SAĞLIK - 10 Şubat 2026 Salı 09:59

Bursa Şehir Hastanesi İnme Merkezi "1000" hayata umut oldu

A
A
A
Bursa Şehir Hastanesi İnme Merkezi "1000" hayata umut oldu

Güney Marmara’ya şifa dağıtan Bursa Şehir Hastanesi İnme Merkezi’nde, hizmete girdiği 2019 yılından bu yana bin hastaya müdahale edildi. Bu kapsamda hastane konferans salonunda program düzenlendi.


Programa Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Fahire Gündüz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Mehmet Veysel Seyitoğlu, Hastane Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin, İnme Merkezi’nde görevli hekim ve sağlık personelleri katıldı.


Programda konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin, inme merkezinde tedavi edilen 1000. inme vakasına ulaşmanın, hastaların şifa bulmasına yardımcı olmanın haklı gururunu ve mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. İnmenin hızlı tanı, doğru müdahale ve güçlü bir ekip çalışması gerektiren, zamanla yarışılan hayati bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Metin, "İnme Merkezimiz; 7 gün 24 saat esasına dayalı hizmet anlayışı, ileri teknoloji altyapısı ve alanında yetkin sağlık kadrolarıyla kısa sürede çok önemli bir başarıya imza atmıştır" dedi.


Bin vakanın yalnızca bir rakam değil; aynı zamanda bin hayat, bin umut ve bin yeniden başlangıç olduğunu vurgulayan Metin, "Bu vesile ile ilimizde sağlık hizmetlerinin daha da güçlenmesi noktasında yanımızda olan Sağlık Bakanlığı’mıza, İl Sağlık Müdürümüze ve ekiplerine ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu.


İnme beynin bir ya da birden fazla fonksiyonunun aniden durması sonucu ortaya çıktığını dile getiren Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Cemile Haki ise, "Dünyada kalp rahatsızlığı ve kanserden sonra en sık üçüncü ölüm nedenidir. Sakatlık bırakan nedenler arasında da birinci sırada yer alıyor. Hastalarda daha çok damar tıkanıklığı görüyoruz. Damar tıkanıklığında eğer erken dönem hastaneye başvurulursa ani trombolitik tedavi dediğimiz damar açıcı tedavi uygulanabilir ya da çok büyük damar tıkanıklığı varsa mekanik trombektomi dediğimiz anjiyografik yöntemlerle hastaya müdahale edilebilir." diye konuştu.


Bin hastaya ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Haki, "Tabi bu ekibin başarısıdır. İl sağlık müdürlüğü, şehir hastanesi yöneticileri, nöroloji başta olmak üzere çok büyük bir ekibin bir araya gelerek yaptığı bir başarıdır." ifadelerini kullandı.


Program sonunda girişimsel radyoloji, nöroloji servisi ve inme merkezinde görevli hekimler ile bu süreçlerde emeği geçen tüm ekibe teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi.



Bursa Şehir Hastanesi İnme Merkezi "1000" hayata umut oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."