ÇEVRE - 22 Ocak 2025 Çarşamba 09:23

Göller Yöresi’ndeki su kuşu sayımları ekosistem değişimlerini aydınlatıyor

A
A
A
Göller Yöresi’ndeki su kuşu sayımları ekosistem değişimlerini aydınlatıyor

Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen kış ortası su kuşu sayımları, sulak alan ekosistemlerindeki değişimleri ve su kuşu popülasyonlarını izlemek için kritik bir rol oynuyor. Ancak iklim değişikliği ve kuraklık, özellikle Burdur Gölü gibi alanlarda kuş popülasyonlarında dramatik düşüşlere neden oluyor.


Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde su kuşlarının envanterine yönelik olarak, su kuşları için önem arz eden alanlarda her yıl 15 Ocak-15 Şubat tarihleri arasında sayım gerçekleştiriyor. Bu tarihler, su kuşlarının mevsimsel göç hareketlerinin en az olduğu zamanlar olması ve sulak alanlarda kümelenmeleri nedeniyle tercih ediliyor.


Su kuşu popülasyonlarının ve sulak alan ekosistemlerindeki değişimlerin izlenebilmesi için kullanılan temel yöntemlerden biri olan sayımlar, uzun dönemli bakış açısının oluşmasında etken rol oynuyor. Aynı alanlarda aynı noktalardan yapılan standart sayımlar, uzun dönemde popülasyon trendlerinin analiz edilmesinde fayda sağlıyor.


Göller Yöresi olarak bilinen Burdur, Isparta, Konya ve Antalya’da bulunan göllerde ve sulak alanlarda sayım çalışması yapan Doğa Koruma ve Milli Parklar Burdur 6. Bölge Müdürlüğü ekipleri, su kuşu sayım çalışmalarının üçüncü gününde Burdur Gölü’ndeydi. Sabahın erken saatlerinden itibaren çalışmaya başlayan ekipler; Burdur Gölü’nde bulunan Suna, fiyu, elmabaş patka, yeşilbaş, sakar meke, kızıl şahin, Macar ördeği, güvercin gibi kuşları tek tek inceleyerek not ettiler.


Su kuşlarının yaşam alanlarındaki beslenme alanlarını görüntüleyen Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürü Tamer Yılmaz, sayım çalışmaları ile ilgili yaptığı açıklamada, “Her yıl olduğu gibi yine bu sene de 2025 yılı kış ortası su kuşu sayımlarımıza başladık. 18 Ocak tarihinde Beyşehir Gölü sayımı ile başladık ve bugün burada Burdur Gölü’nde sayımı devam ettiriyoruz. İlk gün Beyşehir Gölü’nde sayıma kalabalık bir ekiple başladık ama yoğun sis nedeniyle Beyşehir Gölü sayımız yarıda kaldı ve onu ileri bir tarihe ertelemek durumunda kaldık. Bugün burada Burdur Gölü sayımı ve akabinde Salda Gölü ile devam edeceğiz.


Sayımları Doğa Koruma ve Milli Parklar bölge müdürlükleri koordinasyonunda gerçekleştiriyoruz. İlk gün 8. Bölge Müdürlüğü ve 6. Bölge Müdürlüğü birlikte ortak alanda başladık sayıma. Bu sayımlar Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürlükleri koordinasyonunda oluyor ve il müdürlüklerinden bu konuda deneyimli personeller, teknik personeller bunun yanında üniversiteler katılım sağlıyor. Ayrıca gönüllü kuruluşlardan bu konuda deneyimli gönüllü kuş gözlemcileri sayımlara katıldığından kalabalık bir ekiple sayımlarımızı sürdürmekteyiz" dedi.


6. Bölge Müdürlüğü olarak sorumluluk alanlarındaki sulak alanlarda sayımlarını gerçekleştirdiklerini belirten Yılmaz, “Isparta’da bulunan Eğirdir Gölü, Kovada Gölü alanlarının sayımlarını gerçekleştirdik. Dün Burdur’daki sulak alanlardan olan Gölhisar Gölü, Yapraklı Barajı ve Yazır Gölü ile Yeşilova ilçesindeki Yarışlı Gölü sayımlarının gerçekleştirdik. Hava şartlarının da iyi olması nedeniyle sayımlarımız gayet rahat oldu" ifadelerini kullandı.



"Kuş popülasyonları ve sulak alan değişimleri izleniyor"


Her yıl düzenli olarak yapılan bu sayımların nedenini de açıklayan Yılmaz, “Biz her yıl düzenli olarak dünyanın birçok yerinde Avrupa ile birlikte eşgüdümlü olarak aynı zaman içerisinde bu sayımları yapıyoruz. Bunun amacı ise sulak alanların ve su kuşları popülasyonlarının değişimlerini hem sulak alanlardaki hem kuşlardaki değişimleri takip etmek, onların popülasyonları hakkında bilgi edinmek ve bu veriler ışığında bu alanlarda ne gibi önlemler alınacağı, kuşlarla ilgili ne gibi önlemler alınacağı konusunda bilgi edinmek. Aynı zamanda Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından da bu kuşların koruma statüleri değerlendiriliyor ve daha sonra bunlar yöneticiler tarafından, ülkeler tarafından kuşların geleceği ile ilgili alınan kararlarda kullanılmaktadır” açıklamasında bulundu.



"Su kuşlarının kış dönemindeki hareketsizliği sayımları kolaylaştırıyor"


Avcılık ve Yaban Hayatı Koruma Şube Müdürü Tamer Yılmaz sayımların neden bu dönemde yapıldığına da açıklık getirdiği konuşmasında, “Su kuşları kışın çok soğuk ortamlarda besin bulamadıkları için besin bulabilecekleri bu tür alanlara gelerek bir araya toplanmakta ve onlar daha hareketsiz oldukları için bu dönemde ve toplu halde oldukları için bu dönemde sayılması daha uygun oluyor. Biz yaklaşık olarak 16 sulak alanı sayacağız. Geçtiğimiz yılda da 16 sulak alanda 58 farklı türden 350 bin civarında su kuşu sayımı yapmıştık. Bu yıl sayımlar devam ettiği için bu 16 gölde rakamlar ne çıkar onu şu anda bilmiyoruz ama sayımın bitiminde bir raporlama yapacağız ve bu raporlama sonucunda tekrar bir değerlendirme yapmış olacağız” dedi.



"Ekosistemdeki bozulma kuş popülasyonlarına yansıyor"


Ülkemizde görülen iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık ile birlikte sulardaki azalmaların su kuşlarının sayısına da büyük etki ettiğini belirten Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, “2000’li yılların başında Burdur Gölü’nde bir çalışmamız vardı. O zaman Burdur Gölü’nde 100 binin üzerinde su kuş vardı. Zaten o dönemlerin kış ortası su kuşu sayımlarına bakıldığı zaman toplam kuş popülasyonunun 100 binin üzerinde olduğunu görüyoruz. Şu anda artık bu sayı binlerle ifade ediliyor, 10 bini bile bulmuyor. Böyle olunca ortada yanlış giden bir şeyler olduğunu, ters giden bir şeylerin olduğunu görüyoruz. Etrafta gördüğümüz canlılar aslında bulunduğumuz bölgedeki ekosistemin bir göstergesidir. Bunlar kuş olur, kelebek olur, arı olur, eğer su içerisinde ise balık olur, bitki olur. Demek ki Burdur Gölü‘nde artık bir şeyler normal gitmiyor ya da olumsuz, ters giden bir şeyler var. Bunu önce kuşlar hissediyor ve eskisi kadar kuş popülasyonu barındırmıyor Burdur Gölü. Bunun birkaç nedeni olabilir; birincisi eskiden kışlar sert geçtiği için çevredeki tatlı su gölleri donardı ama Burdur Gölü tuzlu olduğu için donmazdı. O nedenle kış ayları Burdur Gölü daha cazip hale geliyordu diğer göllere göre. Onun için belki kuş türünü fazla sayıyorduk. Tabii eskiden bir de göl seviyesi sürekli daha stabil olduğu için canlılar açısından daha cazip ortamlar sunuyordu. Akarsular göle besin taşıyordu, tatlı su girişleri canlı sayısında bir artış sağlıyordu. Şu anda giderek küçülen, çekilen, kıyıları her yıl değişen bir göl ile, ekosistem ile karşı karşıyayız. Bunun sonucunda da başta kuş popülasyonu olmak üzere önemli değişimleri görüyoruz” ifadelerini kullandı.



Göller Yöresi’ndeki su kuşu sayımları ekosistem değişimlerini aydınlatıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Maç öncesi ortalık karıştı: Futbolcular kramponlarla darbedildi Osmaniye’nin Bölgesel Amatör Lig (BAL) temsilcisi Bahçespor’un, Anamur Belediyespor maçı öncesi soyunma odası koridorunda kavga çıktı, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Bölgesel Amatör Lig (BAL) 6. Grup’ta 1 Mart tarihinde oynanması planlanan ancak başlama vuruşu öncesi çıkan olaylar nedeniyle tatil edilen Anamur Belediyespor-Bahçespor müsabakasına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Anamur İlçe Stadı’nda oynanması planlanan karşılaşma öncesinde rakip takım futbolcuları, soyunma odası koridorunda Bahçespor’un bulunduğu bölümün önüne geldi. İddiaya göre kapı önünde bekleyen Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu, rakip oyuncuya tokalaşmak için elini uzattı. Ancak rakip futbolcunun Kılıçoğlu’na yumruk attı ve bu olayın ardından tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüştü. İki takım oyuncularının dahil olduğu kavgada krampon ve fırça saplarının da kullanıldığı görüldü. Ortalığın bir anda adeta savaş alanına döndüğü olay, araya giren polis ekiplerinin müdahalesiyle güçlükle son buldu. Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu’nun adli muayene raporunda kaburgasında 2 kırık tespit edildiği, saldırıya uğrayan 2 Bahçesporlu futbolcunun raporlarında ise "krampon çivisi izi" bulunduğu belirtildi. Olayın ardından Bahçespor kafilesi, Anamur Kaymakamı’nın talimatı ve polis nezaretinde stadyumdan tahliye edildi. Soyunma odası koridorunda yaşanan saldırı anları güvenlik kamerasına yansıdı. Olayın ardından karşılaşma ileri bir tarihe ertelendi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Anadolu’nun kadim hafızası dünya sinemasıyla buluşuyor Bitlis’in yüzyıllara meydan okuyan geleneksel el sanatlarını ve bu zanaatlara ömrünü adamış son ustalarını konu alan "Zamanın Ustaları" belgesel sinema projesinden, ilk görüntüler yayınlandı. Uluslararası film festivallerinde Türkiye’yi temsil etme hedefiyle yola çıkan proje, bölgenin kültürel mirasına ışık tutuyor. Yapımcılığını ve yönetmenliğini, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde medya ve sinema alanında dersler veren, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Türk sinema tarihinin unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın yeğeni akademisyen Doç. Dr. Gözde Sunal’ın üstlendiği "Zamanın Ustaları" (Timeless Masters), alışılagelmiş belgesel kalıplarının dışına çıkarak izleyiciye farklı bir anlatı tarzı sunuyor. Bitlis’in tarih kokan atmosferini de yansıtan belgesel, taşın ve toprağın hafızasını, uluslararası sinema standartlarında, şiirsel ve derinlikli bir görsel dille kayıt altına alıyor. Yaşayan hazineler ve son ustalar bir arada Filmde; UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Adilcevazlı geleneksel baston ustası Cumali Birol’un, Bitlis’in yöresel ayakkabısı "Harik"in bölgedeki son temsilcisi Haydar Yılmaz’ın, Ahlat ve Bitlis taşının sırrını çözen taş işçiliği geleneğinin temsilcileri Emre Nacaroğlu ile Metin Coşkun’un ve Ahlat bastonculuğunun önemli isimlerinden, Kültür Bakanlığı sanatçısı ve Yaşayan İnsan Hazineleri envanterine kayıtlı Refa Gökbulak’ın zanaat yolculukları yer alıyor. Geleneksel zanaatların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bağların ve yerel kimliğin taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle, modernleşme karşısında kaybolma riski taşıyan mirası belgeleyerek gelecek nesillere aktarmayı ve farkındalık oluşturmayı hedefleyen belgesel, toplumsal hafızayı güçlendirirken kültürel sürdürülebilirliğe de önemli katkılar sağlıyor. Ustanın elinden zamana düşen iz Sadece bir zanaat anlatısı olmanın ötesinde; sabır, zaman ve miras kavramlarını sorgulayan "Zamanın Ustaları", izleyiciyi sessiz bir tanıklığa davet ediyor. Film; taşın, ahşabın ve hariğin usta ellerde nasıl bir sanat eserine dönüştüğünü anlatırken, bu kadim geleneğin ardındaki derin felsefeyi de gözler önüne seriyor. Projenin yapımcısı ve yönetmeni Doç. Dr. Gözde Sunal, filmle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Amacımız, sadece unutulmaya yüz tutmuş meslekleri belgelemek değil; bu topraklardaki sessiz emeği, evrensel bir sinema diliyle tüm dünyaya duyurmaktı. Bir ustanın çekici indirirken hissettiği o duyguyu, dünyanın diğer ucundaki bir izleyiciye de hissettirmek istedik. Bu film, Bitlis’ten dünyaya açılan bir kültür köprüsüdür." Uluslararası Festival Yolculuğu Özgün anlatımı ve güçlü görsel dünyasıyla dikkat çeken "Zamanın Ustaları", önümüzdeki aylarda dünya genelindeki prestijli film festivallerinde yarışarak Anadolu’nun kültürel mirasını uluslararası arenada temsil etmeyi hedefliyor.
Kocaeli Bakan Kacır: "İhracatımızı 273 milyar dolara çıkardık" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanındaki ilerlemesine dikkat çekerek, son 23 yılda sanayi katma değerinin 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldiğini, ihracatın ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıktığını söyledi. Bakan Kacır, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’na geçen Kacır, burada İl Başkanı Şahin Talus, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve partililerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu. "Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz" Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanında önemli mesafeler kat ettiğini ifade eden Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ’aşk ile koşan yorulmaz’ diyerek ülkemizin her bir köşesini ihya etmek için canla başla hep birlikte gayret ediyoruz. Hep birlikte adeta bir demokrasi ve kalkınma destanı yazıyoruz. Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz. Son 23 yılda sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıkardık" dedi. "Yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik" Yerli ve milli savunma sanayi altyapısı inşa ettiklerini belirten Bakan Kacır, Türkiye’nin savunma sanayisinde güçlü bir altyapı oluşturduğunu vurgulayarak, "Kabiliyetleriyle, teknolojisiyle, mühendisliğiyle dünyada ses getiren, geniş bir yelpazede ürün geliştiren, tasarlayan, üreten ve rekabetçi şekilde ihraç eden yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik. Türkiye’yi ticari araç, beyaz eşya, güneş paneli ve çelik üretiminde Avrupa liderliğine taşıdık. Bugün dünyada acımasız bir bölüşüm savaşı yaşanıyor. Kendi teknolojisini üretemeyen, kendi savunma sanayisini oluşturamayan milletlerin bu dönemde ayakta kalma şansı yok. Böylesi bir ortamda Türkiye, güçlü üretim kapasitesi ve derinleşen teknoloji ekosistemiyle sahada inisiyatif alan, kendi rotasını çizen, ilkelerinden asla taviz vermeyen ve masada sözünün ağırlığını hissettiren bir ülkedir" ifadelerini kullandı.