SAĞLIK - 03 Kasım 2025 Pazartesi 10:09

BTÜ’den aftlara hızlı ve doğal çözüm

A
A
A
BTÜ’den aftlara hızlı ve doğal çözüm

Bursa Teknik Üniversitesi bilim insanları, aft tedavisine yeni bir alternatif getiriyor. İnsan ağzı hücrelerinden elde edilen hidrojel yeni malzeme tasarımı sayesinde ağızdaki aftlar, lokal uygulama ile tedavi edilecek. Malzemenin diğer yöntemlere göre çok daha etkili olması ve hemen sonuç vermesi hedefleniyor.


BTÜ’nün, "Ağız Ülserlerinin Tedavisine Yönelik, Biyouyumlu Polimer Tabanlı, Hücre Kültüründen Elde Edilen Hücresizleştirilmiş Ekstraselüler Matriks ve Antioksidan Destekli Hidrojel Yama Geliştirilmesi" başlıklı projesi, TUBİTAK 1002-A kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Çalışmanın yürütücülüğünü, YÖK Doktora Sonrası Araştırmacı İstihdamı (DOSAİ) programı kapsamında BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü’nde görev yapan Dr. Halime Serinçay üstleniyor. Projede, Biyomühendislik Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Gökçe Taner, Dr. Öğretim Üyesi Münevver Müge Çağal ve Araştırma Görevlisi Kübra Bezir araştırmacı, yüksek lisans öğrencisi Hilal Akar ise bursiyer olarak yer alıyor.


Yeni malzeme kısa ve etkili tedavi sağlayacak


Toplumun yaklaşık yüzde 20’sinde görülen ağız aftlarının tedavisine yönelik çalışma ile ağız ülserlerinin (aft) lokal tedavisinde kullanılmak üzere insan vücuduyla uyumlu, yapışkan, antioksidan, mikropları öldüren ve yenileyici özelliklere sahip hidrojel temelli bir yama sistemi geliştirilmesi hedefleniyor. Aftların tekrarladığını ve kişinin yaşam kalitesini düşürmesi nedeniyle kısa sürede tedavisinin önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Halime Serinçay, çalışma kapsamında aftların kısa ve etkili bir şekilde tedavi edilmesini sağlayacak malzemeyi üreteceklerini söyledi.


Malzeme insan ağzı hücrelerinden elde edilecek


Yürütücü Serinçay, insanın ağız hücrelerinden elde edilen hücresizleştirilmiş dokularla elde edilecek olan biyofonksiyonel hidrojelin doğal doku ortamını taklit ederek iyileşmeyi destekleyeceğini dile getirdi. Dr. Halime Serinçay, "Ayrıca son yıllarda etkileri ile dikkat çeken, yüksek antioksidan kapasitesiyle bilinen aronya meyvesi ekstraktı, lezyon bölgesinde oksidatif stresi azaltmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla formülasyona dâhil edilecektir" dedi.


Piyasadaki ürünlerin etkisi düşük


Dr. Halime Serinçay, aft tedavisinde yaygın olarak kullanılan sprey, gargara, solüsyon ve jel formlarının ağız içi uygulamalarda çeşitli dezavantajları olduğunu belirtti. Serinçay, "Ağız boşluğunun sürekli nemli ve hareketli yapısı nedeniyle sıvı formlar lezyon bölgesinde uzun süre tutunamamakta, bu da etkin maddenin etkisini azaltmaktadır. Jel formlar ise daha iyi tutunma sağlasa da, tükürükle seyrelerek genellikle 2-3 saat içinde ortamdan uzaklaşmaktadır. Bu nedenle, yapışma kapasitesi yeterli, kaygan yüzeye karşı dayanıklı ve etkili bir formülasyon geliştirilmesinin önemli bir yaklaşım olacağı düşünülmektedir" diye konuştu.


Rektör Çağlar’dan tebrik


BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, projenin BTÜ’nün bilimsel üretkenliğini yansıttığını belirterek, "Üniversitemiz bünyesinde gerçekleştirilen bu nitelikli çalışma, hem sağlık alanında önemli bir ihtiyaca çözüm sunmayı hem de yerli ve yenilikçi ürün geliştirmeyi hedefliyor. Araştırmacılarımızı bu başarılarından dolayı tebrik ediyor, bu tür projelerin destekçisi olmaya devam edeceğimizi özellikle vurgulamak istiyorum. BTÜ olarak toplumun yaşam kalitesini artıracak çalışmalara öncülük etmekten gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı.



BTÜ’den aftlara hızlı ve doğal çözüm

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Yalova’da sağanak yağışta dereler taştı, 5 büyükbaş hayvan telef oldu Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı Esenköy beldesinde son günlerde etkili olan yağışlar nedeniyle derelerde taşma meydana geldi. Su taşkınları nedeniyle bölgede sele kapılan 5 büyükbaş hayvan telef oldu. Esenköy’de iki gündür etkisini şiddetli şekilde sürdüren yağışlar neticesinde, belde genelinde dere yataklarında taşkınlar meydana geldi. Özellikle Çayla Deresi (Şelale Deresi) yoğun yağışın etkisiyle debisini artırarak yer yer taşma noktasına ulaştı. Taşma riskinin artmasıyla birlikte Esenköy Belediyesi ekipleri hızla sahaya indi. Kepçe, dozer ve ekskavatörlerle dere yataklarında temizlik ve genişletme çalışmaları gerçekleştiren ekipler, suyun akışını rahatlatmak ve zararları en aza indirmek için yoğun mesai harcıyor. Yetkililer tarafından yapılan uyarılarda, vatandaşların özellikle dere yataklarından ve taşkın riski bulunan bölgelerden uzak durmaları gerektiği vurgulandı. Mevcut yağışların sıradan bir yağmur olmadığına dikkat çekilerek, tedbirli olunması çağrısında bulunuldu. 5 büyükbaş hayvan telef oldu Öte yandan, Estaş mevkiinde, Çaylı Deresi kenarında bulunan bir işletme sel sularından etkilendi. Bölgede hayvancılıkla uğraşan vatandaşın, sele kapılan 5 büyükbaş hayvanının telef olduğu öğrenildi. Hayvanları suya kapılana Nurhan Kaptan, 9 büyükbaş hayvanından 5’inin telef olduğunu kaydetti.
Çankırı Coğrafi işaretli lezzet kahvaltıda tost yerine tüketiliyor Çankırı’da yıllardır aynı yöntemle hazırlanan ve coğrafi işaret belgesiyle tescillenen muska, kahvaltıda tost yerine tüketiliyor. Binlerce yıllık bir kültür birikimi bulunan Çankırı, yöresel yemekleriyle de dikkat çekiyor. Çankırı’nın çok sayıdaki coğrafi işaretli yemekleri arasında yer alan muskası da dikkat çekiyor. Coğrafi işaret belgesi alarak lezzetini tescilleyen muska, Çankırı’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin en çok tercih ettiği yemekler arasında yer alıyor. Yıllardır lezzeti korunan muska, sabahları tost, geceleri ise pratik yemek olarak tercih ediliyor. İnce ekmeğin içerisine küpecik peyniri yerleştirilip daha sonra bol tereyağıyla sacda pişirilmesi ile hazırlanan muska, kentteki vazgeçilmez lezzetler arasında yer alıyor. "Günümüzde tost yerine tercih ediliyor" Muskanın tost yerine tercih edildiğini söyleyen Aşçı Nuray Pulat, "Çankırı’da geçmişten günümüze uzanan köklü bir gelenek olan ince ekmek ve küpecik peyniriyle hazırlanan muska, bugün hala sofralarımızın vazgeçilmez lezzetlerinden biridir. Mayasız olarak yapılan ince ekmek, hafifliği ve kolay sindirimi sayesinde günün her saatinde rahatlıkla tüketilebilmektedir. Özellikle pratik olması nedeniyle günümüzde tost yerine tercih ediliyor. Çankırı halkı bu ürünü sıklıkla sofralarında bulundurur. Gençlerinde damak tadına uygun olmasından dolayı yoğun ilgi görüyor" diye konuştu. "Muskayı biz genelde kahvaltıda yemeyi tercih ediyoruz" Kahvaltıda muska yemeyi tercih ettiğini söyleyen Özlem Karaçör ise "Çankırı’nın coğrafi işaretli yemeği olan küpecik peynirli muskayı biz genelde kahvaltıda yemeyi tercih ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Elazığ Girişimci kadınlar dijital dünyaya açılıyor Elazığ’da hayata geçirilen Girişimci Kadınlar İçin Yapay Zeka Destekli Dijital Pazarlama ve E-Ticaret Kapasite Geliştirme Programı ile 35 girişimci veya girişimci adayı kadın, dijital pazarlama stratejilerinden satış süreçlerine uzanan kapsamlı bir eğitim alacak. Kadınların sosyal ve ekonomik yaşamda daha etkin ve yetkin bir şekilde yer alması için faaliyet yürüten Elazığ İş Kadınları Derneği (ELİKAD), yeni bir program başlattı. Fırat Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirilen ‘Girişimci Kadınlar İçin Yapay Zeka Destekli Dijital Pazarlama ve E-Ticaret Kapasite Geliştirme Programı’ ile girişimci kadınların dijital pazarlara erişimlerinin artması ve sürdürülebilir iş modelleri geliştirmeleri hedefleniyor. Program kapsamında 35 girişimci veya girişimci adayı kadın, 4 hafta boyunca cumartesi ve pazar günleri olmak üzere toplamda 45 saatin üzerinde eğitim alacak. Çevrim içi ortamda düzenlenecek programda, uzmanlar Selami Kaplan ve Sezgin Vural tarafından yapay zeka destekli içerik üretimi ve dijital pazarlama; veri analitiği, müşteri davranışı ve satış tahmini; e-ticaret operasyonları ve platform entegrasyonu başlıklarında uygulamalı eğitim verilecek. Türkiye’deki girişimci kadın oranının yüzde 20 civarında seyrettiğini, bu oranın bölgelerinde daha da düşük olduğunu aktaran ELİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, "ELİKAD olarak 2008 yılından bu yana kadınların Elazığ’da ve bölgemizde daha görünür olması, ekonomik ve sosyal yaşamda daha güçlü yer alması için çalışıyoruz. Bugün ise bunun bir adım ötesine geçmek zorundayız. Çünkü ilimizdeki, bölgemizdeki girişimci kadınların büyük bölümü üretim yapmasına rağmen, ürünlerini dijital satış kanallarına taşıma ve e-ticaret altyapısı oluşturma konusunda çeşitli yapısal zorluklarla karşılaşıyor. Artık bu zorlukları aşmalı; sadece bulunduğumuz şehirle ve bölgeyle yetinmeyip dijital alanda da görünür olmalı; üretimimizi, emeğimizi ve girişimciliğimizi ülkemize ve dünyaya açmalıyız. Bu programı da girişimci kadınların dijital pazarlarda daha etkin, daha donanımlı ve daha rekabetçi olmasına katkı sunmak amacıyla başlattık" dedi.
İstanbul Geçmeyen öksürüğe dikkat: Soğuk havalarla virüsler artışta Son dönemde artan, geçmeyen öksürük şikâyetlerine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet İlvan, hava sıcaklıklarının düşmesiyle viral enfeksiyonların yaygınlaştığını belirtti. İlvan, özellikle uzun süren öksürüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Soğuk hava şartlarının, solunum yolu enfeksiyonları için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade eden Arel Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İlvan, "Bu dönemde virüsler daha kolay yayılıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları ve buna bağlı öksürük şikâyetleri artıyor" dedi. "3 haftayı aşan öksürükte mutlaka uzman görüşü alınmalı" Öksürüğün genellikle basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirten İlvan, "Eğer öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır. Astım, kronik bronşit, reflü ya da daha ciddi akciğer hastalıkları bu şikâyetin nedeni olabilir" uyarısında bulundu. Korunmak için basit önlemler etkili Prof. Dr. İlvan, hastalıklardan korunmak için alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı: Kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmalı. Ellerin sık sık yıkanması ihmal edilmemeli. Bağışıklık sistemini güçlendiren dengeli beslenmeye dikkat edilmeli. Gerektiğinde maske kullanımı tercih edilmeli." Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Geçmeyen öksürük şikâyeti olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.