EKONOMİ - 27 Nisan 2026 Pazartesi 09:37

Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı

A
A
A
Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı

Bursa’nın Karacabey ilçesinde kuraklık endişesiyle geçtiğimiz kasım ayında getirilen çeltik ve ikinci ürün ekimi yasağı, kış ve bahar aylarında etkili olan bol yağışların ardından kaldırıldı. Manyas Barajı ve Gölü’ndeki doluluk oranının yüzde 100 seviyesine yaklaşması, bölge çiftçisine derin bir nefes aldırdı.


Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şubat ayı uzun yıllar yağış ortalaması 75 kilogram olan Bursa’ya bu yılın aynı ayında 129 kilogram yağış düştü.


Tarımsal üretimin önde gelen ilçelerinden Karacabey’de metrekareye 95,3 kilogram, Mustafakemalpaşa’da 105,8 kilogram yağış oldu.


Mevsim ortalaması metrekareye 70 kilogram olan martta ise 92,8 kilogram yağış gerçekleşen Bursa’da, Karacabey 127, Kestel 71,9, Mustafakemalpaşa ise 106,2 kilogram yağış aldı.


Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki yoğun yağışlar, Uluabat Gölü’nün taşmasına ve bazı tarım arazilerinin su altında kalmasına yol açarken, tarımsal sulama rezervlerini ise tamamen doldurdu.


"Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok"


Karacabey Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Düzen, geçen yıl yaşanan kuraklık nedeniyle Manyas Gölü ve barajındaki su seviyesinin kritik noktalara gerilediğini, bu sebeple Bursa Valiliği kararıyla ekim yasağı getirildiğini hatırlattı. Yağışların durumu değiştirdiğini belirten Düzen, "Hem göl hem de barajdaki durum şu anda gayet iyi. Doluluk oranının yüzde 95 seviyesinde olduğunu öğrendik. Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok. Hatta fazlasıyla var, binlerce dönüm arazi şu an su altında." dedi.


Ekonomiye ikinci ürün katkısı


Yasağın kalkmasının bölge ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurgulayan Düzen, şunları kaydetti:


"Bölgemizde yaklaşık 25-30 bin dönüm alanda çeltik üretiliyor. Yasağın kalkmasıyla çiftçimiz tarlasını hazırlayıp tohumunu toprakla buluşturacak. Ayrıca ikinci ürün ekimindeki yasak da kalktı. Buğdayını hasat eden çiftçimiz yerine ikinci ürününü ekebilecek. Bu durum hem üreticimizin yüzünü güldürecek hem de ekonomiye ciddi katkı sağlayacak. Bütün çiftçilerimiz adına bereketli bir hasat dönemi diliyorum."



Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli azman güvercinleri güzellikleriyle mest etti Denizli’nin endemik değerlerinden biri olan Denizli Azman Güvercinleri, bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Irk Güzelliği Yarışmasında görücüye çıktı. Yoğun katılımla gerçekleşen organizasyonda, farklı kategorilerde dereceye giren yetiştiriciler ödüllerini aldı. Denizli’nin yüzyıllardır özenle yetiştirilen endemik değerlerinden biri olan Denizli Azman Güvercinleri, 13. Irk Güzelliği Yarışması kapsamında jüri karşısına çıktı. Denizli’ye özgü dört endemik güvercin ırkından biri olan Denizli Azmanı, estetik görünümü, güçlü duruşu ve uçuş karakteristiğiyle bir kez daha ilgi odağı oldu. Düzenlenen yarışmaya katılan kuşlar; Beyaz, Kesme Kuyruk ve Ciba kategorilerinde, genç ve kart (yetişkin) dişi-erkek gruplarında değerlendirildi. Alanında uzman isimlerden oluşan hakem heyeti, güvercinleri aerodinamik yapı, renk düzeni ve ırk standartlarına uygunluk açısından titizlikle inceledi. Hakem Heyeti Üyesi Dr. Hayri Ün, yarışmanın yalnızca bir organizasyon değil aynı zamanda kültürel mirası koruma projesi olduğunu belirterek, Denizli Azman Güvercinleri’nin geçmişten emanet kalan önemli bir genetik değer olduğunu söyledi. Ün, yetiştiricilerin her geçen yıl daha bilinçli hale geldiğini ve ırk özelliklerinin başarıyla korunduğunu ifade etti. Yarışma sonuçlarına göre Beyaz Kategorisi Kart Erkeklerde Ayberk Türemen birinci, Kemal Göçoğlu ikinci, Mehmet Alabaş üçüncü olurken; Kart Dişilerde Seven Şahal birinci ve üçüncü, Abdullah Temiz ikinci sırada yer aldı. Genç Beyaz Erkeklerde Abdullah Temiz birincilik ve üçüncülük elde ederken, Seven Şahal ikinci oldu. Kesme Kuyruk Kategorisi Kart Erkeklerde Mehmet Ergen birinci, Seven Şahal ikinci, Ayberk Türemen üçüncü olurken; Kart Dişilerde Kemal Göçoğlu birinci, Ayberk Türemen ikinci, Burak Gemici üçüncü sırada yer aldı. Genç Erkeklerde Abdullah Temiz üçüncü olurken, Genç Dişilerde Seven Şahal birincilik elde etti. Ciba Kategorisi Kart Erkeklerde Oktay Bıtiktaş birinci ve üçüncü, Mehmet Koçer ikinci, Abdullah Temiz dördüncü olurken; Kart Dişilerde Burak Gemici birinci ve ikinci sırayı aldı. Genç Erkeklerde İsmail Tınaztepe üçüncü, Genç Dişilerde ise Abdullah Temiz üçüncü oldu. Hakem Teşvik Ödüllerinde ise Gök Kuyruk Kart Erkek kategorisinde Mehmet Ergen, Ciba Genç Erkek kategorisinde İsmail Tınaztepe ödüle layık görüldü. Yoğun katılımla gerçekleşen yarışma, Denizli’nin önemli genetik miraslarından biri olan Azman güvercinlerinin gelecek nesillere aktarılması adına önemli bir organizasyon olarak değerlendirildi.
Denizli Acıpayam’da binlerce kişi anma programında buluştu Denizli’nin Acıpayam ilçesinde, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla düzenlenen kapsamlı program, binlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. Mehteran konserinden Yörük kültürü canlandırmalarına, fidan dağıtımından kan bağışına kadar pek çok etkinliğin yer aldığı programda Çanakkale ruhu yeniden yaşatıldı. Acıpayam, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Acıpayam Yörükler Derneği öncülüğünde, eski Hükümet Konağı meydanında düzenlenen etkinlikler gün boyu sürdü. İlçe halkının yoğun ilgi gösterdiği program, hem duygusal anlara hem de renkli görüntülere sahne oldu. Öğle saatlerinde mehter takımının görkemli konseriyle başlayan programda, seslendirilen marşlar katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Meydanda kurulan tematik alanlarda ise Yörük kültürüne dair geleneksel izler sergilendi. Deve, at ve eşeklerle yapılan canlandırmalar, geleneksel yaşam kültürünü günümüze taşırken, özellikle çocukların ve gençlerin ilgisini çekti. Anma programı sadece kültürel etkinliklerle sınırlı kalmayıp sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklendi. Orman Müdürlüğü tarafından etkinlik alanında vatandaşlara binlerce ücretsiz fidan dağıtımı yapılarak doğa sevgisine dikkat çekildi. Türk Kızılayı tarafından kurulan stantta gönüllü vatandaşlar kan bağışında bulunarak örnek bir dayanışma sergiledi. Programın manevi atmosferi, okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile zirveye ulaştı. Aziz şehitler ve ebediyete irtihal eden kahraman gaziler için Mevlid-i Şerif okunarak dualar edildi. Katılımcıların hep birlikte el açtığı anma programı, milli birlik ve beraberlik mesajlarıyla sona erdi. Günün anısına düzenlenen etkinlikler, Acıpayam’da Çanakkale Zaferi’nin aslına uygun bir hürmet ve coşkuyla anılmasını sağladı. "Geçmişten aldığımız mirası geleceğe taşıma sorumluluğumuzun bir göstergesidir" Anma etkinliğinde oluşan birlik ve beraberlik tablosunun millet olarak güçlü bir bağa sahip olunduğunun göstergesi olduğunu ifade eden Acıpayam Yörükler Derneği Başkanı Ayşe Özentürk, "Bu program sadece bir anma değil; geçmişten aldığımız mirası geleceğe taşıma sorumluluğumuzun bir göstergesidir. Bu vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi unutmamak ve onların emanetine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Bugün burada oluşan birlik ve beraberlik tablosu, milletimizin ne kadar güçlü bir bağa sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Davetimize icabet ederek uzaktan yakından programımıza katılmak için ilçemize gelen herkese çok teşekkür ediyorum, inşallah gelecek yıllarda da bu anma etkinliğimizi düzenlemeye devam edeceğiz. Programın hazırlanmasında emeği geçen tüm dernek üyelerime, hayır yemeğinin hazırlanmasında katkı sunan tüm hayırseverlerimize de çok teşekkür ediyorum. El birliği ile hem Yörük kültürümüzü yaşattık. Hem de aziz şehitlerimizi saygı ve dualarla bir kez daha yad ettik. Mekanları cennet olsun. Onları hiçbir zaman unutmayacağız " dedi. Gün boyunca devam eden etkinlikler kapsamında vatandaşlara 10 bin kişilik yemek ikramı da yapıldı. İkram alanında, paylaşma ve dayanışma kültürü ön plana çıktı. Acıpayam’da düzenlenen bu kapsamlı anma programı, Çanakkale ruhunun yalnızca tarih sayfalarında değil, toplumun ortak hafızasında ve günlük yaşamında da canlı tutulduğunu bir kez daha ortaya koydu. Etkinlik, farklı kesimlerden insanları bir araya getirerek milli birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden birini sergiledi.
Sivas STSO Başkanı Zeki Özdemir, meslek odaları başkanlarıyla bir araya geldi Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir ve Meclis Başkanı Osman Yıldırım, meslek odası başkanlarıyla bir araya geldi. Sivas’ın iki önemli sivil toplum kuruluşu olan Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, şehir ekonomisini canlandırmak ve esnafa daha iyi hizmet sunmak adına güç birliği mesajı verdi. Odaların Yönetim Kurulu Üyelerinin de yer aldığı toplantıda; esnaf ve sanatkârların güncel sorunları, merkez ve ilçelerdeki sektörel gelişmeler, üretim ve istihdamın artırılmasına yönelik çalışmalar ile önümüzdeki döneme ilişkin planlanan çalışmalar ele alındı. "Sivas her şeyin en güzeline layık" STSO Başkanı Zeki Özdemir, seçimlerin ardından güven tazeleyen ve yeni seçilen Oda başkanlarını ve yönetimlerini tebrik ederek, görevlerinde başarılar diledi. Özdemir, "Şehrimiz adına yapılabilecek en güzel çalışmaları ortak akılla hayata geçirip, Sivas’ımızı hep birlikte daha ileriye taşıyalım" ifadelerini kullandı. Sivas’ın gelişimi için çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan Özdemir, kentin iki önemli kurumu olan Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin el ele verdiğini belirterek, "Sivas her şeyin en güzeline layık. İş insanımıza, tüccarımıza ve esnafımıza en iyi hizmeti sunmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz" dedi. "Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" STSO Meclis Başkanı Osman Yıldırım ise, meslek odaları arasındaki iş birliği ve istişare kültürünün güçlenerek devam etmesinin Sivas’ın ekonomik gelişimine önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Yıldırım, "Ortak akıl ve güçlü iletişimle hareket ettiğimiz sürece şehrimiz adına daha verimli sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. İş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekilen toplantıda, kurumlar arası güçlü iletişimin sürdürülmesinin şehir ekonomisine sağlayacağı katkılar ele alındı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, yerel üretimin güçlendirilmesi ve ticari hayatın canlandırılmasına yönelik atılabilecek adımlar üzerinde duruldu.
Kütahya Kütahya OSB’de uçurtmalar gökyüzünü renklendirdi Kütahya Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) düzenlenen Uçurtma Şenliği, yatırımcılar, çalışanlar ve ailelerinin yoğun katılımıyla coşkulu bir atmosferde gerçekleştirildi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte çocuklar ve aileleri unutulmaz bir gün yaşadı. Etkinlik boyunca çocuklar, palyaço ve maskot gösterileriyle doyasıya eğlenirken, çeşitli oyunlar oynayarak keyifli vakit geçirdi. Kütahya OSB tarafından ücretsiz olarak dağıtılan uçurtmaların gökyüzüyle buluşmasıyla birlikte ortaya çıkan manzara ise adeta görsel bir şölen sundu. Gökyüzünü süsleyen birbirinden renkli uçurtmalar, şenliğe katılan herkese unutulmaz anlar yaşattı. Şenlik kapsamında çocuklara ve ailelerine pamuk şeker, sandviç ve meyve suyu ikramında bulunularak gün boyunca tam anlamıyla bir bayram havası yaşandı. Katılımcılar, hem sosyal bir etkinlikte bir araya gelmenin hem de çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirmenin mutluluğunu yaşadı. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Sanayinin yalnızca üretimden ibaret olmadığını, aynı zamanda güçlü bir sosyal bağ ve birliktelik kültürü gerektirdiğini her fırsatta vurguluyoruz. Bugün burada yatırımcılarımız, çalışanlarımız ve aileleriyle birlikte aynı gökyüzüne bakarak aynı mutluluğu paylaşmak bizim için son derece kıymetli. Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm, yaptığımız her çalışmanın en anlamlı karşılığıdır. Kütahya OSB olarak sadece üretimde değil, sosyal yaşamda da değer katmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Teknolojinin masum olmayan yüzü çocukları olumsuz etkiliyor" Artan teknoloji kullanımıyla birlikte çocukların radyofrekans, radyasyon ve manyetik alan etkilerine daha yoğun şekilde maruz kaldığına dikkat çeken Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, kontrolsüz ve uzun süreli cihaz kullanımı, çocukların hem fiziksel hem de bilişsel gelişimi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti. Son yıllarda çocuklar akıllı telefon, tablet ve benzeri teknolojik cihazları çok daha aktif bir şekilde kullanmaya başladı. Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu cihazların uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı, çocukların daha fazla radyofrekans ve elektromanyetik alanlara maruz kalmasına neden olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin özellikle gelişim çağındaki çocukların bu tür maruziyetlerden uzun vadede olumsuz etkilenebileceğini söyleyerek, manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden oluşan etkilerin tamamen masum olmayabileceğini ve Avrupa Birliği manyetik alan ve maruziyet ölçüm ve standartlarının önemli olduğunu ifade etti. Büyüme ve gelişme çağındaki çocukların bu tür elektromanyetik alanlara nasıl tepki verdiğinin kapsamlı çalışmalarla ortaya konulması gerektiğini söyleyen Şahin, çocuk sağlığı açısından teknolojinin etkilerinin ölçülebilir ve denetlenebilir mekanizmalarla sistematize edilmesinin önemine vurgu yaptı. Şahin, manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurması gerektiğini de söyleyerek, "Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır" şeklinde konuştu. "Maruz kalınan radyofrekans ciddi boyutlara ulaşabiliyor" Özlem Naciye Şahin, çocuk sağlığı için yayılan radyasyonun denetlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Bizim ülkemizde de özellikle bu radyoaktif alanların veyahut elektromanyetik alanların ölçülebilir olup olmadığı bakılması gerekiyor. Bunların Wi-Fi, VPN ve çocukların kullandığı akıllı telefonlar evin içindeki mikrodalgalar, radyofrekans sinyalleri ve diğer teknolojik unsurlar üzerinden büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarımızı nasıl etkilediğine dair bizim pek çok sonuca ulaşıyor olmamız gerekiyor. Pek çok çalışmalarla bunun desteklenmesi lazım çünkü çocuk sağlığı üzerine teknoloji kesinlikle ölçülebilir denetlenebilir bir takım mekanizmalarla sistematize edilmesi gerekiyor. Teknolojinin hayatımıza girmesi gördüğünüz gibi hayatı çok daha iyi hale getirmedi ve daha dramatik hale getirdiğini söyleyebiliriz. Teknoloji ortaya çıktı ama kanser gibi hastalıklar azalmadı. Ölçülebilirliği arttı belki ama insan vücuduna olan etkisi de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Zararlı moda geçtiğinde bu cihazların artık ısı da ürettiğini biliyoruz ama hepimizde biliyoruz ki en iyi telefon da olsa ısınabiliyor. Demek ki Wi-Fi’sini kullandığımız bir telefon ısınmaya başladığında maruz kaldığımız manyetik alan, yani radyofrekans alanı çok ciddi boyutlara ulaşıyor olabilir. Çünkü cihaz ısı yaymaya başladığında bunun tehlikeli hale gelebileceğini düşünmeliyiz" dedi. "Dramatik etkilerini göz önünde bulundurmak gerekir" Şahin, 11 yaş altında ki bir çocuğun neyin suç olup olmadığını anlamayacağını belirterek, "Bu manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Çocuklar gelişimsel dönemdedir. Yapılan çalışmalarla anlık verileri değerlendirebiliriz ancak uzun dönem etkiler de son derece önemlidir. İnternetin hayatımıza girmesini 20 yıl olarak düşünsek bile biz o dönemde bugünkü çocuklar kadar yoğun ve aktif kullanım yapmıyorduk. Bu durumun yalnızca bizim ülkemize mi ait olduğu yoksa dünyanın diğer bölgelerinde de benzer şekilde mi yaşandığı araştırılmalıdır. Bu konu sadece sosyal ve kültürel bir mesele değildir. Anadolu’nun köklü bir kültürel geçmişi vardır ancak teknolojinin etkisiyle bu durum daha farklı ve daha dramatik bir hal almıştır. 11 yaş altındaki bir çocuk, istismarın ne olduğunu tam olarak bilmez. Kendisine yapılan bir davranışın kötü niyetli olup olmadığını ayırt edemez. Neyin suç, neyin suç olmadığını çoğu zaman anlayamaz. Bu durum belirli bir yaşa kadar böyle devam eder" diye konuştu. "Zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir" Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünülmesi gerektiğini ifade eden Şahin, "Bu tür olayların okul ortamlarında da yaşanıyor olması yalnızca denetimsizlikle açıklanamaz. Bu yaş grubu her geçen yıl daha yıkıcı durumlarla karşı karşıya kalmakta ve çoğu zaman kendileri de mağdur olmaktadır. Bu nedenle konuya sadece okul çerçevesinde değil, çocukların kullandığı akıllı tablet gibi cihazların manyetik alan ölçüm ve kalibrasyonlarının Avrupa Birliği’nde olduğun gibi kablosuz ağ bağlantısının hizmet standartlarına uygun olup olmadığına da bakarak, daha geniş bir açıdan bakmak gerekir. Suç işleyen çocukların da aslında çoğu zaman bir sürecin mağduru olduğu görülmektedir. Bu süreçte çocuklar farklı olumsuz etkilere maruz kalabilmekte, hatta bazı durumlarda zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir. Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünmek gerekir. Bu yüzden kullanılan teknolojilerin çok iyi denetlenmesi, toplumun ve özellikle çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların oluşturulması önemli olduğunu" şeklinde konuştu.