POLİTİKA - 09 Nisan 2026 Perşembe 15:22

Bursa Büyükşehir’de başkanvekilliğine Şahin Biba seçildi

A
A
A
Bursa Büyükşehir’de başkanvekilliğine Şahin Biba seçildi

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin olağanüstü toplantısında Başkanvekilliğine Şahin Biba seçildi. Meclisin aldığı kararın millet iradesinin bir tecellisi olduğunu vurgulayan Başkanvekili Biba, "17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için çalışacağız" dedi.


Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, İçişleri Bakanlığı’nın Mustafa Bozbey’i görevden uzaklaştırmasının ardından Vali Erol Ayyıldız’ın çağrısıyla toplandı. Meclis Başkanvekili ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın başkanlığında toplanan mecliste Cumhur İttifakı, Nilüfer Meclis Üyesi Şahin Biba’yı Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliğine aday gösterdi. İlk iki turun ardından üçüncü turda toplam 61 oy alan Şahin Biba, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliğine seçildi.


"Karar, milletimin iradesinin tecellisidir"


Seçimlerin ardından teşekkür konuşması yapan Başkanvekili Şahin Biba, süreçte kendisine gösterilen güven, destek ve teveccüh için tüm meclis üyelerine teşekkür etti. Demokrasinin milletin temsil vasıtası olduğunu belirten Başkanvekili Biba, "Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli temsil makamıdır. Büyükşehir Belediye Meclis Üyeleri, Bursalıların temsilcisidir. Bugün Meclisimizin aldığı bu karar da, milletimin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı, sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde üye dağılımı bellidir. Çoğunluk Cumhur İttifakı’ndadır. Bursa’nın iradesi sadece bir söylem değil, meclisteki temsil dağılımında da okunur" diye konuştu.


"Tüm enerji ve gayretimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız"


Herkesi, hukuk içinde işleyen demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet eden Başkanvekili Biba, Bursa’nın sıradan bir şehir olmadığının altını çizdi. Bursa’nın tarih, medeniyet ve emanet demek olduğunu vurgulayan Başkanvekili Biba, "Bursa, ecdadın bize bıraktığı kutlu miras, gelecek nesillere taşımakla yükümlü olduğumuz büyük bir değerdir. Bu sebeple bugün burada kurulacak her cümle, alınacak her karar ve atılacak her adım yalnızca bugünü değil, yarını da inşa edecektir. Hepimiz biliyoruz ki makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bulunduğumuz görevlerde şehrimize ne kattığımız, insanımıza nasıl dokunduğumuz ve ardımızda nasıl bir hizmet izi bıraktığımızdır. Bizim anlayışımızda görev, unvan değil sorumluluktur. Yetki, ayrıcalık değil millete hizmet vesilesidir. Bu bilinçle hiçbir bahaneye sığınmadan, hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerji ve gayretimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız" dedi.


"Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayretinde olacağız"


Siyaset anlayışlarının merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek olduğunu söyleyen Başkanvekili Biba, tek gündemlerinin Bursa olacağını belirtti. Tek önceliklerinin Bursalıların huzuru, refahı ve memnuniyeti olacağını dile getiren Başkanvekili Biba, "Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız. Nerede çözüm bekleyen mesele varsa, ona eğileceğiz. Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız" diye konuştu.


"Destek veren ve dua eden hemşerilerimize şükranlarımı sunuyorum"


Her bir Bursalının ve her bir meclis üyesinin fikrini önemsediklerini ifade eden Başkanvekili Şahin Biba, "Bu aşamadan sonra tüm belediye başkanları ve meclis üyeleriyle birlikte hep birlikte ortak akılla belediyemizi daha iyi yerlere getirmeye, daha iyi hizmetler sunmaya çalışacağız. Şahsıma duyulan güven için başta Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Bizlere destek veren ve dua eden hemşehrilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbim bizleri mahcup etmesin. Bu güzel şehre, bu kadim emanete hakkıyla hizmet etmeyi hepimize nasip etsin" dedi.


"Bursa halkı için hizmet etmeye devam edeceğiz"


AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman, adaletli bir seçimle görevine seçilen Başkanvekili Şahin Biba’ya hayırlı olsun dileyerek başarılar diledi. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözünü hatırlatan Kahraman, "Millet iradesine saygıdan söz edenler, önce Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki demokratik tabloya saygı duymalıdır. Meclis çoğunluğu ortadayken halk iradesini yok saymaya çalışmak, siyasi mağduriyet üretme çabasından başka bir şey değildir. Bursa’da meclis aritmetiği de milleti temsil eden irade de nettir. Bugüne kadar nasıl Bursa için mücadele ettiysek, bundan sonra da Bursa halkına hizmet edeceğiz. Kişiler ve makamlar gelip geçicidir. Bizleri seçen milletimiz, Bursa’ya hizmet için seçmiştir. Siyasi polemiklere bakmadan, siyasi müdahalelere karışmadan bizler Başkanımızın arkasında dimdik durarak Bursa halkı için hizmet etmeye devam edeceğiz. Tekrar hayırlı olsun" diye konuştu.


"Bursa’nın geleceğine sahip çıkmak hepimizin asli görevidir"


Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü İsmail Şenol, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba’ya bundan sonra süreç için başarılar diledi. Şehrin içinden geçtiği hassas süreci yakından takip ettiklerini belirten Şenol, "Adaletin terazisine herkesin güvenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz de adaletin terazisine tam olarak güveniyoruz. Bu süreci ‘Belediye çöküyor’ gibi asılsız ve siyasi rant odaklı söylemlerle manipüle etmeye çalışanların karşısında durmak da belediye meclis üyeleri olarak hepimizin sorumluluğudur. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, halkın iradesinin tecelli ettiği en yüce karar merkezidir. Meclis aritmetiğinde Cumhur İttifakı’nın sahip olduğu nitelikli çoğunluk, bizzat Bursa halkının sandıkta ortaya koyduğu demokratik iradenin yansımasıdır. Bu çatı altında yapılacak her seçim ve alınacak her karar hukuka uygun olduğu kadar demokratiktir ve tam anlamıyla meşrudur. Şehrin enerjisini kaos beklentisine hapsetmeye kimsenin hakkı yoktur. Bursa, siyasi belirsizliklerin gölgesinde zaman kaybedecek bir şehir de değildir. Bursa, sanayi ve emek kentidir. Bizler, hizmette devamlılık ilkesini siyasi bir söylemden öte bir namus borcu olarak görürüz. Hukuki süreçler kendi mecrasında ilerlerken, belediye hizmetlerinin bir an bile sekteye uğramasına izin vermeyeceğiz. Vatandaşımızın mağdur olmaması için üzerimize düşen görevi kararlılıkla yerine getireceğiz. Bu şehirde yaşayan her bir ferdin hakkını korumak ve Bursa’nın geleceğine sahip çıkmak hepimizin asli görevidir. Bursa halkı bizden kaos değil, istikrar ve çözüm beklemektedir. Burada bir seçim yapılmıştır. Bu istikrarı sağlayacak başkanvekilimiz makamına oturmuştur. Hayırlı olsun. Allah utandırmasın" dedi.


Büyük Birlik Partisi Grup Sözcüsü Haldun Filizli ise, milletin emanetine sahip çıkarak toplantıya ve seçime katılan tüm meclis üyelerine teşekkür etti. Bundan sonraki sürecin Bursa’ya hayırlı olmasını dileyen Filizli, Başkanvekili Şahin Biba’ya başarılar diledi.


Türkiye İttifakı Partisi Grup Sözcüsü Behlül Erkin ve Bağımsız Meclis üyesi Gizem Arda da Başkanvekili Şahin Biba’ya hayırlı olsun temennilerinde bulunarak görevinde başarılar diledi.



Bursa Büyükşehir’de başkanvekilliğine Şahin Biba seçildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, İzmir’de, Yükseköğretim Kurulu ile Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında "Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü" imza törenine katıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) düzenlenen törende konuşan Özvar, protokolün, yükseköğretim sistemi ile sanayi arasında Türkiye’nin geleceğine dair ortak bir vizyonu ortaya koyduğunu ifade etti. Günümüz dünyasında yükseköğretim; ülkelerin kalkınma kapasitesini belirleyen, beşeri sermayesini şekillendiren, üretim yapısını dönüştüren ve uluslararası rekabet gücünü tayin eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Özvar, "Bu nedenle, yükseköğretim politikalarının sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil aynı zamanda gelecekteki ekonomik ve teknolojik değişimleri ve iş gücü ihtiyaçlarını öngören uzun vadeli bir anlayışla belirlenmesi gerekmektedir. Biz de son yıllarda yükseköğretim sistemimizi bu anlayışla yeniden yapılandırıyoruz" dedi. Yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini, stratejik bir dönüşümü hayata geçirdiklerini vurgulayan Özvar, şunları söyledi: "Bu paradigma değişimi, yükseköğretimi kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkı ekseninde yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bizim için asıl önemli olan husus; mezunlarımızın öğrenim gördükleri alanda ne kadar yetkin oldukları, iş gücü piyasasına ne kadar hızlı ve sağlıklı bir şekilde entegre oldukları, edindikleri bilgi ve becerilerin sektörün beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü, üretime ne düzeyde katkı sundukları ve ülkemizin kalkınma hedeflerine nasıl bir değer kattıklarıdır." "Üniversite-sektör iş birliğini yapısal bir zorunluluk olarak görüyoruz" Özvar, yürütülen stratejik dönüşüm sürecinin en kritik boyutlarından birinin "yükseköğretim ile sektör arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması" olduğunu söyledi. "Bugün geldiğimiz noktada üniversite-sektör iş birliğini bir tercih olarak değil yapısal bir zorunluluk olarak görmek durumundayız" ifadesini kullanan Özvar, "Önümüzdeki temel mesele, yükseköğretim sistemimizin ürettiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, dinamik ve sürdürülebilir bir uyum tesis etmektir. İşte Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz pek çok politika tam da bu hedef doğrultusunda şekillenmektedir" dedi. Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık alanları gibi stratejik sektörlerde yeni programların açılmasının, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi. "OSB-MYO mezunlarının istihdam oranı yüzde 90’ların üzerinde" Amaçlarının yükseköğretim sistemini dönüşümü geriden takip eden değil, dönüşümü öngören ve yön veren bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dönüşümün sahadaki en güçlü ve en somut yansımalarından biri, Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları yani OSB-MYO modelidir. Bu modelde öğrenciler yalnızca sınıfta değil, doğrudan üretim ortamında öğrenmektedir. Sınıfta edinilen teorik bilgi, aynı zamanda üretim bandında, atölyede veya sahada pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, öğrenmenin doğasını değiştirmekte ve öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında iş hayatına uyum süreçlerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Mevcut durumda 21 üniversitemizde 22 OSB-MYO faaliyet göstermektedir. Burada 37 farklı türde 119 program Kurulumuz tarafından desteklenmektedir. OSB-MYO mezunlarının istihdam oranlarının yüzde 90’ların üzerine çıkması bu projenin başarısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır." Yükseköğretim Kurulu olarak başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurum-kuruluşları ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile bu modeli yaygınlaştırmak, mevcut yapıları güçlendirmek ve ülke geneline taşımak için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Özvar, "Çok daha fazla sayıda OSB-MYO’yu ülkemize kazandıracağız" dedi. "7 ilimizde pilot uygulamalara başlıyoruz" Son dönemde izledikleri stratejik dönüşümün bir diğer önemli boyutunu da "işyeri temelli uygulamalı eğitim modeli"nin oluşturduğunu vurgulayan Özvar, şunları kaydetti: "Bu süreçte işletmeler yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda eğitim sürecinin aktif bir paydaşı haline gelmektedir. Müfredatın hazırlanmasından uygulama süreçlerinin yürütülmesine kadar pek çok aşamada sektör temsilcilerinin katkısı alınmakta, böylece eğitim ile üretim arasında güçlü bir bütünlük sağlanmaktadır. Bu modelin en önemli kazanımlarından biri; tıpkı OSB-MYO modelinde olduğu gibi, öğrencilerimizin mezuniyet öncesinde gerçek iş ortamıyla güçlü bir bağ kurmalarıdır. Bu kapsamlı dönüşümün sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için pilot uygulamalara başlıyoruz. Bu doğrultuda Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde uygulamayı başlatıyoruz." Özvar, bu çerçevede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolünün de son derece kıymetli olduğunu dile getirdi. Yükseköğretim Kurulu ile TOBB arasındaki iş birliği çerçevesinde şu ana kadar 104 üniversitede 381 meslek yüksekokulunun 283 oda ve borsa ile eşleştirildiğini aktaran Özvar, "Hedefimiz; birlikte istihdama duyarlı programlar oluşturmak ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim ve staj olanaklarını artırmaktır. Bu kapsamda, eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs verilecektir. Benzer şekilde, İstanbul Sanayi Odası ile de bir iş birliği protokolü imzalamış bulunuyoruz" diye konuştu. EBSO ile imzalanan protokolün, bu bütüncül dönüşüm sürecine yeni bir güç ve yeni bir ivme kazandıracağını söyleyen Özvar, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın uzun yıllara dayanan üniversite-sanayi iş birliği tecrübesinin, bu anlamda son derece kıymetli bir birikimi ifade ettiğini vurguladı. "Ar-Ge ve inovasyon gibi birçok alanda somut adımlar atılacak" Bu protokolle, bölgedeki üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin çok daha sistematik, programlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını vurgulayan Özvar, "İşletmede mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, müfredatların sektör katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte tasarlanması, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin ortaklaşa yürütülmesi gibi birçok alanda somut adımlar atılacaktır. Bu yönüyle imzaladığımız protokol; yükseköğretim ile sanayi arasında güçlü ve kalıcı bir ekosistem kurma iradesinin somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı. İzmir verilerini paylaştı Bugün imzaladıkları protokolün bu büyük dönüşüm sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inandığını belirten Özvar, "Bu protokol, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın katkılarıyla İzmir’de 8 üniversitemizi ve bir vakıf meslek yüksekokulumuzu doğrudan etkilemektedir. Sunulan güncel verilere göre İzmir’de bu kapsamda yer alan 41 farklı sektörle yapmış olduğumuz analiz sonucunda eşleşmiş olan 93 farklı program türünde eğitim gören toplam 12 bin 627 öğrenci işletmede mesleki eğitim imkanlarından istifade edecek" dedi. "Amacımız, arz-talep dengesine katkı sunmak" EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’a sanayinin ihtiyaç duyulan alanlarına ve mesleki eğitimin geliştirilmesine verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti. Yorgancılar, "Bugün imzaladığımız EBSO-Yükseköğretim Kurulu iş birliği protokolü ile amacımız; çok daha aktif çok daha güçlü sanayi-akademi iş birliği sağlamak ve iş gücündeki arz-talep dengesine katkı sunmaktır" diye konuştu. İş birliği protokolü, Özvar ile Yorgancılar tarafından imzalandı. Törene, Yükseköğretim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Mahmut Ak, İzmir ve Ege bölgesindeki rektörler de katıldı. "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısı yapıldı Özvar, ayrıca, yine EBSO’da düzenlenen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısına katıldı. Rektörler ile OSB-MYO’larda görev yapan akademisyenlerin de katıldığı toplantıda konuşan Özvar, derslerin sadeleştirilmesi konusuna vurgu yaptı. Toplantının devamında Özvar, akademisyenlerin sorularını cevapladı.
Adana Kozan Portakal Çiçeği Festivali’nin hazırlıkları tamamlandı Adana’nın Kozan ilçesinde 10-12 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek Kozan Portakal Çiçeği Festivali için hazırlıklar tamamlandı. Tarihi çarşı sokaklarında gerçekleştirilecek festivalde, portakal çiçeklerinin kokusu eşliğinde ziyaretçiler ağırlanacak. Adana’nın Kozan ilçesinde 10-12 Nisan tarihleri arasında Kozan Portakal Çiçeği Festivali düzenlenecek. İlçede festivalle ilgili hazırlıklar tamamlandı. Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, tarihi Arıkan Konağı’nda düzenlenen basın toplantısında ilçenin tarihi ve doğal güzellikleriyle misafirleri en iyi şekilde ağırlamaya hazır olduğunu belirtti. Atlı, "Tarihi Anavarza Antik Kenti, Kozan Kalesi ve portakal bahçelerinden yayılan çiçek kokusu eşliğinde misafirlerimizi ağırlayacağız. Tarihi çarşılarımızın yeniden cazibe merkezi haline gelmesini istiyoruz. Bu kapsamda esnafımıza iş yerlerini açmaları yönünde çağrıda bulunduk" dedi. Festival çerçevesinde 200’den fazla stant başvurusu alındığını kaydeden Atlı, katılımcıların büyük bölümünün ev kadınları ve öğretmenlerden oluştuğunu, kadınların el emeği ürünlerini sergileyeceğini söyledi. Kozan’ın Adana merkezdeki yoğunluğa alternatif, daha sakin ve gezilebilir bir ortam sunduğunu belirten Atlı, "Bir ziyaretçi bile şehrimizin tanıtımı için önemli. Renkli tarihi dokunun mistik havası içerinde bu festivale herkesi bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Türk markasını dünyaya taşıyorlar Manisa’nın Salihli ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren yerli ve milli kuruluş Hermos Gıda Ltd. Şti., kedi ve köpek maması üretiminde Türkiye’nin en önemli üreticileri arasında yer alırken, 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek Türk markasını dünyaya taşıyor. Firma, Suudi Arabistan, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ülkelerde de Türk markası olarak pazar liderliğini sürdürüyor. Salihli Organize Sanayi Bölgesi’nde 13 bin 500 metrekare alanda kurulu tesiste faaliyet gösteren Hermos Gıda, yıllık 120 bin ton üretim kapasitesiyle sektörün öncü firmalarından biri olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de kedi ve köpek maması üretiminin önemli bölümünü karşılayan firma, Suudi Arabistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’da Türk markası olarak pazar lideri konumunda yer alıyor. Kedi köpek maması sektöründe Türkiye’deki üretimin yüzde 70’ini karşılayan Salihli OSB’de 2016 yılında 17 kişiyle başlayan yolculuklarında kısa sürede büyüyerek üretim kapasitesini artırdıklarını belirten Hermos Pet Food Ulusal Pazarlama Direktörü Gizem Tuğrul, firmanın 2017 yılında üretime başladığını ve bugün 304 personelle faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade etti. Son teknoloji ile donatılmış üretim hatlarına sahip olduklarını belirten Tuğrul, tam otomasyonlu depolama sistemleriyle üretim ve lojistik süreçlerini yüksek verimlilikle yönettiklerini söyledi. Kalite ve hijyen standartlarına büyük önem verdiklerini kaydeden Tuğrul, "Firmamız çok sayıda uluslararası sertifikaya sahip olmasının yanı sıra Türkiye’de kalite ve hijyen üretim sistemi olan BRC belgesine sahip tek kuru mama üretim tesisi olma özelliğini taşıyor. Bu durum hem üretim kalitemizin hem de güvenilirliğimizin önemli bir göstergesidir" dedi. Üretim kapasitesi ve ihracat ağıyla Türkiye ekonomisine katma değer sağlamaya devam ettiklerini vurgulayan Tuğrul, "2016 yılında Manisa’nın Salihli ilçesinde yerli ve milli bir oluşum olarak kurulduk. Şirket sahiplerimiz Fatih Bey ve Yılmaz Beyler. Burada olmamızın sebebi de Fatih Bey’in Salihlili olması. Kendi doğup büyüdüğü yere yatırım yapıp burada var olmak istemesi ile birlikte gelişen bir süreçti. İlk başladığımızda 17 kişiden bugün ise 304 kişiye çıkan bir grubun parçasını oluşturuyoruz. Salihli olarak Türkiye’deki kedi köpek mama sektörünün öncüsüyüz. Türkiye’deki üretilen mamanın yüzde 70’i bu bölgeden çıkmakta. Full otomasyon sistemi ile kuru mamalarımızı üretmekteyiz. Enerjimizin yüzde 35’ini ise sürdürülebilir enerji olan güneş panellerinden faydalanmaktayız. Bu alanda da karbon ayak izi geri dönüşümlü ambalajlarla yatırımlarımız ve projelerimiz devam etmektedir. Bu yola ilk başladığımızda yıllık 24 bin ton üretimimiz varken bu 10 yıllık süreçte 120 bin tona ulaştık. Bünyemizde 9 farklı markamızla 120 çeşit ürünümüzle hizmet veriyoruz. Türkiye’deki ilk tahılsız kuru mamayı da Hermos Gıda olarak üretmiş bulunmaktayız. İhracatımızda ise Gana’dan, Malezya’ya, Fas’a Fransa’dan Rusya’ya kadar 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan’da ise ürünlerimizle pazar lideriyiz" şeklinde konuştu.