birini çökme tehlikesi nedeniyle mühürlemişti.



"Daha önce uyarmıştık"


Konuyla ilgili araştırma yapan Burdur Türk Mühendisler ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) ekibi olayın yaşandığı bölgeye gelerek yolu, parkı ve çatlakların yaşandığı evleri inceledi. İncelemeler esnasında 1983 ve günümüz haritalarını inceleyen ekip çöküntü yaşanan yerin önceden Sultandere deresinin Burdur Gölü’ne aktığı yer olduğunu ve yapılan yanlış imar planı ile herhangi bir drenaj sistemi kurulmadan üzerinin doldurularak yerleşim yerine çevrildiği ön görüsünde bulundu. Harita üzerinden açıklama yapan TMMOB Burdur İl Koordinasyon Kurulu Başkanı yüksek jeoloji mühendisi Servet Cevni, "Biz 3-4 sene önce jeoloji mühendisleri olarak buraya gelerek incelemelerde bulunmuştuk. Bu evlerde oluşan çatlamalar konuyla mı ilgili yoksa zeminde mi bir sıkıntı var diye incelemede bulunmuştuk. Biz o zaman bu işin zeminle ilgili olduğunu söylemiştik. Burada dere yatağının düzgün bir şekilde doldurulamaması nedeniyle bölgesel bir oturma olduğunu belirtmiştik. Bu oturma ile ilgili birkaç kurumdan görüş alınarak durumun bu kadar ciddi bir şey olmadığı, zeminden kaynaklı olmadığı, yapıların geçmiş teknolojiye göre yapıldığı, bu çatlakların binaların eski olmasından dolayı oluştuğu söylenmişti bize" dedi.



“Burada yaşanan bir afettir ama kitlesel etki olmadığından afet olarak karşılanmıyor”


Şu an bu olayın neden bir afet olarak değerlendirilmediğini de açıklayan Cevni, "Bu çökme sonrası meydana gelen hasarlar bina bazlı olursa olay afet değeri taşımıyor. Binanın kendi sorumluluğu olarak değerlendiriliyor. Ama bizim bu olayda ön gördüğümüz burada doğal afete giden bir sürecin başladığıdır. Sürecin doğal afet olması için büyük bir kitleyi etkilemesi lazım. Burada doğal afet olmamasının tek sebebi büyük bir kitleyi etkilemesidir" dedi.



Drenaj sistemi yapılmadan dere yatağının kapatılarak imara açıldığını iddia ettiler


Buradaki dere yatağı ile ilgili yetkililerden gerekli raporun alınamadığını da söyleyen Servet Cevni, "Bu eski dere yatağı denilerek doldurulan yer aslında doğal drenaj yeridir. Yoğun yağış olduğu zamanlarda burası doğal drenaj görevi görür. Ama bizde şöyle bir düşünce var ’Burası eski dere yatağı nasıl olsa akmıyor kapatalım gitsin’ diyoruz. Bunun ön görülerek doldurma işlemi yapılmadan altına drenaj sisteminin döşenmesi lazımdı. O sistem yapılmadan bu şekilde üstün körü doldurulursa ki bunun nasıl yapıldığı şu anda belirsiz. Biz belediyeye kurum görüşü sorduğumuzda ellerinde böyle bir verinin olduğu ancak şu an bize veremeyeceklerini, daha hazırlayacaklarını ve bunun gibi şeyler söyleyerek bize vermediler. Benim şahsi fikrim ellerinde öyle bir bilgi yok. Çünkü bu dolgu yapılırken herhangi bir mühendislik önlemi alınmamış, hiçbir ölçüm yapılmamış herhangi bir laboratuvar sonucu alınmadığını biliyorum. O şekilde bir süreç yürütülmüş, o sürecinde getirdiği konu bu. Bu konuyu da küçük bir çökmeye bağlamaya çalışıyorlar. Ama büyük bir alanda ciddi bir çökme söz konusu. En yakında olduğu için bir ev etkilenmiş ama bunun mahalle bazında etkileyebilecek bir olayın başlangıcı olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.



"Burada sulu tarım yapılması bu sonucu doğurdu"


Evinde çatlak meydana gelen ve bu çatlağın göl kenarındaki sulu tarım faaliyetlerinden oluşabileceğini iddia eden mahalle sakinlerinden emekli öğretmen Cengiz Yılmaz, "Burada tarım için kullanılan dört tane sondaj nedeniyle burada bir boşluk oluştu. Burada her bahar sulu tarım yapılıyor. Şu anda bu tarlalarda tahıl ekili ve devamlı sulanıyor. Bu sondajlar 25 gün boyunca açık kalıyor. Sonra biz gölü kurutmayalım yok Akdeniz’den su getirelim diye uğraşıyoruz. Burada kuru tarım yaptıramıyor musunuz? Köylerde kuru tarım yapılmıyor mu? Yerleşim yerlerine 50 metre 100 metre yakınlara neden sondaj kurulmasına izin veriyorsunuz? Konya’da neler yaşandı, obruklarda kimler çöktü görmüyor musunuz? Tarım Bakanlığı bir karar alacak ve il müdürlüklerine yazacak. Diyecek ki ’yerleşim yerlerine 500 metre yakına sondaj kuyusu açılmayacak’ diyecek. Bu karar alındı ama bu sondajlar kapatılmadı. Bu evlere yazık değil mi? Ben 2003 ‘te geldim buraya. O zamanlar kuru tarım vardı sondaj yoktu. Daha sonra buraya sondaj yaptılar. Buraya sürekli slaj mısırı ekiyorlar. Mısırın dibi de yazın hiç kurumuyor, sürekli sulanıyor. Bu su da gölden geliyor. Derdimizi de kimseye anlatamıyoruz.” dedi.



"Burada konik bir çökme gözlemledik"


Bölgedeki inceleme ve gözlemlerinin ardından TMMOB adına basın açıklaması yapan İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Servet Cevni, "Burada aslında gördüğümüz doğal afete ramak kalması. Afet tanımında der ki ’Büyük kitleleri etkilemesi’. Burada aslında bir afet yaşanmıştır ama afet sınıfına girmemesinin tek nedeni büyük kitlelerin etkilenmemesidir. Bu ev sayısı 100 tane olsaydı şu anda afet bölgesindeyiz diye açıklama yapacaktık. Gezdiğimiz gördüğümüz arazi gözlemleri sonucunda da olayın yaşandığı yer 1983 yılındaki haritalara baktığımızda Sultandere deresi olarak geçiyor. Eğitimsiz biri gözüyle bakıldığında burası eski bir dere yatağı. Ama mimar mühendis biri çalışsaydı burası eski bir dere yatağı evet ama yeni bir drenaj hattıdır, derdi. Eski dere yatakları ihtiyaç halinde doğal drenaj görevini üstlenir. Su akışları burada devam eder. Tamamen tıkamak, önünü kapatmak, buradaki gibi üzerini usulsüz bir şekilde doldurup geçmek çok yanlış bir harekettir. Şu anda yaptığımız yaklaşık arazi ölçümlerinde 250 metre batı 250 metre doğu tarafa konik bir çökelme ortamı olduğunu tespit ettik. Şu anda bulunduğumuz alan çökeltinin olduğu alandan aşağı hareket etmiş. Bu nedenle zemin oturmaya uğramış. Bu oturma miktarı da ciddi bir boyutta. Normalde izin verilen zeminlerde oturma maksimum 10 santimken bu alanda 34-40 santimlere gelen bir oturma var. Bu da bina sağlığı için iyi bir şey değil. Burada bina yapılmasına izin verilmez. Oturmanın aktif olarak devam ettiğini biz gözümüzle görmedik ama konu komşuyla görüştük. Bir ay önce evine mantolama yaptırıp çatlayanlar var, bir yıl önce evine mantolama yaptıranlar var. Evinin önündeki kaldırımı her yıl yeniden yamaladığını söyleyenler var. Biz arazide gördüğümüz kadarıyla zaten burada altyapı sıkıntısı var. Hareketten dolayı altyapı düzenli olarak patlıyor. Yolların her yeri yamalı, delik deşik ve yamaların çoğu taze. Parkın kaldırımlarının düzenli olarak tamirat gördüğü çok belli. Bunlar hep bu senenin ürünü diyelim size" şeklinde konuştu.



“Acilen bir mühendislik hizmeti alınmalı ve kurumlar duruma el atmalı”


Açıklamasında burada ne yapılması lazım konusuna da değinen Cevni, "Burada öncelikle mühendislik hizmeti alınması lazımdı. Buranın kapatılıp ben yaptım oldu zihniyeti ile yapılmaması lazımdı. Doğanın hakkı olan suyun akış yönü doğaya bırakılmalıydı. En başta bu yapılmalıydı. Şu anda mesela ne olacak? Şu anda zaten bu hakkımızı kaybetmişiz. Usulsüz bir şekilde burayı doldurmuşuz. Dostlar iş başında görsün diye bir park yapmışız üstüne. Artık sorumlusu kimlerdir, kimdir bilemem. Bir park yapılmış ve bu buna sebebiyet vermiş. Milyonlarca liralık şu anda maddi hasar var. Burada tek mutluluğumuz can kaybımızın olmaması. Herhangi bir vatandaşımızın burnu dahi kanamamıştır. Önerimiz burada acilen bir mühendislik hizmeti alınmalı ya da kurumların artık kendi mühendisleri bu hizmeti yapmalı. Acil bir risk analizi yapılmalı Bu kaymanın derecesi, oturmanın yılda ne kadar hareket ettiği tespit edilmeli. Bunlar ileri düzey mühendislik ve jeoteknik ölçümlerle yapılabiliyor. Maalesef gözümüzle yardımcı olabileceğimiz bir süreç değil. Bunlar yapılmalı" dedi.



“Bu evleri boşaltın canınızdan kıymetli değil”


Bu alandaki evlerin bir an önce boşaltılması gerektiğini dile getiren Cevni, "Bu süreçte burası önlemli alan ilan edilmeli. Önlem altına alınmalı, gerekirse buradaki konutlara boşaltılmalı. Hiç kimsenin canından kıymetli değil çünkü. Bu evler boşaltılmalı, konutlardaki arkadaşlar bir yere yerleştirilmeli. Acil olarak da bu eski dere yatağı dedikleri, yeni drenajın açılması lazım. Doğa şu anda bu drenaj hakkını bizden geri istiyor. Biz o hakkı vermezsek doğa bizden söke söke alacak uzun vadede. Arazi bizim gördüğümüz kadarıyla yirmi beş otuz bina bundan etkilenmiş. Sadece bazıları farkında değil etkilendiğinin. Bu vatandaşların acilen bilgilendirilmesi gerekiyor. Biz vatandaşları şu anda uyarıyoruz buradan. Arkadaşlar canınızdan kıymetli değil. Acilen bu bölgeden taşının. Gidin kendinize yeni bir ev bulun. Geçici bir yerde kalın. Bu sorun çözülene kadar. Burada yetkisi olan kamu kurumlarını rahat bırakmayalım. Acilen hep beraber bir çözüm üretelim. Bu bölgede şu anda ciddi bir kitle hareketi vardır. Tehlikelidir. Konu netleşmeden sonuca kavuşmadan burada oturmak bütün vatandaşlarımızın can sağlığı için tehlikelidir” dedi.



“Yanlış sulamanın bunda illaki bir etkisi var”


Bölgede bulunan tarlalarda sondajla sulanmasının bu çökme üzerindeki etkisi sorulduğunda bir ekişinin mutlaka olacağını söyleyen Cevni, “Bunu tamamen öngörü olarak söyleyebiliriz. Konya bölgesindeki obrukların oluşması gibi kontrolsüz sulamanın yer hareketlerine doğrudan bir olumsuz etkisi var. Ama dediğim gibi sondajları kendimiz gözümüzle göremediğimiz, ne kadar debi, ne kadar bir çekim yapıldığını bilmediğimiz, ne kadar bir alanın ne şekilde sulandığını, ekildiğini bilmediğimiz için önce şunu sormak lazım. O sondajlar kontrollü mü, ruhsatlı mı? Ruhsatlıysa neden kapatılmadı bugüne kadar? Kontrollüyse denetlemeyi kim yaptı? Mesela o sondajlardan ne kadar su çekiliyor? Bu veriler elimizde olmadan etkiliyor ve etkilenmiyor diyemeyiz ama etkileme ihtimali var. Bunu söyleyebiliriz. Ama yüzde yüz etkiliyordur demek yanlış olur” dedi.


Bölge hakkında asıl sonuç AFAD tarafından yapılan araştırma sonrası oluşturulacak sismik raporda belirlenecek.



Burdur’da sokağın çökme sebebi: Rastgele doldurulan dere yatağına verilen imar izni

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Bebeklikte başladı, 33 yaşında üçüncü ameliyatla hayata döndü Trabzon’da yaşayan 33 yaşındaki Fatma Karabiber, geçirdiği üçüncü açık kalp ameliyatının ardından sağlığına kavuştu. Tıpta nadir görülen vakalardan biri olarak değerlendirilen operasyon, başarılı bir şekilde tamamlandı. Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşayan Fatma Karabiber’in kalp hastalığı hikayesi henüz bebeklik döneminde başladı. Doğduktan sadece 2 ay sonra kalbinde delik olduğu belirlenen Karabiber, 2006 yılında doğuştan gelen karıncıklar arası delik ve pulmoner damar darlığı (ventriküler septal defekt ve pulmoner stenoz) nedeniyle ilk açık kalp ameliyatını geçirdi. Uzun yıllar bu hastalıkla mücadele eden Karabiber, 2014 yılında ise aort kapak darlığı ve subaortik membran nedeniyle ikinci kez ameliyat masasına yattı. Yıllar sonra yeniden ortaya çıkan şikayetler, üçüncü ve en kritik sürecin habercisi oldu. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetleriyle Medical Park Karadeniz Hastanesi’ne başvuran Karabiber’in yapılan tetkiklerinde aort damarının kök ve çıkan kısmında 55 milimetre çapında anevrizma tespit edildi. Hayati risk taşıyan bu durum üzerine üçüncü kez açık kalp ameliyatı kararı alındı. Gerçekleştirilen operasyonla genişleyen ve yırtılma riski bulunan aort damarının bozuk bölümü yapay damar ile değiştirildi. Ameliyat sonrası süreci iyi geçen Karabiber, operasyonun 8. gününde taburcu edilmeye hazırlanıyor. Yaşadığı zorlu süreci anlatan Fatma Karabiber, "Üçüncü ameliyatım çok şükür başarıyla geçti Tuncay Bey’in sayesinde, Allah razı olsun. İkinci ameliyatımı da ona olmuştum. Biraz zorlu bir ameliyat oldu ama yine başarılı bir ameliyat geçirdim. Ben çeşitli hastaneleri dolaştım bu süreçte fakat en güvendiğim doktorum Tuncay Bey’di. O yüzden yine ona gelerek kendimi teslim ettim. Allah razı olsun iyi bir ameliyat ile çok şükür hayattayım. Korkulu bir süreç geçirdim ama iyiyim çok şükür. Hastane ve personelleri ile her şey iyiydi" dedi. "Hayat mücadelemi bırakmadım" Kalp rahatsızlığı sürecinin bebeklik döneminde başladığını dile getiren Karabiber, "Benim hastane serüvenim 2 aylıkken başladı. Doğduktan 2 ay sonra kalbimin delik olduğunu öğrenmişler. 13 yaşında ameliyat olabildim. Beklenmedik bir şekilde ikinci kez kapak ameliyatı oldum. İlk ameliyatımı İstanbul’da olmuştum. Üçüncü kez ameliyat kararı alınınca açıkçası korktum. Üçüncü kez aynı masaya yatmak korkulu bir durumdu. Allah’a şükür ben doktoruma güvendim. Doktorumun sayesinde başaracağız dedim. Doktorumla birlikte başardık. Çok şükür, onun da emeğine sağlık. Allah razı olsun. Hayat mücadelemi bırakmadım. Çok şükür taburcu olmak üzereyim. Taburcu olup hayatıma devam edeceğim. Çok şükür ailemi bırakmadım. En çok annemi yalnız bırakmaktan korkuyordum. Şimdi hayata daha sıkı sarılacağım. Kendime daha iyi bakacağım. Tedavilerimi ve kontrollerimi aksatmayacağım. Bir daha ameliyat masasına yatmamak için elimden geleni yapacağım" şeklinde konuştu. "Üçüncü kere açık kalp ameliyatı nadir bir durumdur" Üçüncü kez gerçekleştirilen açık kalp ameliyatlarının son derece riskli olduğuna dikkat çeken Medical Park Karadeniz Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tuncay Erden, "Hastamız nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle geldi. Daha önce 13 yaşındayken kalbinde delik artı akciğere giden damarda darlık vardı. Ondan dolayı ameliyat olmuştu. O ameliyattan yaklaşık yedi yıl sonra aort kapağında darlık ve aort damarının hemen altında doğuştan bir zar vardı. İkinci ameliyatında onu yapmıştık. İkinci kere açık kalp ameliyatı, ilk ameliyata göre 3-4 kat risklidir. Çünkü yapışıklar fazla oluyor, yırtılmalar ve kanamalar olabiliyor. Aradan 13 yıl geçtikten sonra bu sefer farklı bir hastalıkla karşımıza çıktı. Son yıllarda hasta tansiyon kontrollerini düzgün yaptırmadığı için aorttaki basınç artışına bağlı aort damarında aşırı genişleme ve neredeyse yırtılacak konuma gelmişti. Aort damarı 55 mm çapa ulaşmıştı. Aort damarını kapağın hemen üzerinden hem kök hem çıkan kısım hem de arküst dediğimiz beynine giden damarların olduğu bölgelere kadar değiştirmemiz gerekiyordu. Üçüncü kere kalp ameliyatları nadirdir. Bu benim üçüncü kere bu ameliyatı yapışım. Daha yeni yeni üçüncü kere kalp ameliyatlarına aşina olmaya başlıyoruz. Bu üçüncü hastamız, üçüncü hastamızın da ameliyatını başarılı bir şekilde yaptık. Tabii biz de korktuk ama gerekli bütün önlemleri aldık. Ameliyattan sonra hastamız bugün yedinci gününde. Gayet iyi, herhangi bir sorunla karşılaşmadık. Şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Yırtılma riski başlamıştı, zamanında müdahale ettik" Dr. Öğr. Üyesi Erden, sürecin oldukça riskli olduğunu ancak zamanında müdahale sayesinde başarılı sonuç elde edildiğini söyledi. Erden, "Aort damarı genişlemişti. Yırtılma ihtimali vardı, o yüzden ameliyat edecektik. Ama içeriden gördüğümüz kadarıyla bazı noktalardan yırtılma emareleri başlamıştı. Belki birkaç gün, birkaç hafta içerisinde yırtılacaktı. O zaman ameliyatın riski çok daha artacaktı. Burada tecrübe önem arz ediyor. Ekip çalışması ve bölümler arası uyum sayesinde başarılı olduk. Zorlu ameliyatlara alışığız ama bir sonraki hastada yine yeni bir adrenalin ve heyecan yaşıyoruz. Hastalarımızı sağlığına kavuşturmak istiyoruz. Fatma Hanım daha önceki hayatına geri dönecek. Ama bu sefer kontrollerini aksatmayacak. Tansiyonlarına daha dikkat edecek. Kan sulandırıcı ilaç kullanacak. Onların kontrollerini aksatmayacak" ifadelerini kullandı.
Erzurum Erzurum’da kadınlara kırmızılahana ve kereviz yetiştiriciliği eğitimi Erzurum’da 7 ilçeden 40 kadın çiftçiye "Kırmızılahana ve Kereviz Yetiştiriciliğinin Tanıtılması ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında eğitim verildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından tarımsal yeniliklerin kadın çiftçiler tarafından öğrenilmesi, uygulanması ve kadın odaklı yaygınlaştırılması amacıyla Bakanlığa bağlı Araştırma Enstitüsü Müdürlükleri ve İl Müdürlükleri iş birliği ile "Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor Programı" yürütülüyor. Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitü Müdürlüğü işbirliği ile hazırlanan "Erzurum’da Kırmızılahana ve Kereviz Yetiştiriciliğinin Tanıtılması ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında Aziziye ve Palandöken ilçelerinde kadın çiftçilere eğitim verildi. 7 ilçeden 40 kadın çiftçinin katılım sağladığı eğitim sonrasında kadın çiftçiler katılım belgelerini Tarım ve Orman İl Müdürü Alpaslan Kenger, Aziziye İlçe Müdürü Abdulbaki Bakır, Palandöken İlçe Müdürü Serkan Tercan, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Muhammed Ali Kaya, Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitü Müdürlüğünden İsmail Fatih Çakırbay ve Abdullah Bakan’dan aldılar. Proje kapsamında eğitim alan kadın çiftçilere Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından kırmızılahana ve kereviz fideleri dağıtılacak. Fide dikiminden hasata kadar kadın çiftçilere teknik destek sağlanacak.