ASAYİŞ - 11 Mart 2026 Çarşamba 19:54

Bursa’da iftara dakikalar kala feci kaza: 1 ölü

A
A
A
Bursa’da iftara dakikalar kala feci kaza: 1 ölü

Bursa’nın İznik ilçesinde iftar saatine yakın meydana gelen trafik kazasında bisikletiyle seyir halinde olan yaşlı adam, otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti.


Kaza, İznik-Orhangazi karayolu üzerinde, İznik Devlet Hastanesi karşısında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Gökhan A. idaresindeki 16 AOF 202 plakalı otomobil, bisikletiyle ilerleyen Derviş Ahmet Fidan’a (63) ye çarptı. Çarpmanın şiddetiyle yere savrulan yaşlı adam ağır yaralandı.


İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaşlı adam, ambulansla kaldırıldığı İznik Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.


Polis ekipleri kazayla ilgili tahkikat başlattı.



Bursa’da iftara dakikalar kala feci kaza: 1 ölü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Bakan Güler: "Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almaktadır" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almakta, istikrar adası olarak güvenliğin merkezi olma konumunu sürdürmektedir" dedi. Muş programı kapsamında ilk olarak Valiliği ziyaret eden Bakan Güler, ardından Muş Valisi Avni Çakır’dan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. AK Parti Muş İl Başkanlığı’na geçen Güler, burada AK Parti Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek ve AK Parti Muş İl Başkanı Melik Emre ile bir araya geldi. Partililere hitap eden Güler, Muş’ta bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti. Güler, köklü tarihi ve kültürel mirasıyla Anadolu’nun kadim şehirlerinden biri olan Muş’ta vatandaşlarla ve partililerle bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade etti. Program kapsamında partililerle sohbet eden ve yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Bakan Güler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek, "Güzel şehrimiz Muş yalnızca bölgesinde değil Anadolu’nun tamamının hafızasında özel bir yere sahiptir. 1071’de Anadolu’nun kapılarının milletimize açıldığı Muş’un güzide parçası Malazgirt, kahramanlıkla cesaretin sabırla gayretin imanla birlikle dirilişin destansı bir şekilde yazıldığı yerdir. Anadolu’daki yeni ve büyük medeniyet yürüyüşümüze ilk ev sahipliği yapan Muş Sultan Alparslan’ın emanetini asırlar boyunca yaşatmış Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan tarihi süreçte nice fedakarlıklara da sahne olmuştur. Nitekim Murat Nehri’nin serin sularıyla yetişen Muş’un yiğit evlatları vatan aşkıyla gönüllü olarak Yemen’in kızgın çöllerine göreve gitmişlerdir. Muş Birinci Dünya Savaşı yıllarında da Rus işgali ve Ermeni çetelerinin zulmüyle ağır bir sınavdan daha geçse de diğer illerimiz gibi kısa sürede toparlanarak yeniden ayağa kalkmayı başarmıştır" dedi. Milli Mücadele döneminde Muş halkının, Müdafaa-i Hukuk teşkilatları aracılığıyla ilhak ve işgal girişimlerine karşı güçlü bir duruş sergilediğini ifade eden Güler, "Tarih bize kanıtlamıştır ki bu millet ne zaman zorlukla karşılaşsa, kenetlenmeyi bilmiş, omuz omuza vererek yaralarını sarmayı başarmıştır. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyor, birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Yıllardır ülkemizin başına bela olan terörün tamamen ortadan kaldırılması ülkemizin geleceği açısından kritik bir hedef olarak karşımızda durmaktadır. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimizin kararlılıkla yürüttüğü Terörsüz Türkiye hedefi, hem kalıcı güvenlik ortamına ulaşmamıza hem de toplumsal barış ve kardeşliğimizin güçlendirilmesine yönelik tarih, bir karardır. Zira küresel güçlerin maşa olarak kullandığı terör örgütleri, yıllardır bu birlik zemininin altını oymaya ve kaynaklarımızı heba etmeye çalışmıştır. Artık milletimizin engin feraseti ve devletimizin sarsılmaz kararlılığıyla bu karanlık sayfanın bir daha açılmamak üzere kapanması için güçlü bir irade ortaya konulmaktadır. Terörün olmadığı güvenin huzurun ve refahın hakim olduğu bir Türkiye, sadece bugünün değil, yarınlarımızın da en güçlü teminatıdır" ifadelerini kullandı. Güler, son dönemde bölgede yaşanan istikrarsızlıklar, çatışmalar ve savaşa dönüşen gelişmelerin giderek artan risk ve tehdit gerçeğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ne kadar gerekli ve stratejik olduğunun bir kez daha görüldüğünü ifade etti. Bakan Güler, "Nitekim, İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesi, bölgemizi yeni bir ateş çemberine sürüklemiştir. Savaşın genişlediği güvensizliğin sürekli yayıldığı bir coğrafyada Türkiye, çatışmanın değil barışın ve sağduyunun tarafında yer almakta, istikrar adası olarak güvenliğin merkezi olma konumunu sürdürmektedir. Bu güçlü konum, etkin ve saygın askeri kapasitemizle birlikte yerli ve milli savunma sanayimizin genç ve dinamik nüfusumuzun gelişen ekonomimizin en önemlisi de devlet millet dayanışmamızın ürettiği bir neticedir. Ülkemiz müzakere masalarında etkin çözümler üreten sahada caydırıcılığı hissedilen bulunduğu her coğrafyada güven veren bir ülkedir. Bizim önceliğimiz, daha fazla felakete yol açmadan karşılıklı saldırıların durdurulması yeniden diyalog ve diplomasi kanallarının açılmasıdır. Bu tutumumuzla birlikte İran’dan Lübnan’a geniş bir alanda etkisini gösteren çatışmaları yakından takip ediyor, hiçbir ihtimali göz ardı etmeden her gelişmeyi ülkemizin çıkarları doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Esasen, önleyici ve stratejik esaslara dayalı savunma güvenlik politikamız doğrultusunda, sadece bu süreçte değil önceden beri her türlü kriz ve tehdit durumuna uygun hazırlıklarımız bulunmaktadır. Son gelişmelere göre de karada havada denizde sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık. Ülkemizin hak ve menfaatlerini her şartta korumaya milletimizin güvenine layık olmaya yönelik azmimiz kudretimiz ve kararlılığımız tamdır. Bu noktada kahraman ordumuzun sahip olduğu yüksek kabiliyet, disiplin ve fedakarlık ile yüksek teknolojik donananım ve milletimizin sarsılmaz desteği en önemli güvencelerimizdir" şeklinde konuştu. Güler, Türkiye’nin savunma sanayi başta olmak üzere ekonomi, altyapı, ulaştırma, sağlık ve turizm gibi birçok alanda önemli gelişmeler kaydettiğini belirterek, şunları söyledi: "Yapılan yeni yollarla hastanelerle okullarla sosyal yatırımlarla şehirlerimizin çehresi değişmekte gelişimi hızlanmaktadır. Esasen şehirlerimizin kalkınması üretim kapasitelerinin artması ve gençlerimizin geleceğe umutla bakabilmesi Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen eser ve hizmet siyasetinin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde Türkiye Yüzyılı hedeflerimize adım adım yaklaşırken her bir şehrimiz de kendi potansiyeliyle bu kutlu yürüyüşümüzün ayrılmaz bir parçası olmaktadır. Teşkilatlarımız da bu konuda kendi bölgelerinde önemli sorumluluklar üstlenmektedirler. Şunu özellikle belirtmeliyim ki il ve ilçe teşkilatlarından kadın ve gençlik kollarına kadar her kademede görev alan teşkilat mensuplarımızın, eser ve hizmet siyasetini en doğru şekilde milletimize anlatması, vatandaşlarımızın beklentilerini ve isteklerini de dikkatle takip ederek çözüm yollarını aramaları ve dertlerine derman olmaya çalışması hayati önemdedir. Şüphesiz bu konuda ortaya konacak samimi gayretler millet ve devlet arasındaki güçlü bağı daha da pekiştirecektir. Bu düsturla çalıştığını görmekten memnuniyet duyduğum sizlerin bundan sonra da durmadan yorulmadan gayret göstererek daha fazla insanımıza dokunacağınıza ülkemize hizmet etmek için büyük bir şevkle çalışmalarınıza devam edeceğinize yürekten inanıyorum. Bizler de Muş’umuzun daha fazla kalkınması hak ettiği refaha ulaşması ve ihtiyaç duyduğu tüm yatırımları alması noktasında şehrimizin yani sizlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Malazgirt’ten bugüne taşıdığı milli ruhla Türkiye’nin birlik ve kardeşlik yürüyüşünde önemli bir yere sahip olan bu güzel şehir, bundan sonra da büyük ve güçlü Türkiye yolculuğunun en güçlü destekçilerinden biri olacaktır." Güler, programın ardından kent merkezinde esnafı ziyaret ederek vatandaşlarla bir süre sohbet etti ve taleplerini dinledi. Programa, belediye başkanları, meclis üyeleri ve partililer katıldı.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye her zaman savaşın değil barışın yanındadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim, İran krizindeki tavrımız gayet berraktır ve nettir. Türkiye her zaman savaşın değil, barışın yanındadır. Çatışmanın değil, diplomasinin tarafındadır. Kaos ve kargaşanın değil, huzur ve istikrarın safındadır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde AK Parti Önceki Dönem Milletvekilleri, MYK Üyeleri ve Grup ile İftar Programı’na katıldı. Erdoğan, Türk milletinin ve İslam aleminin Ramazan-ı Şerif’ini canı gönülden tebrik ettiğini söyleyerek, son 10 günü idrak edilen bu günlerin mağfirete, rahmete ve berekete vesile olmasını diledi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete uğurlanan Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ı, Samsun Milletvekili Mustafa Demir’i, Manisa Milletvekili İsmail Bilen’i, Muğla Milletvekili Ali Boğa’yı, Kocaeli Milletvekili Cemalettin Kaflı’yı, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ü, Uşak Milletvekili Mehmet Altay’ı ve rahmete kavuşan yol arkadaşlarını şükranla yad etti. "Bugün Türkiye, her zamankinden daha zengin, daha özgür, daha çoğulcu, demokrasisi, daha güçlü bir ülkedir" Yegane amaçlarının binlerce yıllık bir medeniyete, köklü bir devlet geleneğine ve muazzam bir hayat bilgisine sahip olan Türk milletine hayırlı hizmetlerde bulunmak olduğunu aktaran Erdoğan, "Bismillah deyip yola çıktığımız ilk günden beri hep bu anlayışla çalıştık. ‘Halka hizmet hakka hizmettir’ düsturuyla hiçbir ayrım yapmadan aziz milletimizin hizmetkarı olduk. Karşılaştığımız bütün zorlukları milletimizin desteği ve duası sayesinde beraber aştık. ‘Yeter, söz de karar da milletin’ diyerek sözü de kararı da asıl ve asil sahibine yani milletimize tebliğ ettik. Demokrasiye, milli iradeye, hak ve özgürlükler üzerine düşen gölgeleri sizlerle beraber kaldırdık. Gezi kalkışmasından 17-25 emniyet yargı kumpasına, 15 Temmuz darbe ve ihanet teşebbüsüne milletin iradesini ve istikbalini hedef alan saldırıları aynı şekilde beraber savuşturduk. Eğitimden ulaşıma, sağlıktan emniyete, savunma sanayiinden adalete her biri sessiz devrim niteliğindeki dev adımları sizlerle beraber atlattık. Milletimizin her bir ferdinin bu devletin eşit ve onurlu bireyleri olarak kendilerini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye’yi sizlerle beraber inşa ettik. Türkiye’yi şaha kaldırdık. Bu ülkeyi sizlerle birlikte kanatlandırdık. Varsın birileri halen görmemekte ısrar etsin. Ortak çabalarımızla bugün Türkiye her zamankinden daha zengin, daha özgür, daha çoğulcu, demokrasisi, daha güçlü bir ülkedir" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye hedefimizi de çağa damgamızı vuracağımız Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu da milletimizle hayata geçireceğiz" Günümüzde Türkiye’nin bölgesinde istikrar adası olarak günden güne yıldızı parlayan bir ülke olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "‘Bu yol Türkiye’nin yolu, bu yol milletimizin yolu’ diyerek çıktığımız, merkezinde eser ve hizmet siyaseti olan kutlu yolu yaklaşık yirmi beş yıldır birlikte yürüyoruz. Hem ülkemizin hem bölgemizin önünde kardeşlikle huzurla ve istikrarla dolu bembeyaz bir sayfa açacağımız ‘terörsüz Türkiye’ hedefimizi de çağa damgamızı vuracağımız Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu da inşallah yine sizlerle ve milletimizle birlikte hayata geçireceğiz" ifadelerini kullandı. Yorulmadan, yılmadan, rehavete kapılmadan yola devam edeceklerine dikkat çeken Erdoğan, ‘aşkla koşan yorulmaz’ düsturuyla Türk milleti için geceyi gündüz etmeyi sürdüreceklerini sözlerine ekledi. "Bu çatı altında küslüğün, dargınlığın, kırgınlığın yeri yoktur ve olamaz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin her şeyden önce bir dava hareketi olduğunu ve dava adamının emeklisinin olmayacağını kaydederek, "Dava adamı her zaman sahadadır. Aklıyla, gönlüyle, çalışmalarıyla yol ve mücadele arkadaşlarının yanındadır. Bu çatı altında küslüğün, dargınlığın, kırgınlığın yeri yoktur ve olamaz. Biz yalnızca günü kurtaran günü birlik politika üreten bir kadro değiliz. Biz ortaya eser koyan, hizmet koyan, vizyon koyan, geleceğe dönük projeksiyonu olan bir erdemliler hareketiyiz. Sizler her biriniz benim yol ve dava arkadaşım olduğunuz kadar aynı zamanda bu partinin kendisi, omurgası ve ortak aklısınız. Sizler aynı zamanda çok köklü bir tecrübenin sahiplerisiniz. Bu tecrübeyi partimizin farklı kademelerinde görev alan genç kardeşlerimize aktarmanız, bilginizle, deneyiminizle onlara adeta siyasi koçluk yapmanız onlara yol göstermeniz çok çok önemlidir. İç cephemizin tahkim edilmesinde ahdimizin, kavlimizin, kardeşliğimizin güçlendirilmesinde sizlere önemli görevler düşüyor. Aynı şekilde yeni kuşaklarla köprü kurmak, üye sayısı on bir buçuk milyonu aşan AK Parti ailesini daha da genişletmek noktasında sizlerden katkı beklediğimin altını özellikle çizmek istiyorum. Yeni Türkiye’yi sizlerle birlikte kurduk. Türkiye yüzyılını da yine inşallah sizlerle ve gençlerimizle birlikte hem de tüm cephelerde en üstü şekliyle hayata geçireceğiz" açıklamasında bulundu. "Coğrafyamız kibir sendromuna kapılmış bir katliam şebekesinin elinde yavaş yavaş felakete doğru sürüklenmektedir" Bölgeyi kana ve gözyaşına boğan sarsıntıların şiddetinin 28 Şubat’ta başlayan İran’a yönelik saldırılarla daha da arttığını vurgulayan Erdoğan, "Bölgeyi terörize ederek güvenliğini sağlayacağını düşünen İsrail, bir yandan Gazze’de zaten uymadığı ateşkesi hiçe sayarak saldırılarını yoğunlaştırırken, diğer yandan da Lübnan’ı işgal girişimine başlamıştır. Coğrafyamız kibir sendromuna kapılmış bir katliam şebekesinin elinde yavaş yavaş felakete doğru sürüklenmektedir. Her geceyi sığınaklarda geçiren İsrail halkı bile Holokost’tan sonra başlarına gelen en büyük felaketin Netanyahu olduğunu artık açıkça dile getirmektedir. Dalga boyu giderek artan bu sarsıntıların etkilerine sadece coğrafyamızda değil ekonomiden, ticarete, turizmden, enerjiye, birçok alanda tüm dünyada şahit oluyoruz" dedi. "Türkiye her zaman savaşın değil, barışın yanındadır" Küresel ekonominin Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından en belirsiz günlerini yaşadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Savaşın uzaması durumunda dünyanın nereye savrulacağını tam olarak kimse kestiremiyor. Başkasının zararını kendi karımız olarak asla göremeyiz. Başkalarının açısından rant devşirmek gibi bir hesabın içinde olmayız. Bizim, İran krizindeki tavrımız gayet berraktır ve nettir. Türkiye her zaman savaşın değil, barışın yanındadır. Çatışmanın değil, diplomasinin tarafındadır. Kaos ve kargaşanın değil, huzur ve istikrarın safındadır. Düşmanlaştırmanın değil, yakınlaştırmanın peşindedir. Artık bölgemizde gözyaşları dinsin, çatışmalar dursun, sulhu sükun hakim olsun istiyoruz. Türkiye olarak ellerin tetikten çekilmesi, ateşkesin sağlanması, müzakere masasına tekrar dönülmesi için yoğun gayret sarf ediyoruz. Alev daha fazla büyümeden, ateş çemberi daha fazla genişlemeden, daha fazla can yanmadan, kan dökülmeden yangını söndürmenin derdindeyiz. Ana muhalefetin başındaki zat ve avanesi gözlerini hakikatlere kapatsa da, başta milletimiz olmak üzere tüm insanlık Türkiye’nin samimi gayretlerini görmekte, çabalarımızın devamı noktasında bizleri yüreklendirmektedir. Müslümanlar olarak şuna da tüm kalbimizle inanıyoruz; Cenab-ı Hak, şerleri hayır eyler. Herkesin bir hesabı varsa, Allah’ın da mutlaka bir hesabı vardır. İnşallah yaşadığımız bu sıkıntılar geçecek, en çok masum çocukları ve sivilleri vuran bu fırtına dinecek, bölgemizin önünde çok farklı bir ufuk belirecek, çok daha aydınlık bir şafak sökecektir. Şimdiye kadar karşılaştığımız krizlerde hem millet, hem de teşkilat olarak birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz bizim tüm süreçlerden salimen çıkmamızı sağlayan en büyük değerlerimiz olmuştu. Allah’ın izniyle bu türbülanstan da yine birlik ve beraberliğimize sarılarak çıkacağız."