EKONOMİ - 25 Kasım 2025 Salı 21:09

ABD Tarım Bakanlığı: "Türkiye’de yıllık 400-500 bin buzağı ölümü oluyor"

A
A
A
ABD Tarım Bakanlığı: "Türkiye’de yıllık 400-500 bin buzağı ölümü oluyor"

ABD Tarım Bakanlığı (USDA), dünyanın en büyük ikinci canlı hayvan ithalatçısı olan Türkiye’nin, yıllık buzağı kayıplarının yaklaşık 500 bine ulaştığını ve bu rakamın ithal edilen sığır sayısına neredeyse eşit olduğunu açıkladı.

Bakanlığın "Türkiye: Hayvancılık ve Ürünleri Yıllık" raporunda Türkiye’nin, "verimsiz yerel üretim politikaları, zayıf hayvan sağlığı ve çiftlik yönetimi nedeniyle sürü sayılarının artırılmasına tarihsel olarak yardımcı olmayan besi sığırı ithalatına odaklandığı" belirtildi. 2026 yılında Türkiye’nin sığır envanterinin düşmesinin beklendiği vurgulanan açıklamada, "Bu düşüş, esas olarak yüksek kesim eğilimleri, yüksek üretim maliyetleri ve düşük karlılıktan kaynaklanmaktadır ve bu da çiftçileri sürülerini tasfiye etmeye yönlendirmektedir. Çiftçiler beklenen yüksek girdi ve üretim maliyetleri nedeniyle sürülerini tasfiye etmeye devam edecek" ifadesi kullanıldı.

"20 kilogram sığır eti tüketimi"

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Birliği’ne göre Türkiye’de kişi başına et tüketiminin 51 kilograma ulaştığı aktarılan açıklamada, bu rakamın 22 kilogramının tavuk eti, 20 kilogramının sığır eti, 7 kilogramının koyun ve 2 kilogramının keçi etinden oluştuğu bildirildi. Bakanlık raporunda, et sektörü temsilcilerine göre kişi başına 20 kilogram sığır eti tüketiminin gerçekleri yansıtmadığına vurgu yapıldı. Raporda, Türkiye’nin erkek ve dişi besi sığırı ithalatına odaklandığına dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:

"Ancak bu durum, verimsiz üretim politikaları ve zayıf hayvan sağlığı ve çiftlik yönetimi nedeniyle sürü sayısının artmasına tarihsel olarak yardımcı olmamış durumda. Tarım ve Orman Bakanlığı sürekli olarak yerli üretimi vurgularken, canlı hayvan ithalatıyla açık kapatılmaya çalışılıyor. Hammaddelerinin yüzde 60’ını ithal eden Türkiye, özellikle yem olmak üzere girdilerin yüksek maliyeti sorunu daha da kötüleştiriyor. Bu yıl artan sığır eti talebi, verimsiz süt ineği üretimi ve Haziran 2025’te şap hastalığıyla ilişkili çok sayıda kesim ve düşük doğum oranları nedeniyle sığır sayısının azalması bekleniyor."

"Kırmızı et ve süt arzı"

Çiftçilerin, süt için yüksek girdi maliyetlerinden kaynaklanan mali kayıpları en aza indirme eğiliminde olduğu belirtilerek, "Sektöre göre, bu eğilim yalnızca mevcut hayvan sayısını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki üretim kapasitesini de tehdit ederek kırmızı et ve süt arzında kıtlıklara yol açıyor. Uzmanlar, damızlık hayvanların kesiminin sektörün sürdürülebilirliği için en büyük risk olduğunu belirtiyor ve karlılık sorunlarının ele alınması gerektiğini vurguluyor" ifadesini kullandı.

Ülkede zayıf çiftlik yönetimi nedeniyle yıllık buzağı kayıplarının yaklaşık 400 bin ila 500 bin olduğu aktarılan raporda, bu rakamın ithal edilen sığır sayısına neredeyse eşit olduğuna dikkat çekildi. Raporda, doğum sonrası ölüm oranının yüzde 10-15 civarında olduğu ve dünya ortalamasının çok üzerinde bulunduğu bildirildi.

Türkiye’nin, 2024 yılında 788 milyon dolarlık ticaret hacmiyle dünyanın en büyük ikinci canlı hayvan ithalatçısı olduğu belirtilen raporda, "Türkiye, 2010 yılından bu yana canlı hayvan ithalatı yoluyla hayvan envanterini artırmak ve sığır eti fiyatlarını düzenlemek için çaba göstermektedir. Ancak sığır eti fiyatları önemli ölçüde artmaya devam etmektedir" ifadesine yer verildi.

2025 yılında şap hastalığı salgınları nedeniyle, üreticilerin hayvanlarını yaş veya sağlık durumuna bakılmaksızın kesime gönderdiği ve kesim fiyatları düşerek üreticiler için ekonomik kayıplara yol açtığı kaydedildi.

Azize Akpınar



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.