GÜNDEM - 08 Mart 2026 Pazar 11:18

66 yaşındaki esnaf, oruçlu halde trafiğe takılmamak için iftara koşuyor

A
A
A
66 yaşındaki esnaf, oruçlu halde trafiğe takılmamak için iftara koşuyor

Bursa’da 66 yaşındaki esnaf Enver Koç, Ramazan ayında hem orucunu tutuyor, hem de 10 kilometre uzaklıktaki evine akşam trafiğine yakalanmamak için koşarak gidiyor. Normal zamanlarda da yolunu iki kat uzatarak spor yapan Koç, Ramazan’da iftara yetişebilmek için yaklaşık 45 dakika boyunca aralıksız koşuyor.


Bursa’nın merkezindeki tarihi çarşıda esnaflık yapan Enver Koç, 2006 yılında geçirdiği rahatsızlığın ardından hayatında köklü bir değişikliğe gitti. Günde 2 paket sigara içerken sağlık sorunları yaşayan Koç, sigarayı bırakıp fizik tedavi sürecine başladı. Tedavisinin ardından sağlıklı yaşama yönelen Koç, sporu hayatının merkezine aldı.


Sabah saat 09.00’da açtığı dükkânında gün boyu çalışan Koç, akşam saatlerinde kepengi kapattıktan sonra spor kıyafetlerini giyip yola koyuluyor. Evi ile iş yeri arası yaklaşık 10 kilometre olmasına rağmen çoğu zaman güzergâhını uzatarak 20 kilometreye kadar çıkaran Koç, özellikle Ramazan ayında ise yoğun akşam trafiğine takılmamak ve iftara zamanında yetişebilmek için mesafeyi koşarak kat ediyor. Yaklaşık 45 dakikalık tempolu koşunun ardından evine ulaşan Koç, iftarını ailesiyle birlikte açıyor. Ramazan ayında oruçlu olmasına rağmen antrenmanlarını aksatmayan 66 yaşındaki esnaf, disiplinli yaşam tarzıyla çevresindekilere örnek oluyor. Koşarak hem trafikten kaçan hem de sağlıklı yaşamını sürdüren Koç, sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor.


"Evime koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum"


Akşam trafiğine katılmamak için iftara koşarak yetiştiğini söyleyen Enver Koç, "Uzun yıllardan beri sigarayı bıraktıktan sonra antrenmanlara başladım, aşağı yukarı yaklaşık her akşam 15-20 kilometre iş yerimi kapattıktan sonra evime kadar koşuyorum. Oruç tutmakta koşmakta bence mutluluk hormonu sağlıyor ve ben bunların ikisini de yapıyorum. Vücudun bunlara ihtiyacı var, insanlar spor yapmadığı için sağlıksız bir şekilde geziyorlar. Ben her akşam sporu kendime meslek gibi edindim. Buradan iş yerimi kapattıktan sonra koşarak bütün yarışlara katılıyorum. Belgrat’ta, Yunanistan, Bulgaristan, Slovenya, Paris’te, neredeyse dünyanın her yerinde koştum. Evime arabayla gitmeye kalksam arabayla 1 buçuk saatte anca giderim. Şuan oruçlu olduğum için iftara yetişmek istiyorum, 45 dakikada koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum. Oruç olduğumda da zorlanmıyorum, birçok koşuma da oruçlu katıldım. Çevredeki insanlarda benim bu alışkanlığımı çok takdir ediyorlar. Şekerim çıkmıştı daha önce sonrasında spora yapmaya başladığımda şekerimde düştü, sağlığım tekrar yerine geldi" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tam tıkalı damarlar için yeni teknolojiler canlı vakalarla anlatıldı Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ile International Chip Summit (ICS) iş birliğinde düzenlenen uluslararası toplantıda, tam tıkalı kalp damarlarının tedavisinde yeni nesil yaklaşımları gündeme taşındı. Çin, İtalya, Tunus, Mısır, Ürdün, Moldova ve Türkiye’den kardiyologlar, ileri düzey girişimsel teknikleri İstanbul’da bir araya gelerek değerlendirdi. Programda, kronik total oklüzyon (CTO) olarak adlandırılan tam tıkalı kalp damarlarının açılmasına yönelik yeni teknolojiler hem teorik hem de uygulamalı olarak ele alındı. Anjiyo laboratuvarında gerçekleştirilen canlı vakalar eş zamanlı yayınlanırken, katılımcılar operasyon sırasında karşılaşılan zorlukları anlık olarak değerlendirme imkanı buldu. "Artık bu toplantıları kendi ülkemizde yapıyoruz" Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, "Bugün Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde önemli bir toplantı yapıyoruz. Bu toplantıda tam tıkalı kalp damarlarını açmayla ilgili yeni teknikleri, yeni cihazları, yeni teknolojileri konuşacağız. Ülkemizde son yıllarda bu şekilde toplantılar yapıyoruz. Eskiden biz daha çok gidip Batı ülkelerinde, Avrupa’da, Amerika’da bu tür teknolojileri öğrenmeye çalışıyorduk. Artık günümüzde bu toplantıları kendi ülkemizde yapıyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen meslektaşlarımızla hem tecrübelerimizi paylaşıyoruz, hem onları farklı şekillerde eğitme şansımız oluyor" dedi. "Anjiyo laboratuvarında canlı olarak vakalar yapıldı" Toplantının en önemli özelliklerinden birinin teorik eğitimin yanı sıra canlı vaka uygulamaları olduğunu vurgulayan Koçaş, "Bu toplantının en büyük özelliği hem teorik olarak eğitimler verilecek, toplantılar yapılacak, ama aynı zamanda anjiyo laboratuvarında canlı olarak vakalar yapılacak. Bu vakalar yapılırken karşılaşılan zorluklar, problemler, bunlar çözülecek. Böylece operatörler hem teorik eğitimlerini alacaklar, hem pratik olarak hastaların nasıl tedavi edildiğini görecekler" diye konuştu. "Artık hastalar için tek seçenek cerrahi tedaviler değil" CTO girişimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçaş, "Burada daha önce tedavi edilemeyen kalp damar tıkanıklıklarını, tam tıkalı kalp damarlarını, zorlu tam tıkalı kalp damarlarını tedavi etmeyi planlıyoruz ve bunların eğitimlerini yapacağız. Daha önce bu tür hastalar için tek seçenek cerrahi tedavilerdi, bypass ameliyatlarıydı. Ancak bazı hastalar için bunlar uygun olmuyor. Anjiyografik çözümler üretmek gerekiyor. Çok yüksek riskli olabiliyorlar. Bir şekilde açılamayabiliyor bu damarlar. Ancak bu yeni teknolojilerimiz sayesinde bu damarların hepsini açmamız mümkün olabiliyor. Ancak yeni teknolojiler olduğu için de dünyanın pek çok yerinde hekimler bunu öğrenmeye çalışıyor. Biz de bu konuda bir eğitim merkezi olarak yer almaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Ülkemiz son yıllarda önemli bir noktaya gelmiş durumda" Prof. Dr. Koçaş, CTO girişimlerinin dünya genelinde ilgi gördüğünü belirterek, "Pek çok zorlu, çok kireçli olan, uzun süredir tıkalı olan, kritik yerleri besleyen damarların açılması sağlanabiliyor. CTO girişimleri dediğimiz bu zorlu girişimlerde ülkemiz son yıllarda gerçekten önemli bir noktaya gelmiş durumda. Daha önceki yıllarda biz gidip yurt dışında bu işleri öğrenmeye çalışıyorduk ama artık dünyanın her tarafından gelen meslektaşlarımıza bu girişimlerin nasıl yapılacağını biz gösterebiliyoruz" dedi. İki gün süren programda gerçekleştirilen canlı cerrahi uygulamaları ve bilimsel oturumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik açıdan kapsamlı bir eğitim imkanı sundu.