ASAYİŞ - 10 Mayıs 2026 Pazar 09:56

Ayıları bal peteğindeki ayak izleri ele verdi

A
A
A
Ayıları bal peteğindeki ayak izleri ele verdi

Bursa’da aç kalan anne ayı ve 2 yavrusu bir çiftçinin ormana bıraktığı 21 kovan arısını telef etti. Balları yiyip kovanları parçalayan ayılar 1,5 milyona yakın arının ölmesine sebep oldu. Ayıları bal peteği üzerinde bıraktıkları ayak izleri ele verdi.


Edinilen bilgiye göre olay Mudanya ilçesine bağlı Çayönü Mahallesinde meydana geldi. 17 senedir arıcılıkla uğraşan 58 yaşındaki Abdullah Çalı orman arazisi içerisine arılarını bıraktı. Geçtiğimiz gün arı kovanlarının bulunduğu bölgeye gelen anne ayı ve 1 yaşlarındaki 2 yavrusu 21 kovanı parçalayıp içindeki balı yediler. Bal olmayınca gıdasız kalan milyonlarca arı kovanlar parçalandığı için geceyi parçalanan kovanların önünde dışarıda geçirince soğuktan öldü.



Bal peteğindeki ayak izinden anlaşıldı


Sabah arılara bakım için gelen Abdullah Çalı gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. Önce parçalanan kovanları toplayan Çalı bir bal peteği üzerindeki ayak izlerinden olayın failinin anne ve yanındaki yavru ayılar olduğunu tespit etti. Parçalanmış petekleri ve ölen arıları toplayan Çalı bal petekleri üzerine çıkan ayıların ayak izlerini gösterip her birinin içerisinde 70 bin arı barındırdığı 21 adet kovanının telef olduğunu söyledi. Çalı, "Bir kovandan daha az bir arı kalmış ama onlarında anne babaları var mı yok mu bilmiyorum" dedi.


Öte yandan, Abdullah Çalı’nın 5 kovan arısının da geçtiğimiz yıl hırsızlar tarafından çalındığı öğrenildi.



Ayıları bal peteğindeki ayak izleri ele verdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de şehit annelerine özel program Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Anneler Günü dolayısıyla şehit anneleri, şehit eşleri ve gazi yakınlarına yönelik Tarsus’ta özel program düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen programa, Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer de katıldı. Katılımcılar ilk olarak Büyükşehir Belediyesi Tarsus Doğa Parkını ziyaret ederek çeşitli hayvanları yakından görme fırsatı buldu. Daha sonra Tarsus Gençlik Kampında tüm şehitler için Kur’an-ı Kerim okunup dualar edildi. Programda konuşan Meral Seçer, şehit anneleri ve eşlerinin büyük fedakarlıklar yaptığını belirterek, "Sizlerin emaneti hepimizin emaneti" dedi. Büyükşehir Belediyesinin şehit aileleri ve gazilere yönelik çalışmalarına önem verdiğini ifade eden Seçer, tüm şehitleri rahmetle andıklarını söyledi. Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürü Nilgün Buz ise şehit ve gazi ailelerinin her zaman yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, tüm annelerin ’Anneler Günü’nü kutladı. Programa katılan şehit anneleri ve şehit eşleri de etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Şehit annesi Gülbeyaz Öztürk, düzenlenen etkinliğin kendilerine moral olduğunu ifade ederken, Ayşe Yıldırım ise böyle anlamlı bir günde hatırlanmanın kendilerini onore ettiğini söyledi. Şehit eşi Fatma Kurumuş ve şehit annesi Ümmü Kaya da etkinlik dolayısıyla Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e teşekkür etti.
Sakarya Hayatını 3 engelli oğluna adadı: Şair, ressam ve tiyatrocu kardeşler Sakarya’nın Hendek ilçesinde annelerini bir yıl önce kaybeden doğuştan engelli 3 kardeş, fedakar babalarının desteğiyle yaşama sanatla tutunuyor. Diyaliz hastası Murat şiir yazarken, kas hastası Yusuf resim çiziyor, yatağa bağımlı Abdulmutalif ise tiyatroyla ilgileniyor. Hendek ilçesinde ikamet eden Murat, Yusuf ve Abdulmutalif Sarıoğlu kardeşler, doğuştan gelen engellerini sanatın gücüyle aşıyor. Kronik böbrek yetmezliği bulunan ve yüzde 99 engelli olan şair Murat (30), kas hastası ressam Yusuf (18) ve yatağa bağımlı yaşam sürmesine rağmen tiyatro tutkusundan kopmayan Abdulmutalif (26), fiziksel kısıtlamalarına rağmen hayallerinden vazgeçmiyor. Bir yıl önce annelerini kaybeden kardeşlerin en büyük destekçisi ise onlara hem babalık hem de arkadaşlık yapan 59 yaşındaki Bünyamin Sarıoğlu. "13 yaşından sonra yürüme yetilerini kaybettiler" Haftanın 3 günü diyaliz tedavisi gören Murat Sarıoğlu, sağlık sorunları nedeniyle örgün eğitime devam edemeyince eğitimini dışarıdan tamamladı. 2016 yılında lise birinci sınıf öğrencisiyken ilk şiir kitabını çıkaran Sarıoğlu, bugüne kadar 26 operasyon geçirdiğini ifade etti. Murat Sarıoğlu, "Türk dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisiyim, açık öğretim fakültesinden okuyorum. Aynı zamanda yüzde 99 bedensel engelliyim, kardeşlerimde benim gibi genetik bir hastalığa sahipler. 13 yaşlarına kadar her şeyleri normaldi, o yaştan sonra yürüme yetilerini kaybettiler, bazı uzuvlarını kullanmayı bıraktılar. O yaşlardan sonra babamız bizimle ilgilenmeye başladı" dedi. "Hayata 1-0 geride başladım" İlk şiir kitabını 2016 yılında lise birinci sınıf öğrencisiyken çıkardığını belirten Sarıoğlu, edebiyat dünyasına adım atma sürecini şöyle anlattı: "Vuslat-I Dem adlı şiir kitabım var. Eserimiz, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımızın desteğiyle bir araya topladığımız eserlerimin birleştirilmiş halidir. Şiir yazmayı ve kitap okumayı çok seven birisiyim. Tabii sosyal faaliyet olarak dışarıda insanlarla birebir vakit geçirmeyi de seviyorum. Kardeşimin de yapmış olduğu resimlerde görüldüğü gibi; kendi iç dünyasında, hayal dünyasında, kurduklarını olmasını istediği ya da arzuladığı şeyleri dışa vuruyor. Hayat serüvenim bu. İmtihanım biraz zorlu başladı. Hayata 1-0 geride başladım. Hayal kurmaktan ve mücadele etmekten hiç bir insan vazgeçmemeli. Yaşama tutunmayı bilmeli insan. Bazen tabii ki bir el arıyoruz, bu el benim için ailemin eli oldu." "Resimlerim, ben hayatta olmasam da beni hatırlatacak" Resim yapmayı çok sevdiğini dile getiren 18 yaşındaki tekerlekli sandalyeye bağlı Yusuf Sarıoğlu, "5 senedir resim yapıyorum. 13 yaşıma kadar ayakta duruyordum. Hastalık ilerledikçe böyle oldu. Günlük hayatımda ders çalışırım, dersten sonra dışarıya çıkarım. Resimlerimi sergilemek istiyorum, satmayı düşünmüyorum. Emeklerimi seviyorum. Resimlerim ben hayatta olmasam da beni herkese hatırlatacak. En çok deniz manzarası çizmeyi seviyorum. Gemi, kuş, sıra dağlar gibi şeyler çiziyorum. Bu resimleri istediler satmadım. Hepsinde bir anım var ancak sergilemek istiyorum. Herkes gibi benimde resimlerim sergilenirse çok memnun olurum. Bu resimler beni anlatıyor, ben gidersem hatıralarım kalacak" diye konuştu. "Para kazanmamız değil, onların huzurlu olmaları önemli" Çocuklarının her ihtiyacına koşarak onlara kol kanat geren baba Bünyamin Sarıoğlu ise toplumun engelli bireylere karşı daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı. Çocuklarının tedavisi için birçok hastane gezdiğini ve hayatını onlara adadığını dile getiren fedakar baba, duygularını şöyle ifade etti: "3 çocuğum var, onlara engelli demiyorum, asıl kendimi engelli olarak görüyorum. Toplumun bazı şeyleri hor görmemesini istiyoruz. Çocuklarımı yalnız bırakamıyorum. Benim için para kazanmak hiç önemli değil, asıl olan onların huzuru. Biz burada bir lokma ekmek yer, mutlu oluruz. Bir beklentimiz yok. Sadece şu dünyada misafir olduğumuzu biliyoruz ve yaşantıya bu gözle bakıyoruz."
Gaziantep GSO Kurucu Meclis Başkanı Naci Topçuoğlu’nun vefatının 18. Yılı Gaziantep Sanayi Odası’nın (GSO) Kurucu Meclis Başkanı merhum Naci Topçuoğlu, vefatının 18. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anılıyor. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep sanayisinin gelişmesinde önemli katkıları bulunan GSO Kurucu Meclis Başkanı merhum Naci Topçuoğlu’nun vefatının 18. yıl dönümü dolayısıyla bir anma mesajı yayımladı. Adnan Ünverdi mesajında merhum Naci Topçuoğlu’nun Gaziantep sanayisinin bugünlere ulaşmasında büyük emeği bulunan öncü isimlerden biri olduğunu ifade ederek, ‘’Gaziantep sanayisinin gelişiminde önemli katkıları bulunan, vizyonu, çalışkanlığı ve ileri görüşlülüğüyle kentimize değer katan merhum Naci Topçuoğlu’nu aramızdan ayrılışının 18. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Kendisi yalnızca başarılı bir sanayici değil, aynı zamanda eğitime ve gençlerin geleceğine büyük önem veren örnek bir hayırseverdi" dedi. Merhum Naci Topçuoğlu’nun sanayi alanındaki yatırımlarının yanı sıra mesleki eğitime verdiği desteklerle de iz bıraktığını kaydeden Ünverdi, "Gaziantep’in üretim gücünün artmasında önemli rol oynayan merhum başkanımız, özellikle nitelikli insan kaynağının yetişmesine yönelik çalışmalarıyla hafızalarda yer edinmiştir. Bugün kendi adını taşıyan eğitim kurumları ve bıraktığı eserler, gençlerimizin geleceğine ışık tutmaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Gaziantep Sanayi Odası’nın kuruluş sürecinde aktif rol üstlenen ve 1989-1998 yılları arasında GSO Meclis Başkanlığı görevini yürüten Naci Topçuoğlu’nun, yenilikçi yaklaşımı ve sanayi vizyonuyla Gaziantep’e örnek olduğunu belirten GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, "Merhum Naci Topçuoğlu’nun bizlere bıraktığı çalışma azmi, üretim anlayışı ve memleket sevgisi her zaman yol göstericimiz olacaktır. Gaziantep Sanayi Odası olarak onun aziz hatırasını yaşatmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Ünverdi, merhum Naci Topçuoğlu’nun, 11 Mayıs Pazartesi günü saat 10:00’da Gaziantep Asri Mezarlıkta yer alan mezarı başında düzenlenecek anma töreni ile anılacağını belirtti.
Gaziantep Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.