MAGAZİN - 08 Mayıs 2026 Cuma 14:13

Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de unutulmaz bir buluşmaya imza attı

A
A
A
Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de unutulmaz bir buluşmaya imza attı

Osmangazi Belediyesi tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen film gösterimleri ve söyleşilerle devam etti. Festival kapsamında son olarak "Mukadderat" filmi izleyiciyle buluşurken, gösterimin ardından filmin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ile yönetmen Nadim Güç öğrencilerle bir araya gelerek söyleşi gerçekleştirdi.


Bu yıl ikincisi düzenlenen Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen film gösterimleri ve söyleşilerle başladı. Festivalin ilk gününde "Ayşe", ikinci gününde "Sisler Bulvarından Geçtim" izleyiciyle buluştu. Festival kapsamında gerçekleştirilen son gösterimde ise "Mukadderat" sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Gösteriminin ardından filmin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ile yönetmen Nadim Güç, öğrencilerle söyleşide bir araya geldi. Öğrenciler, filmle ilgili merak ettikleri soruları oyuncu ve yönetmene yöneltirken, Gürbüz ve Güç soruları samimiyetle yanıtladı. Söyleşide ayrıca Klinik Psikolog Deniz Ağar ve Alperen Ak da filmin verdiği mesajlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


"Bu ülkeye ait olan mizahla beraber keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz"


Filmin senaryosunun gerçek bir yaşam hikayesinden esinlendiğini ifade eden Mukadderat Filmi Yönetmeni Nadim Güç, "Senaristimiz Erdi, bu hikayenin kendi annesinin hayatından ilham aldığını söylemişti. Filmde kurgusal olarak babasının vefat ettiği bir durum oluşturuldu. Aslında bu konu toplumda hala tabu olarak görülen sert bir mesele. Erkekler açısından aynı durum bu şekilde değerlendirilmezken, kadın söz konusu olduğunda farklı bir bakış açısı ortaya çıkıyor. Biz de hikayeye bu yüzden çarpıcı bir başlangıç yapmak istedik. Başka ülkelerde oldukça normal karşılanabilecek bir durum, bizim toplumumuzda farklı karşılanabiliyor. Ne kadar eğitimli olursak olalım, bir kadının eşini kaybettikten sonra yeniden evlenmek istemesini içimizde sorgulayabiliyoruz. Ancak film ilerledikçe farklı duygular ve gerçeklerle karşılaşıyoruz. Aslında anlatılan, alıştığı hayatı sürdürmek isteyen bir kadının kendini bulma yolculuğu. Tüm bunları da bu ülkeye özgü mizahla harmanlayarak keyifli bir anlatıyla sunuyoruz " diye konuştu.


Aslıhan Gürbüz’den samimi karakter analizi


Söyleşide öğrencilerin sorularını içtenlikle yanıtlayarak filmde canlandırdığı Reyhan karakterine dair değerlendirmeler yapan usta oyuncu Aslıhan Gürbüz ise şu açıklamalarda bulundu:


"Bence Reyhan’ın en büyük meselesi, güçlü kadın olma travmasıydı. Özellikle küçük yerlerde büyüyen insanlar bunu daha iyi anlayacaktır. Ben de İnegöl’de büyüdüm. Oradan çıkıp başka bir yerde eğitim almak ve sevdiğin işi yapmak gerçekten zor ve travmatik bir süreç olabiliyor. Reyhan karakterinde de bunu görüyoruz. Dışarıdan bakıldığında kaçıyormuş gibi görünse de aslında geride bıraktıklarını kurtarma sorumluluğunu taşıyor. Üstelik bu sorumluluğu kendisi seçmedi, ona verildi. Ailenin en çok yük taşıyan, en çok yorulan evladı olmasına rağmen neden daha az sevildiğini sorguluyor. Kardeşi olanlar bunu iyi bilir, insan zaman zaman anne babasının diğer kardeşi daha çok sevdiğini düşünebilir. Benim de bir erkek kardeşim var ve uzun yıllar onun daha çok sevildiğini düşündüm. Reyhan’ın da benzer kırılmaları ve travmaları var. Filmde anlatılan eşitlik, hak, hukuk ve adalet meselesi aslında önce evde başlıyor. Mirasın paylaşımı da bunun önemli bir parçasıydı. Benim karaktere yaklaşım motivasyonum daha çok bunlardı. Diğer süreçlerde ise yönetmenim ve oyuncu partnerlerimle birlikte karakteri geliştirdik. Filmde en sevdiğim sahnelerden biri, Reyhan’ın erkeklere bağırdığı sahneydi. O sahnede bağırmaktan sesim kısılmıştı. Çünkü bazen hepimizin içinden, avazımız çıktığı kadar bağırmak geliyor."


Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Oyuncu Aslıhan Gürbüz ve Yönetmen Nadim Güç’e günün anısına teşekkür hediyesi takdim etti.



Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de unutulmaz bir buluşmaya imza attı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Kayseri Konuşmak için çağırdığı eşini boğazını keserek öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet Kayseri’de boşanma aşamasındaki eşini boğazını keserek öldüren sanık indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Kayseri’de boşanma aşamasında olduğu eşi Rabia A’yı defalarca bıçakladıktan sonra, boğazını keserek öldüren R.A.’nın yargılanmasına Kayseri 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık R.A ve avukatı ile öldürülen Rabia A.’nın anne-babası ve avukatlar katıldı. Duruşmada konuşan avukatlar; sanığın Rabia A.’yı canavarca hisle defalarca bıçakladıktan sonra boğazını keserek öldürdüğünü belirterek, verilecek cezada bu durumun göz önünde bulundurulmasını istedi. Sanığın önceki duruşmadaki ifadelerinin haksız tahrik indirimi almaya yönelik olduğunu belirten avukatlar, mahkeme heyetinden indirim uygulanmamasını talep etti. Rabia A.’nın babası sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını isterken annesi ise idam edilmesini istediğini söyledi. "Canavarca hisle yapmadım" Cinayeti canavarca hisle yapmadığını söyleyen R.A, savunmasında öldürdüğü eşinin ailesinin avukatların yönlendirmesiyle kendisinin aleyhinde ifade verdiğini öne sürdü. Eşini ve özgürlüğünü kaybettiğini belirten R.A. psikolojisinin bozuk olduğunu belirterek mahkemeden kendisini tedaviye göndermelerini talep etti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti R.A.’yı boşanma aşamasındaki eşini öldürme suçunun sabit olduğuna hükmederek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Kararı oy birliği ile alan mahkeme heyeti R.A’ya ayrıca bıçak taşıdığı için 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan de 8 ay hapis ve 5 bin lira para cezasına hükmetti. Olay Melikgazi ilçesinde 14 Kasım 2025’te meydana gelen olayda R.A. konuşmak için çağırdığı boşanma aşamasındaki eşi Rabia A.’yı sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olay sonrası kaçan şüpheli R.A., polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından, "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü öncesinde gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda anne ve çocuk sağlığına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken, sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyum kapsamında ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, toplantıda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’ni tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var." "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasın önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir, anne sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle, annenin sesi de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu açıklayan Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek, tabi ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" ifadelerini kullandı. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Artık içerisinde olanlar ispat edildi ki bunun bir mucize besin olduğunu biliyoruz. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe de o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu. (DLR-