GÜNDEM - 10 Mayıs 2026 Pazar 10:52

Bu kez gençler konuştu, yetişkinler dinledi

A
A
A
Bu kez gençler konuştu, yetişkinler dinledi

Öğrencilerin konuştuğu, ebeveyn ve eğitimcilerin dinlediği tersine mentörlük zirvesi büyük ilgi gördü. Ortaokul ve lise öğrencileri, ebeveynlerinden bekledikleri yaklaşım tarzlarını açık yüreklilikle dile getirirken, öğrenci velileri, çocuklarından gelen eleştiri, öneri ve destek mesajlarını ilgiyle dinledi.


Özel Bursa Kültür Okulları tarafından düzenlenen ‘Gençler Konuşuyor Biz Dinliyoruz’ konulu tersine mentörlük zirvesi yoğun katılımla gerçekleşti. Ortaokul ve lie öğrenciler tersine mentörlük yöntemiyle, ailelerinin koydukları kuralların ve yaklaşımlarının kendilerinde yol açtığı duygusal durumları açıklarken, beklentilerini açık yüreklilikle dile getirdiler, "Bizi anlamaya çalışın" mesajı verdiler.


İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Kâhya, ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, Özel Bursa Kültür Okulları yöneticileri, öğretmenleri, öğrencileri ve öğrenci velilerinin katıldığı etkinliğin açılışında konuşan Özel Kültür Okulları Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Bulut, çocuklara ve gençlere, "Sizi anlamak istiyoruz" diyen bir yaklaşımla, gençlerin ebeveynlerine, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kendilerini ifade edebilme imkânı tanımak istediklerini söyledi.


İletişim kurabilen bireyler geleceği şekillendiriyor


2002 yılında çıktıkları eğitim yolculuğunda yalnızca akademik başarıyı hedefleyen bir kurum olmadıklarını belirten Bulut, "Elbette öğrencilerimizin sınavlarda elde ettiği başarılarla, Türkiye dereceleriyle, tam puan sonuçlarıyla gurur duyduk. Ancak biz eğitimin sadece sınav sonuçlarından ibaret olmadığına her zaman inandık. Bu nedenle robotik ve yapay zekâ çalışmalarından sosyal sorumluluk projelerine, Kültürlü Çocuk Şenliği’nden Momtalks etkinliklerine kadar çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatın her alanında gelişim göstermesi için çalıştık. Çünkü biliyoruz ki geleceği güçlü yapan şey yalnızca bilgi değildir. İletişim kurabilen, kendini ifade edebilen, anlaşılmayı bekleyen ama aynı zamanda anlamayı da bilen bireylerdir. Bir süre önce Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Yıldırım Sırakaya ile eğitim üzerine sohbet ederken gençlere yönelik yeni projelerimizi değerlendirdik" diye konuştu.


Değerlendirme sonrasında, ‘Çocuklar şunu söylüyor: Sizin hayalleriniz bizim gerçeğimiz’ cümlesi üzerinde durduklarını vurgulayan Bulut, bu cümlenin, kendilerine, yeni nesli yalnızca yönlendirmenin yeterli olmadığını, öncelikle onları anlamanın önemli olduğu gibi bir gerçeği hatırlattığını ifade etti. Gençlerin başarılı olmanın yanında anlaşılmayı da istediğini belirten Bulut, sadece kuralları duymayı değil, nedenlerini de bilmek istediklerine dikkat çekti.


Bursa Özel Kültür Okulları’ndan Türkiye’de bir ilk


Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan etkinlikte gençlerin muhatabının anne-babalar ve eğitimciler olacağını vurgulayan Bulut, "Belki de uzun yıllardır ilk kez gençler yalnızca dinleyen değil, konuşan tarafta olacak. Biz yetişkinler ise öğüt veren değil, anlamaya çalışan tarafta olacağız. Yeni nesli kendi doğrularına göre şekillendirmeye çalışan yetişkinler bugün dinleyici koltuğunda olacak, gençler ise yaşadıkları gerçeklikleri anlatacak" ifadelerinde bulundu.


İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Kâhya ise konuşmasında her yıl ulusal çapta etkinlikler düzenleyen Kültür Okulları’nı "Gençler Konuşuyor, Biz Dinliyoruz" programı nedeniyle kutladı.


Çocuklarıyla bağ kuran ebeveynler


Açılış konuşmalarından sonra bir sunum yapan Psikolog Yazar ve Yönetim Danışmanı Prof. Dr. Acar Baltaş, çocuklarıyla bağ kuran ebeveynlerin mutlak surette, çocuklarını anlamaları, dinlemeleri, empati kurmaları gerektiğine dikkat çekti.


Çocuklardaki psikolojik bağışıklık sisteminin önemine dikkat çeken Baltaş, "Adeta pamuklarla sarılan, bir dediği iki edilmeyen ve karşılaşılabileceği sorunlar karşısında anne babaları tarafından korunan çocuklara aslında iyilik yapılmıyor. Çocuğun hayatın zorlukları karşısında mücadeleci kişilik edinebilmesi, onu sorunlarıyla baş başa bırakmaktan geçmekte. Çocuk eğer tüm çabalarına rağmen sorununa çare oluşturamıyorsa anne baba o durumda devreye girmeli. Üzerine titrenilen bir çocuk psikolojik anlamda kırılgan davranışlar sergiler. İçine kapanık, sosyal hayattan kopuk bir yaşam biçimini benimser. Bu durum ise kişiyi yalnızlaştırır. Hayattan koparır. Sürekli melankolik bir ruh halinin belirmesine neden olur. Anne babaların içine düştükleri en vahim hatalardan biri de çocuklarının görevlerini kendilerinin üstlenmesi. Bırakın çocuk görev bilinci ve sorumluluğu içerisinde olsun. Görevlerini yerine getirme konusunda anne babalar müdahil olmamalı. Anne-babalar çocuklarının başarısızlığından korkmasınlar. Bilinmeli ki hedefe giden yolda yaşanılan her başarısızlık, aslında nasıl başarılı olunabileceğinin ip uçlarını vermektedir" diye konuştu.


Topluma yararlı bireyler


Ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları bağın öznesinde okuldaki başarılarının ya da başarısızlıkları yerine, "Bugün kime yardım ettin? Kimden yardım istedin? Bu hafta hangi arkadaşının başarısına katkıda bulundun? Sahip olduğun için kendini şanslı mutlu hissettiğin ne var? Sahip olmasan ne değişirdi? Bunlara sahip olmayan daha az şanslı olan insanlar için ne yaptın?" gibi çocuklarının önce kendilerine, sonra ailelerine en sonrasında da yaşadığı topluma yararlı bireyler olmalarını hedefleyen yaklaşım tarzlarını benimsemeleri gerektiğini ifade etti.


Evrendeki tek mükemmellik farklılık


Çocukların, "içinde bulundukları yumurtaların kabuklarını kırmalarına" izin verilmesi gerektiğine işaret eden Baltaş, psikolojik bağışıklık sisteminin gelişebilmesi için çocuklara imkân tanınmasının önemine dikkat çekti. Evrendeki tek mükemmelliğin farklılık olduğuna değinen Baltaş, kusursuzluk diye bir kavramın söz konusu bile olmadığını dile getirdi. Prof. Dr. Acar Baltaş, hayatın bütün zorluklarına karşı en büyük direncin, aileyle ve sosyal çevreyle uyumlu bir ilişki içinde yaşamak olduğunu da sözlerine ekledi. Özel Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Bulut, Prof. Dr. Acar Baltaş’a sunumunun bitiminde plaket takdim etti.


Söz gençlerin


Açılış konuşmalarının ve Prof. Dr. Acar Baltaş’ın sunumunun ardından Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur’un moderatörlüğünde; "Beni Anla: Sınırlar, Beklentiler ve Gerçekler" konulu oturuma geçildi. Oturuma Bursa Özel Kültür Okulları ortaokul öğrencileri Rüzgâr Yıldız, Meva Biçici, Zeynep Tatlıcıoğlu, Merve Sena Kırcı ve Zeynep Ceren Bilen katıldı.


Aile deneyimlerini salondaki konuklarla paylaşan öğrenciler, anne babalarının sosyal medya kullanımı ya da cep telefonu gibi teknolojik imkanların sunduğu imkânlardan yararlanma konusunda getirdikleri sınırlamayı anlayışla karşıladıklarını ancak bu noktada izlenebilecek baskıcı tutumun, kendilerinde güvensizlik hissinin oluşmasına neden olacağını söyledi.


Gençler ayrıca anne babalarının kendilerine karşı koruyucu kimlikle yaklaşmalarının özgüvenlerini zedelediğini, bunun yerine kendilerine sorumluluklar verilmesinin kişisel gelişimlerine katkı sağlayacağı görüşünde buluştu.


Oturumun sonunda Özel Bursa Kültür Okulları Bademli Kampüsü Ortaokulu Müdürü Tuncay Tunca ile Özel Bursa Kültür Okulları Özlüce Kampüsü Ortaokulu Müdürü Esra Öz Kabuk, oturumun moderatörü Prof. Dr. Yavuz Samur ve oturuma katılan öğrencilere plaketlerini ve hediyelerini takdim etti.


Başarıya iki genç örnek


Etkinlikte daha sonra Türkiye’de solo uçuş yapan en genç kadın pilot olarak havacılık tarihine geçmesi nedeniyle TIME Yılın Kızları Listesi ve ‘Forbes Türkiye 30 Altı 30 2025 Listesi’ne girme başarısı gösteren Özel Kültür Okulları öğrencisi Defne Özcan ve Özel Kültür Okulları Mezunu 2023 Türkiye LGS Birincisi İstanbul Erkek Lisesi öğrencisi Ahmet Geniş ise kendilerini başarıya ulaştıran faktörlere dair konuşma gerçekleştirdiler. Konuşmaların sonunda Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, Özcan ve Geniş’e plaketlerini takdim etti.


Gençlerin sınırlandırılması


Etkinliğin ikinci oturumunda ise "Bizi Dinleyin: Güven, Sorumluluk ve Gerçek Hayat" konusu ele alındı. Prof. Dr. Yavuz Samur’un moderatörlüğündeki oturuma Özel Bursa Kültür Okulları lise öğrencileri İnci Erkoç, Yiğit Zorlu, Yasemin Aslan ve M. Emirhan Çakmak katıldı.


Öğrenciler, ailelerin çocukları için en iyisini istediklerinden şüpheleri bulunmadığını, bunun için de bazı sınırlandırmalar yapmalarının anlaşılabileceğini vurguladı.


Sınır konulan konular üzerinde gençlerin serbest bırakılmaları gerektiğine işaret eden öğrenciler, bu durumun gençlerin özgüvenlerinin gelişiminde olumlu sonuçlar meydana getireceğini dile getirdiler. Oturumun sonunda Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Bulut, öğrencilere ve oturumun moderatörü Prof. Dr. Yavuz Samur’a plaketlerini ve hediyelerini takdim etti.


Anne babalar çocuklarını ne kadar tanıyor


Etkinliğin sonunda ise Klinik Psikolog Yazar Beyhan Budak bir sunum gerçekleştirdi. Her anne babanın çocuğunu en iyi kendisinin tanıdığına inandığını belirten Budak, bu inancın çoğu zaman bir gerçekliği değil bir alışkanlığı ifade ettiğini vurguladı.


Bu tutumdaki anne babaların 3 yaşında gözlemledikleri çocuğu 13 yaşındaki çocuğun yerine koymaya devam ettiklerini dile getiren Budak, "Oysa çocuğun iç dünyası her birkaç ayda bir yeniden belirlenir. Çocuğu tanıdığımızı sandığımız anda, fark etmeyi bırakmış oluruz. Çocuğun beklenmedik bir durumu ortaya çıktığı anda ‘benim çocuğum öyle yapmaz’ cümlesiyle çocuğa kalkan oluruz. Anne baba böylelikle çocuğun sorumluluğunu almamaya başlar" diye konuştu.


Olumlu etiketlerin gizli yükü


Olumlu etiketlerin çocuk üzerinde gizli yükler oluşturduğuna işaret eden Budak, "Çocuklara ebeveynleri tarafından yöneltilen ‘geleceğin hakimi, doktoru’ gibi tanımlamalar, çocuğun üzerinde yük oluşturur. Çocuk kendisine yüklenilen rolün dışına çıkmaya başladığı anda ailenin senaryosu bozulur. Olumlu etiket bile bir tanımdır ve her tanım, dışında kalan her şeyi yok sayar" dedi.


Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, Klinik Psikolog Beyhan Budak’a sunumunun sonunda plaket takdim etti.



Bu kez gençler konuştu, yetişkinler dinledi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
Adana Adana’da kimya ile büyük dönüşüm başlıyor Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü ve Başkan Yardımcısı Ömer Kaya, Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerindeki yaklaşık 30 milyon metrekarelik alanda yer alan "Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi" yatırımlarına ilişkin bir dizi ziyaretini sürdürdü. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Başkanı ve OSBÜK Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Sütcü ile aynı zamanda AOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan Ömer Kaya, SANKO Holding yönetimiyle bir araya geldi. Türkiye’nin yüksek katma değerli sanayi dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye hazırlanan bölgede titiz bir çalışma yürüten Sütcü ve Başkan Yardımcısı Kaya, Türkiye sanayisinin köklü ve güçlü kuruluşlarından SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ve beraberindeki heyeti ziyaret ettikten sonra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Saha gezisinde; bölgenin yatırım potansiyeli, lojistik bağlantıları, limanlara yakınlığı ve kimya sanayisi açısından sunduğu stratejik avantajlar değerlendirildi. Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü, Adana’nın sanayi gücünü büyütecek her yatırımın bölge ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin de yalnızca Adana için değil, Türkiye’nin kimya sanayisindeki dışa bağımlılığını azaltma hedefi açısından stratejik bir adım olduğunu belirtti. Sütcü ve Kaya, bölgedeki incelemeleri kapsamında ayrıca Yumurtalık Kaymakamı Yakup Papaker ile Yumurtalık Serbest Bölge Müdürü Fatih Altıntaş’ı makamlarında ziyaret etti. Görüşmede, bölgenin genel potansiyelinin yanı sıra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi hakkında verimli istişarelerde bulunuldu.
Aydın Başkan Yetişkin’in sosyal medya paylaşımı duydulandırdı Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanan ve Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi’nde yaşama yeniden ‘Merhaba’ diyen bir anne ve kızının yaşamını anlatan video annelerin fedakarlığı, çocukların yaşama güvenle tutunabilmesi ve sevginin simgesi oldu. Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi, alanında uzman eğitimcileri, çağa ve bilime uygun sınıfları ve araç gereçleri ile yüreğinde sevgi dolu personeliyle yüzlerce aileye umut olmaya devam ediyor. İncirliova ilçesinde yaşayan Melis Ören ile kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’yle tanıştıktan sonra hikayesini anlatan video, "Anne olmak herkes için farklı bir yolculuk. Bizim yolumuz biraz daha sabır ve anlayış istiyor" sözleriyle başlıyor. Anne Melis Ören, ilerleyen saniyelerde kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’nde eğitim almadan önce yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı, "Derdini anlatamazdı. Derdini anlatamayınca ağlardı. Kendini yerlere atardı ve elimden hiçbir şey gelmiyordu. Çaresiz hissediyordum." Videonun devamında, Anne ve kızının birlikte Otizm Yaşam Merkezi’ne doğru umut yolculuğuna ait görüntüler yer alıyor. Daha sonra Otizm Yaşam Merkezi’ndeki ilk günlerini anlatan anne, heyecanının yüksek olduğunu ve her şeyi zamanla yaşayarak öğrendiklerini söyledi. Lina’nın merkezde çok güzel bir eğitim aldığını ve öğretmenlerin fedakârlıklarının sürece katkısından bahsetti. Mutluluk gözyaşlarının aktığı bir sonraki kesitte ise anne Ören, "Lina’nın annesi olmak paha biçilemez bir şey. Benim anneler günüm Otizm Yaşam Merkezi’nde başladı. Hediyem ise Lina’nın gözlerimin içine bakıp ‘anne’ demesi" sözleriyle yaşadıkları olumlu değişimi en güzel şekilde anlattı.