ASAYİŞ - 13 Nisan 2026 Pazartesi 10:01

Burdur’daki diyaliz olayında hastaların vücuduna antifrizli su girmiş

A
A
A
Burdur’daki diyaliz olayında hastaların vücuduna antifrizli su girmiş

Burdur Devlet Hastanesi’nde 25 Mayıs 2024’te tedavi olan 33 kişinin rahatsızlandığı ve farklı hastanelere sevk edildikten sonra 2 kişinin öldüğü olay sonrası hazırlanan iddianame tamamlandı. Savcılık tarafından 3 şüphelinin ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından yargılanması istendi. Hazırlanan bilirkişi raporlarında ise hastaların vücuduna diyaliz sırasında hastanenin kazan dairesinden gelen antifrizli suyun girdiğinin tespit edildi.


Burdur Devlet Hastanesi’nde 25 Mayıs Cumartesi günü 08.00-12.00 ile 12.00-16.00 seansında diyalize giren hastalardan bazıları baş dönmesi, mide bulantısı, şuur bulanıklığı ve nakil aracından inememe tarzı şikayetlerle hastaneye geri dönmüştü. Bunun üzerine hastane yönetimi gün içinde diyalize giren tüm hastaları hastaneye çağırıp yapılan tetkiklerin ardından, gün içinde diyaliz merkezinde tedavi olan 33 hastayı Afyonkarahisar, Isparta, Antalya, Bucak’ta bulunan devlet hastaneleri ve özel diyaliz merkezlerine sevk etti. Sevk edilen hastalardan 23’ü Antalya’da, 6’sı Afyonkarahisar’da, 3’ü Isparta’da, 1’i ise Denizli’de tedavi altına alınmıştı. Antalya’da entübe halde olan hastalardan Mustafa Demir (70), Saniye Aksöz (88) ve Somali uyruklu Amina Abas Jama (67) hayatını kaybetti. Hastaneye gelerek incelemelerde bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı bilirkişilerin raporu sonrasında ihmali olduğu değerlendirilen Burdur Devlet Hastanesi’nde görevli elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C. ve hastane yapımında ve proje aşamasında görevli taşıyıcı şirket makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A., ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 4 şüpheli adliyeye sevk edildi. Adliyeye çıkarılan şüphelilerden hastane personeli İ.S. ve M.C. savcılıkta ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırken mahkemeye çıkarılan hastane yapımında ve proje aşamasında görevli olan yüklenici firma makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A. ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Hastaların vücutlarına diyaliz sırasında antifiriz girdiği tespit edildi


Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma hazırlanan iddianame çerçevesinde, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda tedavi gören hastaların vücuduna diyaliz sırasında hastanenin kazan dairesinden gelen antifrizli suyun girdiğinin tespit edildiği aktarıldı. Bilirkişi raporunda ayrıca, olayın sistemde antifrizli suyun varlığı, by-pass hattı üzerinde küresel vananın açık unutulması ve hidrofor sisteminin arıza vermesine rağmen müdahale edilmemesi nedeniyle gerçekleştiği belirtildi.



Hazırlanan iddianame tamamlandı


Savcılık tarafından yapılan soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C., hastane yapımında ve proje aşamasında görevli taşıyıcı şirket makine mühendisi Y.A. için ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarında yargılanması talep edildi. Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ardından yargılama sürecinin başlayacağı öğrenildi.



Diğer ölümler için ‘ek kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı


İddianamede, Osman Ali Gönüllü’nün ölümüne ilişkin tıbbi evrakların incelenmesinde ölüm nedeninin pankreas kanseri olduğunun ifade edilirken, Burdur Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda Gönüllü’nün 16 Temmuz 2024’te hayatını kaybetmesi ile 25 Mayıs 2024’te meydana gelen olay arasında illiyet bağının bulunmadığına dair rapor düzenlendiği belirtildi.


Olayın ardından Antalya’da tedavi altına alınan Saniye Aksöz ve Amına Abas Jama’nın ölümleri hakkında ise iddianamede, "Kanlarında yapılan incelemelerde toksik maddelerin bulunmadığı, bilinç değişikliği, asidoz, aritmi gibi bulguların gelişmemesi, kişilerde mevcut diyabet, hipertansiyon, akut ve kronik böbrek yetmezlikleri, kalp yetmezliği, kalp hastalıkları ve kanlarında diyaliz cihazlarında bulunan ’etilen glikol’ bulunmaması nedenleriyle 25 Mayıs 2024’te meydana gelen olayla aralarında illiyet bağının bulunmadığının oy birliği ile mütalaa edildiği" denildi.


Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda da ’illiyet bağının bulunmadığı’nın tespit edildiği kaydedilen iddianamede, bu sebepten dolayı sanık G.A.S., Y.A., İ.S. ve M.C. hakkında ’ek kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verildiği belirtildi.



Burdur’daki diyaliz olayında hastaların vücuduna antifrizli su girmiş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Talas Musiki Cemiyeti’nden unutulmaz Türk Sanat Müziği gecesi Talas Belediyesi Musiki Cemiyeti Türk Müziği İcra Heyeti tarafından hazırlanan ’Nağmelerde Hicâz’ adlı Türk Sanat Müziği konseri, Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Kongre ve Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Şef Ahmet Yüksel yönetimindeki yoğun katılımın olduğu programda, Türk musikisinin zarif ezgileri salonu dolduran dinleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Programda konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, ilçede kültür ve sanatın köklü bir anlayışla sürdürüldüğüne dikkat çekerek, "Öncelikle Amir Ateş hocamızın selamlarını ileteyim. Kendisi Talas Musiki Cemiyeti’nin kurulmasında bize rehberlik etti. Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin tüzüğünü aynen buraya aktarmıştık. Kendileri de birkaç konserimize eşlik etmişti. Değerli rektör hocamıza da bu salonu bize her zaman etkinliklerimize sunduğu için çok teşekkür ediyorum" dedi. Koronun güçlü bir geçmişe dayandığını vurgulayan Başkan Yalçın; "Koromuz 40 yıl öncesinden gelen bir geleneğin devamı. Büyükşehir Belediyesinde görev yaptığım yıllarda bu kıymetli isimlerle birlikte çalışmıştık. Bugün aramıza katılan gençlerimiz de bu mirası geleceğe taşıyor. Bir yıldır büyük bir özveriyle çalışan ekibimize, gönül pınarlarımızı coşturdukları için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa ise üniversite ile toplumun bu tür etkinliklerle buluşmasının önemine değinerek, "Üniversitemizin kapılarını kültürel ve sanatsal etkinliklere açmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Talas Belediyemizin bu anlamlı organizasyonu sayesinde güzel bir akşam yaşadık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Talas Kaymakamı İlyas Memiş de konserin oluşturduğu atmosfere dikkat çekerek, "Gönül tellerimizi titreten, nağmelerin büyülü atmosferinde keyifli bir akşam yaşamamıza vesile olan koromuza teşekkür ediyorum. Böyle anlamlı etkinliklerin düzenlenmesine katkı sunan Talas Belediyemize ve ev sahipliği yapan üniversitemize şükranlarımı sunuyorum" dedi. Konuşmaların ardından program, çiçek takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Talas Belediyesi, kültür ve sanatın birleştirici gücüyle toplumsal hayatı zenginleştirmeye yönelik etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor.
Kırklareli Kırklareli’nde "Mahremiyet, Akran Zorbalığı ve Güvenli İnternet" eğitimleri Kırklareli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen, "Ekrandan Hayata" projesi çerçevesinde, çocuklara ve ebeveynlere yönelik "Mahremiyet, Akran Zorbalığı ve Güvenli İnternet" eğitimleri gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Eğitim Birim Sorumlusu Başöğretmen Vedat Balta tarafından, Mustafa Dalcalı İlkokulu ve Gaziosmanpaşa İlkokulu öğrencilerine yönelik olarak, "Mahremiyet Bilinci, Akran Zorbalığı ve Güvenli İnternet Kullanımı" konularında farkındalık eğitimleri verilmiştir. Eğitimlerde, akran zorbalığı ve zorbalıkla baş etme yolları, mahremiyetin günlük yaşam içerisindeki yeri ve önemi, duygusal, sosyal, bedensel ve mahremiyet kavramları, dijital/sanal mahremiyetin önemi, güvenli internet kullanımı ve dikkat edilmesi gereken temel kurallar gibi başlıklar ele alınarak, çocukların dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklere karşı bilinç kazanmalarının hedeflendiği bildirildi. Çocuklara yönelik gerçekleştirilen eğitimlerin ardından öğrenci velilerine de "Hayatın İlk Çeyreği ve Aile-Okul İş Birliği" temalı seminerler düzenlendi. Bu oturumlarda, çocuğun gelişiminde ailenin ve okulun önemi, sağlıklı iletişim kurma yöntemleri ile teknolojinin çocuklar üzerindeki etkileri gibi konulara değinildi. Eğitimler, katılımcıların aktif katılımı ve uygulamalı örneklerle desteklenerek interaktif bir şekilde yürütüldü.
Sivas Tüketici artık kendi üretmeyi tercih ediyor Pandemi ve deprem sonrası fide ve tohum satışları arttı, toprakla daha çok haşir neşir olan üretici, yediği sebzeleri kendisi üretmeyi tercih ediyor. Son yıllarda mahalle ve semt pazarlarında en çok ilgili meyve-sebze fide ve tohumları görüyor. Pandemi ve depremin ardından, müstakil konut ile hobi bahçeleri çığ gibi artarken, berberinde fide ve tohum satışları da patladı. "Pandemiden sonra arttı" Sivas’ta fide ve tohum satışı yapan Nihat Göbüç, özellikle pandemiden sonra ilginin artığını belirtip, "Nisan ayının başlamasıyla birlikte sergimize fidelerimizi getirmeye başlıyoruz. Çiçek ve sebze fideleriyle birlikte vatandaşa hizmet veriyoruz. Burada domates, biber, salatalık gibi ürünlerin hepsi satışa uygun şekilde sunuluyor. Bu ayda genelde seracılar satın alım yapıyor. Mayıs ayında ise bahçe ve bostan ekimleri uygun olduğu için dışarıda ekim yapmak isteyen vatandaşlar gelip fide almak istiyor. Şu an sezonun başı, tohum işleri güzel bir şekilde devam ediyor. Açık tohum ve paket tohum olarak hizmet veriyoruz. Serası olanlar fide ekimine hazır, bahçesi olanlar ise tohum ekmekle meşgul. Şu an Sivas’ta birçok kişi kendi ekimini yapmak, kendi tohumunu yetiştirerek üretim yapmak istiyor. Her kesim bu konuda oldukça hevesli. Pandemiden sonra organik tarıma ve kendi yetiştirdiği ürüne ilgi arttı. İnsanlar kimyasal veya hormon katılmamış ürünler istiyor ve bunu gelecek nesillere öğretmeye çalışıyor" dedi. "Pandemiyle toprakla tanıştılar" Muhammet Çelik isimli tüketici ise 35 yıldır bireysel olarak üretim yaptığını ifade edip şunları söyledi: "Doğayı ve bahçeyi çok seven bir insanım. Otuz beş yıllık bir bahçem var. Sivas gibi bir yerde kolumuzun kavuşamayacağı kadar büyük ladin ağaçları yetiştirdim. Sivas’ta testere dişi gibi bir iklim var, soğuk, sıcak, soğuk, sıcak şeklinde ilerliyor. Bu yüzden erken baharı sevmiyoruz, daha çok nisan sonu ve mayıs ayı içinde mevsimlik fideleri ekeriz, ayazları atlattıktan sonra. Ben de mayıs ayında ihtiyaçlarımı karşılayacağım. Pandemiyle birlikte insanların toprağı keşfetmesi bana doğru gelmiyor, pandemiden önce insanın toprakla ilişkisi yok muydu? Pandemiyle birlikte ülkenin en güzel topraklarının işgal edildiğini düşünüyorum ve buna karşıyım, bunun disipline edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben pandemiyle birlikte doğayı keşfeden biri değilim, yıllardır bu işi yapıyorum. Kendi ürettiklerimi tüketmek ve satmak bana mutluluk veriyor. Nisan ayının ilk haftasında bahçe sezonumu açtım, kasım ayına kadar bahçemde kalıyorum ve yetiştirdiğim ürünleri tüketiyorum."