TEKNOLOJİ - 25 Şubat 2025 Salı 12:06

Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak

A
A
A
Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak

Salda Gölü’nde kurulan bilim merkezi, hidrobiyoloji, jeoloji ve ekoloji alanlarında yürütülecek akademik çalışmalar ve eğitim programlarıyla ulusal ve uluslararası bilim insanlarını bir araya getirecek.


Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle, Salda Gölü’nün doğal bir laboratuvar olduğunu belirterek, "Salda Gölü, bilim merkezinin kuruluş amacına uygun olarak adeta bir doğal laboratuvar niteliğinde. Bu bölgenin jeolojik oluşumu, coğrafi şekilleri, gölün kendine özgü endemik türleri ve el değmemiş coğrafyası sayesinde çok özel bir yer. Bu nedenle burada kurulacak bilim merkezi çok amaçlı bir bilim merkezi olacak" dedi.


Türkiye’nin en önemli doğal güzelliklerinden biri olan Salda Gölü, kurulan bilim merkezi ile akademik çalışmalara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. ‘Salda Gölü Bilim, Eğitim ve Doğa Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi’, hidrobiyoloji, jeoloji ve ekoloji alanlarında ulusal ve uluslararası bilim insanlarını bir araya getirerek önemli araştırmalara imza atacak.


Salda Gölü, kendine özgü ekosistemi ve barındırdığı endemik türlerle dikkat çekiyor. Ayrıca, jeolojik yapısı Mars yüzeyine benzetilerek büyük bir araştırma potansiyeli sunuyor. Bu nedenle, kurulan bilim merkezi, gölde gerçekleştirilecek akademik çalışmaların yanı sıra ekosistem koruma projeleri ve doğa eğitimi programları gibi kritik faaliyetleri yürütecek.


Merkez, 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Salda Gölü’nün özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesiyle birlikte kurulma sürecine girdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar sonucunda, bilim merkezi 16 Şubat 2025 tarihinde resmi olarak faaliyete geçti. Bu yeni yapılanma, gölde gerçekleştirilecek araştırmaların yanı sıra biyolojik çeşitliliğin araştırılması ve doğa bilincinin artırılması hedefleri doğrultusunda önemli katkılar sağlayacak.


Salda Bilim Merkezi ile birlikte uzmanlar, göldeki hidrobiyolojik yapıyı inceleyerek su kalitesi ve ekolojik dengenin uzun vadeli korunmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Ayrıca, Mars yüzeyi ile benzerlik taşıyan stromatolit yapılarının detaylı analizleri yapılacak ve bu süreçte uluslararası bilim insanları ile iş birliği içinde çalışmalar yürütülecek.


Salda Gölü Bilim Merkezi, yalnızca bilim insanlarına değil, öğrencilere ve doğa tutkunlarına da kapılarını açacak. Lise, lisans ve lisansüstü öğrenciler, burada saha çalışmaları ve laboratuvar araştırmaları yaparak doğa bilimleri alanında değerli tecrübeler kazanacak. Bunun yanı sıra, halka yönelik bilgilendirme programları, bilim kampları ve ekolojik farkındalık projeleri düzenlenecek. Böylece, Salda Gölü’nün eşsiz ekosistemi bilimsel temellerle korunacak ve toplumda çevre bilincinin artırılması sağlanacak.


Salda Gölü’nün UNESCO’nun jeolojik miras listesine girmesiyle bilimsel açıdan daha da önem kazandığını vurgulayan uzmanlar, bilim merkezinin doğa koruma ve eğitim alanlarında büyük katkılar sunacağını belirtiyor.


Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi’nin kuruluş aşamasını anlatan Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle, Salda Bilim Merkezi’nin kuruluş aşamasının Salda Gölü ve çevresinin özel çevre koruma bölgesi olarak 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde ilan edilmesi ile başladığını hatırlattı. Sonrasında burası bir özel çevre koruma bölgesi ilan edilerek bilim merkezi haline getirildiğini aktaran Gülle, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından daha sonra gelişen süreçte bu bilim merkezi üniversitemize bir protokol çerçevesinde on yıllığına devrediliyor ve şu anda bilim merkezinin faaliyete geçmesi için üniversitemizde Salda Gölü Bilim Eğitim ve Doğa Koruma Merkezi adlı bir merkez kurduk. Burada bir uygulama ve araştırma merkezi oluşturduk. Bu merkezin yönetmeliği 16 Şubat 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi ve şu andan itibaren Salda Gölü Bilim Merkezi resmi hüviyetine kavuşmuş oldu" ifadelerini kullandı.



"Salda Gölü doğal bir laboratuvar"


Salda Gölü’nün yapısı gereğiyle adeta doğal bir laboratuvar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gülle, "Salda Gölü, bilim merkezinin kuruluş amacına uygun olarak adeta bir doğal laboratuvar niteliğinde. Bu bölgenin jeolojik oluşumu, coğrafi şekilleri, gölün kendine özgü endemik türleri ve el değmemiş coğrafyası sayesinde çok özel bir yer. Bu nedenle burada kurulacak bilim merkezi çok amaçlı bir bilim merkezi olacak. Bilim merkezinin şu anda tam olarak oturmuş bir bilimsel işleyişi yok, ancak üç tema üzerinde duruyoruz. Birincisi, bu bölgeye ülkemizin her tarafından özellikle lise ve üniversitelerden öğrencilerin planlanmış programlar çerçevesinde doğa eğitimi almak üzere gelmeleri. Burada biyoloji, jeoloji, coğrafya gibi konularda deneyim kazanmalarını sağlamayı hedefliyoruz. Özellikle Salda Gölü’ndeki organizmaların tanıtılması, Mars’a benzerliği konusunda ilham veren stromatolitlerin araştırılması ve bu bölgedeki mikrolitlerle şekillenen mikroorganizmaların tanıtılması çok önemli. Ayrıca, göl ve çevresinde yaşayan dört adet endemik balığın ve on kadar endemik bitkinin tanınması ve korunması da kritik" açıklamasında bulundu.



"Salda Gölü UNESCO tarafından verilen madalyası ile bir ön laboratuvar niteliği taşıyor"


Salda Gölü’nün UNESCO tarafından en iyi 200 jeolojik sit alanından biri seçilmesi ile birlikte madalyalı bir ön laboratuvarın tescillenmiş olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gülle, "Salda Gölü’nün Mars’taki benzerliğine gelince, 2024 yılında ülkemizde Maden Teknik Arama’nın UNESCO Doğa Bilimleri İktisat Komisyonu’nun çabalarıyla Salda Gölü, dünyanın en iyi 200 jeolojik sit alanından biri ilan edildi. Dolayısıyla artık buranın UNESCO tarafından verilmiş bir madalyası var. Tüm bu güzellikler ve oluşumlar bir araya geldiğinde Salda Gölü, ideal bir bilim merkezi konumuna gelmiş oluyor. Bu bilim merkezinin üniversitemize devredilmesinden sonra, yılın en az sekiz ayında ülkemizin her yerinden ziyaretçilerin hizmetine sunulması için çalışmalarımız başladı. Özellikle ülkemizden ve yurt dışından gelecek hidroloji, jeoloji ve göl oluşumu konularında çalışan bilim insanları için burası bir ön laboratuvar niteliği taşıyor. Onlarla iş birliği yaparak, ortak projeler geliştirerek ulusal ve uluslararası çalışmalara katılmayı hedefliyoruz" dedi.



Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak


Salda Bilim Merkezi ile birlikte burada bilimsel araştırmalar, eğitimler ve bilim turizmi faaliyetlerinin gerçekleştirileceğini ifade eden Prof. Dr. Gülle, "Ayrıca, göllerle ilgili, su kaynakları ve doğa alanlarıyla ilgili uluslararası çalıştaylar, sempozyumlar yapmayı planlıyoruz. Vatandaş bilimi de çok önemli. Salda Gölü, özel konumu nedeniyle yılda yüz binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. Gelen turistlerin büyük bir kısmı manzara odaklı bir seyir zevkindeler. Ancak bu gelen insanların burada gölün oluşumu, özellikleri ve ekosistem bilinci hakkında bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu bilim merkezimiz, vatandaşlar tarafından anlık olarak da ziyaret edilebilecek ve bilimsel araştırma, gençlerin eğitilmesi ve vatandaşların bilgilendirilmesi konularında odaklanmayı düşünüyoruz" şeklinde konuştu.


Salda Gölü’nün eşsiz ekosistemi ve bilimsel potansiyeli ile gelecek nesiller için önemli bir kaynak olacağı vurgulanıyor.



Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı bir gündür" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı, egemenlik bilincini çocuklarımıza emanet ettiği ve dünya çocukları arasında dostluk ve kardeşlik köprülerinin kurulduğu müstesna bir gündür" dedi. Bakan Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Mesajında 23 Nisan’ın Türk milletinin istiklal mücadelesindeki en anlamlı günlerden birini olduğunu belirten Tekin, çocukları geleceğin teminatı olarak gördüklerini ifade etti. Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına da değinen Bakan Tekin, bu saldırılar için gerekli adımların ivedilikle atılacağını belirtti. "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan menfur silahlı saldırılar, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir" Okullara yönelik saldırıların ivedilikle aydınlatılacağını ifade eden Bakan Tekin, "Aziz milletimiz, değerli eğitim ailemiz, sevgili çocuklar. Yüce Meclisimizin açılışının 106’ncı yıl dönümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir sorumluluk bilinciyle idrak ediyoruz. Ancak bu yıl, kalbimizi derinden yaralayan hadiselerin gölgesinde bu anlamlı günü karşılıyoruz. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da ve 15 Nisan’da Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan menfur silahlı saldırılar, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve fedakar öğretmenimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun; çocuklarımızın güvenliği için gereken her adım atılacak, hiçbir ihmal alanı karşılıksız bırakılmayacak, hiçbir risk unsuru göz ardı edilmeyecektir. Bu acı hadiseler, eğitim ortamlarının güvenliğine dair sorumluluğumuzu her yönüyle yeniden değerlendirme ve daha güçlü tedbirler alma kararlılığımızı pekiştirmiştir. Bilimin rehberliğinde sağduyuyla ve kararlılıkla hareket ederek, evlatlarımız için daha güvenli eğitim ortamları tesis etmeyi en öncelikli vazifemiz olarak görüyoruz" dedi. "Devlet ve millet el ele, şefkat ve güven iklimini kuvvetlendirmek istiyoruz" Her türlü sosyal ve psikolojik sorunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve toplumla birlikte aşabileceklerinin altını çizen Tekin, "Bu süreç, evlatlarımızın dünyasına daha yakından bakmayı zaruri kılmaktadır. Her hadisenin merkezinde onların incinen kalbi, sessizce anlaşılmayı bekleyen iç dünyası yer alır. Çocuk; görülmek, duyulmak ve olduğu haliyle kabul görmek ister. Kalbine dokunulan her çocuk, hayata daha güçlü tutunur. Zamanın hızlanan ritmi, kalabalıkların ortasında büyüyen bir yalnızlığı da beraberinde getirmektedir. Modern zamanın hızla değişen yapısı yalnızca yetişkinleri değil, çocuklarımızı da derin bir yalnızlıkla karşı karşıya bırakmakta ve onları kalabalıklar içinde sessizleştiren, görünmez kılan bir iklim üretmektedir. Bu durum karşısında evlatlarımızın kendilerini yalnız hissetmediği, gönül coğrafyamızda sahici bağlar kurabildiği bir iklim inşa etmek hepimizin mesuliyetidir. Bencilliği ve şiddeti büyüten her türlü sosyal, psikolojik ve dijital zemini dönüştürerek devlet ve millet el ele, şefkat ve güven iklimini kuvvetlendirmek istiyoruz. Nitekim bu bağlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle işaret ettiğimiz ve müfredatın odağına yerleştirdiğimiz ’iyi insan’ idealinin tahkimi için son derece kararlıyız. Bu ideal; ahlaklı ve erdemli, milleti ve insanlık için iyi, doğru ve güzel olanı yapmayı içselleştirmiş; adalet, merhamet ve sorumluluk bilinciyle hem kendine hem çevresine hem de tüm insanlığa karşı duyarlı bir neslin inşasıdır" ifadelerine yer verdi. "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı bir gündür" 23 Nisan’ın sadece çocuklar için değil, Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı, egemenlik bilincini çocuklarımıza emanet ettiği ve dünya çocukları arasında dostluk ve kardeşlik köprülerinin kurulduğu müstesna bir gündür. Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin asırlar süren arayışlarının özü ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsalidir’ sözü, milletimizin köklü istiklal davasının ve kendi kaderine sahip çıkma iradesinin en berrak ifadesidir. Yüce Meclisin açılışıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu hakikati tarihe güçlü bir şekilde nakşedilmiş; derin bir medeniyet birikiminden beslenen bu irade, Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekliliği olan bir diriliş ufkuna dönüşmüştür. Dünyanın hızla değiştiği bir çağda çocuklarımızın kendi kimliğini taşıyan, başkasını anlayabilen ve ortak değerler etrafında buluşabilen bireyler olarak yetişmesi, hayati bir sorumluluk taşımaktadır. Güçlü bir gelecek; değer gördüğünü bilen, sorumluluk alan ve insanlığa iyilikle dokunan nesillerin omuzlarında yükselecektir. Zamanın ruhunu okuyabilen, dünyaya söyleyecek sözü olan, milli şuur ve evrensel sorumluluk bilinci taşıyan nesiller yetiştirmek başlıca vazifemizdir. Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda düşünen, üreten, merhametiyle derinleşen, emeğiyle değer katan bireyler yetiştirme kararlılığımızı aynı istikametle sürdürüyoruz. Nitekim bu anlayış doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde ’Maarifin kalbinde çocuk’ temasını eğitim süreçlerimizin merkezinde yer alan yön verici bir anlayış olarak hayata geçiriyoruz. Nisan ayı boyunca 81 ilimizde öğrencilerimizin aktif katılımıyla gerçekleştirilecek etkinliklerle milli egemenlik bilincini güçlendiren, değerlerimizi görünür kılan ve çocuklarımızın söz aldığı, ürettiği ve deneyimlediği bir eğitim iklimi oluşturmayı hedefliyoruz. Ailelerin gönüllü katılımıyla zenginleşen bu süreçte çocuklarımızın hak temelli bir bakışla kendilerini ifade edebildiği, aidiyet duygusunu güçlendirdiği ve milli-manevi değerlerimizi hayatın içinde tecrübe ettiği bir ortak öğrenme zemini tesis ediyoruz." "Sizler bu ülkenin en kıymetli emanetisiniz" Çocuklara da seslenen Bakan Tekin, Bakanlık olarak her türlü zorlukta çocukların yanında olacaklarını belirterek, "Sizler bugünün umudu ve yarının en güçlü teminatısınız. Unutmayın, yalnız değilsiniz. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde bilmenizi isteriz ki sizlerin yanındayız. Bu ülkenin yarınları, sizin yüreğinizde taşıdığınız umutla, kudretle, iyilikle şekillenecek. Okullarınızda kendinizi emniyet içinde hissetmeniz, arkadaşlarınızla birlikte yarınlara güvenle bakmanız için gereken her adım büyük bir titizlikle atılmaktadır. Sizler bu ülkenin en kıymetli emanetisiniz. 23 Nisan’ın bizlere hatırlattığı en derin anlam da budur. Bu ülkenin geleceği sizlerin kalbinde, hayallerinde ve umutlarında şekillenir. Sizden isteğimiz; çalışmaktan, üretmekten, hayal kurmaktan vazgeçmemeniz, bize güvenmeniz ve iyiliği çoğaltmanızdır. Bu ülkenin her köşesinde sizin için atan bir yürek, sizin için sorumluluk taşıyan bir irade vardır; müsterih olun. Zamanımızı, emeğimizi ve bütün imkanlarımızı sizlerin daha güvenli, daha huzurlu ve daha güzel bir geleceğe ulaşmanız için seferber ediyoruz. Aziz hatırası önünde saygıyla eğildiğimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere kahraman ecdadımızı rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Kahramanmaraş ili Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki menfur saldırıda hayatını kaybeden sekiz evladımıza ve onları korumak için kendini siper eden kıymetli Ayla Öğretmen’imize Allah’tan rahmet diliyoruz. Onların hatırası, bu milletin kalbinde daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, tüm çocuklarımızı sevgiyle kucaklıyorum" dedi.
Şırnak Kaymakam Baycar, öğrencilerle geleceği konuştu Şırnak’ın Cizre İlçe Kaymakamı Ahmet Vezir Baycar, eğitim yatırımları ve öğrenci başarılarını yerinde incelemek üzere Cizre Merkez Anadolu Lisesinde öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi. Cizre Kaymakamı Ahmet Vezir Baycar, ilçe genelindeki eğitim kalitesini artırmaya yönelik okul ziyaretlerini sürdürüyor. Kaymakam Baycar, beraberinde İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan İke ile birlikte Cizre Merkez Anadolu Lisesinde öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi. Okuldaki sınıflara tek tek giren Kaymakam Baycar, derslere katılarak öğrencilerle aynı sıraları paylaştı. Eğitim süreçleri üzerine gençlerle samimi bir sohbet gerçekleştiren Kaymakam Baycar, öğrencilerin akademik gelişimlerini yakından takip ettiklerini belirtti. Gençlerin gelecek hedeflerini ve taleplerini dinleyen Baycar, eğitimin ilçedeki birinci öncelikleri olduğunu vurguladı. Sınıf ziyaretlerinin ardından okul yönetimi ve öğretmenlerle bir araya gelen Kaymakam Baycar, bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda okulun genel durumu, yürütülen projeler ve öğrencilerin başarı grafiği masaya yatırıldı. Eğitim kadrosunun görüşlerini alan Baycar, okulun fiziki ve eğitimsel kalitesinin yükseltilmesi noktasında her türlü desteği vermeye devam edeceklerini ifade etti. Ziyaretin sonunda öğrencilere başarı dileklerini ileten Kaymakam Baycar, eğitim camiasına yürüttükleri özverili çalışmalardan dolayı teşekkür ederek okuldan ayrıldı.
Trabzon Başkan Ekim koltuğunu miniklere devretti 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, makamını Yıldızlı TOKİ İlkokulu öğrencilerine emanet etti. Akçaabat’ta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen anlamlı buluşmada, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, makamını geleceğimizin teminatı olan çocuklara devretti. Belediye başkanlık makamında gerçekleşen ziyarette çocukların heyecanı ve mutluluğu renkli anlara sahne oldu. 23 Nisan etkinlikleri kapsamında Yıldızlı TOKİ İlkokulu 4/F sınıfı öğrencileri Ayşe Ergüden ve Yusuf Sağır, sınıf öğretmenleri Ayten Şimşek ve Okul Müdürü Engin Ocak ile birlikte Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim’i ziyaret etti. Başkanlık makamına oturan öğrenciler, bu anlamlı günde belediye başkanlığı görevini temsili olarak üstlenmenin mutluluğunu yaşadı. Öğrenciler, 23 Nisan’da başkanlık makamında bulunmanın kendileri için unutulmaz bir hatıra olduğunu ifade ederek şehirleri için hayal ettikleri düşüncelerini paylaştı. Ziyarette konuşan Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, 23 Nisan’ın çocuklara verilen değerin en güçlü göstergesi olduğunu belirterek "Bugün makamımızı emanet ettiğimiz Ayşe ve Yusuf’un gözlerindeki heyecan, bizlere umut veriyor. Çocuklarımızın daha güzel bir Akçaabat’ta büyümeleri, eğitim hayatlarını en iyi şartlarda sürdürmeleri için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Ziyaret sonunda Başkan Osman Nuri Ekim, öğrenciler Ayşe Ergüden ve Yusuf Sağır, öğretmenleri Ayten Şimşek ve Okul Müdürü Engin Ocak’a teşekkür ederek günün anısına çeşitli hediyeler takdim etti.
Hatay Suç makinesinin satırlı saldırısından anlık refleksle kurtulan taksici: "Geri çekilmesem kellem gitmişti" Hatay’da 15 ayrı suçtan kaydı bulunan ve cezaevinden yeni çıktığı öğrenilen madde bağımlısı şahsın satırla yaraladığı taksicinin arkadaşı, yaşananları anlattı. Taksici Hasan Dinç, şahsın maddenin etkisindeyken saldırıyı gerçekleştirdiğini belirterek, "Böyle şahısların dışarıda olmaması lazım, geri çekilmesem kellem gitmişti" dedi. Olay, sabah saatlerinde İskenderun ilçesi Çay Mahallesi’nde yaşandı. Madde bağımlısı olan M.S., lokanta sahibini satırla yaraladıktan sonra önce taksi durağında bekleyen taksici K.Y.’yi boyun bölgesinden yaraladı ve son olarak Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde ATM’den para çeken M.Ç.’yi sırt bölgesinden yaraladı. Yaralılar tedavileri için hastaneye kaldırılırken polis ekipleri saldırganı kısa sürede yakaladı. Madde bağımlısı olduğu anlaşılan şüphelinin cezaevinden yeni çıktığı tespit edilirken, uyuşturucu kullanma, kasten yaralama, hakaret, 6136 SKM ve mala zarar verme suçlarından toplam 15 adet suç kaydının bulunduğu tespit edildi. Satırlı saldırıdan anlık refleksle kurtulan taksici Hasan Dinç, "Geldi şahıs, ana avrat küfür etti. Satırı salladı ve ben geri çekildim. Kolumu çizdi ve arkadaşıma vurdu. Arkadaşıma 12 dikiş atıldı. Ben 112’yi ararken şahıs diğer tarafa yürüdü ve ATM’den para çeken şahsa saldırmış. Böyle şahısların dışarıda olmaması lazım, geri çekilmesem kellem gitmişti. Adam haplanmış, 15 tane dosyası varmış ve sokakta geziyor. Huzurumuz için böyle şahısları sokakta gezdirmemeleri lazım, evlatlarımızın iyliği için. Ben ceza almasını istiyorum, hiç de dışarı çıkmasın. Yaralanan arkadaşımız yoğun bakımdan çıkmış, inşallah sağlığına kavuşur. Duamız arkadaşımıza, rabbim ailesine bağışlamış" dedi.