ÇEVRE - 24 Ağustos 2023 Perşembe 14:09

Prof. Dr. İskender Gülle; “ Burdur gölüne su takviyesi ancak boru sistemiyle olur aksi takdirde salınan su anında buharlaşır toprak 50 derece"

A
A
A
Prof. Dr. İskender Gülle; “ Burdur gölüne su takviyesi ancak boru sistemiyle olur aksi takdirde salınan su anında buharlaşır toprak 50 derece"

Burdur ve Antalya gölleri yönetim planı çalıştayı arazi çalışması çerçevesinde uzman ekip Burdur ve Yarışlı gölünde incelemelerde bulundu. Yönetim planında önceliklerinin su olduğunu dile getiren Prof. Dr. İskender Gülle; “Türkiye’deki yönetim planlarında eskiden öncelik kirlilik iken şimdi ise sulak alanlara su bulmak oldu” dedi.



"Toprak 50 dereceyi gördü, salınan su anında buharlaşır"


DKMP 6. Bölge Müdürlüğü’nün sekreteryasını yürüttüğü Burdur Gölü, Yarışlı Gölü, Yazır Gölü, Gölhisar Gölü, Çorak Göl ve Antalya Avlan Gölü Yönetim Planı Çalıştayı Burdur’da gerçekleştirildi. Çalıştayın ikinci gününde uzman ekip sahaya inerek Burdur ve Yarışlı Gölü’nde incelemelerde bulundu.


İncelemelerin ilk durağı olarak Burdur Gölü’ne inen ekip gölün yıllar önce kuruyan kısmında göle getirilmesi planlanan suyun getirileceği bölgeyi inceledi. İskender Gülle; “Getirilecek olan su göle 7-8 kilometre mesafeye bırakılması düşünülüyor. Ama buradaki hiçbir su göle kadar gitmez. Çünkü buradan göle su gidecek ise göle kadar boruyla götürülmediği sürece hiçbir şekilde varmaz” şeklinde konuştu.


Ayrıca kuruyan göl tabanında bitkilerin yetiştiği bölgenin ağaçlandırılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. İskender Gülle ve Prof. Dr. Hasan Genç; “ Bir önlem alınmazsa buraya artık gelecekteki Burdur Çölü diyebiliriz. Burası şu anda tuzcul, çorakçıl bitkilerin hakim olduğu bir bölge. Ama burası şu anda en iyi yer çünkü bitki yetişebiliyor. Bir de hiç bitkinin olmadığı bembeyaz alanlar var. Biz göl bitkilendirilmesi diye söyleyince hep yanlış anlaşılıyor. Biz Limnolog gözüyle baktığımız zaman illa ki ağaç olması gerekmiyor. Toprağı kapatsın yeter şeklinde düşünüyoruz. Göl kenarında ki verimli toprakların tamamen ağaçlandırılması gerekiyor. Dağları ağaçlandırırken buraların da ağaçlandırılması gerekiyor” açıklamasında bulundular.


Buradan Senir Köyü kıyısındaki içme suyu kuyularının bulunduğu yerdeki sazlık alanları inceleyen ekip Burdur’da 2017 yılında buradan çıkan kaynak sularının tamamen kuruduğunu ve şu anda göl kenarında çıkan hiçbir kaynak suyunun olmadığını dile getirdiler. Şu anda yer altı suyu seviyesinde ciddi bir düşüş olduğunu da dile getiren ekip göl kenarında sazlık alanın en yoğun olduğu yerin sadece burası olduğunu ve yönetim planında ki temizlik çalışmalarında bu sazlık alanın kesinlikle kesilmemesi gerektiğini söylediler.



Göl bizim tahminimizden çok daha geç kuruyor


Burdur Gölü’nün kışın tepelerden gelen sular ile yer altı kaynakları tarafından beslendiği için beklenenden daha geç kuruduğunu söyleyen Prof. Dr. İskender Gülle; “ Burdur Gölü aslında şimdiye kadar çoktan kuruması lazımdı. Ama gölü besleyen inanılmaz bir yer altı suyu mevcut. Göl kenarındaki bütün dağların suyu gölün altından yer altı suları ile birlikte gölü dolduruyor. Yoksa hem bu kadar buharlaşma, hem bu kadar sondajlar ile yer altı suyu çekimi, hem de gölü besleyen derelerin üzerine bu kadar barajların yapılması ile gölün çoktan kuruması lazımdı. Gölün çekildiği kısımlarda 5-10 metre çapında yer altı suyunun fışkırdığı kaynakların olduğunu gördük. Onların da kuruması gölün suyunun azalmasını hızlandırıyor. Bu dağlardan gelen yer altı suları yıllardır gölün su bütçesine katılmadı. Çünkü kimse ne kadar girdiğini bilmiyor.” dedi.



Kuraklık nedeniyle çekilen gölde su kuşu sayıları da azaldı


Göçmen kuşların uğrak yerlerinden biri olan Burdur Gölü kuraklık nedeni ile su seviyesinin azalması ve gölü besleyen tatlı su kaynaklarının önlerine baraj yapılmasından dolayı tuzluluk oranı artınca besin kaynağı azaldığı için su kuşları artık burayı tercih etmiyor. Önceden kuş cenneti olan bu gölde artık parmakla sayılacak kadar az flamingo, elmabaş patka ve macar ördeği konaklıyor.



Kuşların barınma noktası Soğanlı Sazlığı’nda artık su yok


Gölü besleyen en önemli su kaynaklarından birinin üzerinde bulunan Soğanlı Sazlığı eskiden su kuşlarının ve canlıların önemli bir yaşam alanıyken şimdi su olmaması nedeniyle sessizliğe bürünmüş vaziyette. Suların bol olduğu dönemlerde hem su kuşlarının barındığı hem de köylülerin sazan yetiştiriciliği yaptığı sazlıkta artık kemirgenlerden ve sazlardan başka canlı yaşamıyor.



Prof. Dr. İskender Gülle; “ Burdur gölüne su takviyesi ancak boru sistemiyle olur aksi takdirde salınan su anında buharlaşır toprak 50 derece"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."