ASAYİŞ - 30 Ocak 2026 Cuma 09:52

Bursa’da halk otobüsünde zamanla yarış...Kalp krizi geçiren yolcu için acile kırdı

A
A
A
Bursa’da halk otobüsünde zamanla yarış...Kalp krizi geçiren yolcu için acile kırdı

Bursa’da şehir içi halk otobüsünde kalp krizi geçiren bir yolcu, şoförün refleksi ve otobüste bulunan sağlık görevlilerinin zamanında müdahalesi sayesinde hayata tutundu. Şoförün eski ambulans şoförü olduğu, yolcular arasında sağlık görevlisi kişilerin de bulunduğu otobüste yaşananlar, "Otobüs ambulans gibiydi" dedirtti. Zamanla yarış ve o anlar ise araç içi kamerasına saniye saniye yansıdı.



Olay, merkez Nilüfer ilçesi Dumlupınar Mahallesi’nde 35/G numaralı otobüste meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sefer halindeki halk otobüsünde bir yolcu aniden fenalaştı. Durumu fark eden otobüs şoförü Muzaffer Sever, yolcularla birlikte ilk müdahaleyi yaptı. Otobüste bulunan ve sağlık görevlisi olduklarını belirten yolcular, kalp krizi geçirdiği anlaşılan yolcuya ilk yardım yaparak, Sever’e otobüsü acil servise sürmesini istedi. Hızlı bir kararla otobüs güzergâhını değiştirerek, otobüsü Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne yönlendiren Sever, adeta zamanla yarıştı. Hastaneye kaldırılan yolcu tedavi altına alındı.



Yaşananları anlatan Sever, "Otobüste bir yolcunun fenalaştığını fark ettim. Arkaya döndüğümde bazı yolcuların sağlık görevlisi olduğunu öğrendim. Kalp krizi geçirdiğini anlayınca vakit kaybetmeden rotayı değiştirip hastaneye sürdüm. Ben de eski ambulans şoförüyüm. Hemen rotayı değiştirip, hastaneye ulaştırdık" dedi.


Yaşanan olay, araç içi kamera görüntülerine anbean yansırken, şoförün hızlı refleksi ve zamanla yarıştığı anlar vatandaşlar tarafından tam not aldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu: "2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı bugün 30 bin kilometreye çıkardık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, "2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı bugün 30 bin kilometreye çıkardık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, İstanbul’da 30 Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni’ne katıldı. Programın açılışında konuşan Uraloğlu, "Yıllarca yapılamayarak adeta yılan hikâyesine dönen Karadeniz Sahil Yolu’nu yine sizin iradenizle tamamlayarak 2007 yılında Bolaman-Perşembe arasında muhteşem bir açılışla hep birlikte hizmete sunduk. 10 hükümet ve 17 bakan değişmesine rağmen bitirilemeyen hatta atıl kalan kısımları için ’Patates deposu mu yapalım, limon deposu mu yapalım’ diye ciddi ciddi öneriler getirilen Bolu Tüneli’ni yine sizin kararlılığınızla açtık. ’Olmaz’ dedikleri her şeyi oldurdunuz. Onlar ’yapılamaz’ dedikçe siz ’yapacağız’ dediniz. Onlar küçümsedikçe, Türkiye büyüdü. Vizyonu olan kazandı, vizyonsuzlar tarih oldu, olmaya da devam edecek" dedi. "Mega karayolu projelerini tamamlayarak hizmete sunduk" AK Parti iktidarı döneminde mega projelerin tamamlandığını söyleyen Bakan Uraloğlu, "Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ile Asya ve Avrupa arasındaki geçişleri birkaç dakikaya düşürdük. Osmangazi Köprüsü, Kömürhan, Tohma, Beğendik-Botan Köprüleri, Eyiste Hadimi ve Bitlis Çayı Viyadüğü, Nissibi gibi teknoloji ve mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve keyifli bir hale getirdik. Geçit vermeyen dağları Cankurtaran, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal, Salarha, Assos, Troya, Sabuncubeli, Ovit ve Zigana gibi tünellerimizin konforuyla geçilebilir kıldık. Üretim merkezleri ile limanlar arasında kesintisiz, hızlı ve konforlu bağlantı sağlayan Kuzey Marmara, İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Aydın-Denizli Otoyolları gibi mega karayolu projelerini tamamlayarak hizmete sunduk" şeklinde konuştu. "2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı bugün 30 bin kilometreye çıkardık" Doğu-batı, kuzey-güney demeden ülkenin yüksek standartlı yollarla donatıldığını söyleyen Bakan Uraloğlu, "2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı bugün 30 bin kilometreye çıkardık. Sadece 6 il bölünmüş yollarla bağlıyken, şimdi 77 ili birbirine bağladık. Otoyol uzunluğumuzu bin 714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye yükselttik. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 819 kilometreye, tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden 847 kilometreye çıkardık. Sadece geçen sene 57 kilometre tünel yaptık. Bu köprü ve tünelleri uç uca eklesek, İstanbul’dan Iğdır’a uzanan bir mesafeden fazlası ediyor. Bugün bölünmüş yollarımızın uzunluğu yol ağının yüzde 44’ünüoluşturmasına rağmen, bütün yol ağımızda hareket eden trafiğin yüzde 83’üne hizmet sunuyor" ifadelerini kullandı. "Bölünmüş yol yatırımlarımızla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdık" Bölünmüş yol yatırımlarıyla trafik güvenliğinin arttırıldığını söyleyen Bakan Uraloğlu, "Bölünmüş yol yatırımlarımızla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında da büyük düşüş sağladık. 100 milyon taşıt-kilometre başına hayatını kaybeden kişi sayısını yüzde 81 azalttık. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı yaklaşık 8.5 milyon ve bölünmüş yol uzunluğumuz 6 bin 101 kilometre iken şehirlerarasındaki ortalama hızımız saatte 40 kilometreydi. Yeni yol yatırımlarımız sayesinde bugün ülkemizdeki araç sayısı 33,6 milyonu geçmesine rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye çıkmış durumda. Bu, bölünmüş yolların her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" diye konuştu. "Bölünmüş yol ağımız ve otoyollarımız sayesinde zamandan ve akaryakıttan her yıl toplam 303 milyar lira ekonomik fayda sağladık" Bakan Uraloğlu, "2002 yılından bugüne kadar karayolları kapsamında tam 171 açılış törenimize katılarak, bu eserleri milletimizin hizmetine sundunuz. Özellikle 90 açılışla 2018 yılı sonrasındaki törenlerimize yoğun katılımınız, iradenizin ve kararlılığınızın en güçlü göstergesidir. Sizin sahada olmanız, projelerin hızını daha da artırmış, engelleri aşmamızı kolaylaştırmış ve ülkemizin ulaşım sektöründeki başarılarını taçlandırmıştır. Bugün ulaştığımız 30 bin kilometrelik bölünmüş yol ağımız da sadece bir rakam değil, ülkemizin kalkınma destanıdır. Her bir kilometresi vatandaşlarımızın günlük hayatına doğrudan dokunan, işine, aşına, ailesine daha güvenli ve hızlı ulaşmasını sağlayan somut bir kazanımdır. 30 bin kilometre demek dünyanın çevresinin dörtte üçü demek. Bölünmüş yol ağımız ve otoyollarımız sayesinde zamandan ve akaryakıttan her yıl toplam 303 milyar lira ekonomik fayda sağladık. Ayrıca yıllık 6,3 milyon ton karbon emisyonunu atmosferimizden bertaraf ediyoruz. Gelecek nesillerimize de daha temiz bir Türkiye bırakıyoruz" dedi. "Bölünmüş yol ağımızı öncelikle 31 bin 250 kilometreye, sonra da 38 bin 60 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz" Bölünmüş yol ağını 31 bin 250 kilometreden 38 bin 60 kilometreye çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, "Biz de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak planlamalarımızı tam bu anlayışla hayata geçiriyoruz. İşte bugün 30 bin kilometreye ulaşan bölünmüş yol ağımız da bu vizyonun somut neticesidir. Bölünmüş yol ağımızı öncelikle 31 bin 250 kilometreye, sonra da 38 bin 60 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Geleceğin ulaşım sistemlerinde entegrasyonu merkeze koyarak bizleri daha ileriye taşıyacak proaktif politikalarımızla bağlantısallığı artıran ve akıllı ulaşım sistemleriyle donatan yeni bir ulaşım çağı başlatacağız" diye konuştu. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 30 Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, yüklenici firmaların genel müdürleri ve davetliler katıldı.
Eskişehir Eskişehir Türk Ocağı’nda ‘Nüfus Mübadelesi’ anlatıldı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Marttin, Eskişehir Türk Ocağı’nın gelenekselleşen "Perşembe Sohbetleri" kapsamında yaptığı "İmparatorluk’tan Ulus Devlete Geçişin Sancılı Mirası: Nüfus Mübadelesi" başlıklı konuşmasında, zorunlu göçün hukuki, tarihi ve sosyal boyutlarını dinleyicilerle paylaştı. Mübadelenin, yakın tarihte Türkiye ile Balkan ülkeleri arasındaki kitlesel nüfus değişimini ifade ettiğini belirten Marttin, bu sürecin sadece 1923 Türk-Yunan Mübadelesi ile sınırlı kalmadığını, 1913 İstanbul Antlaşması ile Osmanlı ve Bulgaristan arasında gerçekleşen ilk organize nüfus değişiminin de bu sürecin bir öncülü olduğunu vurguladı. Lozan ve zorunlu göç Konuşmanda, 1923 Türk-Yunan Mübadelesi hakkında çarpıcı veriler paylaşan Prof. Dr. Marttin, Lozan Barış Antlaşması’na ek protokol uyarınca Türkiye ve Yunanistan’ın kendi yurttaşlarını din esası üzerine zorunlu göçe tabi tuttuğunu hatırlattı. Marttin, bu anlaşma ile Anadolu’dan yaklaşık 1 milyon 200 bin Ortodoks Hristiyan’un Rum Yunanistan’a; Yunanistan’dan ise 500 bin Müslüman Türk’ün, Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldığını anlatan Marttin, İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin bu uygulamanın dışında tutulduğu belirtti. Devletin iskân politikası ve mülkiyet sorunu Yeni kurulan Cumhuriyetin bu devasa nüfus hareketini yönetmek için 13 Ekim 1923’te "Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti"ni kurduğunu belirten Marttin, gelen mübadillerin Samsun, Adana, Balıkesir, İzmir ve Manisa gibi illere yerleştirildiğini ifade etti. Konuşmada, mübadillerin geride bıraktıkları malların tasfiyesi ve tazminat sorunlarının yıllarca sürdüğü, bu krizin ancak 1930 yılında imzalanan Ankara Sözleşmesi ile taşınmazların bulundukları ülkenin mülkiyetine geçmesi kararıyla aşılabildiği vurgulandı. Kaçınılmaz bir cerrahi müdahale Mübadelenin sosyal ve ekonomik etkilerine de değinen Prof. Dr. Marttin, Türkiye’ye gelen nüfusun ekserisinin tarım sektöründen olmasının tarımsal işgücüne katkı sağladığını, ancak giden Rum nüfusun sanayi ve zanaat alanında bıraktığı boşluğun uzun süre doldurulamadığını belirtti. Konuşmasını, mübadelenin her iki toplumda derin yaralar açmasına rağmen dönemin şartlarında kaçınılmaz olduğunu belirterek sonlandıran Marttin, bir Rum mübadilin yıllar sonra sarf ettiği, "Atatürk ve Venizelos iyi yaptı. Yoksa şimdi Bosna gibi olabilirdik. Bir yerden patlak verirdi" sözleri hatırlattı. Soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı tarafından Prof. Dr. Volkan Marttin’e şükran beratı takdim edildi.
İstanbul Bakan Fidan: "Sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından her iki bakan da ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Şişli’de bir otelde gerçekleşen görüşmede tarihi bağlara sahip Türkiye ve İran arasındaki ilişkiler, bölgesel güvenlik, istikrar, refah ve ticaret ve gibi konu başlıkları yer aldı. Toplantıya her iki ülkenin dışişleri yetkilileri, temsilciler ve yurt dışında birçok gazeteci katıldı. . Görüşmelerin tamamlanmasının ardından her iki bakan kameraların karşısına geçip ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yaptığı konuşmada Türk dış politikasında öncelikli hedeflerinin bölgesel istikrar ve sınır güvenliği olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, İran’ın huzuru ve refahını da ayrıca önemsediklerini söyledi. "PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir" İran’da son günlerde meydana gelen toplumsal olayları takip ettiklerini aktaran Bakan Fidan, "Protestolarda meydana gelen ölümler nedeniyle derin üzüntü duyduğumuzu ve İran halkına baş sağlığında bulunduğumuzu yinelemek isterim. Hadiselerin büyük ölçüde yatışmış olması memnuniyet vericidir. Sükûnetin kalıcı olmasını diliyoruz. İran’ın iç meselelerinin dış müdahale olmaksızın İran halkı tarafından barışçıl şekilde çözülmesini temenni ediyoruz. Diğer taraftan PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir. PKK ya karşı ortak bir mücadele sergilememiz gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz. İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımların kalkmasının ve İran’ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır" dedi. "Sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta" Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduklarını her fırsatta tüm muhataplara da bu şekilde aktardıklarına dikkat çeken Bakan Fidan,’’ Cumhurbaşkanımız bu sabah Pezeşkiyan’la telefonda görüştüler. Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de Irak’ta Afganistan’da Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta. Geçmişin yaralarını sarmaya çalışırken bölgemizde başka bir yaranın açılması hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bölge ülkeleri huzur istikrar ve barış istemektedir. Bu bağlamda tarafları müzakere masasına çağırıyoruz. Müzakere masası kurulduğunda da sorunların ayrı ayrı ele alınmasının çözüme ulaşılmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyoruz. Bugün yaptığımız görüşmede bu hususları değerli kardeşim Arakçi’ye bizzat aktardım" diye konuştu. "İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir" İsrail’in ABD’ye İran askeri sahaları yapmaya ikna etmeye çalıştığını söyleyen Bakan Fidan, "İsrail’in bu çabaları bölgemizin kırılgan durumdaki istikrarına büyük zarar verme potansiyeli taşımaktadır. ABD yönetiminin sağduyuyla hareket ederek buna fırsat vermeyeceğini ümit ediyoruz. İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir" dedi. "Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir" İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede Gazze konusunu da gündeme getirdiklerini aktaran Bakan Fidan, ateşkesin sağlanmasında Türkiye’nin çok büyük bir katkı sağladığını vurguladı. Gazze Barış Planı’nın artık ikinci aşamasına geçildiğini belirten Bakan Fidan, "Barış Kurulu mekanizmalarında yer almaktayız, ben de Gazze’nin yönetimi ulusal Komitesi ve yüksek temsilcilerin çalışmalarına destek vermek üzere Gazze Yürütme kurulu çalışmalarına katılacağım. Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir. Gazze’nin sınırları değiştirilmelidir, Gazze’de yeniden imar Gazze halkının ihtiyaçları ve geleceği esas alınarak Gazzeliler için gerçekleştirilmelidir. Türkiye olarak bu esaslar temelinde sorumluluk almakta ve en iyi hissiyatı üstlenmekteyiz" dedi. "Cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta" Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürdüklerini kaydeden Bakan Fidan, "Bilindiği gibi 24 Ocak‘ta uzatılmış bir Çatışmasızlık süreci yaşanmakta bugünde entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk. Gece itibarıyla bize mesajlar gelmişti bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye’nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor, cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta, diğer taraftan ortak komşumuz Irak’ta parlamento seçimleri sonrasında yeni hükümetin kurulmasına üyelik sürecini de yakından takip etmekteyiz. Değerli dostumla Irak’ta güvenlik ve istikrar ortamının idamesinin hem ülkelerimiz hem bölgemiz için taşıdığı önemin altını da çizdik. Yeni kurulacak Irak hükümeti ile bu doğrultuda yakın çalışma arzusu ve iradesine sahibiz. Değerli basın mensupları Türkiye ve İran bulundukları coğrafyanın iki önemli aktörüdür. Bu çerçevede temasların devamlılığını sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil bölgesel güvenlik ve refah içinde yararlı olduğuna yürekten inanıyorum" diye konuştu.