GÜNDEM - 23 Ocak 2026 Cuma 14:30

Başkan Mustafa Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz"

A
A
A
Başkan Mustafa Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz"

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, iklim krizi ve artan su stresi karşısında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, Bursa’nın geleceği için sürdürülebilir su yönetiminin ortak akılla ele alınması gerektiğini söyledi.


Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.


2050’deki dünya sıcaklığına 2025’te ulaşıldı


Etkinliğin açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025’in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi.


"Türkiye, su kıtlığı çeken ülke durumuna gelebilir"


Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Ülkemizin yüzde 88’inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye’nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi" dedi.


"Suyu nasıl koruyacağımızı konuşmalıyız"


Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı’dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz" diye konuştu.


"Su seviyesi 250 metrenin altına indi"


Bursa’nın, Uludağ’dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz" dedi.


"Üretim ile su arasında yeni bir denge kurmalıyız"


Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız" diye konuştu.


"Geri kazan, yeniden değerlendir"


Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15’inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa’da atık su arıtma tesislerini bu çerçevede ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa’nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır" dedi.


Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi.


Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi.


Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı’nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti.



Başkan Mustafa Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Tekke: "Hedefimiz önce yangını söndürmekti, bunu başardık. Şimdi yarışın içindeyiz" Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, göreve geldikleri ilk dönemde hedeflerinin yangını söndürmek olduğunu ve bunu başardıklarını belirterek, şimdi yarışın içinde olduklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 19. haftasında Trabzonspor, sahasında Kasımpaşa’yı 2-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, maçların kolay olmadığını belirterek, "Maçlarımızın zorlu geçeceğini söylüyoruz, bu maç da zor geçti. Üçüncü bölgede kaybettiğimiz toplar oldu. Yediğimiz golde hatalarımız var. Ancak hedeflerimiz doğrultusunda ilerleyen ve bunun için mücadele eden bir ekip var. Oyuncularımı tebrik ediyorum" dedi. Takımın ilk 11’inin tamamının yabancı oyunculardan oluşmasıyla ilgili soruya da yanıt veren Tekke, "Ben de 11 oyuncunun Trabzonlu olmasını isterim. Bu bir plan dahilinde yapılabilirdi. Trabzonlu çocuklarla ilgili her zaman söylüyorum. Bugün itibarıyla mevcut durum bu. Göreve başladığımızda farklı bir konumdaydık" ifadelerini kullandı. "Neresinden bakarsanız bakın bu bir başarıdır" Trabzonspor’da göreve geliş sürecine de değinen deneyimli teknik adam, "Trabzonspor’un ihtiyacı olan şey yangının söndürülmesiydi. Buraya gelişimin üzerinden 11 ay geçti. Yönetimimizle paralel gidiyoruz ve bu yangın söndürülmüştür. Neresinden bakarsanız bakın bu bir başarıdır" diye konuştu. "İkinciliği kabul eden bir yapım yok" Transfer süreciyle ilgili olarak başkanın net açıklamalar yaptığını hatırlatan Tekke, "Hangi teknik adam iyi bir oyuncusunu vermek ister? Önemli olan Trabzonspor’un menfaati. Herkes gitti, ben de gittim. Bu riskleri kim alabilirdi? Bir anda her şey gerçekleşmez. İkinciliği kabul eden bir yapım yok. Taraftarımızla aynı şeyleri düşünüyorum. Bu sezon için 1 ila 4 arası diyorum. Gerçeğin dışında bir şey söylemem" şeklinde konuştu. "Oyuncularımıza teklif gelmesi de bir değerdir" Takımın gelişim sürecine de değinen Tekke, "Hatalarımız olabilir, oluyor da. Ekibimizle çok iyi çalışıyoruz. İstediğim ritim olmayınca oyunun detaylarını çok konuşamıyoruz. Herkesin bu değerin oluşmasında katkısı var. 23-24 yaş ortalamasıyla oynuyoruz. Önce yangını söndürmekti hedefimiz, bunu yaptık. Şimdi yarışın içindeyiz. Herkesin niyeti çok iyi, hatalar yaşanabiliyor. Oyuncularımıza teklif gelmesi de bir değerdir. Bu çok önemli" açıklamasında bulundu. "Biz onu çok seviyoruz" Nwaekeme ile ilgili olarak ise Fatih Tekke, "Gol pasına baktığımızda Zubkov’u orada her oyuncu göremezdi. Nwakaeme’yi 11 aydır tanıyorum. Şampiyon olmuş kadroda yer almış. Bence efsane olmuş biri. Biz onu çok seviyoruz. Trabzonspor’un verdiği karara saygı duyduğunu her zaman söylüyor. O hepimizin kalbinde. Onu biz çok seviyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Ankara Ankara’da "IBAN mağdurları"ndan eylem TCK 158 Mağdurları Platformu üyeleri, Ankara’da basın açıklaması yaptı. Platform Başkanı İlyas Ataş, TCK’nın 158. maddesinin uzlaşma kapsamına alınmasını ve CMK 253’ün yeniden düzenlenmesini istediklerini belirtti. TCK 158 Mağdurları Platformu, Ankara’nın Ulus semtinde Atatürk heykeli önünde eylem düzenledi. Platform Başkanı İlyas Ataş, yaptığı açıklamada 81 ilden gelen heyetleriyle birlikte basın açıklaması yaptıklarını belirterek, "Buradan tüm yetkilileri, yaşanan bu ağır ve yaygın mağduriyetin çözümü için sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kamuoyunda ‘IBAN mağdurları’ olarak bilinen binlerce vatandaşımız, IBAN’larını iyi niyetle, güvene dayalı ilişkilerle, iş arama, yardım ya da ticari beklenti gerekçeleriyle verdikten sonra ya da hiçbir bilgileri ve rızaları olmadan, adlarına yapılan işlemler nedeniyle mağdur edilmektedir. Özellikle vurguluyoruz, bazı durumlarda vatandaşların IBAN’ları kullanılarak, kişinin bilgisi ve onayı olmadan dolandırıcılık yapılmakta, bu işlemler sonucunda asıl dolandırıcılar yerine IBAN sahibi kişiler sanık durumuna düşürülmektedir. Kişi hem dolandırılmakta hem de cezalandırılmaktadır. Bu kişiler, zararı gidermelerine rağmen adlarına açılan onlarca dosya sebebiyle adli para cezalarına, her bir dosya için 3 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaya devam etmektedir. 11. Yargı Paketi’nde kripto, bankacılık ve operatörler hakkında düzenlemeler yapılmış, önleyici tedbirler alınmıştır" dedi. Taleplerinin net olduğunu ifade eden Ataş, "TCK 158 maddesinin uzlaşma kapsamına alınması ve CMK 253’ün bu doğrultuda yeniden düzenlenmesi. Buradan tüm milletvekillerine ve Adalet Bakanlığına açık çağrıda bulunuyoruz. Bu mağduriyeti görmezden gelmeyin, çözüm üretin. Biz bugün burada terör için değil, şiddet için değil, siyasi bir amaç için değil, haksız yere mağdur edilen binlerce insanın sesi olmak için bulunuyoruz. Bu basın açıklaması hukuka uygun, resmi izinleri alınmış ve tüm basın kuruluşlarına açık bir açıklamadır. Çözüm istiyoruz, adalet istiyoruz. Mağduriyetimizin sona ermesini istiyoruz" diye konuştu.
Adana Cemaat, imam, minare var fakat cami yok Adana’nın Aladağ ilçesinde 6 Şubat depremlerinde hasar gören ve valilik kararıyla yıkılan camiden geriye yalnızca minare kaldı. Mahalle sakinleri, "Minare var, imam var, cemaat var ama camimiz yok" diyerek yeni cami yapılmasını istiyor. Aladağ ilçesi Uzunkuyu Mahallesi’nde köylülerin kendi imkanlarıyla 1994 yılında imece usulü inşa ettiği mahalle camisi, 6 Şubat depremlerinde önce orta hasarlı, ardından ağır hasarlı olarak tespit edildi. Yapı, güvenlik gerekçesiyle valilik kararıyla yıkıldı. Yıkım sonrası caminin minaresi ayakta kalırken, mahallede ibadet edilecek bir alan kalmadı. Mahalle sakinleri vakit namazlarını evlerinde kılmak zorunda kalırken, Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte teravih namazları ve toplu ibadetlerde mağduriyet yaşanmaması için yeni cami yapılmasını istiyor. "İmamımız var ama camimiz yok" Uzunkuyu Mahallesi Muhtarı Ramazan Karlangıç, mahalle sakinlerinin yaklaşan Ramazan ayında teravih namazı kılacak yeri olmadıklarını ifade ederek, "Camimiz depremde önce orta hasarlıydı, daha sonra ağır hasarlıya çevrildi ve valilik emriyle yıkıldı. Mahalle olarak yıkılmasını istemedik ama mecbur kalındı. Nasıl yaptıracağımızı sorduk, üstlenen olmadı. Şu an imamımız var ancak camimiz olmadığı için müftülük imamımızı başka mahallelere görevlendirmek istiyor. Buna karşı çıkıyoruz. 70 haneli yaklaşık 270 nüfuslu bir mahalleyiz. Temeli kendi imkanlarımızla attık ama üstünü yapacak gücümüz yok. Hayırseverleri mahallemize davet ediyoruz. Ramazan’da teravihlerde cemaatimiz kalabalık oluyor. Cenaze oluyor, mevlit oluyor. Cami olmadan olmaz" dedi. "Karadeniz fıkrası gibi bir durum" Mahalle sakinlerinden Bülent Ateş, yıllarca kendi imkanlarıyla yaptıkları camileri olduğunu kaydederek, "İmam istedik, minare istedik, hepsini yine kendimiz yaptık. Şimdi Karadeniz fıkrası gibi bir durumdayız: Minare var, imam var ama cami yok. Cenazemizi kaldıracak yerimiz yok. Ramazan geliyor, teravih kılacak alan yok. Yazın çocuklar için Kur’an kursu oluyordu, şimdi o da yapılamıyor" diye konuştu. "Çocuklarımız dini eğitim alamıyor" Mahalle sakinlerinden Asiye Yıldırım da yaşanan mağduriyete dikkat çekerek, "Evde vakit namazlarımızı kılıyoruz ama teravih kılamıyoruz. Çocuklarımız camiye gidemiyor, dini eğitimlerini alamıyor. Minare var ama cami yok. Görenler ilginç buluyor. Hocamız çocuklara namazı, dini bilgileri öğretiyordu, şimdi hepsi yarım kaldı" dedi. Mahalle halkı, yıkılan caminin yerine bir an önce yeni bir cami yapılması için yetkililerden ve hayırseverlerden destek bekliyor.