YEREL HABERLER - 18 Mart 2012 Pazar 11:44

BURSA`DA "İDOBÜS PROJESİ" TARTIŞILDI

A
A
A
BURSA`DA "İDOBÜS PROJESİ" TARTIŞILDI

Bursa Kent Konseyi tarafından geleneksel hale getirilen ’Bursa Konuşuyor’ toplantısında, İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ’nin yapmayı planladığı ’İDObüs’ projesinin Güzelyalı ve Bursa ekonomisine yansımaları konuşuldu.
Bursa Kent Konseyi ve Mudanya Kent Konseyi’nin ortaklaşa düzenlediği ’Güzelyalı iskelesinin İstanbul-Ege, Akdeniz ulaşımındaki yeri’ konulu toplantı, Mudanya Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde yapıldı. Mudanya Belediye Başkanı Hasan Aktürk, İDO İş Geliştirme Direktörü Tolga Yardımcı’nın hazır bulunduğu toplantıya, Mudanya esnafı, Bursa Terminali esnafı, otobüs işletmecileri, otobüs yazıhanesi sahipleri, vatandaşlar katıldı. Bursa Kent Konseyi Başkanı Mehmet Semih Pala, Bursa’nın sahip olduğu tarihi ve tabii birikimiyle önemli bir şehir olduğunu söyledi.
Her konuyu medenice ele aldıklarını anlatan Pala, "İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu’nu ilgilileriyle konuştuktan sonra şimdi de İDO’nun Güzelyalı İskelesi’yle ilgili çalışmalarını konuşuyoruz. Güzelyalı İskelesi’ni Bursalılar ve yöneticileri en verimli şekilde kullanmalıdır. Şehrimiz zengin bir tarihe, doğaya, yer altı kaynaklarına sahip olmasına rağmen turizm şehir değildir. Artık bu tarafa yönelmek gerekir. Bunun için de hava, deniz, kara ve demir yolu ulaşımını geliştirmeliyiz. İstanbul’a gelen turistleri Bursa’ya çekebilmeliyiz. Ulaşım dengesi kurulurken taraflar arasında çatışma olursa da faydadan çok zarar verir" dedi.
Ortaya konulan hizmetlerin hem Bursa’ya, hem de ülkeye fayda getirmesi gerektiğini dile getiren Pala, "Bu işin artıları ve eksiler var. Amacımız, bunları belirleyip çözüm üretmektir. Bursa Kent Konseyi, her dünya görüşünden insana söz vermiştir. Bizler bu çizgiyi sürmenin gayretindeyiz. İDO, bir şirket olarak kar elde etmek için yatırım yapıyor. Ancak Bursalılar öncelikle bir yatırım yapılırken kendilerine danışılmasını ister, haberdar edilmek ister" diye konuştu.
Toplantıda ilk olarak söz alan İDO İş Geliştirme Direktörü Tolga Yardımcı, İDO’nun misyonu hakkında katılanlara bilgi verdi. Toplantıyı düzenledikleri için Bursa Kent Konseyi’ne ve Mudanya Kent Konseyi’ne teşekkür eden Yardımcı, İDO’nun özelleştikten sonra mevcut hizmetlerini çeşitlendirmeyi amaçladığını, bunlardan birisinin de ’İDObüs’ projesi olduğunu kaydetti. Proje’nin, Ulaştırma Bakanlığını Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğünün yayınladığı ’kombine taşımacılık genelgesi ve mevzuatına tabii olduğunu anlatan Yardımcı, "Deniz otobüs ve feribot seferleri, İDO hizmeti kapsamındadır. Bununla beraber Bursa ve İstanbul’un yanında Balıkesir, Manisa ve İzmir’deki vatandaşlarımıza ulaşım konusunda süre olarak katkı sunmak istedik. İDOBüs’ün mantığı, yolcularımıza İstanbul-İzmir güzergahında iki saate yakın katkı sağlamaktır. Proje kapsamında İstanbul’dan İzmir’e 13 sefer, İzmir’den İstanbul’a da 13 sefer olmak üzere toplam 26 sefer düzenlemeyi planlıyoruz. 26 seferin deniz bacağını 4 tane deniz otobüsüyle, kara bacağını da iki ayrı şirketin toplam 8 otobüsüyle yapıyoruz. Biz bu projeyi, bir konsept proje olarak görüyoruz. Halkımız hizmetin zaman ve konforun faydalanıp teveccüh gösterirse pastanın büyümesi mümkündür. Bir vatandaşımız, İstanbul’dan Diyarbakır’a havayoluyla 2 saate gidebiliyorsa bu konfordur. Kombine taşımacılığı, zaman unsuru olarak ulaşım sektörünün farklı enstrümanlarını birleştirerek daha iyi yolculuk sunması açısından önemli alternatiftir" dedi.
Yolcuları, İstanbul-İzmir güzergahında 2 saatten daha az süreyle taşıma misyonunu üstlendiklerini belirten Yardımcı, şu anda pastadan iki otobüs firmasının yararlandığını, pasta büyüdükçe firma sayısının da artacağını kaydetti. Bir saat 50 dakikada Kabataş’tan Güzelyalı’ya yolcu taşıdıklarını hatırlatan Yardımcı, "Kabataş-Güzalyalı arasındaki 1 saat 50 dakika sebebiyle artık her İstanbullu sadece İskender yemek için bile gelip tekrar dönebiliyor. Proje göre, 4 saatte Balıkesir’e, 5 saat 50 dakikada Manisa’ya, 6 saat 40 dakikada da İzmir’e ulaşıyoruz. Eğer Balıkesir ve Manisa’ya uğramazsak 6 saat 25 dakikada yolcularımızı otobüs firmalarımızın desteğiyle İzmir’e ulaştırıyoruz. Biz bu seferlerle Bursalılara hizmet ettiğimizin bilincindeyiz. Bizler İstanbul ile Bursa’yı ayırmıyoruz. İki şehri aralarında su bulunan tek şehir olarak görüyoruz. 26 seferle birleştirdiğimiz bu köprüyü umarım hem turistlere, hem vatandaşlarımıza doğru anlatırız" diye konuştu.
Açıklamaların ardından söz alan vatandaşlar, endişelerini dile getirdi. Projenin hayata geçmesiyle Bursa’daki otobüs firmalarının ve bu sektörde ekmek yiyen yüzlerce kişinin mağdur olacağını belirten Terminal esnafı, çalışmanın haksız rekabete yol açacağı ve Bursa’nın projeden istifade edemeyeceğini ileri sürdü. Güzelyalı İskelesi’nin yapılmasıyla ve İDO’nun seferleriyle ilçenin tabela değerinin arttığını söyleyenlerin yanında bazı vatandaşlar da korkularını yetkililere iletti. Deniz otobüslerinin çıkarttığı dalgalardan ötürü artık denize giremediklerini söyleyen Mudanyalılar, deniz sporlarının yapılamadığını, deniz otobüslerinin yoğunluk sebebiyle balık bile tutamadıklarını belirtti. Vatandaşlar, Mudanya’daki mevcut yolların proje sonrası trafiği kaldıramayacağını da ileri sürdü.
Mudanya Belediye Başkanı Hasan Aktürk ise, geçmişte yapılan anlaşmalarda bir mani olmaması halinde feribot iskelesinin artık ’Bursa-Mudanya-Burgaz İskelesi’ olarak anılmasını istedi. İDO’nun gerçekleştirmeyi düşündüğü projenin, Mudanya’ya, Bursa’ya ve ülkeye katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Aktürk, toplantıyı düzenleyen Bursa Kent Konseyi’ne ve Mudanya Kent Konseyi’ne teşekkür etti.
Toplantının sonunda katılan herkese teşekkür eden Bursa Kent Konseyi Başkanı Mehmet Semih Pala, toplantıdan çıkan sonuçları rapor haline getirerek yetkililere sunacaklarını dile getirdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.